Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9971 E. 2014/19295 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemi↗ cezai şart↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacının bankacılık işlemlerine ve etik değerlere uygun hareket etmediği ve talebinin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden de talebin cezai şart olarak nitelendirildiği ve bu nedenle yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Taraf vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5429 E. 2023/7592 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1876 E. 2024/3246 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6514 E. 2017/5217 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme devri · yemin teklif hakkı · ödeme savunması · işletme devri · yemin teklifi · ticari işletme · yemin · ispat yükü
Benzer bu karardaAncak, ödeme definin davalılarca ispat edilmesi gerekirken mahkemece «ispat yükü» ters çevrilerek davacıya davalılara «yemin teklifi hakkı» kullandırılması doğru olmayıp, «ödeme savunmasının» davalılarca ispatı gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davalıların yeminleri nazara alınmak suretiyle «ticari işletmenin devrine» ilişkin akdi ilişkinin varlığı ve davalıların bu akdi ilişki nedeniyle davacıya ödemede bulunduklarının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar davanın reddi kararını temyiz etmediğine göre taraflar arasında «işletme devrine» ilişkin sözleşmenin varlığının kesinleştiğinin kabulü gerekir ise de akdi ilişkinin varlığını «ispat yükü» davacıya, bu ilişki nedeniyle «ödeme savunmasının» ispat yükü davalılara aittir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının uyuşmazlığın niteliği ve değerine göre senet niteliğinde herhangi bir belge «ibraz» edemediği, davacı tanıklarının da taraflar arasındaki ilişkiyi doğruladığı ancak devir bedelinin ödenip ödenmediği konusunda bilgi sahibi olmadıkları, davacı tarafın davalı tarafa «yemin teklifinde» bulunduğu, davalıların da davacı tarafa mantar üretim çiftliği satışı nedeniyle davacıya olan borçlarını ödediklerine dair yemin ettikleri, bu nedenle davacının da …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1341 E. 2023/4585 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel yetkili mahkeme · yargı yolu · yerleşim yeri · şikayet · tespit davası · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «genel yetkili» mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki «yerleşim yeri» mahkemesi olduğu, tespit davasına ilişkin somut olayda davalının yerleşim yerinin Düzce olduğu, davaya bakmakla yetkili ve «görevli» mahkemenin Düzce Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetkisizlik» nedeniyle reddine, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
… öğretim Kanunu’nun (2547 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin (b) bendi gereği davalının disiplin soruşturması başlattığını, 16.06.2017 tarihli karar ile etik ihlalinin «zamanaşımına» uğraması nedeniyle ceza verilmediğini, ancak buna rağmen gerekçede etik ihlali yapılğının yazıldığını, bu ibarenin tezi şaibeli hale getirdiğini ileri sürerek müvekkilinin etik ihlali yapmadığının tespitini talep ettiği, talebin dayanağının davalının disiplin soruşturması kararındaki gerekçeye dayandığı, dava, idarenin iş ve eyleminden kaynaklandığından idare mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine buna göre davanın «yargı yolu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda «zamanaşımı» «sebebi» ceza verilmemekle beraber kararın gerekçesine etik ihlali yapıldığı şeklinde bir ibarenin yoktan yere kötü niyetle eklendiğini, müvekkili hakkında verilmiş bir disiplin cezası olmadığından adli yargı dışında dava açabileceği bir merciinin olmadığını, bilim kurulunca tezi kabul edilen müvekkili hakkında, kabulden 5 yıl sonra etik ihlali «şikayetinde» bulunan kişinin müvekkilinin tezini kabul eden tez danışmanı olduğunu, ortada itiraz edilebilecek idari bir işlem olmadığından adli yargıda disiplin soruşturması sonrasında verilen kararda yer alan gerekçenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin «tespit davası» açılabileceğini, istinaf mahkemesi kararı ile müvekkilinin dava hakkının elinden alındığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4265 E. 2019/8115 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takdiri delil · uzman görüşü · delil niteliği · şikayet · olumsuz oy · feragat · maddi tazminat · kesin hüküm
Benzer bu karardaMezkur «kesin» karar hakkında, Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, davalıların sunduğu teknik raporlar konusunda HMK'nın 293. maddesi hükmü nazara alınarak mahkemece bir değerlendirmede bulunulması gerekirken anılan teknik raporlarla ilgili olumlu-«olumsuz» hiçbir değerlendirmede bulunulmaması, yine davacının Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı ile Gazi Üniversitesine yaptığı «şikayet» sonucu YÖK'ün 06.01.2014 gün ve 70134 sayılı etik inceleme konulu yazısında davalıların iddiaya konu yayınlarında YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi çerçevesinde etik ihlalde bulunmadıklarına dair verilen karar ile Gazi Üniversitesi Rektörlüğünce yapılan inceleme sonucu verilen rapor hakkında da herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek HMK'nın 363/1. maddesi uyarınca hükmün kanun yararına bozulması talep edilmiştir.HMK'nın 293. maddesi hükmü kapsamında tarafların aldığı «uzman görüşü» «takdiri delil niteliğindedir».
Mahkemece, davalılar tarafından yayınlanan makalenin daha önce yayınlanan davacıya ait makaleden iktibas serbestisinin aşıldığı, atıf kurallarına uyulmaksızın yararlanıldığı, böylece davacının eser sahipliğinden doğan haklarının ihlal edildiği ancak «maddi tazminat» talebinden «feragat» edildiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne «kesin» olarak karar verilmiştir.
Yine idari karar ve görüşler de «takdiri delil niteliği» taşımaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9971 E. , 2014/19295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2012 gün ve 2008/276-2012/61 sayılı kararı bozan Daire’nin 20.02.2014 gün ve 2012/11769-2014/3112 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının finansal piyasalarda menkul kıymet alım satımı ile iştigal eden bir yatırımcı olup müvekkili bankanın da müşterisi olduğunu, 18.06.2007 tarihinde 5 milyon ABD Dolarını 19.10.2007 tarihinde 1,3350 TL üzerinden bankadan satın almayı taahhüt ettiğini, bu işlemde müvekkilinin opsiyon alıcısı, davalınında opsiyon satıcısı konumunda olduğunu, müvekkilinin bu taahhüdüne karşı davalıya 51.500 USD ödediğini, ancak davalının 17.08.2008 tarihinde riski kapattığını iddia ettiği halde, gerçekleşen telefon kayıtlarında söz konusu pozisyonun açık olduğunun belli olup uyarılara rağmen kapatmadığını, müvekkili banka zararının ödenmesinin ihtar olunduğunu, banka hesabındaki 478.021,91 TL'nin alacağa mahsup edilip, bakiye 223.489,48 TL alacağın kaldığını ileri sürerek, şimdilik anılan meblağın ve sözleşmenin 5.
maddesi gereğince 10.000 TL cezai şart tutarının, 19.10.2007 vade tarihinden itibaren akdi temerrüt faizi ile gider ve sair vergileri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, haksız davanın reddini savunmuş, karşı davada ise bankanın haksız el koyduğu 478.021,91 TL ile cezai şart bedeli olan 10.000 TL'nin, 19.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacının bankacılık işlemlerine ve etik değerlere uygun hareket etmediği ve talebinin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden de talebin cezai şart olarak nitelendirildiği ve bu nedenle yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Taraf vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı-karşı davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, alınmadığı anlaşılan 52,40 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacı-karşı davalı ...den alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357898900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz