Ttk 732
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1716 E. 2017/4452 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/732']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 732↗ temlik cirosu↗ yetkili hamil↗ rehin↗ ciro↗ ispat yükü↗ mahsup↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ temlik↗ havale↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun teminatı olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun mahsup edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun havale ile ödendiği, hamilin halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, rehin veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının yetkili hamili olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu çekin keşidecisinin davalı olduğu, davacının kredi borçlusu olan dava dışı şirket emrine düzenlendiği ve davacının da çeki dava dışı şirketten temlik cirosu ile devraldığı anlaşılmaktadır. İşbu dava, keşideci davalı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde yer alan sebepsiz zenginleşme davası olup, bu madde hükmüne göre, zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir. Bu durumda, mahkemece sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükünün davalı keşidecide olduğu kabul edilerek bir karar vermek gerekirken; TTK'nın 732. maddesi dikkate alınmaksızın, alınan çekin dava dışı şirketin kredi borcundan davacı tarafça mahsup edilmediği, kredi alacağının dava dışı şirkete karşı halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/151 E. 2016/3749 K.
Ortak:ciro · ispat yükü · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · zamanaşımı · zamanaşımı ['6102/732']
İncelediğiniz karardaİşbu dava, «keşideci» davalı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun «teminatı» olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun «mahsup» edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun «havale» ile ödendiği, «hamilin» halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, «rehin» veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin «ciro» edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının «yetkili hamili» olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında «sebepsiz zenginleşme» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece «sebepsiz zenginleşmediğini» «ispat yükünün» davalı «keşidecide» olduğu kabul edilerek bir karar vermek gerekirken; TTK'nın 732. maddesi dikkate alınmaksızın, alınan çekin dava dışı şirketin kredi borcundan davacı tarafça «mahsup» edilmediği, kredi alacağının dava dışı şirkete karşı halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme s …
Benzer bu karardaÖ.. yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde (6762 sayılı TTK'nın 644. maddesi) yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene («keşideciye») aittir.
M.. «ciro» yoluyla devretmiş, çekin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı tarafça «çek» icra takibine konu edilmiş ancak «zamanaşımı» nedeniyle çek bedelini tahsil edememiş ve davacı işbu davayı açarak «keşideci» ve «cirantadan» alacağının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «hamili» olduğu 13/10/2015 keşide tarihli 3.000,00 TL'lik çekin «zamanaşımına» uğramış olduğu, davacının alacağını ispat için delil listesinde «tanık deliline» dayanmadığı, karşı tarafa «yemin teklifinde» de bulunmak istemediği, genel alacak kurallarına göre davasını ispat etmesi gerekirken ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · yemin teklifi · ciranta · yemin · çek
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «hamili» olduğu 13/10/2015 keşide tarihli 3.000,00 TL'lik çekin «zamanaşımına» uğramış olduğu, davacının alacağını ispat için delil listesinde «tanık deliline» dayanmadığı, karşı tarafa «yemin teklifinde» de bulunmak istemediği, genel alacak kurallarına göre davasını ispat etmesi gerekirken ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
M.. «ciro» yoluyla devretmiş, çekin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı tarafça «çek» icra takibine konu edilmiş ancak «zamanaşımı» nedeniyle çek bedelini tahsil edememiş ve davacı işbu davayı açarak «keşideci» ve «cirantadan» alacağının tahsilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18019 E. 2015/2780 K.
Ortak:sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun «teminatı» olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun «mahsup» edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun «havale» ile ödendiği, «hamilin» halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, «rehin» veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin «ciro» edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının «yetkili hamili» olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında «sebepsiz zenginleşme» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
İşbu dava, «keşideci» davalı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir.
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu çekin «keşide tarihinin» 10.10.2011 olduğu, «ibraz» süresinin geçtiği ve «kambiyo senedi vasfını» yitirdiği, buna rağmen davacının TTK'nun 732. maddesi «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayanarak hak iddiasında bulunabiliceği, ancak poliçeden doğan borcu düşmüş olan «cirantaya» karşı böyle bir istemin ileri sürülemeyeceği, ayrıca bu istemin de poliçenin zaman aşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senedi vasfı · keşide tarihi · ciranta · kambiyo senedi · def'i · çek · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu çekin «keşide tarihinin» 10.10.2011 olduğu, «ibraz» süresinin geçtiği ve «kambiyo senedi vasfını» yitirdiği, buna rağmen davacının TTK'nun 732. maddesi «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayanarak hak iddiasında bulunabiliceği, ancak poliçeden doğan borcu düşmüş olan «cirantaya» karşı böyle bir istemin ileri sürülemeyeceği, ayrıca bu istemin de poliçenin zaman aşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülm …
Dava, temel ilişkiye dayalı olarak «çek» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ancak, davacı dava dilekçesinde ve yargılama sırasında davasını sebepsiz iktisap davası olarak nitelendirmemiş, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, bu nedenle davalıdan alacaklı olduğunu iddia ederek delil olarak da süresinde «ibraz» edilmeyen çeke dayanmıştır.
Ayrıca, davalılardan ... tarafından zaman aşımı «def»'inde bulunulmadığı gibi, diğer davalı Şükrü tarafından ise işbu davaya değil, icra takibinin başlama tarihine yönelik bir itirazda bulunulmuş olup, davalıların süresi içerisinde usulüne uygun olarak ileri sürdükleri bir zaman aşımı defi de bulunmamasına rağmen mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1716 E. , 2017/4452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/11/2015 tarih ve 2014/398-2015/618 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, borçlu davalının keşide ettiği Yapı Kredi Bankası...Şubesi'ne ait ... çek no.lu, 30.01.2014 keşide tarihli, 30.000 TL meblağlı çekten ötürü icra takibine geçildiğini, davalının süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğunu, davaya konu çekin keşideci davalı tarafından müvekkilinin kredi borçlusu Side Kristal Mut. Ekip Ltd. Şti. emrine düzenlendiğini, dava dışı şirketin müvekkiline çeki temlik cirosu ile devir ve temlik ettiğini, çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmediğini ve tahsil edilemediğini, bu itibarla müvekkilinin başvurma hakkını kullanamadığını, davalının çekteki meblağ kadar sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 30.000 TL'nin 30.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekte son ciranta takip alacaklısının davacı olarak göründüğünü, fakat takip alacaklısının çek üzerindeki cirosunun kendisi tarafından iptal edildiğini, takibe konu çekin bankaya ibraz edilmediğini, davacının elinde bulundurduğu çekin dava dışı şirket tarafından davacı bankadaki kredi hesabına yatırıldığını ve ibraz süresinden önce çek bedelinin ödendiğini, davacının elinde bulundurduğu işbu çeki dava dışı şirkete iade etmeyerek bu borçluya ait kalan kredi alacağına karşılık teminat olarak sakladığını, alacaklı banka kayıtları incelendiğinde bu hususunun açıkça ortaya çıkacağını, işbu alacağın konusuz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun teminatı olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun mahsup edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun havale ile ödendiği, hamilin halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, rehin veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının yetkili hamili olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu çekin keşidecisinin davalı olduğu, davacının kredi borçlusu olan dava dışı şirket emrine düzenlendiği ve davacının da çeki dava dışı şirketten temlik cirosu ile devraldığı anlaşılmaktadır. İşbu dava, keşideci davalı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde yer alan sebepsiz zenginleşme davası olup, bu madde hükmüne göre, zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir.
Bu durumda, mahkemece sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükünün davalı keşidecide olduğu kabul edilerek bir karar vermek gerekirken; TTK'nın 732. maddesi dikkate alınmaksızın, alınan çekin dava dışı şirketin kredi borcundan davacı tarafça mahsup edilmediği, kredi alacağının dava dışı şirkete karşı halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/372305400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz