Tasfiye memurunun azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2987 E. 2023/7062 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat yükümlülüğü↗ inanç sözleşmesi↗ teslim tutanağı↗ azil↗ kabul beyanı↗ taleple bağlılık↗ kayyım atanması↗ haklı sebep↗ şirketin tasfiyesi↗ kayyım↗ malvarlığına ilişkin dava↗ muvazaa↗ olağanüstü genel kurul↗ tasfiye memuru atanması↗ yemin↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ iş bölümü↗ tasfiye memuru↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/118 E., 2020/172 K.
Taraflar arasındaki tasfiye memurunun azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçelesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı tasfiye memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... malvarlığı olan bağımsız bölüm için şirketin diğer ortağı ... ile muvazaalı olarak inanç sözleşmesi yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali davası açıldığını, şirketi temsile yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık payı olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin tasfiye sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... malvarlığı olan bağımsız bölümün satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, tasfiye memuru olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu iptal davası sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir yönetim kurulu toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin teslim tutanağı ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda haklı sebep olgusu için mutlaka tasfiye memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu kabul beyanının şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede tasfiye memuru seçimi gündem maddesiyle şirket olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada tasfiye memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen olağanüstü genel kurul toplantısı yapmak üzere kayyım atanmasına karar verilerek taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, azil kararının hakkaniyete aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile şirketin tasfiyesinin sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail […] Sowid'nin tarafından ödendiği hususunun şirket kayıtlarında örtüştüğünü, mahkeme huzurunda yemin edilecek celsede yalan beyanda bulunmak mümkün olmayacağından kabul beyanı sunmak zorunda kaldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tasfiye memuru tarafından asliye hukuk mahkemesinde şirketin ... mal varlığı olan taşınmazla ilgili açılan davada taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak şekilde kabul beyanı olması, açıkça davalı şirkete olan ... ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden açılan davanın kabulü ile, davalı tasfiye memurunun azline ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu ancak azline karar verilen tasfiye memuru yerine ... bir tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı tasfiye memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiye memuru olarak ... ...'in atanmasına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2i Dış Ticaret ve Müşavirlik Anonim Şirketi'nin tasfiye memurunun haklı nedenle azli ve davalı şirkete ... tasfiye memurunun atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8342 E. 2018/1676 K.
Ortak:tasfiye memuru · ek tasfiye · Tasfiye memurunun azli
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı «tasfiye» memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölüm» için şirketin diğer ortağı ... ile «muvazaalı» olarak «inanç sözleşmesi» yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu «iptali davası» açıldığını, şirketi «temsile» yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık «payı» olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin «tasfiye» sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölümün» satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, «tasfiye memuru» olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu «iptal davası» sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir «yönetim kurulu» toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin «teslim tutanağı» ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «tasfiye» memurunun şirket varlıklarını ortaklara borç verilmiş gibi fiktif kayıtlarla «ticari defterlere kayıt» ettiği, bu durumun tasfiye memurunun azli için haklı bir neden olacağı, ancak dava açıldığı tarihte tasfiyenin henüz sonuçlandırılıp kapatılmadığı, davacının zararının ancak tasfiye bittikten sonra değerlendirilecek olması nedeniyle dava tarihi itibariyle tazminat talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile «tasfiye memuru» olan davalı ...'in bu görevden azline, tasfiye memuru olarak Reşat Göztepe'nin resen tayinine, «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
… ndeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ortağın, «tasfiye memurunun sorumluluğuna» ilişkin davada «dolaylı zararın» şirkete verilmesini isteyebileceğinden, davacı ortağın dolaylı zarar iddiasında bulunmasına rağmen bu zararın kendisine verilmesini talep ettiğinden, mahkemece bu …
Ancak, yargılama sırasında «tasfiye» işlemlerinin tamamlanıp dava dışı şirket «terkin» edildiğine göre tasfiye memurunun azli talebi konusuz kaldığından, bu nedenle tasfiye memurunun azline ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken terkin edilen şirkete yeniden tasfiye memurunun atanması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memurunun sorumluluğu · dolaylı zarar · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter · terkin · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «tasfiye» memurunun şirket varlıklarını ortaklara borç verilmiş gibi fiktif kayıtlarla «ticari defterlere kayıt» ettiği, bu durumun tasfiye memurunun azli için haklı bir neden olacağı, ancak dava açıldığı tarihte tasfiyenin henüz sonuçlandırılıp kapatılmadığı, davacının zararının ancak tasfiye bittikten sonra değerlendirilecek olması nedeniyle dava tarihi itibariyle tazminat talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile «tasfiye memuru» olan davalı ...'in bu görevden azline, tasfiye memuru olarak Reşat Göztepe'nin resen tayinine, «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
… ndeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ortağın, «tasfiye memurunun sorumluluğuna» ilişkin davada «dolaylı zararın» şirkete verilmesini isteyebileceğinden, davacı ortağın dolaylı zarar iddiasında bulunmasına rağmen bu zararın kendisine verilmesini talep ettiğinden, mahkemece bu …
Ancak, yargılama sırasında «tasfiye» işlemlerinin tamamlanıp dava dışı şirket «terkin» edildiğine göre tasfiye memurunun azli talebi konusuz kaldığından, bu nedenle tasfiye memurunun azline ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken terkin edilen şirkete yeniden tasfiye memurunun atanması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/42 E. 2024/3633 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · kayyım atanması · şirketin tasfiyesi · kayyım · malvarlığına ilişkin dava · muvazaa · tasfiye memuru atanması · şirket zararı · Tasfiye memurunun azli
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada «tasfiye» memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapmak üzere «kayyım atanmasına» karar verilerek «taleple bağlılık» ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, «azil» kararının «hakkaniyete» aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile «şirketin tasfiyesinin» sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail Emhemed D.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı «tasfiye» memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölüm» için şirketin diğer ortağı ... ile «muvazaalı» olarak «inanç sözleşmesi» yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu «iptali davası» açıldığını, şirketi «temsile» yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık «payı» olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği «tasfiye» memurunun haklı nedenle azli ile «tasfiye memuru atanması» istemiyle açılan davada, tasfiye memuru olan ...'nun azlinin istenmesi nedeniyle tasfiye memuru ve şirketin hukuku doğrudan etkileneceğinden «husumet itirazının» kabul edilmediği, davalı «limited şirketin tasfiyeye» girmesi, mevcut tasfiye memurunun olması, davalı şirketin gerekli organlardan yoksun kalmaması ve davacı tarafça ileri sürülen iddiaların «kayyım atanmasını» gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından 24.05.2022 tarihli «ara» karar ile koşulları oluşmayan tedbir talebinin kabul edilmediği, davalı tasfiye memuru ... tarafından tasfiye halindeki davalı şirketin tek «malvarlığı» olan taşınmazın önemli miktar içeren aktifi olduğundan, 6102 sayılı Kanun'un 538 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca satışı için «ortaklar kurulu» kararı gerektiği halde ortaklar kurulu kararı olmaksızın dava dışı şirketlere satıldığı, ortaklar kurulu kararı olmaksızın yapılan bu satışın yok hükmünde olduğu, mahkemenin kesinleşmiş kararı ile bu hususun sabit olduğu, davalı tasfiye memurunun bu hareketinin davalı şirkete olan özen ve «sadakat yükümlülüğüne» aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, tasfiye memuru ...'nun haklı nedenle azline, tasfiye halindeki davalı şirkete tasfiye memuru olarak serbest muhasebeci mali müşavir ...'ın atanmasına, tasfiye memuru için 5.000,00 TL ücret takdiri ile bu ücretin davalı şirket bütçesinden karşılanmasına, Mahkemenin 24.05.2022 tarihli ara kararında değişiklik yapılmasını gerektirecek bir durum oluşmadığından davacı vekilinin «ihtiyati tedbir» talebinin reddine, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden «yargılama gideri», «vekalet ücreti» ve harçtan davalı ...'nun sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... ...'nun 31.05.2007 tarihinde tasfiyeye giren davalı şirkette eşit hisseli ortak olduğunu, «şirketin tasfiyeye» girdiğini, mahkeme tarafından şirkete «tasfiye memuru» olarak ...'nun atandığını, tasfiye memuru ...'nun kendisine çekilen «ihtara» rağmen görevini yerine getirmediğini, davalı «şirketi zarara» uğrattığını, şirketin tek taşınmazını bilgileri dışında değerinin altında bir bedelle «muvazaalı» olarak sattığını, bu taşınmaz için tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davanın kabulüne karar verildiğini, tasfiye memuru ile diğer ortak dava dışı ...'nin samimi olduğunu, şirketin menfaatine göre hareket etmediğini ileri sürerek davalı ...'nun tasfiye memurluğundan yargılama süresince tedbiren ve dava sonunda azline ve yerine yeni bir «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın müvekkili şirkete karşı açılması gerektiğini, müvekkili ...'ya karşı açılamayacağını, müvekkili Zeki'nin «tasfiye memuru» olarak görevini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, şirket ortaklarını «tasfiye işlemleri» ile ilgili olarak bilgilendirdiğini, müvekkili tarafından davacının «ihtarnamesine» cevaben keşide edilen Dinar Noterliği'nin 03.08.2021 tarihli ihtarnamesi ile davacı ortağa bilgi verildiği gibi 05.10.2009 tarihli bilirkişi raporuyla belirlenen borcun şirkete ödenmesi ve kanuni «defterler» ile şirket defterlerinin de tarafına iadesi istenildiği halde bu talebe olumlu yanıt alınamadığını, davacının bilgi verilmesine rağmen şirketin genel kurul toplantısına katılmadığını, şirketin diğer ortağı olan dava dışı ...'nun da davacı ile arasındaki «husumeti» gerekçe göstererek söz konusu toplantıya katılmadığını, bu durumda müvekkilinin genel kurulda karar almasının mümkün olmadığını, şirketin tek taşınmazının satışının yapılmasının davalı şirkete olan özen ve «sadakat yükümlülüğüne» aykırılık olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu taşınmaz satışı mahkemece iptal edildiğinden şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını, ayrıca gayrimenk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karara karşı istinaf · limited şirket tasfiyesi · kanun yolundan feragat yetkisi · kanun yolundan feragat · ödeme emrine itiraz · yaklaşık ispat · feragat yetkisi · ek tasfiye işlemleri
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Vekâletnamesinde «kanun yolundan feragat yetkisi» bulunan davalı ... vekili Avukat ...
… 2022/5958 E. sayılı dosyasıyla 2.697.144,33 TL'lik icra takibi yapıldığını, söz konusu icra takibinde alacaklı olarak görünen taraflarca faydalı ve zorunlu olmayan «masrafların» dahi istendiğini, «tasfiye» memurunun kendisine gelen «ödeme emrine itiraz» dahi etmediğini, bu işlemleri ile şirketin daha çok borca batmasına sebebiyet verdiğini, tasfiye memurunun işlemlerinin şirketi tasfiye etmeye yönelik olmadığını, «yaklaşık ispat» koşulu yerine getirildiğinden haklı talebin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen «ihtiyati tedbir» isteminin reddine dair «ara» kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın müvekkili şirkete karşı açılması gerektiğini, müvekkili ...'ya karşı açılamayacağını, müvekkili Zeki'nin «tasfiye memuru» olarak görevini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, şirket ortaklarını «tasfiye işlemleri» ile ilgili olarak bilgilendirdiğini, müvekkili tarafından davacının «ihtarnamesine» cevaben keşide edilen Dinar Noterliği'nin 03.08.2021 tarihli ihtarnamesi ile davacı ortağa bilgi verildiği gibi 05.10.2009 tarihli bilirkişi raporuyla belirlenen borcun şirkete ödenmesi ve kanuni «defterler» ile şirket defterlerinin de tarafına iadesi istenildiği halde bu talebe olumlu yanıt alınamadığını, davacının bilgi verilmesine rağmen şirketin genel kurul toplantısına katılmadığını, şirketin diğer ortağı olan dava dışı ...'nun da davacı ile arasındaki «husumeti» gerekçe göstererek söz konusu toplantıya katılmadığını, bu durumda müvekkilinin genel kurulda karar almasının mümkün olmadığını, şirketin tek taşınmazının satışının yapılmasının davalı şirkete olan özen ve «sadakat yükümlülüğüne» aykırılık olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu taşınmaz satışı mahkemece iptal edildiğinden şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını, ayrıca gayrimenk …
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği «tasfiye» memurunun haklı nedenle azli ile «tasfiye memuru atanması» istemiyle açılan davada, tasfiye memuru olan ...'nun azlinin istenmesi nedeniyle tasfiye memuru ve şirketin hukuku doğrudan etkileneceğinden «husumet itirazının» kabul edilmediği, davalı «limited şirketin tasfiyeye» girmesi, mevcut tasfiye memurunun olması, davalı şirketin gerekli organlardan yoksun kalmaması ve davacı tarafça ileri sürülen iddiaların «kayyım atanmasını» gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından 24.05.2022 tarihli «ara» karar ile koşulları oluşmayan tedbir talebinin kabul edilmediği, davalı tasfiye memuru ... tarafından tasfiye halindeki davalı şirketin tek «malvarlığı» olan taşınmazın önemli miktar içeren aktifi olduğundan, 6102 sayılı Kanun'un 538 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca satışı için «ortaklar kurulu» kararı gerektiği halde ortaklar kurulu kararı olmaksızın dava dışı şirketlere satıldığı, ortaklar kurulu kararı olmaksızın yapılan bu satışın yok hükmünde olduğu, mahkemenin kesinleşmiş kararı ile bu hususun sabit olduğu, davalı tasfiye memurunun bu hareketinin davalı şirkete olan özen ve «sadakat yükümlülüğüne» aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, tasfiye memuru ...'nun haklı nedenle azline, tasfiye halindeki davalı şirkete tasfiye memuru olarak serbest muhasebeci mali müşavir ...'ın atanmasına, tasfiye memuru için 5.000,00 TL ücret takdiri ile bu ücretin davalı şirket bütçesinden karşılanmasına, Mahkemenin 24.05.2022 tarihli ara kararında değişiklik yapılmasını gerektirecek bir durum oluşmadığından davacı vekilinin «ihtiyati tedbir» talebinin reddine, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden «yargılama gideri», «vekalet ücreti» ve harçtan davalı ...'nun sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15941 E. 2015/6816 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada «tasfiye» memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapmak üzere «kayyım atanmasına» karar verilerek «taleple bağlılık» ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, «azil» kararının «hakkaniyete» aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile «şirketin tasfiyesinin» sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail Emhemed D.
Benzer bu karardaMahkemece, birleşen davanın kabulü ile «kayyımın» azline, asıl davanın ise reddine dair verilen kararın davacı ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12492 E. 2016/6430 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · tasfiye memuru · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı «tasfiye» memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölüm» için şirketin diğer ortağı ... ile «muvazaalı» olarak «inanç sözleşmesi» yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu «iptali davası» açıldığını, şirketi «temsile» yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık «payı» olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin «tasfiye» sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölümün» satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, «tasfiye memuru» olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu «iptal davası» sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir «yönetim kurulu» toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin «teslim tutanağı» ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı «şirketin feshi» ile «tasfiye memuru» «görevlendirilmesine», tasfiye memuruna şirket «malvarlığından» karşılanmak üzere 2.000 TL ücret ödenmesine, diğer taleplerin ise reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, davalı «şirketin feshi» ile «tasfiye memuru» «görevlendirilmesine», tasfiye memuruna şirket «malvarlığından» karşılanmak üzere 2.000 TL ücret ödenmesine, diğer taleplerin ise reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17037 E. 2013/22036 K.
Ortak:tasfiye memuru · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı «tasfiye» memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölüm» için şirketin diğer ortağı ... ile «muvazaalı» olarak «inanç sözleşmesi» yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu «iptali davası» açıldığını, şirketi «temsile» yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık «payı» olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin «tasfiye» sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... «malvarlığı» olan bağımsız «bölümün» satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, «tasfiye memuru» olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu «iptal davası» sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir «yönetim kurulu» toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin «teslim tutanağı» ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «haklı sebep» olgusu için mutlaka «tasfiye» memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu «kabul beyanının» şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede «tasfiye memuru» seçimi gündem maddesiyle şirket «olağanüstü genel kurul» toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı «tasfiye» memurunun aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2987 E. , 2023/7062 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/841 Esas, 2022/233 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/118 E., 2020/172 K.
Taraflar arasındaki tasfiye memurunun azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçelesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı tasfiye memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... malvarlığı olan bağımsız bölüm için şirketin diğer ortağı ... ile muvazaalı olarak inanç sözleşmesi yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali davası açıldığını, şirketi temsile yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık payı olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin tasfiye sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... malvarlığı olan bağımsız bölümün satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, tasfiye memuru olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu iptal davası sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir yönetim kurulu toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin teslim tutanağı ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda haklı sebep olgusu için mutlaka tasfiye memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu kabul beyanının şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ...
maddesinin ikinci fıkrasının ( f ) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede tasfiye memuru seçimi gündem maddesiyle şirket olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada tasfiye memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen olağanüstü genel kurul toplantısı yapmak üzere kayyım atanmasına karar verilerek taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, azil kararının hakkaniyete aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile şirketin tasfiyesinin sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail […] Sowid'nin tarafından ödendiği hususunun şirket kayıtlarında örtüştüğünü, mahkeme huzurunda yemin edilecek celsede yalan beyanda bulunmak mümkün olmayacağından kabul beyanı sunmak zorunda kaldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tasfiye memuru tarafından asliye hukuk mahkemesinde şirketin ... mal varlığı olan taşınmazla ilgili açılan davada taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak şekilde kabul beyanı olması, açıkça davalı şirkete olan ... ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden açılan davanın kabulü ile, davalı tasfiye memurunun azline ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu ancak azline karar verilen tasfiye memuru yerine ... bir tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı tasfiye memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiye memuru olarak ...
...'in atanmasına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2i Dış Ticaret ve Müşavirlik Anonim Şirketi'nin tasfiye memurunun haklı nedenle azli ve davalı şirkete ... tasfiye memurunun atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989649000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz