Ttk 412
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16992 E. 2014/7187 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 412↗ ttk 445↗ temyiz yolu↗ şirketin tasfiyesi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ kayyım↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ kanun yolu↗ şikayet↗ hak düşürücü süre↗ içtihadı birleştirme kararı↗ hukuki yarar↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ kesin hüküm↗
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': ['6102/445']}
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin tasfiye halinde olan davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri hakkında Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/7212 sayılı soruşturma dosyasında şikayetçi olup, soruşturmanın devam ediyor olması dikkate alındığında, azlık oyu olan davacı şirketin, davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı için mahkemeden izin talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirketin genel kurulunun olağanüstü toplanması talebinin şirket “tasfiye halinde olduğundan” 16.12.2011 tarihli Genel Kurul kararlarının uygulanıp uygulanmadığı hakkında görüşülmesi için, tasfiye işlemlerinin gereklerinden olan hususlarla sınırlı olmak üzere kabulü ile, Tasfiye Halindeki Rize İpekyolu ... Taşımacılığı Ticaret A.Ş.'nin, gündeminin tasfiye işleminin gereklerinden olan hususlar hakkında, 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararlarının uygulanıp uygulanmadığı hususlarıyla sınırlı olmak üzere Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'na çağrılmasına, bu hususta davacı şirkete (yetkilisine) izin ve yetki verilmesine, davacının davalı şirketin tasfiyesinden dönülmesi ve şirketi yönetmek üzere kayyım ataması taleplerinin dolaylı olarak 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararının iptali niteliğinde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesindeki 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı tarafın talepleri 6102 sayılı TTK'nın 537/2 madde ve fıkrası yönünden tasfiye memurunun azline yönelik olup, genel kurul kararının iptali niteliğinde değildir.
Oysa, mahkemece davacının bu talebinin dolaylı olarak 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararının iptali niteliğinde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesinde belirtilen 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir. Davacının tasfiye memurunun azline yönelik işbu talebinin mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 537/2 maddesi uyarınca incelenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6102 sayılı TTK'nın 412. maddesinde “Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir. “ hükmü düzenlenmiştir. Anılan Yasa hükmü uyarınca mahkemece verilen karar kesindir. Bu itibarla, mahkemece verilen kararda kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi kanun gereği kesin olan kararı temyiz yolu açık olan bir karar haline getirmez. HUMK'nın 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15941 E. 2015/6816 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaTaşımacılığı Ticaret A.Ş.'nin, gündeminin «tasfiye» işleminin gereklerinden olan hususlar hakkında, 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararlarının uygulanıp uygulanmadığı hususlarıyla sınırlı olmak üzere Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'na çağrılmasına, bu hususta davacı şirkete (yetkilisine) izin ve «yetki» verilmesine, davacının davalı «şirketin tasfiyesinden» dönülmesi ve şirketi yönetmek üzere «kayyım» ataması taleplerinin dolaylı olarak 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararının iptali niteliğinde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesindeki 3 aylık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir «kayyım» atar.
Kararında, «kayyımın», görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir.
Benzer bu karardaMahkemece, birleşen davanın kabulü ile «kayyımın» azline, asıl davanın ise reddine dair verilen kararın davacı ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2987 E. 2023/7062 K.
Ortak:şirketin tasfiyesi · kayyım · olağanüstü genel kurul · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin «tasfiye» halinde olan davalı şirket «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçileri hakkında Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/7212 sayılı soruşturma dosyasında «şikayetçi» olup, soruşturmanın devam ediyor olması dikkate alındığında, azlık oyu olan davacı şirketin, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısı için mahkemeden izin talebinde bulunmasında «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirketin genel kurulunun olağanüstü toplanması talebinin şirket “tasfiye halinde olduğundan” 16. …
Taşımacılığı Ticaret A.Ş.'nin, gündeminin «tasfiye» işleminin gereklerinden olan hususlar hakkında, 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararlarının uygulanıp uygulanmadığı hususlarıyla sınırlı olmak üzere Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'na çağrılmasına, bu hususta davacı şirkete (yetkilisine) izin ve «yetki» verilmesine, davacının davalı «şirketin tasfiyesinden» dönülmesi ve şirketi yönetmek üzere «kayyım» ataması taleplerinin dolaylı olarak 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararının iptali niteliğinde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesindeki 3 aylık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
2-Davacı tarafın talepleri 6102 sayılı TTK'nın 537/2 madde ve fıkrası yönünden «tasfiye» memurunun azline yönelik olup, «genel kurul kararının iptali» niteliğinde değildir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada «tasfiye» memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapmak üzere «kayyım atanmasına» karar verilerek «taleple bağlılık» ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, «azil» kararının «hakkaniyete» aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile «şirketin tasfiyesinin» sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail Emhemed D.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin «tasfiye» sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölümün» satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, «tasfiye memuru» olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu «iptal davası» sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir «yönetim kurulu» toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin «teslim tutanağı» ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · inanç sözleşmesi · teslim tutanağı · azil · kabul beyanı · taleple bağlılık · kayyım atanması · haklı sebep
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada «tasfiye» memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapmak üzere «kayyım atanmasına» karar verilerek «taleple bağlılık» ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, «azil» kararının «hakkaniyete» aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile «şirketin tasfiyesinin» sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail Emhemed D.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «tasfiye memuru» tarafından asliye hukuk mahkemesinde şirketin ... mal varlığı olan taşınmazla ilgili açılan davada taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak şekilde «kabul beyanı» olması, açıkça davalı şirkete olan ... ve «sadakat yükümlülüğüne» aykırılık teşkil ettiğinden açılan davanın kabulü ile, davalı tasfiye memurunun azline ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu ancak azline karar verilen tasfiye memuru yerine ... bir «tasfiye memuru atanması» gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı tasfiye memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiye me …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı «tasfiye» memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölüm» için şirketin diğer ortağı ... ile «muvazaalı» olarak «inanç sözleşmesi» yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu «iptali davası» açıldığını, şirketi «temsile» yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık «payı» olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16992 E. , 2014/7187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.07.2013 tarih ve 2013/405-2013/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %17,44 azlık payına sahip olduğunu, şirket yönetim kurulu kararı ile şirketin tasfiyesi için genel kurulun toplanmasına karar verildiğini ve 16.12.2011 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı alındığını, tasfiye memuru olarak da davalılar ..., ... ve ...'nun atandığını, bu süreçte bazı usulsüzlüklerden şüphelenen müvekkilinin şirket yönetim kurulu başkanı ve tasfiye memuru olan davalı ... hakkında şirket işlemleri ile ilgili olarak güveni kötüye kullanmak, evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunduğunu, başlatılan soruşturma neticesinde davalının diğer bazı yöneticilerle birlikte şirket aleyhine işlemler yaptığının tespit edildiğini, müvekkilinin davalı yönetim kurulu üyeleri, murakıplar ve tasfiye memurlarına ihtarname çekip, şirket alacaklarının henüz tahsil edilmediğini bildirerek şirket alacaklarının tahsili ile yönetim kurulu ve tasfiye memurlarının değiştirilmesi için süre verdiğini ancak, TTK'nın 412.
maddesinde yer alan 7 günlük süre içerisinde Genel Kurulun toplanmasına karar alınmadığı gibi müvekkiline yanıt da verilmediğini ileri sürerek, şirket alacaklarının tahsili amacıyla işlem yapmak ve dava açmak üzere Tasfiye Halindeki Rize İpekyolu ... Taşımacılık A.Ş.'nin tasfiyesinden dönülmesine ve genel kurulun olağanüstü toplanmasına, şirket alacaklarının tahsili amacıyla işlem yapmak, dava açmak, tasfiyeden dönmek, genel kurulu toplamak ve tasfiye sonuçlanıncaya kadar şirketi yönetmek için MK'nın 426/3 maddesi
gereğince ya da genel kurul toplantısının gündemini düzenlemek ve kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere TTK'nın 412. maddesi uyarınca ...'in kayyım olarak atanmasına, haklı sebeplerin varlığı nedeniyle TTK'nın 537/2 maddesi gözetilerek davalı tasfiye memurları ..., ... ve ...'nun görevden alınmasına ve yerine tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, atamanın tescil ve ilanına, tasfiye işlemlerinin mahkemenin vereceği genel kurul toplantısı ve tasfiyeden dönülmesi kararından sonra yapılmak üzere durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacı tarafın şirket genel kurul kararının iptalini istediğini, TTK'nın 445. maddesi uyarınca genel kurul kararlarına karşı üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiğini ayrıca, davacının iddia ettiği tüm hususların şirket genel kurullarında görüşülüp onaylanarak karar altına alındığını, genel kurulların tamamında davacı şirketin de temsil edilip, şirket yetkilisinin de bütün kararlara imza attığını, şirket yönetimlerinin ibra edildiğini, davacı da dahil şirket ortaklarının bilgisi dışında hiçbir iş ve işlem yapılmadığını, genel kurul kararlarına bir itiraz olmadığı gibi iptalleri için açılan bir dava da bulunmadığını, davacının aynı dava içinde birden fazla talepte bulunduğunu, bu taleplerin bir dava içerisinde birleşmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin tasfiye halinde olan davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri hakkında Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/7212 sayılı soruşturma dosyasında şikayetçi olup, soruşturmanın devam ediyor olması dikkate alındığında, azlık oyu olan davacı şirketin, davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı için mahkemeden izin talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirketin genel kurulunun olağanüstü toplanması talebinin şirket “tasfiye halinde olduğundan” 16.12.2011 tarihli Genel Kurul kararlarının uygulanıp uygulanmadığı hakkında görüşülmesi için, tasfiye işlemlerinin gereklerinden olan hususlarla sınırlı olmak üzere kabulü ile, Tasfiye Halindeki Rize İpekyolu ...
Taşımacılığı Ticaret A.Ş.'nin, gündeminin tasfiye işleminin gereklerinden olan hususlar hakkında, 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararlarının uygulanıp uygulanmadığı hususlarıyla sınırlı olmak üzere Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'na çağrılmasına, bu hususta davacı şirkete (yetkilisine) izin ve yetki verilmesine, davacının davalı şirketin tasfiyesinden dönülmesi ve şirketi yönetmek üzere kayyım ataması taleplerinin dolaylı olarak 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararının iptali niteliğinde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesindeki 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı tarafın talepleri 6102 sayılı TTK'nın 537/2 madde ve fıkrası yönünden tasfiye memurunun azline yönelik olup, genel kurul kararının iptali niteliğinde değildir.
Oysa, mahkemece davacının bu talebinin dolaylı olarak 16.11.2012 tarihli Genel Kurul kararının iptali niteliğinde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesinde belirtilen 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir. Davacının tasfiye memurunun azline yönelik işbu talebinin mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 537/2 maddesi uyarınca incelenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6102 sayılı TTK'nın 412. maddesinde “Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir.
Karar kesindir. “ hükmü düzenlenmiştir. Anılan Yasa hükmü uyarınca mahkemece verilen karar kesindir. Bu itibarla, mahkemece verilen kararda kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi kanun gereği kesin olan kararı temyiz yolu açık olan bir karar haline getirmez. HUMK'nın 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/361672500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz