Limited şirket müdürünün azlinde ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat şartı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1713 E. 2024/1619 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Limited şirket müdürünün haklı sebeple azli davasında, TTK 630/2'de geçici hukuki koruma bakımından özel hüküm bulunmadığından HMK 389 vd. hükümleri uygulanır ve HMK 390 uyarınca tedbir talep eden davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yürütülmesi esas olduğundan, mahkemeler zorunluluk bulunmadıkça şirket yönetimine müdahale etmemelidir; davacının iddialarının haklılığı dava dilekçesi ekindeki belgelerle duraksamasız biçimde belirlenemiyorsa ve kötü yönetim/azli gerektirir nitelikte görev suistimali ancak tahkikatla ortaya çıkarılabilecekse, müdürün temsil yetkisinin tedbiren kısıtlanması talebi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Şirket müdürünün temsil yetkisinin tedbiren kaldırılması/kısıtlanması talebinin reddi → ret
İddia: Davacı vekili; davalının 2005 yılından itibaren muvazaalı işlemler, sahte genel kurul kararları, şirketi ortaklara borçlandırma ve şirket taşınmazlarının fahiş bedel altında muvazaalı satışı gibi eylemlerle şirketi zarara uğrattığını, bu eylemlerin ceza mahkemesi kararlarıyla da desteklendiğini ileri sürerek davalının müdürlükten azlini, temsil yetkisinin ihtiyati tedbirle kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını, aksi halde şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.
Gerekçe: İhtiyati tedbir talebi, şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat ve TTK 630/2 uyarınca açılan haklı sebeplerle limited şirket müdürünün azli davası kapsamındadır. TTK 630'da geçici hukuki koruma konusunda özel hüküm bulunmadığından HMK 389 vd. hükümleri uygulanır. HMK 390 uyarınca tedbir talep eden, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yürütülmesi esas olup, mahkemelerce zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi gerekir. Yaklaşık ispat, ispatın tamamen aranmayacağı anlamına gelmez; hakim iddianın ağırlıklı ihtimalle doğru olduğunu kabul etmekle birlikte aksinin de mümkün olabileceğini gözardı etmez. Somut olayda davacı ortak ile şirket ve davalı arasında haklı nedenle çıkma davası, ortaklar kurulu kararlarının iptali davaları ve ceza davası bulunduğu anlaşılmakla birlikte, ihtiyati tedbir talebi dava dilekçesiyle yapılmış olup davacının iddialarının haklılığı dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerle kesin biçimde belirlenebilecek durumda değildir. Şirket taşınmazlarının satışının davacı ortağı zararlandırma amacıyla yapılıp yapılmadığı, şirket bilançosundaki zararın davalının kötü yönetimi sonucu olduğu hususunda duraksamasız bir delil bulunmamaktadır. Kötü yönetimin varlığı ve davalının azli gerektirecek ölçüde görevini suistimal edip etmediği ancak yapılacak tahkikatla belirlenebilecektir. Bu aşamada haklı sebeple azil koşullarının mevcut olup olmadığı, delillerin toplanıp değerlendirilmesini ve yargılama yapılmasını gerektirmektedir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Limited şirket müdürünün haklı sebeple azli davasında, temsil yetkisinin ihtiyati tedbirle kısıtlanması talebinde HMK 390 uyarınca yaklaşık ispat şartının nasıl uygulanacağı ve şirket yönetimine mahkeme müdahalesinin istisnai nitelikte olması gerektiği yönünden bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ haklı sebeple müdürün azli↗ limited şirket müdürünün temsil yetkisi↗ kayyım atanması↗ geçici hukuki koruma↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1713
KARAR NO 2024/1619
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/09/2024 (Ara Karar)
NUMARASI 2024/669 Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN
TALEP İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA VE TALEP
Davacı vekili; davalı ...'nin, fiktif nitelikteki ve muhasebesel hile içeren şirketi ortaklara borçlandırma işlemleri ve şirket mülkiyetindeki taşınmazları değerinin fahiş oranlarda altındaki bedelle ve muvazaalı olarak 22.02.2024 tarihinde üçüncü kişiye satması sebebi ile kusuru doğrultusunda şirketi uğrattığı zararın tazmini maksadıyla, bilirkişi raporları vasıtasıyla gerçek zararın tespit edilmesinden sonra talebimizi artırma hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL tutarlı tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak ...'ya ödenmesine, davalı ...'nin müdürlükten azline, temsil yetkisinin ihtiyati tedbir kararıyla kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARARI
Mahkemece; somut uyuşmazlıkta, davacı ...'nin 2020012827 vergi kimlik numaralı ... San. ve Tic. AŞ'nin sermaye ortağı olduğunu, dosyanın davalısı ...'nin ise unvanı ve adres bilgilerinin verilen şirketin hakim hissedarı ve 02.02.2021 tarihli genel kurul'da alınan karar ile 02.02.2031 yılına kadar münferiden temsile yetkili müdürü konumunda olduğunu, bu yetkileri kaldırılarak TTK 426 ve TTK 427/4 maddesi uyarınca şirketin yönetimi ve temsili için kayyım atanmasını talep edilmekte olup dava dilekçesindeki taleplerin yargılamayı gerektirmesi delillerin toplanıp değerlendirme yapılması gerektiğinden yasal koşulları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin, ...'nın %20 oranında ortağı olduğunu, hisselerinin yarısının Beyoğlu ... Noterliğinin 17.02.2005 tarih ve ... yevmiyeli devir ve teslim senedi vasıtasıyla inançlı işlemle ve de bilabedel olarak davalının ikinci eşine devriyle payın %10'a düştüğünü, davalının ikinci eşiyle ... ile aynı adres ve aynı faaliyet kolunda iştigal eden ... ltd. Şti nin faaliyete geçirildiğini, Kadıköy 3. ATM'nin E. 2006/85 sayılı dosyasında ...'nin ... ile haksız rekabette bulunduğunun tespit edidiği ve dönem itibariyle şirket müdürü ...'nin azline karar verildiğini,kararın Yargıtay denetiminden de geçerek 25.01.2011'de kesinleştiğini, davalının müvekkilinin imzasını taklit ederek 01.08.2005'te ...'ya ilişkin genel kurul toplantı tutanağı düzenlediğini, anılan belgeyi noterde tasdik ettirerek ticaret sicil gazetesinde ilan ettirdiğini, davalının anılan eylemleri Şişli C Başsavcılığının 2006/17171 Sor.
Numaralı dosyasıyla soruşturularak;davalı ve eşinin Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin E. 2007/122 sayılı dosyasından sahte ortaklar kurulu kararı düzenlemekden verilen mahkumiyet hükmünün de kesinleşerek infaz edildiğini, davacının açtığı ortaklıktan çıkma davasının İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2019/377 sayılı dosyasıyla derdest olduğunu, 07.03.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı Ortaklar Kurulu'nda sermayenin 3.100.000-TL'ye çıkarılmış ise de İstanbul Anadolu 5. ATM'nin 2012/676 ve K. 2015/66 sayılı dosyasında kararın iptaline karar verildiğini, iptal kararının kesinleşmesi üzerine 29.08.2018 tarihli karar ile sermayenin tekrar 3.100.000-TLye artırıldığını, açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarında şirketin ortaklara borçlandırıldığının tespit edildiğini, 2023 yılı nihai bilançosunda;
Eylül-2023 dönemi itibariyle paydaşlara 12.530.863,11-TL borçlu olan şirket, 2023 dönem sonu bilançosunda paydaşlara 46.586.578,11-TL borçlu gözüktüğünü,ortak ...'nin,25 yaşında yurt dışındaki eğitimini kısa vade öncesinde tamamlayarak Türkiye'ye geldiğini, şirketin ortaklara borçlandırılmasının gelinen aşamada afaki ve fahiş tutarlara ulaştığını,Anadolu 1. ATM'nin 2024/166 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında şirket adına kayıtlı iki taşınmazın, konkordato talebinde bulunmadan 22.02.2024 tarihinde münferiden temsile yetkili müdür ... tarafından KDV dahil 419.500-USD karşılığı 13.354.404,95-TLye satıldığının tespit edildiğini, ticari yahut ekonomik gereksinim bulunmamasına karşın salt mal varlığını azaltmak kastı ile tasfiye edildiğini,gayrımenkuller satılmış isede davalı ve oğlu kontrolünde tutulmaya devam edildiğini,davalının müvekkile beslediği kin ve husumet duygusu sebebiyle, 2005 yılından itibaren muvazaalı işlemler vasıtasıyla müvekkilin hakkını gasp etme amacına yönelmiş ve anılan girişimlere muhtelif vasıtalarla hukuki boyut kazandırılmaya çalışıldığını, davalının temsil yetkilerine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini,şirkete yönetim kayyımı atanmasına;
aksi halde temsil yetkisinin ihtiyati tedbir yoluyla kısmen kaldırılarak şirketi borç altına sokacak ve malvarlığını eksiltecek işlemlerin mahkemece atanacak kayyımın onayına sunulmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
İhtiyati tedbir talebi, davalı hakkında şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat ve TTKnın 630/2.maddesi uyarınca açılan, haklı sebeplerle limited şirket müdürünün azli davasında davalınınn müdürlükden azli ve tedbiren davalı şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir. nın 625. ve 626. maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. TTK 630. maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK 389 vd.maddeleri uygulanmalıdır. 6100 Sayılı HMK nın 390 Maddesi "Tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.
Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, mahkemelerce zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken, tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Somut olayda; davacı şirket ortağı ve davacının babası olan davalı ile yaşanan uyuşmazlıklar nedeniyle davacı ortak ile şirket arasında açılmış haklı nedenle çıkma ,ortaklar kurulu kararların iptali davaları olduğu ,hatta davalı ile ceza davası görüldüğü anlaşılmaktadır.
İhtiyati tedbir talebi dava dilekçesi ile yapılmış olup,davacının iddialarının haklılığı dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerle belirlenebilecek durumda değildir. İhtiyati tedbir talebi hakkında talepde sunulan belgeler değerlendirilir. Delil olarak bildirilen dava dosyalarının değerlendirilmesi ,elde ki dava dosyasında sunulan deliller ile birlikte yapılacaktır.Yapılan satışların amacı ,davacı ortağı zararlandırma amaçlı yapılıp yapılmadığı şirketin bilançolarında zarar var ise de bu zararın davalının kötü yönetimi sonucu olduğu sonucuna duraksamadan varacak bir delil bulunmamaktadır. Kötü yönetimin varlığı ve davalının sorumluluğu ,azlini gerektirecek kadar görevini suistimali var ise ancak yapılacak tahkikat ile belirlenebilecektir.
Bulunulan aşamada haklı sebeple azil koşullarının mevcut olup olmadığı sunulan delillerin toplanıp değerlendirilmesini, yargılama yapılmasını gerektirmektedir. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin, şirket yöneticisinin temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanması talebinin, haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ara kararında ve delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, ihtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/11/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/36579 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi