Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/533 E. 2017/4065 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
el koyma↗ bloke↗ usuli kazanılmış hak↗ kazanılmış hak↗ maddi ve manevi tazminat↗ haciz↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ asıl alacak↗ maddi tazminat↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak; davalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının bloke koyma işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL asıl alacak 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına haciz koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 557,23 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının zamanaşımı definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmesi ile davacı yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacıya ait olduğu iddia edilen, borsada işlem gören hisse senetlerinin aracı kurum olan davalı tarafından izinsiz olarak satılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde verilen karar Dairemizin 31.10.2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak bozma ilamında ifade edilen hususlarda yeniden değerlendirme yapılmak üzere yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de, rapor davacının dava dilekçesindeki taleplerini ve bozma ilamında belirtilen eksiklikleri karşılar nitelikte olmadığı gibi bilirkişi heyetinde borsa uzmanı kimse de bulunmamaktadır.
Davacı, dava dilekçesinde, 1426 TL değerindeki hissesinin davalı tarafından satışa çıkarıldığını, hisselerin üzerine bloke koyduğunu ve hisseler üzerinde uyuşmazlık devam ettiğinden bu hisseleri değerlendiremediğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bilirkişi raporunda ise talep konusu edilmeyen miktarlar yönünden inceleme yapılmış ve davacının toplam 557,23 TL zararı olduğu mütalaa edilmiştir. Bu durumda, dava dilekçesindeki talepler ve Dairemizin 31.10.2012 tarihli bozma ilamı gereğini yerine getirmeyen, uzman kişilerden oluşmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle, öncelikle uyuşmazlığın borsada işlem gören hisse senetlerine ilişkin olduğu gözetilerek aralarında borsa işlemleri konusunda uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7481 E. 2023/1910 K.
Ortak:el koyma · bloke · haciz · asıl alacak · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, 1426 TL değerindeki hissesinin davalı tarafından satışa çıkarıldığını, hisselerin üzerine «bloke» koyduğunu ve hisseler üzerinde uyuşmazlık devam ettiğinden bu hisseleri değerlendiremediğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Benzer bu kararda… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310,00 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… erilen Karar Mahkemenin 24.10.2013 tarih, 2013/81 E. ve 2013/251 K. sayılı kararı ile karşı dava ile ilgili verilen karar kesinleştiğinden karşı dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», asıl dava yönünden, davalının davacının yatırım işlemlerine aracılık ettiği ve davacının talimatı olmadan satış yaptığı, davalı tarafından yapılan bu işlem nedeniyle davacının dava tarihi itibariyle 296,82 TL «asıl alacak», 260,41 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 557,23 TL maddi zararının bulunduğu davalı aracın kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan yapmış olduğu bu işlemler sonucunda konulan blokaj «kaydının» kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapması davacının «kişilik haklarını ihlal» edici nitelikte bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… reddine dair kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davacı/karşı davalı müşteri ..., Takasbank'ta kendi adına açılmış olan saklama hesabında bulunan 100 Lot DYHOL «hisse senedi» üzerine «bloke» koyarak (satış işlemine değil) söz konusu hisselerin davalı/karsı davacı aracı kurum tarafından kendi havuz hesabına aktarılmasını engellemiş olduğu, davacı müşterinin Takasbank saklama hesabında bulunan 160 Lot DYHOL hisse senetleri üzerine bizzat davacı müşteri tarafından bloke konulması nedeniyle tasarrufun müşteride bulunduğu, hisse senetlerini kullanamaması nedeniyle herhangi bir zararının olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava ise mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E. ve 2010/757 K. sayılı kararı kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · virman · kişilik hakları · takas · gerçek zarar · kâr mahrumiyeti · şikayet · hisse senedi
Benzer bu kararda… nu tespit eden önceki bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, müvekkili tarafından hem yasal değere hem de «hisse senedine» «bloke» koyulduğunu, aksi halde davalı aracı şirket tarafından açılan blokenin kaldırılması davanın kazanılamayacağını ve davalının parayı istediği gibi aktaracağını, çünkü mevzuat gereğince «takas» süresinin iki gün olduğunu, müvekkilinin ise takas süresi geçtikten sekiz gün sonra TL değeri ve hisse senedine blokaj koyduğunu, müvekkilinin hakkını korumak için blokaj koyduğunu ancak blokaj nedeniyle uzun yıllar borsada işlem yapamadığını, başka aracı kurumlara «virman» yapamadığını ve satamadığını, eğer satabilmiş olsaydı bu parayı da değerlendirerek daha fazla kazanç elde edebilecek iken davalı şirketçe bu kazançtan «mahrum» bırakıldığını, mahkemece asıl davada daha önce verilen kısmen kabul kararlarının sürekli müvekkili lehine bozulduğunu, bu nedenle eksik değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin zararı oluşmadığından bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, «son» alınan ek raporda 160 Lot hisseden bahsedildiğini ancak uyuşmazlığa konu olanın 100 Lot hisse senedi olduğunu, 2000 yılından beri süren davayı müvekkilinin seyahat etmek suretiyle takip ettiğini, duruşmalara katıldığını, işinden uzak kaldığını, ciddi «masraflar» ettiğini ve esasen bunca yıl yapılan masrafların talep edilen «maddi tazminatın» çok üzerinde olduğunu, bu hususa ilişkin olarak da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, karşı davaya yönelik olarak ise davalı aracı şirket tarafından açılan …
… erilen Karar Mahkemenin 24.10.2013 tarih, 2013/81 E. ve 2013/251 K. sayılı kararı ile karşı dava ile ilgili verilen karar kesinleştiğinden karşı dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», asıl dava yönünden, davalının davacının yatırım işlemlerine aracılık ettiği ve davacının talimatı olmadan satış yaptığı, davalı tarafından yapılan bu işlem nedeniyle davacının dava tarihi itibariyle 296,82 TL «asıl alacak», 260,41 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 557,23 TL maddi zararının bulunduğu davalı aracın kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan yapmış olduğu bu işlemler sonucunda konulan blokaj «kaydının» kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapması davacının «kişilik haklarını ihlal» edici nitelikte bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… nın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974,00 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E., 2010/757 K. sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… reddine dair kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davacı/karşı davalı müşteri ..., Takasbank'ta kendi adına açılmış olan saklama hesabında bulunan 100 Lot DYHOL «hisse senedi» üzerine «bloke» koyarak (satış işlemine değil) söz konusu hisselerin davalı/karsı davacı aracı kurum tarafından kendi havuz hesabına aktarılmasını engellemiş olduğu, davacı müşterinin Takasbank saklama hesabında bulunan 160 Lot DYHOL hisse senetleri üzerine bizzat davacı müşteri tarafından bloke konulması nedeniyle tasarrufun müşteride bulunduğu, hisse senetlerini kullanamaması nedeniyle herhangi bir zararının olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava ise mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E. ve 2010/757 K. sayılı kararı kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2652 E. 2019/4187 K.
Ortak:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının «zamanaşımı» definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmesi ile davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının «zamanaşımı» definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmiş olmasına ve ayrıca Dairemizin 04.07.2017 tarih 2016/533 E.-2017/4065 K. sayılı bozma ilamının 1. bendinde de bu doğrultuda karar verilerek anılan bozma ilamlarına uyulmakla davacı taraf yararına «usuli kazanılmış hak» da oluşmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
… syanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E.- 2010/757 K sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet · hisse senedi · dosya masrafı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… syanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E.- 2010/757 K sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin «son» bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de davacının 22.02.2018 tarihli dilekçesinde 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesini istediği gerekçesiyle bozma öncesindeki hüküm gibi yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacının sunduğu 22.02.2018 tarihli dilekçenin, bilirkişi raporunda davacının yargılama sürecinde yaptığı kişisel «masraflara» ilişkin açıklamalarının kararda dikkate alınması gerektiği talebini içerdiği, raporun tüm yönleriyle kabul edildiği gibi açık bir beyana ise yer vermediği gözetilm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9621 E. 2016/7769 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ihya davası · şirketin ihyası · ihya · infaz · tasfiye memuru · limited şirket · ek tasfiye
Benzer bu karardaİş Mahkemesi'nin 2014/557 E. sayılı dosyasında «temsili» ve «infaz» işlemleri açısından ihyasına ve ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, bu davada «husumetin» «ihyası» istenilen şirketin «tasfiye memuru» ile Ticaret Scil Müdürlüğü'ne yönetilmesi gerekli ve yeterlidir.
İş Mahkemesi'nin 2014/557 E. sayılı davada, davacı tarafa «ihya davası» açmak üzere süre verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11541 E. 2018/6299 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/533 E. , 2017/4065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/09/2015 tarih ve 2015/478-2015/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ile aralarında aracılık sözleşmesi olduğunu ve borsada işlem yaptığını, talimatı bulunmamasına rağmen davalının 100 lot hisseyi satışa çıkardığını, hisseyi ...bank'ta bulup üzerine blokaj koydurduğunu, davalının bu hisselerin kendisine ait olduğu iddiasıyla blokajın çözülmesi talepli davasının reddedildiğini ve işbu kararın kesinleştiğini, davalının blokaj nedeniyle de hesabından 310 TL kesinti yaptığını, davalıyla arasında olan uyuşmazlık nedeniyle hisselerini değerlendiremediğini ve zarara uğradığını, ayrıca davalı tarafından açılan haksız davalara icra takiplerine ve hacizlere maruz kaldığını, küçük düşürüldüğünü ileri sürerek 39.000 TL maddi 41.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının satım talimatı ile hareket ettiğini, 100 lot hisseyi satışa çıkardığını ancak davacının haksız yere blokaj koyduğunu, blokajı müvekkilinin kaldırmakla yetkili olmadığını, bu nedenle davacının iddia ettiği zarardan sorumlu olmadığını, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını, dava ve icra takibi yoluyla hukuki hakkını kullandığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı davasında, blokeli olan hisselerin satış bedeli olan 940 TL'yi davacıya ödemiş olduğunu, bu tutarın iadesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece bozma ilamına uyularak; davalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının bloke koyma işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL asıl alacak 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına haciz koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 557,23 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının zamanaşımı definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmesi ile davacı yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacıya ait olduğu iddia edilen, borsada işlem gören hisse senetlerinin aracı kurum olan davalı tarafından izinsiz olarak satılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde verilen karar Dairemizin 31.10.2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak bozma ilamında ifade edilen hususlarda yeniden değerlendirme yapılmak üzere yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de, rapor davacının dava dilekçesindeki taleplerini ve bozma ilamında belirtilen eksiklikleri karşılar nitelikte olmadığı gibi bilirkişi heyetinde borsa uzmanı kimse de bulunmamaktadır.
Davacı, dava dilekçesinde, 1426 TL değerindeki hissesinin davalı tarafından satışa çıkarıldığını, hisselerin üzerine bloke koyduğunu ve hisseler üzerinde uyuşmazlık devam ettiğinden bu hisseleri değerlendiremediğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bilirkişi raporunda ise talep konusu edilmeyen miktarlar yönünden inceleme yapılmış ve davacının toplam 557,23 TL zararı olduğu mütalaa edilmiştir. Bu durumda, dava dilekçesindeki talepler ve Dairemizin 31.10.2012 tarihli bozma ilamı gereğini yerine getirmeyen, uzman kişilerden oluşmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle, öncelikle uyuşmazlığın borsada işlem gören hisse senetlerine ilişkin olduğu gözetilerek aralarında borsa işlemleri konusunda uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/355320600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz