6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Re'sen terkin edilen şirketin ek tasfiye için ihyası ve tasfiye memuru atanması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1944 E. 2024/1860 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Şirketin ihyasıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalHak düşürücü süreZamanaşımıDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen terkin edilen bir şirketin alacaklısı, derdest icra takiplerinin sonuçlandırılabilmesi amacıyla ihya davası açmakta hukuki yarara sahiptir. Anayasa Mahkemesi'nin geçici 7. maddenin 15. fıkrasındaki beş yıllık süreyi iptal etmesi nedeniyle bu süreye dayanan hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları artık geçerli değildir. TTK 547. madde uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiği anlaşılırsa mahkeme şirketin yeniden tescili ile birlikte bu işlemleri yürütecek bir tasfiye memuru atayabilir; bu kişinin önceden tasfiye memuru sıfatı taşımamış olması, tarafların yararına olması halinde atanmasına engel değildir.

Ele alınan sorunlar

İhya davasında hukuki yarar → ret

İddia: Davalı şirket adına herhangi bir taşınmaz ve araç bulunmadığından, tasfiye edilmemiş mal varlığının 10 yıllık süre sonunda Hazine'ye devredildiği ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Terkin edilen şirket aleyhine açılmış derdest icra takip dosyalarında işlemlere devam edilerek takiplerin sonlandırılabilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazı → ret

İddia: 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası uyarınca beş yıllık hak düşürücü süre bulunduğu, davanın bu süre içinde açılmadığı ve zamanaşımı itirazının incelenmediği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli, 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı ve 15/09/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla, 6102 sayılı TTK'na 6335 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan '...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...' ibaresi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Buna göre davaya katılan şirket yetkilisinin hak düşürücü süre ve zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tasfiye memuru atanmasına ve husumete ilişkin itiraz → ret

İddia: Tasfiye memuru olarak atanan dahili davalının şirketin tasfiye edilmeden önceki yetkilisi olduğu, tasfiye memuru sıfatına haiz olmadığı ve bu nedenle husumet itirazının bulunduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirmesi halinde şirketin yeniden tescili ile birlikte bu işlemleri yapmak üzere bir tasfiye memuru atanması gerekir. Tasfiye memuru olarak atanan şirket yetkilisinin daha önce tasfiye memuru olmadığına ilişkin beyanı doğru olsa da, re'sen terkin edilen şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğinden, şirketin %99 pay sahibinin tasfiye memuru olarak atanması tarafların yararına olduğundan bu husustaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Anayasa Mahkemesi'nin TTK geçici 7. maddenin 15. fıkrasındaki beş yıllık süreyi iptal eden kararının, re'sen terkin edilen şirketlerin ihyası davalarında hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarını artık geçersiz kıldığı ve derdest icra takibinin sonuçlandırılması amacıyla açılan ihya davasında hukuki yararın var olduğu yönündeki tespitler bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin (15) numaralı fıkrasında yer alan 'silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde' şeklindeki süre, Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli, 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir; bu nedenle şirketin ihyası davasında bu süreye dayanan zamanaşımı itirazı artık ileri sürülemez.
Hak düşürücü süre
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin (15) numaralı fıkrasındaki 'silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde' ihya talebinde bulunulabileceğine ilişkin hak düşürücü süre, Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli, 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararıyla iptal edildiğinden, bu süreye dayanan hak düşürücü süre itirazı yerinde değildir.
Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası re'sen terkin ek tasfiye tasfiye memuru atanması hukuki yarar hak düşürücü süre TTK geçici 7. madde Anayasa Mahkemesi iptal kararı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK geçici 7TTK 547

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1944

KARAR NO 2024/1860

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/10/2024

NUMARASI 2024/603 Esas - 2024/813 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/12/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, ... Sanayi Ticaret LtdŞti'nin 24.02.2015 tarihinde münfesih olduğunu,müvekkil banka ile şirket arasında imzalanan genel ticari kredi sözleşmesine istinaden borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile taşıt rehininin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, İstanbul ili, Pendik İlçesi, ... Mah. ... Sok. ... parsel 3452'deki 4.115 m2'lik kat mülkiyetli ... arsa paylı ... Blok ... Kat ... numaralı bağımsız bölümdeki taşınmaz, şirket kefili dava dışı ... tarafından kullandırılan kredilere teminat olarak müvekkil davacı banka lehine 1. Derece ipotek verildiğini, yine kullandırılan kredilere teminat olarak ..., ...

ve ... plakalı araçlarda davacı müvekkil banka lehine rehin mevcut olduğunu,müvekkilinin şirketten alacağının devam ettiğini, derdest icra dosyalarından işlemlere devam edildiğini, müvekkil bankanın hak ve alacaklarının tahsili amacıyla borçlu şirketin ek tasfiye yapılmak üzere yeniden ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilip şirketin ihyasını talep etmiştir.

CEVAP

Davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili, TTK nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34 madde çerçevesinde işlem yapıldığını, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.Davalı tasfiye memuru ...

vekili, davada husumet itirazlarının olduğunu, dahili davalı müvekkilin şirketin tasfiye edilmeden önceki yetkililerinden olduğunu, tasfiye memuru sıfatına haiz olmadığını bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddini, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, zaman aşımı itirazında kabulüne karar verilmesini, davalı şirket adına herhangi bir taşınmaz ve araç bulunmadığını, şirket re’sen terkin edilmeden önce üzerinde tasfiye edilmemiş araç, taşınmaz vb. bulunması durumunda 10 yıllık sürenin geçmesiyle bu mal varlığı değerleri hazineye devredildiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, eldeki davada ihyanın dayanağı şirketin tasfiyesi talep edilmiş olup, davayı açmakta davacının hukuki yararı bulunduğu, bu nedenle davanın kabulü ile; ihyası istenen şirketin "İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas (Eski Pendik ... İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas (Eski Pendik ... İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyasındaki yargılamanın ve icra takibinin sonuçlandırılması" ile sınırlı olarak TTK 547. maddesi uyarınca işlemler sonuçlanıncaya kadar Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden tesciline, şirketin ek tasfiyesi için Ticaret Sicil'ine tesciline, bu işlemleri yapması için dahili davalı ...ün tasfiye memuru olarak atanmasına, yasal hasım konumunda bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı tasfiye memuru ... vekili, davada husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin şirketin tasfiye edilmeden önceki yetkilisi olduğunu, tasfiye memuru sıfatına haiz olmadığını, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, zamanaşımı itirazlarının incelenmediğini, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesinin 15. Fıkrası uyarınca beş yıllık bir hak düşürücü süre bulunduğunu, davacı bankanın davalı şirket adına taşınmaz ve araç olduğunu iddia ettiğini, davalı şirket adına herhangi bir taşınmaz ve araç bulunmadığını, şirket resen terkin edilmeden önce üzerinde tasfiye edilmemiş araç, taşınmaz vb. Bulunması durumunda 10 yıllık süre sonunda bu mal varlıklarının Hazine'ye devredildiğini, Yargıtay 11.

HD.'nin 2021/2714 esas, 2022/2352 karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, davacının bu davaya açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, 6102 sayılı TTK.'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen terkin edilen şirketin ihyası davasıdır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince; 01/07/2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacak olup anonim ve limited şirketler 559 sayılı TTK'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurala tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle re'sen terkin edilebilecektir.

Ticaret Sicil Müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilecek olup bu şirketler tasfiye memuru bildirmeleri halinde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirilmediği taktirde şirketlerin unvanı ise ticaret sicilden re'sen silineceği, ancak şirketin devam eden davasının bulunması halinde bu madde hükmünün uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını talep edebilecektir. Anayasa Mahkemesi’nin,6102 sayılı TTK’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7.

maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline dair, 15/09/2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı ve 22/06/2023 tarihli karar ile "İptal" edilmiştir.Buna göre ; davaya katılan şirket yetkilisinin hakdüşürücü ve zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. TTK'nın 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile sicile kayıtlı olan ...Şti.'nin geçici 7. Maddesi uyarınca 5174 sayılı kanun 10.md uyarınca re'sen 18/02/2015 tarihinde terkin edildiği, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas (Eski Pendik ... İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas (Eski Pendik ... İcra Dairesi ... Esas) sayılı derdest icra dosyalarında işlemlere devam edilerek takiplerin sonlandırılabilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunmaktadır. Tasfiye memuru olarak atanan şirket yetkilisinin tasfiye memuru olmadığına ilişkin beyanı doğru ise de resen terkin edilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekmesine göre , şirketin %99 pay sahibinin tasfiye memuru olarak atanması tarafların yararına olduğundan bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davaya sonradan katılan şirket temsilcisi aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden tasfiye memuru ...vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı tasfiye memuru ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Kararı istinaf eden tasfiye memuru tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/36682 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.