Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/601 E. 2017/3225 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yolların tüketilmesi↗ karşılıksızdır işlemi↗ kambiyo vasfı↗ tahrifat↗ ödeme emri↗ kusur sorumluluğu↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ ciranta↗ cy/cy şerhi↗ hamil↗ keşideci↗ iflas↗ çek↗ maddi tazminat↗ kusur↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği 06.10.2011 tarihinde, dava dışı keşidecinin hesap bakiyesinin 0.95 TL olduğunu, ancak keşideci firmaya ait 2011 yılı 10. ay hızır hesap ekstresi incelendiğinde davacının çeki ibraz ettiği 06.10.2011 tarihinde çek tutarı olan 15.487.50 TL'yi karşılayacak hızır hesap limitinin hazır olduğu, davalı çalışanın da bu limitten çek bedelini ödemek için işlem başlattığı ve bunun usulüne uygun olduğu, ancak çek tutarının ödenmeme nedeninin davalı banka tarafından tereddüde mahal verilmeyecek şekilde açıklanamadığını, bu durumda
davalı ...'ın kusurlu olmadığı, kusur ve sorumluluğun davalı bankaya ait olacağı, her ne kadar davacının çek bedelini başka yollarla tahsil imkanı mevcutken bankaya doğrudan doğruya dava açılması mümkün değil ise de, somut olayda, davacının icra takibinde ödeme emri gönderilmesi talebinin reddedildiği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak bu firmanın da iflas ettiği, davacı alacağının 76. sırada kayıtlı olduğu ve alacağı tahsil kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.832,50 TL maddi tazminatın, takdiren 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... yönünden istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı bankanın kusuruyla tahrif edilen çek bedelinin ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı, hamili olduğu çeki bankaya ibraz ettiğini, çeke önce ödenmiştir şerhi konulduğunu, daha sonra bunun üzeri çizilerek iptal edilip karşılıksızdır işlemi yapıldığını, tahrif edilen çekin kambiyo vasfını kaybettiğinden icra takibine konulamadığını ve tahsilinin mümkün olmadığını bu duruma davalı banka ve personelinin sebebiyet verdiğini iddia etmiştir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı banka bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, banka ile müşterisi (davadışı keşideci) arasında imzalanmış çeşitli sözleşmeler bulunduğunu, müşterinin çeklerinin tahsil edileceği bir hesap açıldığını, hızır hesabın gerektiğinde müşteriye kredi sağlamak amacıyla oluşturulduğunu, hızır hesaptan çek bedellerinin ödenip ödenmeyeceği hususunda bankanın takdir hakkı olduğunu ifade etmiş, keşideci ile imzalanan sözleşmelerin getirtilerek incelenmesini talep etmiştir. Ancak mahkemece sözleşmeler dosya kapsamına alınmamış ve gerekli incelemeler yapılmamıştır. Bu durumda öncelikle keşideci ile davalı banka arasında imzalanmış olan sözleşmeler celb edilerek incelenmesi ve keşideci tarafından düzenlenen ve hamil tarafından bankaya ibraz edilen çeklerin hangi koşullarda ve hangi hesaptan tahsil edileceğinin, bu konuda bankanın takdir hakkı bulunup bulunmadığının tespiti gerekir.
Ayrıca, mahkemece, davacının bankanın kusurlu eylemi neticesinde çek bedelini keşideciden tahsil edemediği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak keşideci şirketin iflas ettiği ve davacının alacağının 76. sıraya yazıldığı tespiti yapılmış; fakat davacının çek bedelinin tahsili amacıyla önceki cirantalara yada kendi cirantası yönelik takip yada dava yoluna gidip gitmediği araştırılmadığı gibi, keşideci şirketin iflası sonrasında alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığı, davacının alacağını tahsil edip edemediği de araştırılmamıştır. Oysa ki, davacının, bankadan çek bedelini tahsil yoluna gitmeden önce çekte imzası olan keşideciden ve çeki devir aldığı kendi akidinden hiçbir şekilde tahsil imkanı bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, tüm hukuki yolları tüketip tüketmediğinin araştırılması ve bu eksik hususların gereği yerine getirildikten sonra bir sonuca varılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı vekili, dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde de bulunmuş olup, mahkemece 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde gösterilen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve davaya konu edilen olayın davacının şahsiyet haklarını ne şekilde ihlal ettiği dahi tartışılmaksızın manevi tazminata karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
../...
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3053 E. 2020/1262 K.
Ortak:tahrifat · ciranta · hamil · keşideci · iflas · çek · eksik inceleme · ibraz · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin tahsil için bankaya «ibraz» edildiği 06.10.2011 tarihinde, dava dışı «keşidecinin» hesap bakiyesinin 0.95 TL olduğunu, ancak keşideci firmaya ait 2011 yılı 10. ay hızır hesap ekstresi incelendiğinde davacının çeki ibraz ettiği 06.10.2011 tarihinde «çek» tutarı olan 15.487.50 TL'yi karşılayacak hızır hesap limitinin hazır olduğu, davalı çalışanın da bu limitten çek bedelini ödemek için işlem başlattığı ve bunun usulüne uygun olduğu, ancak çek tutarının ödenmeme nedeninin davalı banka tarafından tereddüde mahal verilmeyecek şekilde açıklanamadığını, bu durumda davalı ...'ın kusurlu olmadığı, «kusur» ve sorumluluğun davalı bankaya ait olacağı, her ne kadar davacının çek bedelini başka yollarla tahsil imkanı mevcutken bankaya doğrudan doğruya dava açılması mümkün değil ise de, somut olayda, davacının icra takibinde «ödeme emri» gönderilmesi talebinin reddedildiği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak bu firmanın da «iflas» ettiği, davacı alacağının 76. sırada kayıtlı olduğu ve alacağı tahsil kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.832,50 TL «maddi tazminatın», takdiren 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilme …
Ayrıca, mahkemece, davacının bankanın kusurlu eylemi neticesinde «çek» bedelini «keşideciden» tahsil edemediği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak keşideci şirketin «iflas» ettiği ve davacının alacağının 76. sıraya yazıldığı tespiti yapılmış; fakat davacının çek bedelinin tahsili amacıyla önceki «cirantalara» yada kendi cirantası yönelik takip yada dava yoluna gidip gitmediği araştırılmadığı gibi, keşideci şirketin iflası sonrasında alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığ …
Somut olayda davacı, «hamili» olduğu çeki bankaya «ibraz» ettiğini, çeke önce ödenmiştir «şerhi» konulduğunu, daha sonra bunun üzeri çizilerek iptal edilip «karşılıksızdır işlemi» yapıldığını, «tahrif» edilen çekin «kambiyo vasfını» kaybettiğinden icra takibine konulamadığını ve tahsilinin mümkün olmadığını bu duruma davalı banka ve personelinin sebebiyet verdiğini iddia etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «keşideci» şirketin «iflas» ettiği, davacının alacağın 76. sıraya kaydedildiği, henüz kimseye ödeme yapılmadığı, davacının alacağını keşideciden tahsil edemediği fakat davacının bu davayı açmadan önce kendi «cirantası» ve önceki cirantalar hakkında «çek» bedelinin tahsili amacıyla herhangi bir işlem yapmadığı, mahkemece bu hususun sorulması üzerine bu kişiler hakkında takip başlattığı, davacının tüm hukuki yolları …
2017/3225 K. sayılı kararı ile «keşideci» ile davalı banka arasında imzalanmış olan sözleşmeler celb edilerek incelenmesi ve keşideci tarafından düzenlenen ve «hamil» tarafından bankaya «ibraz» edilen çeklerin hangi koşullarda ve hangi hesaptan tahsil edileceğinin, bu konuda bankanın takdir hakkı bulunup bulunmadığının, davacının bankadan «çek» bedelini tahsil yoluna gitmeden önce çekte imzası olan keşideciden ve çeki devir aldığı kendi akidinden tahsili imkanının olup olmadığı hususlarının tespiti ile ha …
Ancak bozma ilamında da belirtildiği üzere öncelikle «keşideci» ile davalı arasındaki sözleşmelere göre keşideci tarafından düzenlenen ve «hamil» tarafından bankaya «ibraz» edilen çeklerin hangi koşullarda ve hangi hesaptan tahsil edileceğinin, bu konuda bankanın takdir hakkı bulunup bulunmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · bozma sonrası karar
Benzer bu karardaZira «bozma sonrası» celb edilen belgelere göre «keşidecinin» davalı banka nezdinde birden fazla hesabı bulunduğu, bu hesaplardan 3983497000 sayılı hesapta «ibraz» tarihinde alacağı karşılamaya yeter bakiyenin bulunduğu, yine hızır hesap adlı hesapta ise «çek» bedelinin karşılamaya yeter kredi limtinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı bankanın sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle tüm hesapların dayanağı sözleşmeler incelenerek, «keşidecinin» «çek» hesabının hangi hesap olduğunun belirlenmesi, bankanın diğer hesaplarda bulunan nakdi «virman» etmek suretiyle ya da hızır adlı hesaptan kredi vermek suretiyle ödeme konusunda takdir hakkının bulunup bulunmadığının tespiti ile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7858 E. 2012/11400 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesabın kat edilmesi · mal kaçırma · ihtiyati haciz · haciz · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, hesabın kat edildiğine ilişkin «ihtarnamenin» muhatap borçlulara henüz tebliğ edilmediği, yerleşim yerlerinin belirli olduğu, borçluların «mal kaçırmaya» hazırlandıklarına ilişkin bir delilin «ihtiyati haciz» isteyen tarafından sunulmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ise de, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için «hesabın kat edilmesinin» yeterli olduğu, ayrıca buna ilişkin ihtarnamenin muhatap borçlulara tebliği gerekli olmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, ka …
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, hesabın kat edildiğine ilişkin «ihtarnamenin» muhatap borçlulara henüz tebliğ edilmediği, borçluların yerleşim yerlerinin belirli olduğu, borçluların mal kaçırdıklarına hazırlandıklarına ilişkin bir delilin «ihtiyati haciz» isteyen tarafından sunulmadığı gerekçesiyle şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» isteyen ile karşı taraf arasında imzalanan Hızır Hesap ve Genel Kredi Sözleşmesi’nden kaynaklanan ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15916 E. 2014/16819 K.
Ortak:ciranta · hamil · keşideci · çek · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin tahsil için bankaya «ibraz» edildiği 06.10.2011 tarihinde, dava dışı «keşidecinin» hesap bakiyesinin 0.95 TL olduğunu, ancak keşideci firmaya ait 2011 yılı 10. ay hızır hesap ekstresi incelendiğinde davacının çeki ibraz ettiği 06.10.2011 tarihinde «çek» tutarı olan 15.487.50 TL'yi karşılayacak hızır hesap limitinin hazır olduğu, davalı çalışanın da bu limitten çek bedelini ödemek için işlem başlattığı ve bunun usulüne uygun olduğu, ancak çek tutarının ödenmeme nedeninin davalı banka tarafından tereddüde mahal verilmeyecek şekilde açıklanamadığını, bu durumda davalı ...'ın kusurlu olmadığı, «kusur» ve sorumluluğun davalı bankaya ait olacağı, her ne kadar davacının çek bedelini başka yollarla tahsil imkanı mevcutken bankaya doğrudan doğruya dava açılması mümkün değil ise de, somut olayda, davacının icra takibinde «ödeme emri» gönderilmesi talebinin reddedildiği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak bu firmanın da «iflas» ettiği, davacı alacağının 76. sırada kayıtlı olduğu ve alacağı tahsil kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.832,50 TL «maddi tazminatın», takdiren 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilme …
Bu durumda öncelikle «keşideci» ile davalı banka arasında imzalanmış olan sözleşmeler celb edilerek incelenmesi ve keşideci tarafından düzenlenen ve «hamil» tarafından bankaya «ibraz» edilen çeklerin hangi koşullarda ve hangi hesaptan tahsil edileceğinin, bu konuda bankanın takdir hakkı bulunup bulunmadığının tespiti gerekir.
Ayrıca, mahkemece, davacının bankanın kusurlu eylemi neticesinde «çek» bedelini «keşideciden» tahsil edemediği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak keşideci şirketin «iflas» ettiği ve davacının alacağının 76. sıraya yazıldığı tespiti yapılmış; fakat davacının çek bedelinin tahsili amacıyla önceki «cirantalara» yada kendi cirantası yönelik takip yada dava yoluna gidip gitmediği araştırılmadığı gibi, keşideci şirketin iflası sonrasında alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığ …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı bankaya «teminat» olarak verilen 45.000,00 TL’lik «çek» nedeniyle «keşideci» veya «cirantalara» karşı yasal yollara başvurmadığı, dolayısı ile davacı zararının henüz gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu 45.000 TL bedelli çekin davacıya iade edildiğine ilişkin davalı savunmasını ispatlayan delillerin davalıdan sorularak, «ibrazı» sağlanmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının «keşideci» veya «cirantalara» gitmeden doğrudan davalı bankaya müracaat edemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davalı taraf, «teminat» olarak verilen 45.000 TL bedelli çekin 06.09.2006 tarihinde davacıya iade edilerek kendisinden 26.000 TL bedelli başka bir çekin alındığını savunmuş, davacı ise 45.000 TL bedelli çekin davalı tarafından «keşidecisine» iade edilerek keşideciden 26.000 TL bedelli yeni bir «çek» alındığını, 45.000 TL bedelli çekin kendisine iade edilmediğini beyan etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:banka sorumluluğu · teminat · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı bankaya «teminat» olarak verilen 45.000,00 TL’lik «çek» nedeniyle «keşideci» veya «cirantalara» karşı yasal yollara başvurmadığı, dolayısı ile davacı zararının henüz gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı tarafından kullandırılan kredinin «teminatı» olarak davacı tarafından davalıya verilen çekin kredi borcunun kapatılmasına rağmen davacıya iade edilmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı bankadan kredi kullanıldığı ve kredinin «teminatı» olarak davacının «hamili» bulunduğu 45.000 TL bedelli çekin davalıya verildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı taraf, «teminat» olarak verilen 45.000 TL bedelli çekin 06.09.2006 tarihinde davacıya iade edilerek kendisinden 26.000 TL bedelli başka bir çekin alındığını savunmuş, davacı ise 45.000 TL bedelli çekin davalı tarafından «keşidecisine» iade edilerek keşideciden 26.000 TL bedelli yeni bir «çek» alındığını, 45.000 TL bedelli çekin kendisine iade edilmediğini beyan etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/601 E. , 2017/3225 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 10/11/2015 tarih ve 2014/858-2015/710 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin hamili olduğu çekin karşılığını almak üzere 06/10/2011 günü davalı bankaya başvurduğunu, banka görevlisi olan davalı ...'ın çekin karşılığının olduğu ve hesapta da yeterince para olduğunu söyleyerek çekin üzerine ödenmiştir şerhi düştüğünü, ancak daha sonra hesapta bakiye bulunmadığını söyleyerek “ödemiştir kaşesi tarafımızdan iptal edilmiştir" şerhi düşerek çeki imzaladığını ve çekin karşılığının olmadığının arka yüzüne yazıldığını, çekte karalama yapıldığından ihtiyati haciz talebinin ve icra takibinde ödeme emri gönderilmesi talebinin reddedildiğini, müvekkilinin alacağı olan çekin kambiyo vasfını yitirdiğini ve alacağını alamayacak duruma düştüğünü ileri sürerek çek miktarı olan 14.832,50 TL'nin yasal faizi ile tahsili ve 2.000,00 TL manevi tazminat ile yargılama giderleri ve ücreti vekalet talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili; çeki alan personelin hesabı müsait zannederek sehven yaptığı işlemin sonradan iptal edildiğini, davacı tarafın çek bedelinin tahsili için çek keşidecisi ve cirantalara karşı icra takibinde bulunduktan sonra takibin ve başvuruların semeresiz kalması halinde müvekkili bankaya başvurması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; davacının hamil olduğu çeki aldığını ve keşidecinin hesaplarını kontrol ettiğinde hesap müsait olduğundan ödeme yapacakken çek hesabının bağlı bulunduğu onayının beklendiğini, müvekkilinin çek üzerindeki ödenmiştir işlemini yaptıktan hemen sonra hesabın bulunduğu ekranın hesap bakiyesi yetersiz uyarısı verdiğini ve hesabın sebepsiz bir şekilde blokeye alındığını, hesaba sonradan konulan blokenin hukuk dışı bir bloke olduğunu, davalı bankanın kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği 06.10.2011 tarihinde, dava dışı keşidecinin hesap bakiyesinin 0.95 TL olduğunu, ancak keşideci firmaya ait 2011 yılı 10. ay hızır hesap ekstresi incelendiğinde davacının çeki ibraz ettiği 06.10.2011 tarihinde çek tutarı olan 15.487.50 TL'yi karşılayacak hızır hesap limitinin hazır olduğu, davalı çalışanın da bu limitten çek bedelini ödemek için işlem başlattığı ve bunun usulüne uygun olduğu, ancak çek tutarının ödenmeme nedeninin davalı banka tarafından tereddüde mahal verilmeyecek şekilde açıklanamadığını, bu durumda
davalı ...'ın kusurlu olmadığı, kusur ve sorumluluğun davalı bankaya ait olacağı, her ne kadar davacının çek bedelini başka yollarla tahsil imkanı mevcutken bankaya doğrudan doğruya dava açılması mümkün değil ise de, somut olayda, davacının icra takibinde ödeme emri gönderilmesi talebinin reddedildiği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak bu firmanın da iflas ettiği, davacı alacağının 76. sırada kayıtlı olduğu ve alacağı tahsil kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.832,50 TL maddi tazminatın, takdiren 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ...
yönünden istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı bankanın kusuruyla tahrif edilen çek bedelinin ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı, hamili olduğu çeki bankaya ibraz ettiğini, çeke önce ödenmiştir şerhi konulduğunu, daha sonra bunun üzeri çizilerek iptal edilip karşılıksızdır işlemi yapıldığını, tahrif edilen çekin kambiyo vasfını kaybettiğinden icra takibine konulamadığını ve tahsilinin mümkün olmadığını bu duruma davalı banka ve personelinin sebebiyet verdiğini iddia etmiştir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı banka bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, banka ile müşterisi (davadışı keşideci) arasında imzalanmış çeşitli sözleşmeler bulunduğunu, müşterinin çeklerinin tahsil edileceği bir hesap açıldığını, hızır hesabın gerektiğinde müşteriye kredi sağlamak amacıyla oluşturulduğunu, hızır hesaptan çek bedellerinin ödenip ödenmeyeceği hususunda bankanın takdir hakkı olduğunu ifade etmiş, keşideci ile imzalanan sözleşmelerin getirtilerek incelenmesini talep etmiştir.
Ancak mahkemece sözleşmeler dosya kapsamına alınmamış ve gerekli incelemeler yapılmamıştır. Bu durumda öncelikle keşideci ile davalı banka arasında imzalanmış olan sözleşmeler celb edilerek incelenmesi ve keşideci tarafından düzenlenen ve hamil tarafından bankaya ibraz edilen çeklerin hangi koşullarda ve hangi hesaptan tahsil edileceğinin, bu konuda bankanın takdir hakkı bulunup bulunmadığının tespiti gerekir.
Ayrıca, mahkemece, davacının bankanın kusurlu eylemi neticesinde çek bedelini keşideciden tahsil edemediği, keşideciye karşı açtığı alacak davasını kazandığı ancak keşideci şirketin iflas ettiği ve davacının alacağının 76. sıraya yazıldığı tespiti yapılmış; fakat davacının çek bedelinin tahsili amacıyla önceki cirantalara yada kendi cirantası yönelik takip yada dava yoluna gidip gitmediği araştırılmadığı gibi, keşideci şirketin iflası sonrasında alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığı, davacının alacağını tahsil edip edemediği de araştırılmamıştır. Oysa ki, davacının, bankadan çek bedelini tahsil yoluna gitmeden önce çekte imzası olan keşideciden ve çeki devir aldığı kendi akidinden hiçbir şekilde tahsil imkanı bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, tüm hukuki yolları tüketip tüketmediğinin araştırılması ve bu eksik hususların gereği yerine getirildikten sonra bir sonuca varılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı vekili, dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde de bulunmuş olup, mahkemece 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde gösterilen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve davaya konu edilen olayın davacının şahsiyet haklarını ne şekilde ihlal ettiği dahi tartışılmaksızın manevi tazminata karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
../...
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 31/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359514700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz