Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2652 E. 2019/4187 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usuli kazanılmış hak↗ şikayet↗ hisse senedi↗ kazanılmış hak↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre davacı karşı davalının celse arasında sunduğu dilekçeyle 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınarak bu doğrultuda karar verilmesini talep ettiği, bu nedenle dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974 TL'lik hisse senedi alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının şikayeti üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle 557,23 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E.- 2010/757 K sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının zamanaşımı definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmiş olmasına ve ayrıca Dairemizin 04.07.2017 tarih 2016/533 E.-2017/4065 K. sayılı bozma ilamının 1. bendinde de bu doğrultuda karar verilerek anılan bozma ilamlarına uyulmakla davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak da oluşmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacıya ait olduğu iddia edilen ve borsada işlem gören hisse senetlerinin aracı kurum olan davalı tarafından izinsiz olarak satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Mahkemece daha önce 10.05.2015 tarihinde verilmiş olan davanın kısmen kabulüne dair hüküm Dairemizin 04.07.2017 tarih, 2016/533 E.-2017/4065 K. sayılı ilamıyla bozulmuştur. Dairemizin anılan bozma ilamında, hükme esas alınan 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporunun davacının dava dilekçesindeki taleplerini ve bir önceki bozma ilamında belirtilen eksiklikleri karşılar nitelikte olmadığı, bilirkişi heyetinde borsa uzmanının bulunmadığı, davacının talebinin hisseler üzerinde uyuşmazlığın devam ettiği süre boyunca hisseleri değerlendirememesi nedeniyle uğradığı zararın tazmininden ibaret olduğu, buna rağmen bilirkişi raporunda talep konusu edilmeyen, davacının hesabından yapılan kesinti nedeniyle zarar hesaplaması yoluna gidildiği, Dairemizin bir önceki 31.10.2012 tarihli bozma ilamının gereğini yerine getirmeyen, uzman kişilerden oluşmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin son bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de davacının 22.02.2018 tarihli dilekçesinde 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesini istediği gerekçesiyle bozma öncesindeki hüküm gibi yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacının sunduğu 22.02.2018 tarihli dilekçenin, bilirkişi raporunda davacının yargılama sürecinde yaptığı kişisel masraflara ilişkin açıklamalarının kararda dikkate alınması gerektiği talebini içerdiği, raporun tüm yönleriyle kabul edildiği gibi açık bir beyana ise yer vermediği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen gerekleri yerine getirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7481 E. 2023/1910 K.
Ortak:şikayet · hisse senedi · dosya masrafı · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… syanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E.- 2010/757 K sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin «son» bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de davacının 22.02.2018 tarihli dilekçesinde 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesini istediği gerekçesiyle bozma öncesindeki hüküm gibi yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacının sunduğu 22.02.2018 tarihli dilekçenin, bilirkişi raporunda davacının yargılama sürecinde yaptığı kişisel «masraflara» ilişkin açıklamalarının kararda dikkate alınması gerektiği talebini içerdiği, raporun tüm yönleriyle kabul edildiği gibi açık bir beyana ise yer vermediği gözetilm …
Benzer bu kararda… nu tespit eden önceki bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, müvekkili tarafından hem yasal değere hem de «hisse senedine» «bloke» koyulduğunu, aksi halde davalı aracı şirket tarafından açılan blokenin kaldırılması davanın kazanılamayacağını ve davalının parayı istediği gibi aktaracağını, çünkü mevzuat gereğince «takas» süresinin iki gün olduğunu, müvekkilinin ise takas süresi geçtikten sekiz gün sonra TL değeri ve hisse senedine blokaj koyduğunu, müvekkilinin hakkını korumak için blokaj koyduğunu ancak blokaj nedeniyle uzun yıllar borsada işlem yapamadığını, başka aracı kurumlara «virman» yapamadığını ve satamadığını, eğer satabilmiş olsaydı bu parayı da değerlendirerek daha fazla kazanç elde edebilecek iken davalı şirketçe bu kazançtan «mahrum» bırakıldığını, mahkemece asıl davada daha önce verilen kısmen kabul kararlarının sürekli müvekkili lehine bozulduğunu, bu nedenle eksik değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin zararı oluşmadığından bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, «son» alınan ek raporda 160 Lot hisseden bahsedildiğini ancak uyuşmazlığa konu olanın 100 Lot hisse senedi olduğunu, 2000 yılından beri süren davayı müvekkilinin seyahat etmek suretiyle takip ettiğini, duruşmalara katıldığını, işinden uzak kaldığını, ciddi «masraflar» ettiğini ve esasen bunca yıl yapılan masrafların talep edilen «maddi tazminatın» çok üzerinde olduğunu, bu hususa ilişkin olarak da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, karşı davaya yönelik olarak ise davalı aracı şirket tarafından açılan …
… nın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974,00 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E., 2010/757 K. sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… reddine dair kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davacı/karşı davalı müşteri ..., Takasbank'ta kendi adına açılmış olan saklama hesabında bulunan 100 Lot DYHOL «hisse senedi» üzerine «bloke» koyarak (satış işlemine değil) söz konusu hisselerin davalı/karsı davacı aracı kurum tarafından kendi havuz hesabına aktarılmasını engellemiş olduğu, davacı müşterinin Takasbank saklama hesabında bulunan 160 Lot DYHOL hisse senetleri üzerine bizzat davacı müşteri tarafından bloke konulması nedeniyle tasarrufun müşteride bulunduğu, hisse senetlerini kullanamaması nedeniyle herhangi bir zararının olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava ise mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E. ve 2010/757 K. sayılı kararı kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · virman · el koyma · kişilik hakları · takas · gerçek zarar · bloke · kâr mahrumiyeti
Benzer bu kararda… nu tespit eden önceki bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, müvekkili tarafından hem yasal değere hem de «hisse senedine» «bloke» koyulduğunu, aksi halde davalı aracı şirket tarafından açılan blokenin kaldırılması davanın kazanılamayacağını ve davalının parayı istediği gibi aktaracağını, çünkü mevzuat gereğince «takas» süresinin iki gün olduğunu, müvekkilinin ise takas süresi geçtikten sekiz gün sonra TL değeri ve hisse senedine blokaj koyduğunu, müvekkilinin hakkını korumak için blokaj koyduğunu ancak blokaj nedeniyle uzun yıllar borsada işlem yapamadığını, başka aracı kurumlara «virman» yapamadığını ve satamadığını, eğer satabilmiş olsaydı bu parayı da değerlendirerek daha fazla kazanç elde edebilecek iken davalı şirketçe bu kazançtan «mahrum» bırakıldığını, mahkemece asıl davada daha önce verilen kısmen kabul kararlarının sürekli müvekkili lehine bozulduğunu, bu nedenle eksik değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin zararı oluşmadığından bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, «son» alınan ek raporda 160 Lot hisseden bahsedildiğini ancak uyuşmazlığa konu olanın 100 Lot hisse senedi olduğunu, 2000 yılından beri süren davayı müvekkilinin seyahat etmek suretiyle takip ettiğini, duruşmalara katıldığını, işinden uzak kaldığını, ciddi «masraflar» ettiğini ve esasen bunca yıl yapılan masrafların talep edilen «maddi tazminatın» çok üzerinde olduğunu, bu hususa ilişkin olarak da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, karşı davaya yönelik olarak ise davalı aracı şirket tarafından açılan …
… erilen Karar Mahkemenin 24.10.2013 tarih, 2013/81 E. ve 2013/251 K. sayılı kararı ile karşı dava ile ilgili verilen karar kesinleştiğinden karşı dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», asıl dava yönünden, davalının davacının yatırım işlemlerine aracılık ettiği ve davacının talimatı olmadan satış yaptığı, davalı tarafından yapılan bu işlem nedeniyle davacının dava tarihi itibariyle 296,82 TL «asıl alacak», 260,41 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 557,23 TL maddi zararının bulunduğu davalı aracın kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan yapmış olduğu bu işlemler sonucunda konulan blokaj «kaydının» kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapması davacının «kişilik haklarını ihlal» edici nitelikte bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310,00 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… reddine dair kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davacı/karşı davalı müşteri ..., Takasbank'ta kendi adına açılmış olan saklama hesabında bulunan 100 Lot DYHOL «hisse senedi» üzerine «bloke» koyarak (satış işlemine değil) söz konusu hisselerin davalı/karsı davacı aracı kurum tarafından kendi havuz hesabına aktarılmasını engellemiş olduğu, davacı müşterinin Takasbank saklama hesabında bulunan 160 Lot DYHOL hisse senetleri üzerine bizzat davacı müşteri tarafından bloke konulması nedeniyle tasarrufun müşteride bulunduğu, hisse senetlerini kullanamaması nedeniyle herhangi bir zararının olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava ise mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E. ve 2010/757 K. sayılı kararı kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/533 E. 2017/4065 K.
Ortak:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının «zamanaşımı» definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmiş olmasına ve ayrıca Dairemizin 04.07.2017 tarih 2016/533 E.-2017/4065 K. sayılı bozma ilamının 1. bendinde de bu doğrultuda karar verilerek anılan bozma ilamlarına uyulmakla davacı taraf yararına «usuli kazanılmış hak» da oluşmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
… syanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E.- 2010/757 K sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının «zamanaşımı» definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmesi ile davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · bloke · haciz · asıl alacak · eksik inceleme
Benzer bu kararda… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 557,23 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, 1426 TL değerindeki hissesinin davalı tarafından satışa çıkarıldığını, hisselerin üzerine «bloke» koyduğunu ve hisseler üzerinde uyuşmazlık devam ettiğinden bu hisseleri değerlendiremediğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Bu nedenle, öncelikle uyuşmazlığın borsada işlem gören hisse senetlerine ilişkin olduğu gözetilerek aralarında borsa işlemleri konusunda uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, «eksik incelemeye» dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2652 E. , 2019/4187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/02/2018 tarih ve 2017/946-2018/173 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ile aralarında aracılık sözleşmesi olduğunu ve borsada işlem yaptığını, talimatı bulunmamasına rağmen davalının 100 lot hisseyi satışa çıkardığını, hisseyi Takasbank'ta bulup üzerine blokaj koydurduğunu, davalının bu hisselerin kendisine ait olduğu iddiasıyla blokajın çözülmesi talepli davasının reddedildiğini ve işbu kararın kesinleştiğini, davalının blokaj nedeniyle de hesabından 310 TL kesinti yaptığını, davalıyla arasında olan uyuşmazlık nedeniyle hisselerini değerlendiremediğini ve zarara uğradığını, ayrıca davalı tarafından açılan haksız davalara icra takiplerine ve hacizlere maruz bırakıldığını, küçük düşürüldüğünü ileri sürerek 39.000.- TL maddi 41.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin davacının satım talimatı ile hareket ettiğini, 100 lot hisseyi satışa çıkardığını ancak davacının haksız yere blokaj koyduğunu, blokajı müvekkilinin kaldırmakla yetkili olmadığından, davacının iddia ettiği zarardan sorumlu olmayacağını, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını, dava ve icra takibi yoluyla hukuki hakkını kullandığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise, müvekkilinin blokeli olan hisselerin satış bedeli olan 940 TL'yi davacıya ödemiş olduğunu, bu tutarın iadesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre davacı karşı davalının celse arasında sunduğu dilekçeyle 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınarak bu doğrultuda karar verilmesini talep ettiği, bu nedenle dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974 TL'lik hisse senedi alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının şikayeti üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
asıl davanın kısmen kabulüyle 557,23 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E.- 2010/757 K sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, mahkemenin 24.10.2013 tarihli kararına yönelik davalının zamanaşımı definde bulunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddedilmiş olmasına ve ayrıca Dairemizin 04.07.2017 tarih 2016/533 E.-2017/4065 K. sayılı bozma ilamının 1. bendinde de bu doğrultuda karar verilerek anılan bozma ilamlarına uyulmakla davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak da oluşmuş olmasına göre, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacıya ait olduğu iddia edilen ve borsada işlem gören hisse senetlerinin aracı kurum olan davalı tarafından izinsiz olarak satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Mahkemece daha önce 10.05.2015 tarihinde verilmiş olan davanın kısmen kabulüne dair hüküm Dairemizin 04.07.2017 tarih, 2016/533 E.-2017/4065 K. sayılı ilamıyla bozulmuştur. Dairemizin anılan bozma ilamında, hükme esas alınan 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporunun davacının dava dilekçesindeki taleplerini ve bir önceki bozma ilamında belirtilen eksiklikleri karşılar nitelikte olmadığı, bilirkişi heyetinde borsa uzmanının bulunmadığı, davacının talebinin hisseler üzerinde uyuşmazlığın devam ettiği süre boyunca hisseleri değerlendirememesi nedeniyle uğradığı zararın tazmininden ibaret olduğu, buna rağmen bilirkişi raporunda talep konusu edilmeyen, davacının hesabından yapılan kesinti nedeniyle zarar hesaplaması yoluna gidildiği, Dairemizin bir önceki 31.10.2012 tarihli bozma ilamının gereğini yerine getirmeyen, uzman kişilerden oluşmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin son bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de davacının 22.02.2018 tarihli dilekçesinde 26.08.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesini istediği gerekçesiyle bozma öncesindeki hüküm gibi yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacının sunduğu 22.02.2018 tarihli dilekçenin, bilirkişi raporunda davacının yargılama sürecinde yaptığı kişisel masraflara ilişkin açıklamalarının kararda dikkate alınması gerektiği talebini içerdiği, raporun tüm yönleriyle kabul edildiği gibi açık bir beyana ise yer vermediği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen gerekleri yerine getirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacıya iadesine, 10/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/514405000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz