Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3095 E. 2016/9803 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ kar dağıtımı↗ kar kaybı↗ rekabet yasağı↗ ticari işletme↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ oy yasağı↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara kar dağıtımı yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda ticari işletme işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, kar kaybına uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50. m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 TL olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulü ile, davalıların muamele ve rekabet yasağı kurallarını ihlal etmeleri nedeniyle 7.500,00 TL'nin davalılardan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yönetim kurulu üyelerinin eylemleri ile şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK'nın 334/1. maddesinde ''İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısiyle şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir.'', aynı Yasa'nın 335/1. maddesinde de ''İdare Meclisi azalarından biri umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdidedilmemiş olan ortak sıfatiyle de giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış addetmekte ve üçüncü şahıslar hesabına akdolunan mukavelelerden doğan menfaatlerin şirkete aidiyetini talep etmekte, serbesttir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca, davacı tarafça davalıların 6762 sayılı TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davrandıkları iddiası ile şirkete verdikleri zararın tazmininin istendiği, davacı tarafça, davalıların anılan yasal düzenlemelere aykırı olarak davacı şirket aleyhine, dava dışı diğer şirket lehine işlemler yaptıkları, şirketler arasında yapılacak karşılaştırmalı incelemede, bu durumun açıkça görüleceğinin iddia ve ileri sürülmesi karşısında, mahkemece şirketlerin karşılaştırmalı incelemesi için bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmış, anılan raporlarda davacı şirket ile dava dışı şirketin mukayeseli incelenmesi neticesinde, davalıların TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davranışları ile davacı şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı ve bu itibarla tazminat talebinde bulunabilmek için gerekli koşulların oluşmadığının bildirilmesi karşısında, mahkemece muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, kar kaybına uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı halinde aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, davalıların TTK’nın 334. ve 335. maddelerine aykırı davranarak şirketi zarara uğrattıkları ve bu nedenle söz konusu zarardan sorumlu oldukları gerekçesi ile yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12412 E. 2011/5187 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kira sözleşmesi · taahhütname · temsil
Benzer bu kararda… kilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce (davalı ...’nın davacı şirketin 15.09.2000 tarihinden 15.09.2005 tarihine kadar müdürü olduğu, 15.09.2003 başlangıç tarihli «kira sözleşmesi» uyarınca da maliki olduğu dükkanları aynı zamanda yetkilisi olduğu şirkete kiraladığı, TTK'nun 334. maddesi hükmü uyarınca idare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamayacağı aksi takdirde şirketin yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebileceği, davalının tahliye «taahhüdünü» verdiği tarihte davacı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olsa bile verilen taahhüdün TTK'nun 334. maddesi uyarınca geçerli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle) bozulmuş, mahk …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/263 E. 2017/3219 K.
Ortak:rekabet yasağı · şirket zararı · oy yasağı · kâr kaybı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara «kar dağıtımı» yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda «ticari işletme» işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50. m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 T …
… nılan raporlarda davacı şirket ile dava dışı şirketin mukayeseli incelenmesi neticesinde, davalıların TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davranışları ile davacı «şirketin zarar» gördüğünün ispatlanamadığı ve bu itibarla tazminat talebinde bulunabilmek için gerekli koşulların oluşmadığının bildirilmesi karşısında, mahkemece muamele ve «rekabet yasağı» nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı halinde aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirke …
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin eylemleri ile «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Davacı, davalının «yönetim kurulu» başkanı olduğu dönemde «rekabet yasağına» aykırı davrandığını iddia etmiş olup davalı, yönetim kurulu başkanlığından 14/06/2012 tarihinde ayrıldığına göre mahkemenin kabul ettiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 396. maddesi değil, 6762 sayılı TTK'nın 335. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Mahkemece, Haksız rekabetle ilgili olarak maddeleri kapsamında, davalının «haksız rekabeti» nedeniyle, davacının çalışılan bayilerin kaybedilmesi sonucu satışların düştüğü iddiası ile ilgili olarak, davacı «defter» kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı şirket satışlarında gözlenen düşüş eğilimi ile dava konusu iddialar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığı ve bu nedenle de davacının zarar edip etmediği hususlarında, «ibraz» edilen davacı kayıt ve belgeleri sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapma olanağı bulunmadığı, dava dışı şirket tarafından ibraz .../... edilen «ticari defterlerin incelenmesi» sonucunda davacı şirketçe iddia edildiği gibi, belirtilen müşterilere, dava dışı şirket tarafından satış yapılıp yapılmadığı ile ilgili olarak, dava dışı şirketçe ibraz edilen ayrıntılı mizan verilerinden hareketle inceleme yapıldığında, bu çerçevede davacı vekilince dava dosyasına sunulan dilekçesi ekinde listelenen ve 2011 yılında davacı şirketçe satış yapılan müşterilerden bazılarının, 2011 yılında dava dışı şirket müşterileri arasında işlem gördüğünün anlaşıldığı, bu tespitlere karşın, 2011 yılından itibaren davacı şirket satışlarında gözlenen düşüşün hangi müşteri hesaplarından ne miktarda kaynaklandığı ile ilgili bir tespit olanağı bulunmadığı, davacı şirket iddialarına dayanak gösterilen müşteri hesapları bazında ve dava dışı şirket kayıtları ile karşılaştırmalı olarak «kaybı» ve dolayısıyla da zarar miktarı ile ilgili herhangi bir analiz ve hesaplama olanağı bulunmadığı, davacının «ticari itibarının» müşteriler ve bayiler nezdinde «kötülendiği», bu kapsamda, davalının; davacının bayilerine karşı; şirketin yakında kapanacağı, «iflas» ettiği, ticarete devam etmeyeceği, bayilerin davacıya karşı olan borçlarını ödemelerine gerek olmadığı, davalının şirketi ile ticarete devam etmeleri gerektiği şeklindeki, söylemlerinin davacı «şirketi zarara» uğratarak kapanma noktasına getirdiğini iddiası ile ilgili olarak ise, bunu teyit eder şekilde dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, finansal yönden yapılan tespit ve değerlendirmelerde; davacı şirket satışlarındaki eğilimler ile dava konusu iddialar arasında ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının zarar edip etmediği hususunda sunulan kayıt ve belgelerle sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapılamadığı, manevi zararın tazmini konusu ile ilgili olarak, somut uyuşmazlıkta; yapılan haksız rekabetten dolayı davacının ticari itibar kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığı ve bunun tazmini gerektiği iddia edilmekle birlikte, gerek tanık ifadesi ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, bu durumu teyit eden, «ticari itibarın zedelendiği» ve manevi zararın oluştuğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge olmadığı kanaatine varılmakla davacının itirazın iptali istemine ve «maddi tazminat» istemine ilişkin talepleri ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dava «rekabet yasağına» aykırılık nedeni ile tazminat ve ayrıca sorumluluk davasına ilişkin olup, TTK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibarın zedelenmesi · ticari defter incelemesi · kötüleme · ticari itibar · sorumluluk davası · pay sahipliği · şirket müdürü · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece, Haksız rekabetle ilgili olarak maddeleri kapsamında, davalının «haksız rekabeti» nedeniyle, davacının çalışılan bayilerin kaybedilmesi sonucu satışların düştüğü iddiası ile ilgili olarak, davacı «defter» kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı şirket satışlarında gözlenen düşüş eğilimi ile dava konusu iddialar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığı ve bu nedenle de davacının zarar edip etmediği hususlarında, «ibraz» edilen davacı kayıt ve belgeleri sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapma olanağı bulunmadığı, dava dışı şirket tarafından ibraz .../... edilen «ticari defterlerin incelenmesi» sonucunda davacı şirketçe iddia edildiği gibi, belirtilen müşterilere, dava dışı şirket tarafından satış yapılıp yapılmadığı ile ilgili olarak, dava dışı şirketçe ibraz edilen ayrıntılı mizan verilerinden hareketle inceleme yapıldığında, bu çerçevede davacı vekilince dava dosyasına sunulan dilekçesi ekinde listelenen ve 2011 yılında davacı şirketçe satış yapılan müşterilerden bazılarının, 2011 yılında dava dışı şirket müşterileri arasında işlem gördüğünün anlaşıldığı, bu tespitlere karşın, 2011 yılından itibaren davacı şirket satışlarında gözlenen düşüşün hangi müşteri hesaplarından ne miktarda kaynaklandığı ile ilgili bir tespit olanağı bulunmadığı, davacı şirket iddialarına dayanak gösterilen müşteri hesapları bazında ve dava dışı şirket kayıtları ile karşılaştırmalı olarak «kaybı» ve dolayısıyla da zarar miktarı ile ilgili herhangi bir analiz ve hesaplama olanağı bulunmadığı, davacının «ticari itibarının» müşteriler ve bayiler nezdinde «kötülendiği», bu kapsamda, davalının; davacının bayilerine karşı; şirketin yakında kapanacağı, «iflas» ettiği, ticarete devam etmeyeceği, bayilerin davacıya karşı olan borçlarını ödemelerine gerek olmadığı, davalının şirketi ile ticarete devam etmeleri gerektiği şeklindeki, söylemlerinin davacı «şirketi zarara» uğratarak kapanma noktasına getirdiğini iddiası ile ilgili olarak ise, bunu teyit eder şekilde dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, finansal yönden yapılan tespit ve değerlendirmelerde; davacı şirket satışlarındaki eğilimler ile dava konusu iddialar arasında ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının zarar edip etmediği hususunda sunulan kayıt ve belgelerle sınırlı olarak tespit ve hesaplama yapılamadığı, manevi zararın tazmini konusu ile ilgili olarak, somut uyuşmazlıkta; yapılan haksız rekabetten dolayı davacının ticari itibar kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığı ve bunun tazmini gerektiği iddia edilmekle birlikte, gerek tanık ifadesi ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, bu durumu teyit eden, «ticari itibarın zedelendiği» ve manevi zararın oluştuğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge olmadığı kanaatine varılmakla davacının itirazın iptali istemine ve «maddi tazminat» istemine ilişkin talepleri ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalının «yönetim kurulu» başkanı iken bir başka şirket kurduğunu ve bu «şirkette müdür» olarak bulunduğu dönemde davacıyı «kötüleyerek» bayilerini kendi kurduğu şirketle bağlantı kurdurarak zarar etmesine sebep olduğunu iddia etmiştir.
341.maddesindeki "Umumi heyet; idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına karar verirse yahut dava açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az onda birini «temsil» eden «pay sahipleri» dava açılması reyinde bulunursa, şirket, bu karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur.
Murakıpların ve alacaklıların vekilinin mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur." hükmü gereğince «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı gerekmekte olup genel kurul kararı alınmaksızın veya bu eksiklik yargılama sırasında tamamlatılmaksızın davanın görülerek esastan reddi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14746 E. 2016/9209 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara «kar dağıtımı» yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda «ticari işletme» işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50. m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 T …
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin eylemleri ile «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, davacının davalı kooperatifin başkanı olduğu dönemde ödemiş olduğu kooperatif borçlarının «rücuen tahsili» için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece takip dayanağı olan 30.06.2010 tarihli belge dosya içerisine alınarak bu belgedeki alacak kalemlerine ilişkin deliller toplanmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. .
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2886 E. 2019/1818 K.
Ortak:ticari işletme · oy yasağı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara «kar dağıtımı» yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda «ticari işletme» işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ... ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50. m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 T …
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin eylemleri ile «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
… nılan raporlarda davacı şirket ile dava dışı şirketin mukayeseli incelenmesi neticesinde, davalıların TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davranışları ile davacı «şirketin zarar» gördüğünün ispatlanamadığı ve bu itibarla tazminat talebinde bulunabilmek için gerekli koşulların oluşmadığının bildirilmesi karşısında, mahkemece muamele ve «rekabet yasağı» nedeniyle şirketin zarar görmesi, «kar kaybına» uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı halinde aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirke …
Benzer bu karardaMahkemece yararına «ipotek» tesis edilen davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma «yasağı» kapsamında bulunduğu ve bu yasak nedeniyle işlemin hükümsüz olduğuna karar verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin anonim ortaklıkla ticari işlem yapma «yasağı» vardır.
Yasa koyucu, «yönetim kurulu» üyelerinin ortaklıktaki yetkilerini göz önüne alarak bu yetkilerin kötüye kullanılması olasılığından hareketle söz konusu «yasağı» getirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icazet · ipotek · geçersizlik · terkin · temsil
Benzer bu karardaDava, davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde yasaya aykırı olarak davalı lehine tesis edilen ipoteğin «terkini» istemine ilişkindir.
Mahkemece yararına «ipotek» tesis edilen davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma «yasağı» kapsamında bulunduğu ve bu yasak nedeniyle işlemin hükümsüz olduğuna karar verilmiştir.
Başka bir anlatımla, ortaklık «yönetim kurulu» genel kurulun kararını almadan işlemin «geçersiz» olduğunu ileri süremez.
Çünkü, işlem «yönetim kurulu» üyesi veya «temsilcisi» sıfatıyla hareket ettiği kimse için bağlayıcı yani geçerlidir.
-
Ticaret Sicili Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11994 E. 2018/3622 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3095 E. , 2016/9803 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/04/2015 tarih ve 2014/655-2015/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket kayyımı, davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin 30/01/2007 günü yapılan 2004 ve 2005 yılları olağanüstü genel kurul toplantısında şirket sermayesinin %11’ini temsil eden ... ve ... tarafından yönetim kurulu üyelerine dava açılmasının istenildiğini, TTK’nın 341. m. uyarınca açılması gereken davanın denetçiler tarafından süresi içinde açılmaması üzerine, azlık istemine dayalı olarak ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/125 E. sayılı dosyasında açtığı dava sonucu şirkete kayyım olarak atandığını, davalı yönetim kurulunun eylemleri gerekçe gösterilerek değişik tarihlerde genel kurul kararlarının iptali için davalar açıldığını, bu davaların şirket aleyhine sonuçlandığını, hatta bir kısmının kesinleştiğini ayrıca, yapılan incelemelerde davalıların davacı şirket dışında ortağı oldukları başka şirketlerde davacı şirket konusuyla aynı konuda faaliyete bulunarak şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, davalıların yaptıkları usulsüzlüklerin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı iddialarının dayanaksız olduğunu ve TTK’nın 336. m. belirtilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk nedenleri kapsamına girmeyeceğini, şirket ana sözleşmesinde aynı alanda faaliyet gösteren başka şirketlere ortak veya yönetici olmayı engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığını, şirket genel kurullarında şirket ortaklarına aynı alanda faaliyette bulunulması için izin verildiğini, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin aynı alanda faaliyet gösteren başka şirketlere ortak olmalarının bir usulsüzlük olmayıp, müvekkillerinin sorumluluğunu gerektiren bir durum olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davalıların, usulüne ve yasaya uygun olarak genel kurul yapmamak, ortaklara kar dağıtımı yapmamak, şirketi kötü yönetmek ve şirketle muamele ve rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarından bahisle işbu dava açılmış ise de, şirket aleyhine açılan genel kurul karar iptali ve işçilik hakları ile ilgili davalar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı, şirket karlarıyla ilgili olarak da, elde edilen karların birikimli olarak özkaynaklar hesabı altında geçmiş yıllar karında toplanmış olduğu, bu yönden de şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, muamele ve rekabet yasağı ile ilgili olarak, davalı ....'nun bir başka şirkette aynı anda yönetim kurulu üyesi ya da ortak olmadığı, kendi adına aynı konuda ticari işletme işlettiğinin de kanıtlanmadığı, diğer davalılar ..., ...
ve ...'in ise, şirketle muamele yasağı ve rekabet yasağı kurallarını ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda bu aykırılık nedeniyle şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, kar kaybına uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı karşısında karinenin aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, bu davalıların muamele ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıkları ve söz konusu zararından sorumlu olduklarının kabul edildiği, uğranılan zararın tam olarak ispat edilememesi durumunda BK'nın 50.
m. uyarınca hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğinden somut uyuşmazlık itibariyle olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler itibariyle davacının uğradığı zararın 7.500,00 TL olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulü ile, davalıların muamele ve rekabet yasağı kurallarını ihlal etmeleri nedeniyle 7.500,00 TL'nin davalılardan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yönetim kurulu üyelerinin eylemleri ile şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK'nın 334/1. maddesinde ''İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısiyle şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir.'', aynı Yasa'nın 335/1. maddesinde de ''İdare Meclisi azalarından biri umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdidedilmemiş olan ortak sıfatiyle de giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış addetmekte ve üçüncü şahıslar hesabına akdolunan mukavelelerden doğan menfaatlerin şirkete aidiyetini talep etmekte, serbesttir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca, davacı tarafça davalıların 6762 sayılı TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davrandıkları iddiası ile şirkete verdikleri zararın tazmininin istendiği, davacı tarafça, davalıların anılan yasal düzenlemelere aykırı olarak davacı şirket aleyhine, dava dışı diğer şirket lehine işlemler yaptıkları, şirketler arasında yapılacak karşılaştırmalı incelemede, bu durumun açıkça görüleceğinin iddia ve ileri sürülmesi karşısında, mahkemece şirketlerin karşılaştırmalı incelemesi için bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmış, anılan raporlarda davacı şirket ile dava dışı şirketin mukayeseli incelenmesi neticesinde, davalıların TTK’nın 334 ve 335. maddelerine aykırı davranışları ile davacı şirketin zarar gördüğünün ispatlanamadığı ve bu itibarla tazminat talebinde bulunabilmek için gerekli koşulların oluşmadığının bildirilmesi karşısında, mahkemece muamele ve rekabet yasağı nedeniyle şirketin zarar görmesi, kar kaybına uğramasının halin icabına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, böyle bir fiili karinenin varlığı halinde aksinin karşı yanca ispatı gerektiği, karşı yanca şirketin zarara uğramadığının ispat edilemediği, davalıların TTK’nın 334.
ve 335. maddelerine aykırı davranarak şirketi zarara uğrattıkları ve bu nedenle söz konusu zarardan sorumlu oldukları gerekçesi ile yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/331253700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz