Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1341 E. 2023/4585 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel yetkili mahkeme↗ idari işlem↗ yargı yolu↗ yerleşim yeri↗ şikayet↗ vekâlet ücreti↗ tespit davası↗ derdestlik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, tespit davasına ilişkin somut olayda davalının yerleşim yerinin Düzce olduğu, davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin Düzce Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu tez ve soruşturmaların idari sürece ilişkin olduğunu, idari yargının görevli olduğunu, lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı vekilinin, müvekkilinin “Maternal Serumdaki Çözünebilir HLA-G Düzeylerini Gebelik Sonuçları ile İlişkisi” başlıklı tıpta uzmanlık tezini hazırladığını, 2016 yılında tezinde etik ihlali yaptığı gerekçesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun (2547 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin (b) bendi gereği davalının disiplin soruşturması başlattığını, 16.06.2017 tarihli karar ile etik ihlalinin zamanaşımına uğraması nedeniyle ceza verilmediğini, ancak buna rağmen gerekçede etik ihlali yapılğının yazıldığını, bu ibarenin tezi şaibeli hale getirdiğini ileri sürerek müvekkilinin etik ihlali yapmadığının tespitini talep ettiği, talebin dayanağının davalının disiplin soruşturması kararındaki gerekçeye dayandığı, dava, idarenin iş ve eyleminden kaynaklandığından idare mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine buna göre davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda zamanaşımı sebebi ceza verilmemekle beraber kararın gerekçesine etik ihlali yapıldığı şeklinde bir ibarenin yoktan yere kötü niyetle eklendiğini, müvekkili hakkında verilmiş bir disiplin cezası olmadığından adli yargı dışında dava açabileceği bir merciinin olmadığını, bilim kurulunca tezi kabul edilen müvekkili hakkında, kabulden 5 yıl sonra etik ihlali şikayetinde bulunan kişinin müvekkilinin tezini kabul eden tez danışmanı olduğunu, ortada itiraz edilebilecek idari bir işlem olmadığından adli yargıda disiplin soruşturması sonrasında verilen kararda yer alan gerekçenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin tespit davası açılabileceğini, istinaf mahkemesi kararı ile müvekkilinin dava hakkının elinden alındığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, öğretim görevlisi uzmanlık tezinde etik ihlali olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 114, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9971 E. 2014/19295 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · cezai şart
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacının «bankacılık işlemlerine» ve etik değerlere uygun hareket etmediği ve talebinin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden de talebin «cezai şart» olarak nitelendirildiği ve bu nedenle yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10991 E. 2014/18508 K.
Ortak:şikayet · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda «zamanaşımı» «sebebi» ceza verilmemekle beraber kararın gerekçesine etik ihlali yapıldığı şeklinde bir ibarenin yoktan yere kötü niyetle eklendiğini, müvekkili hakkında verilmiş bir disiplin cezası olmadığından adli yargı dışında dava açabileceği bir merciinin olmadığını, bilim kurulunca tezi kabul edilen müvekkili hakkında, kabulden 5 yıl sonra etik ihlali «şikayetinde» bulunan kişinin müvekkilinin tezini kabul eden tez danışmanı olduğunu, ortada itiraz edilebilecek idari bir işlem olmadığından adli yargıda disiplin soruşturması sonrasında verilen kararda yer alan gerekçenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin «tespit davası» açılabileceğini, istinaf mahkemesi kararı ile müvekkilinin dava hakkının elinden alındığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
… öğretim Kanunu’nun (2547 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin (b) bendi gereği davalının disiplin soruşturması başlattığını, 16.06.2017 tarihli karar ile etik ihlalinin «zamanaşımına» uğraması nedeniyle ceza verilmediğini, ancak buna rağmen gerekçede etik ihlali yapılğının yazıldığını, bu ibarenin tezi şaibeli hale getirdiğini ileri sürerek müvekkilinin etik ihlali yapmadığının tespitini talep ettiği, talebin dayanağının davalının disiplin soruşturması kararındaki gerekçeye dayandığı, dava, idarenin iş ve eyleminden kaynaklandığından idare mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine buna göre davanın «yargı yolu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacının Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde «şikayetçi» olmaması aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen «ceza zamanaşımının» dikkate alınmamasını gerektirmez.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, FSEK'te özel bir «zamanaşımı» süresi düzenlenmediğinden, genel hükümlere göre belirleneceği, eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnameye» göre makalenin 21.02.2012 tarihinde öğrenildiği, 6101 sayılı Yasanın 5/1. maddesine göre zamanaşımı BK döneminde işlemeye başladığından eski kanun hükümlerine tabi olacağı, buna göre «öğrenme tarihinin» üzerinden 1 yıl geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle, eserin bir kez makale olarak yayınlandığı ve tecavüzün sona erdiği, ref'ine karar verilemeyeceği, ayrıc …
Mahkemece, 818 sayılı BK 60/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı taraf dava dilekçesinde eylemin aynı zamanda suç oluşturduğunu belirtmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · ceza zamanaşımı · haksız fiil · ihtarname · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, FSEK'te özel bir «zamanaşımı» süresi düzenlenmediğinden, genel hükümlere göre belirleneceği, eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnameye» göre makalenin 21.02.2012 tarihinde öğrenildiği, 6101 sayılı Yasanın 5/1. maddesine göre zamanaşımı BK döneminde işlemeye başladığından eski kanun hükümlerine tabi olacağı, buna göre «öğrenme tarihinin» üzerinden 1 yıl geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle, eserin bir kez makale olarak yayınlandığı ve tecavüzün sona erdiği, ref'ine karar verilemeyeceği, ayrıc …
Davacının Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde «şikayetçi» olmaması aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen «ceza zamanaşımının» dikkate alınmamasını gerektirmez.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1341 E. , 2023/4585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1489 Esas, 2021/1717 Karar
HÜKÜM
Yeniden hüküm tesisi davanın usulden reddi
SAYISI 2017/916 E., 2018/332 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin araştırma görevlisi iken 2011 yılında hazırlamış olduğu uzmanlık tezinde etik ihlali olduğundan bahisle hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucu zaman aşımından dolayı ceza verilmediğini ancak kararın gerekçesine etik ihlalin bulunduğu şeklinde bir ibarenin eklendiğini belirterek müvekkilinin etik ihlalinde bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aynı konuda açılmış derdest dava olduğunu, mahkemenin yetkili olmadığını, idari yargının görevli olduğunu savunarak davanın usulden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, tespit davasına ilişkin somut olayda davalının yerleşim yerinin Düzce olduğu, davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin Düzce Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu tez ve soruşturmaların idari sürece ilişkin olduğunu, idari yargının görevli olduğunu, lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı vekilinin, müvekkilinin “Maternal Serumdaki Çözünebilir HLA-G Düzeylerini Gebelik Sonuçları ile İlişkisi” başlıklı tıpta uzmanlık tezini hazırladığını, 2016 yılında tezinde etik ihlali yaptığı gerekçesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun (2547 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin (b) bendi gereği davalının disiplin soruşturması başlattığını, 16.06.2017 tarihli karar ile etik ihlalinin zamanaşımına uğraması nedeniyle ceza verilmediğini, ancak buna rağmen gerekçede etik ihlali yapılğının yazıldığını, bu ibarenin tezi şaibeli hale getirdiğini ileri sürerek müvekkilinin etik ihlali yapmadığının tespitini talep ettiği, talebin dayanağının davalının disiplin soruşturması kararındaki gerekçeye dayandığı, dava, idarenin iş ve eyleminden kaynaklandığından idare mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine buna göre davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda zamanaşımı sebebi ceza verilmemekle beraber kararın gerekçesine etik ihlali yapıldığı şeklinde bir ibarenin yoktan yere kötü niyetle eklendiğini, müvekkili hakkında verilmiş bir disiplin cezası olmadığından adli yargı dışında dava açabileceği bir merciinin olmadığını, bilim kurulunca tezi kabul edilen müvekkili hakkında, kabulden 5 yıl sonra etik ihlali şikayetinde bulunan kişinin müvekkilinin tezini kabul eden tez danışmanı olduğunu, ortada itiraz edilebilecek idari bir işlem olmadığından adli yargıda disiplin soruşturması sonrasında verilen kararda yer alan gerekçenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin tespit davası açılabileceğini, istinaf mahkemesi kararı ile müvekkilinin dava hakkının elinden alındığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, öğretim görevlisi uzmanlık tezinde etik ihlali olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 114, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/943357100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz