Ttk 396
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/263 E. 2017/3219 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 396↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ ticari defter incelemesi↗ kötüleme↗ ticari itibar↗ sorumluluk davası↗ rekabet yasağı↗ pay sahipliği↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ oy yasağı↗ kâr kaybı↗ limited şirket↗ ticari defter↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Haksız rekabetle ilgili olarak maddeleri kapsamında, davalının haksız rekabeti nedeniyle, davacının çalışılan bayilerin kaybedilmesi sonucu satışların düştüğü iddiası ile ilgili olarak, davacı defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı şirket satışlarında gözlenen düşüş eğilimi ile dava konusu iddialar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığı ve bu nedenle de davacının zarar edip etmediği hususlarında, ibraz edilen davacı kayıt ve belgeleri sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapma olanağı bulunmadığı, dava dışı şirket tarafından ibraz
.../...
edilen ticari defterlerin incelenmesi sonucunda davacı şirketçe iddia edildiği gibi, belirtilen müşterilere, dava dışı şirket tarafından satış yapılıp yapılmadığı ile ilgili olarak, dava dışı şirketçe ibraz edilen ayrıntılı mizan verilerinden hareketle inceleme yapıldığında, bu çerçevede davacı vekilince dava dosyasına sunulan dilekçesi ekinde listelenen ve 2011 yılında davacı şirketçe satış yapılan müşterilerden bazılarının, 2011 yılında dava dışı şirket müşterileri arasında işlem gördüğünün anlaşıldığı, bu tespitlere karşın, 2011 yılından itibaren davacı şirket satışlarında gözlenen düşüşün hangi müşteri hesaplarından ne miktarda kaynaklandığı ile ilgili bir tespit olanağı bulunmadığı, davacı şirket iddialarına dayanak gösterilen müşteri hesapları bazında ve dava dışı şirket kayıtları ile karşılaştırmalı olarak kaybı ve dolayısıyla da zarar miktarı ile ilgili herhangi bir analiz ve hesaplama olanağı bulunmadığı, davacının ticari itibarının müşteriler ve bayiler nezdinde kötülendiği, bu kapsamda, davalının; davacının bayilerine karşı; şirketin yakında kapanacağı, iflas ettiği, ticarete devam etmeyeceği, bayilerin davacıya karşı olan borçlarını ödemelerine gerek olmadığı, davalının şirketi ile ticarete devam etmeleri gerektiği şeklindeki, söylemlerinin davacı şirketi zarara uğratarak kapanma noktasına getirdiğini iddiası ile ilgili olarak ise, bunu teyit eder şekilde dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, finansal yönden yapılan tespit ve değerlendirmelerde; davacı şirket satışlarındaki eğilimler ile dava konusu iddialar arasında ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının zarar edip etmediği hususunda sunulan kayıt ve belgelerle sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapılamadığı, manevi zararın tazmini konusu ile ilgili olarak, somut uyuşmazlıkta; yapılan haksız rekabetten dolayı davacının ticari itibar kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığı ve bunun tazmini gerektiği iddia edilmekle birlikte, gerek tanık ifadesi ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, bu durumu teyit eden, ticari itibarın zedelendiği ve manevi zararın oluştuğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge olmadığı kanaatine varılmakla davacının itirazın iptali istemine ve maddi tazminat istemine ilişkin talepleri ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava rekabet yasağına aykırılık nedeni ile tazminat ve ayrıca sorumluluk davasına ilişkin olup, TTK. 341.maddesindeki "Umumi heyet; idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına karar verirse yahut dava açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri dava açılması reyinde bulunursa, şirket, bu karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bu müddet geçirilmesiyle dava hakkı düşmez. Murakıpların ve alacaklıların vekilinin mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur." hükmü gereğince yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı gerekmekte olup genel kurul kararı alınmaksızın veya bu eksiklik yargılama sırasında tamamlatılmaksızın davanın görülerek esastan reddi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı, davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde rekabet yasağına aykırı davrandığını iddia etmiş olup davalı, yönetim kurulu başkanlığından 14/06/2012 tarihinde ayrıldığına göre mahkemenin kabul ettiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 396. maddesi değil, 6762 sayılı TTK'nın 335. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Mahkemece bilirkişi raporuna dayalı olarak TTK'nın 396. maddesindeki rekabet yasağı şartlarının oluşmadığı zira davalının kurduğu şirketin Limited Şirket olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak TTK'nın 335. maddesinde İdare Meclisi azalarından birinin umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı da belirtilmiştir. Davacı, davalının yönetim kurulu başkanı iken bir başka şirket kurduğunu ve bu şirkette müdür olarak bulunduğu dönemde davacıyı kötüleyerek bayilerini kendi kurduğu şirketle bağlantı kurdurarak zarar etmesine sebep olduğunu iddia etmiştir.
Her iki şirketin faaliyet konularıda aynı olduğuna göre TTK. 335/1 maddesine göre "şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı" şeklindeki hükme göre, davalının bu davranışının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda iddia edilen şekli ile davalının eylemi TTK. 335/1 fıkradaki "hesabına yapma" olarak nitelendirilmek sureti ile bu husus değerlendirilip, davacının delillerinin buna göre değerlendirilerek, bir inceleme yapılarak karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde yanlış değerlendirmeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre sorumluluk davasının sonuçlarına yönelik temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3095 E. 2016/9803 K.
Ortak:rekabet yasağı · şirket zararı · oy yasağı · kâr kaybı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2-Davacı, davalının «yönetim kurulu» başkanı olduğu dönemde «rekabet yasağına» aykırı davrandığını iddia etmiş olup davalı, yönetim kurulu başkanlığından 14/06/2012 tarihinde ayrıldığına göre mahkemenin kabul ettiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 396. maddesi değil, 6762 sayılı TTK'nın 335. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Mahkemece, Haksız rekabetle ilgili olarak maddeleri kapsamında, davalının «haksız rekabeti» nedeniyle, davacının çalışılan bayilerin kaybedilmesi sonucu satışların düştüğü iddiası ile ilgili olarak, davacı «defter» kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı şirket satışlarında gözlenen düşüş eğilimi ile dava konusu iddialar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığı ve bu nedenle de davacının zarar edip etmediği hususlarında, «ibraz» edilen davacı kayıt ve belgeleri sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapma olanağı bulunmadığı, dava dışı şirket tarafından ibraz .../... edilen «ticari defterlerin incelenmesi» sonucunda davacı şirketçe iddia edildiği gibi, belirtilen müşterilere, dava dışı şirket tarafından satış yapılıp yapılmadığı ile ilgili olarak, dava dışı şirketçe ibraz edilen ayrıntılı mizan verilerinden hareketle inceleme yapıldığında, bu çerçevede davacı vekilince dava dosyasına sunulan dilekçesi ekinde listelenen ve 2011 yılında davacı şirketçe satış yapılan müşterilerden bazılarının, 2011 yılında dava dışı şirket müşterileri arasında işlem gördüğünün anlaşıldığı, bu tespitlere karşın, 2011 yılından itibaren davacı şirket satışlarında gözlenen düşüşün hangi müşteri hesaplarından ne miktarda kaynaklandığı ile ilgili bir tespit olanağı bulunmadığı, davacı şirket iddialarına dayanak gösterilen müşteri hesapları bazında ve dava dışı şirket kayıtları ile karşılaştırmalı olarak «kaybı» ve dolayısıyla da zarar miktarı ile ilgili herhangi bir analiz ve hesaplama olanağı bulunmadığı, davacının «ticari itibarının» müşteriler ve bayiler nezdinde «kötülendiği», bu kapsamda, davalının; davacının bayilerine karşı; şirketin yakında kapanacağı, «iflas» ettiği, ticarete devam etmeyeceği, bayilerin davacıya karşı olan borçlarını ödemelerine gerek olmadığı, davalının şirketi ile ticarete devam etmeleri gerektiği şeklindeki, söylemlerinin davacı «şirketi zarara» uğratarak kapanma noktasına getirdiğini iddiası ile ilgili olarak ise, bunu teyit eder şekilde dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, finansal yönden yapılan tespit ve değerlendirmelerde; davacı şirket satışlarındaki eğilimler ile dava konusu iddialar arasında ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının zarar edip etmediği hususunda sunulan kayıt ve belgelerle sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapılamadığı, manevi zararın tazmini konusu ile ilgili olarak, somut uyuşmazlıkta; yapılan haksız rekabetten dolayı davacının ticari itibar kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığı ve bunun tazmini gerektiği iddia edilmekle birlikte, gerek tanık ifadesi ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, bu durumu teyit eden, «ticari itibarın zedelendiği» ve manevi zararın oluştuğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge olmadığı kanaatine varılmakla davacının itirazın iptali istemine ve «maddi tazminat» istemine ilişkin talepleri ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dava «rekabet yasağına» aykırılık nedeni ile tazminat ve ayrıca sorumluluk davasına ilişkin olup, TTK.
Benzer bu kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara «kar dağıtımı» yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda «ticari işletme» işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50. m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 T …
… nılan raporlarda davacı şirket ile dava dışı şirketin mukayeseli incelenmesi neticesinde, davalıların TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davranışları ile davacı «şirketin zarar» gördüğünün ispatlanamadığı ve bu itibarla tazminat talebinde bulunabilmek için gerekli koşulların oluşmadığının bildirilmesi karşısında, mahkemece muamele ve «rekabet yasağı» nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı halinde aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirke …
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin eylemleri ile «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · kar dağıtımı · kar kaybı · ticari işletme · hakkaniyet · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara «kar dağıtımı» yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda «ticari işletme» işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50. m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 T …
… nılan raporlarda davacı şirket ile dava dışı şirketin mukayeseli incelenmesi neticesinde, davalıların TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davranışları ile davacı «şirketin zarar» gördüğünün ispatlanamadığı ve bu itibarla tazminat talebinde bulunabilmek için gerekli koşulların oluşmadığının bildirilmesi karşısında, mahkemece muamele ve «rekabet yasağı» nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı halinde aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirke …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12412 E. 2011/5187 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz kararda341.maddesindeki "Umumi heyet; idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına karar verirse yahut dava açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az onda birini «temsil» eden «pay sahipleri» dava açılması reyinde bulunursa, şirket, bu karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur.
Benzer bu kararda… kilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce (davalı ...’nın davacı şirketin 15.09.2000 tarihinden 15.09.2005 tarihine kadar müdürü olduğu, 15.09.2003 başlangıç tarihli «kira sözleşmesi» uyarınca da maliki olduğu dükkanları aynı zamanda yetkilisi olduğu şirkete kiraladığı, TTK'nun 334. maddesi hükmü uyarınca idare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamayacağı aksi takdirde şirketin yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebileceği, davalının tahliye «taahhüdünü» verdiği tarihte davacı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olsa bile verilen taahhüdün TTK'nun 334. maddesi uyarınca geçerli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle) bozulmuş, mahk …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kira sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu kararda… kilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce (davalı ...’nın davacı şirketin 15.09.2000 tarihinden 15.09.2005 tarihine kadar müdürü olduğu, 15.09.2003 başlangıç tarihli «kira sözleşmesi» uyarınca da maliki olduğu dükkanları aynı zamanda yetkilisi olduğu şirkete kiraladığı, TTK'nun 334. maddesi hükmü uyarınca idare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamayacağı aksi takdirde şirketin yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebileceği, davalının tahliye «taahhüdünü» verdiği tarihte davacı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olsa bile verilen taahhüdün TTK'nun 334. maddesi uyarınca geçerli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle) bozulmuş, mahk …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/176 E. 2013/2524 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/263 E. , 2017/3219 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 24/06/2015 tarih ve 2013/310-2015/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı ve genel müdürü olduğunu, müvekkili şirketin ana ihracatçısı dava dışı şirketten haksız olarak 294.294,85 USD tutarında komisyon adı altında para tahsil ettiğini, bu konuda noter aracılığı ile ihtarname keşide edildiğini, davalının cevap olarak komisyon almadığını ve haksız rekabet oluşturacak ticari faaliyet içinde bulunmadığını bildirdiğini, akabinde davalı aleyhine söz konusu komisyon bedelinin tahsili için 2013/1671 esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, alınan bu komisyon bedeli nedeniyle dava dışı firmanın ürün fiyatlarını yükselttiğini ve bu nedenle müvekkili firmanın maliyetlerinin yükselmesine neden olduğunu, diğer ortaklara nazaran davalının haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca davalının müvekkili firma ile aynı alanda faaliyet gösteren .
unvanlı şirket kurup rakip firma olarak faaliyet gösterdiğini belirterek, davalı borçlunun itirazının iptaline, TTK 396 md. kapsamında rekabet yasağı ihlali nedeniyle şimdilik 10.000 TL zararın tahsiline, bu talebin kabul görmemesi halinde TTK 54. m. vd. kapsamında haksız rekabete aykırı tutumu nedeniyle şimdilik 10.000 TL zararın tahsiline ayrıca müvekkilinin ticari kaybı nedeniyle 50.000 TL manevi zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, müvekkilinin iddia edildiği gibi davacı şirket ile alakalı hiç bir ödeme veya komisyon almadığını, davanın şirket yerine diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından açılabileceğini, bu nedenle davanın taraf sıfatı yokluğundan reddini talep ettiklerini, ayrıca müvekkilinin maddi ve manevi tazminat açısından sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, Haksız rekabetle ilgili olarak maddeleri kapsamında, davalının haksız rekabeti nedeniyle, davacının çalışılan bayilerin kaybedilmesi sonucu satışların düştüğü iddiası ile ilgili olarak, davacı defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı şirket satışlarında gözlenen düşüş eğilimi ile dava konusu iddialar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığı ve bu nedenle de davacının zarar edip etmediği hususlarında, ibraz edilen davacı kayıt ve belgeleri sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapma olanağı bulunmadığı, dava dışı şirket tarafından ibraz
.../...
edilen ticari defterlerin incelenmesi sonucunda davacı şirketçe iddia edildiği gibi, belirtilen müşterilere, dava dışı şirket tarafından satış yapılıp yapılmadığı ile ilgili olarak, dava dışı şirketçe ibraz edilen ayrıntılı mizan verilerinden hareketle inceleme yapıldığında, bu çerçevede davacı vekilince dava dosyasına sunulan dilekçesi ekinde listelenen ve 2011 yılında davacı şirketçe satış yapılan müşterilerden bazılarının, 2011 yılında dava dışı şirket müşterileri arasında işlem gördüğünün anlaşıldığı, bu tespitlere karşın, 2011 yılından itibaren davacı şirket satışlarında gözlenen düşüşün hangi müşteri hesaplarından ne miktarda kaynaklandığı ile ilgili bir tespit olanağı bulunmadığı, davacı şirket iddialarına dayanak gösterilen müşteri hesapları bazında ve dava dışı şirket kayıtları ile karşılaştırmalı olarak kaybı ve dolayısıyla da zarar miktarı ile ilgili herhangi bir analiz ve hesaplama olanağı bulunmadığı, davacının ticari itibarının müşteriler ve bayiler nezdinde kötülendiği, bu kapsamda, davalının;
davacının bayilerine karşı; şirketin yakında kapanacağı, iflas ettiği, ticarete devam etmeyeceği, bayilerin davacıya karşı olan borçlarını ödemelerine gerek olmadığı, davalının şirketi ile ticarete devam etmeleri gerektiği şeklindeki, söylemlerinin davacı şirketi zarara uğratarak kapanma noktasına getirdiğini iddiası ile ilgili olarak ise, bunu teyit eder şekilde dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, finansal yönden yapılan tespit ve değerlendirmelerde; davacı şirket satışlarındaki eğilimler ile dava konusu iddialar arasında ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının zarar edip etmediği hususunda sunulan kayıt ve belgelerle sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapılamadığı, manevi zararın tazmini konusu ile ilgili olarak, somut uyuşmazlıkta;
yapılan haksız rekabetten dolayı davacının ticari itibar kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığı ve bunun tazmini gerektiği iddia edilmekle birlikte, gerek tanık ifadesi ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, bu durumu teyit eden, ticari itibarın zedelendiği ve manevi zararın oluştuğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge olmadığı kanaatine varılmakla davacının itirazın iptali istemine ve maddi tazminat istemine ilişkin talepleri ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava rekabet yasağına aykırılık nedeni ile tazminat ve ayrıca sorumluluk davasına ilişkin olup, TTK. 341.maddesindeki "Umumi heyet; idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına karar verirse yahut dava açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri dava açılması reyinde bulunursa, şirket, bu karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bu müddet geçirilmesiyle dava hakkı düşmez. Murakıpların ve alacaklıların vekilinin mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur." hükmü gereğince yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı gerekmekte olup genel kurul kararı alınmaksızın veya bu eksiklik yargılama sırasında tamamlatılmaksızın davanın görülerek esastan reddi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı, davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde rekabet yasağına aykırı davrandığını iddia etmiş olup davalı, yönetim kurulu başkanlığından 14/06/2012 tarihinde ayrıldığına göre mahkemenin kabul ettiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 396. maddesi değil, 6762 sayılı TTK'nın 335. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Mahkemece bilirkişi raporuna dayalı olarak TTK'nın 396. maddesindeki rekabet yasağı şartlarının oluşmadığı zira davalının kurduğu şirketin Limited Şirket olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak TTK'nın 335. maddesinde İdare Meclisi azalarından birinin umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı da belirtilmiştir.
Davacı, davalının yönetim kurulu başkanı iken bir başka şirket kurduğunu ve bu şirkette müdür olarak bulunduğu dönemde davacıyı kötüleyerek bayilerini kendi kurduğu şirketle bağlantı kurdurarak zarar etmesine sebep olduğunu iddia etmiştir.
Her iki şirketin faaliyet konularıda aynı olduğuna göre TTK. 335/1 maddesine göre "şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı" şeklindeki hükme göre, davalının bu davranışının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda iddia edilen şekli ile davalının eylemi TTK. 335/1 fıkradaki "hesabına yapma" olarak nitelendirilmek sureti ile bu husus değerlendirilip, davacının delillerinin buna göre değerlendirilerek, bir inceleme yapılarak karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde yanlış değerlendirmeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre sorumluluk davasının sonuçlarına yönelik temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 31/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359608900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz