Limited şirket müdürünün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15545 E. 2017/2667 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli↗ ticari vekil↗ limited şirket müdürü↗ şirket müdürünün azli↗ azil↗ şirket müdürlüğü↗ şirket müdürü↗ kefil↗ limited şirket↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yetkisizlik kararı↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi temsile yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için kefil gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının şirket müdürlüğünden azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden azil talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle şirket müdürünün azli hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı limited şirket müdürünün azli ve diğer ortağın şirket müdürü olarak atanması istemlerine ilişkindir. Mahkemece, şirket müdürünün ana sözleşme ile beş yıllığına atandığı ve dava tarihinden sonra görev süresinin dolduğu gerekçesiyle şirket müdürünün azli yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.” Davalı ...’nin ana sözleşme ile verilen müdürlük görevi 04/07/2010 tarihi itibariyle dolduğu ve bu tarihten sonra şirket ortaklar kurulunca müdür görevlendirmesi yapılmadığı da sabit olduğuna göre, bu tarihten sonra her iki ortakta özden organ olarak müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve şirket müdürünün azlinin şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, mahkemece davacı vekilinin müvekkilinin şirkete müdür atanmasıyla ilgili talebi 6762 sayılı TTK’nın 545. maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 545. maddesine göre ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekiller, ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir. Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' Bu madde limited şirket müdürünün atanmasıyla ilgili olmayıp, ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin atanmasıyla ilgilidir. TTK hükümleri gereğince mahkemenin limited şirkete müdür atamaya yönelik yetkisinin bulunmaması karşısında, davacının şirkete müdür atanma talebinin reddi doğru ise de, bu talebin açıklanan gerekçe ile reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12752 E. 2017/798 K.
Ortak:ticari vekil · limited şirket · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi «temsile» mezun ve mecburdurlar.
Benzer bu karardaLimited şirketin «temsilcileri» arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına «limited şirketin» temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve «ilan» edilir. '' Aynı Yasa'nın 545. maddesine göre de ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan «ticari vekiller», ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir.
Asıl dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr «payı alacağının» tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca ''Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi «temsile» mezun ve mecburdurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kâr payı alacağı · ortaklıktan çıkarılma · takipsizlik kararı · kişilik hakları · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın «takipsiz» bırakılması ve «yenilenmemesi» nedeniyle «açılmamış sayılmasına», karşı davanın ise, davalı ortağın «ortaklıktan çıkarılmasını» haklı gösterecek iddiaların somut bir şekilde ispatlanamadığı, tanık ifadelerinin duyumdan ibaret olduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise, davalının, davacı şirketten bağımsız olarak kurmuş olduğu şirket adresinin rekabete sebep olmayacak mahalde yer alması ayrıca, davacı iddiaları arasında yer alan zarar edildiğine ilişkin yıllardaki küresel krizin de gözönünde bulundurulması halinde davalının ayrı bir şirket kurmuş olmasının tek başına zarara neden olamayacağı, buna ilişkin iddiaların da diğer iddialar gibi soyut kaldığı ve «kişilik haklarına saldırı» niteliğini taşımadığı gerekçesiyle, asıl «davanın açılmamış sayılmasına», karşı davanın ise, reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi, feshin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin, davacıya düşen hisse değeri ile kâr «payı alacağının» tahsili, karşı dava ise, davalının haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' ve 547. maddesine göre de ''Müdür olan bir ortak, diğer ortakların «muvafakati» olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya «limited şirketin» azası sıfatıyla iştirak dahi edemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, şirket müdürünün ana sözleşme ile beş yıllığına atandığı ve dava tarihinden sonra görev süresinin dolduğu gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4076 E. 2019/3397 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, şirket müdürünün ana sözleşme ile beş yıllığına atandığı ve dava tarihinden sonra görev süresinin dolduğu gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve «şirket müdürünün azlinin» şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine dair kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz kararda2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
TTK hükümleri gereğince mahkemenin «limited şirkete müdür» atamaya yönelik «yetkisinin» bulunmaması karşısında, davacının şirkete müdür atanma talebinin reddi doğru ise de, bu talebin açıklanan gerekçe ile reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Bu durumda, davacıların, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · temsil yetkisi · haklı sebep · sözleşmeden doğan dava · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11780 E. 2018/3731 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · şirket müdürü · limited şirket · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
TTK hükümleri gereğince mahkemenin «limited şirkete müdür» atamaya yönelik «yetkisinin» bulunmaması karşısında, davacının şirkete müdür atanma talebinin reddi doğru ise de, bu talebin açıklanan gerekçe ile reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve «şirket müdürünün azlinin» şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, davalı şirket müdürünün «esas sözleşmeyle» atandığı gözetilerek 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1597 E. 2019/3235 K.
Ortak:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · limited şirket
İncelediğiniz kararda2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı «limited şirket müdürünün azli» ve diğer ortağın «şirket müdürü» olarak atanması istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi «temsile» yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için «kefil» gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının «şirket müdürlüğünden» azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden «azil» talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545. maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, şirket müdürünün ana sözleşme ile beş yıllığına atandığı ve dava tarihinden sonra görev süresinin dolduğu gerekçesiyle «şirket müdürünün azli» yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete «husumet» yöneltilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
… madan müdür olarak görev yaptığı, As Elektronik Şti.'nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan «şirketteki müdürlük» görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın «usulden reddinin» gerektiği, davanın "«tasfiye» memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise «tasfiye memuru» olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · usulden reddi · ek tasfiye · husumet
Benzer bu kararda… madan müdür olarak görev yaptığı, As Elektronik Şti.'nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan «şirketteki müdürlük» görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın «usulden reddinin» gerektiği, davanın "«tasfiye» memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise «tasfiye memuru» olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete «husumet» yöneltilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Bu nedenle mahkemece, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15545 E. , 2017/2667 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/09/2015 tarih ve 2010/130-2015/872 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalının ... Tic. Ltd. Şti.'nin kuruluşundan itibaren eşit hisseye sahip ortağı olduklarını, şirket ana sözleşmesi ile davalının 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığını, ortaklar olarak üzerine inşaat yapılacak taşınmazları 1.500.000,00 Euro’ya satın aldıklarını ve taşınmazların tapu devirlerinin söz konusu şirkete yapıldığını, sonrasında belirtilen taşınmazlar üzerine inşaatlar yapılmaya başlandığını, inşaatların proje üzerinden müvekkili tarafından satıldığını ve paralarının şirket hesabına havale edildiğini, şirketin Türkiye'deki tüm işlerinin davalı tarafından takip edildiğini, müvekkilinin Türkiye'ye son gelişinde davalının şirket hesabından kendisine ait başka hesaba paralar aktardığını öğrendiğini, böylece şirket hesaplarının boşaltıldığını, ayrıca söz konusu inşaatın bitirilmediğini ve şirkete ait tapuların 3.
kişilere devredilmek suretiyle kaçırıldığını, davalının müdürlük görevini açıkça kötüye kullandığını, ileri sürerek davalının ana sözleşmeyle kendisine tanınmış temsile ilişkin tüm yetkilerinin ortadan kaldırılmasına, buna ilişkin şirket ana sözleşmesinin ilgili maddesinin iptali ile karar kesinleştiğinde müvekkilinin şirket yetkilisi olarak tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tarafların ortak olduğu şirketin ekonomik sıkıntı içerisinde olduğunu, bunun nedeninin ise davacının müşteriler ile satış sözleşmesi yaparak tahsil ettiği bedelleri şirket hesabına aktarmamasından kaynaklandığını, müvekkili tarafından çekilen paraların şirketin inşaat faaliyeti için harcandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının şirketi temsile yetkili olduğu dönemde TTK ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olan işlemler gerçekleştirdiği, şirketin davalının şahsi borçları ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin borçları için kefil gösterildiği, bu nedenle şirketin borca batık hale geldiği, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davalının şirket müdürlüğünden azlini istemekte haklı olduğu, ancak davalının şirket müdürlüğü görevine 04/07/2005 tarihli şirket ana sözleşmesi ile 5 yıllığına seçildiği ve görev süresinin dava tarihinden sonra 04/07/2010 tarihinde sona erdiği, böylece müdürlük görevinden azil talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı, 6762 sayılı TTK'nın 545.
maddesi gereğince, mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabileceği, bu nedenle davacının kendisinin şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle şirket müdürünün azli hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haklı nedenlerle iki ortaklı limited şirket müdürünün azli ve diğer ortağın şirket müdürü olarak atanması istemlerine ilişkindir. Mahkemece, şirket müdürünün ana sözleşme ile beş yıllığına atandığı ve dava tarihinden sonra görev süresinin dolduğu gerekçesiyle şirket müdürünün azli yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi uyarınca “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.” Davalı ...’nin ana sözleşme ile verilen müdürlük görevi 04/07/2010 tarihi itibariyle dolduğu ve bu tarihten sonra şirket ortaklar kurulunca müdür görevlendirmesi yapılmadığı da sabit olduğuna göre, bu tarihten sonra her iki ortakta özden organ olarak müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar.
Mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve şirket müdürünün azlinin şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, mahkemece davacı vekilinin müvekkilinin şirkete müdür atanmasıyla ilgili talebi 6762 sayılı TTK’nın 545. maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 545. maddesine göre ''Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekiller, ancak umumi heyet kararıyla tayin olunabilir. Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine sahiptir.'' Bu madde limited şirket müdürünün atanmasıyla ilgili olmayıp, ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekillerin atanmasıyla ilgilidir. TTK hükümleri gereğince mahkemenin limited şirkete müdür atamaya yönelik yetkisinin bulunmaması karşısında, davacının şirkete müdür atanma talebinin reddi doğru ise de, bu talebin açıklanan gerekçe ile reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359390400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz