İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4870 E. 2017/3892 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yasal karine↗ yazılı delil ile ispat↗ yemin deliline dayanma↗ yemin teklifi↗ pay devri↗ karine↗ ispat külfeti↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ kötüniyet tazminatı↗ yemin↗ kesin süre↗ kötüniyet↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hisselerin 14/02/2006 tarihli Muvakkat Makbuz İlmuhaberi başlıklı belge ile davalıya devredildiği, pay devrine ilişkin olarak düzenlenen sözleşme içeriğinde devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bir ibare bulunmadığı, 818 sayılı BK'nın 182. maddesi hükmüne göre devir bedelinin devir anında ödenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin yasal karine mevcut olduğu, bu nedenle ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı taraf da bu iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği, yemin deliline dayanması nedeniyle davacı vekiline, ödememe hususundaki iddiasını ispat için davalıya yemin teklif edip etmediğini bildirmesi için bir hafta kesin süre verildiği, davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmadığı, bu nedenle alacağın ispatlanamadığı, kötüniyet tazminatının şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, hisse devir bedeline istinaden vaki icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair karine oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ödenen hisse devir bedelinin tahsili için icra takibine girişerek yeniden ödenmesini talep etmektedir. Mahkemece hisse devir bedelinin ödendiği kabul edildiğine göre davacı takipte haksız olup kötüniyetlidir. Bu nedenle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18795 E. 2015/4323 K.
Ortak:yemin deliline dayanma · yemin teklifi · karine · yemin delili · kötüniyet tazminatı · yemin · kötüniyet · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hisselerin 14/02/2006 tarihli Muvakkat Makbuz İlmuhaberi başlıklı belge ile davalıya devredildiği, «pay devrine» ilişkin olarak düzenlenen sözleşme içeriğinde devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bir ibare bulunmadığı, 818 sayılı BK'nın 182. maddesi hükmüne göre devir bedelinin devir anında ödenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin «yasal karine» mevcut olduğu, bu nedenle «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu, davacı taraf da bu iddiasını «yazılı delil» ile ispat edemediği, «yemin deliline dayanması» nedeniyle davacı vekiline, ödememe hususundaki iddiasını ispat için davalıya «yemin teklif» edip etmediğini bildirmesi için bir hafta «kesin süre» verildiği, davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmadığı, bu nedenle alacağın ispatlanamadığı, «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca tarafların imzasını «taşıyan» 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine göre, menkul niteliği taşıyan «anonim şirket» paylarının devri davacıya yapılmakla, bedelinin de aynı zamanda ödendiğinin kabulü gerektiği, 18.03.2010 tarihli dava dışı anonim şirket başkanı ve «yönetim kurulu» üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerde» davacının imzasının bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» veresiye olarak yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hisse bedelinin alınmadığı hususunda açıkça «yemin deliline dayanmadığı», dava dilekçesi ve delil listesindeki "her türlü yasal delil" ibaresinin 6100 sayılı HMK'nın yeni düzenlenmesi karşısında yemin deliline de dayanılmış olduğunu kabule yeterli olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığı gibi, davacının «kötüniyetli» olduğu hususunun da davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Mahkemece davacının «yemin deliline dayanmadığı» ve bu nedenle iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklif hakkı · kesin delil · hisse devri · anonim şirket · protokol · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca tarafların imzasını «taşıyan» 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine göre, menkul niteliği taşıyan «anonim şirket» paylarının devri davacıya yapılmakla, bedelinin de aynı zamanda ödendiğinin kabulü gerektiği, 18.03.2010 tarihli dava dışı anonim şirket başkanı ve «yönetim kurulu» üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerde» davacının imzasının bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» veresiye olarak yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hisse bedelinin alınmadığı hususunda açıkça «yemin deliline dayanmadığı», dava dilekçesi ve delil listesindeki "her türlü yasal delil" ibaresinin 6100 sayılı HMK'nın yeni düzenlenmesi karşısında yemin deliline de dayanılmış olduğunu kabule yeterli olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığı gibi, davacının «kötüniyetli» olduğu hususunun da davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu «hisse devri» 10/03/2010 tarihli devir senedine istinaden yapılmış ve «ticaret siciline» de tescil edilmiştir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
… kanuni delil” şeklinde belirtmek suretiyle diğer yasal delillere de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin buna ilişkin …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13143 E. 2014/16479 K.
Ortak:yemin deliline dayanma · yemin teklifi · pay devri · karine · yemin delili · yemin · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hisselerin 14/02/2006 tarihli Muvakkat Makbuz İlmuhaberi başlıklı belge ile davalıya devredildiği, «pay devrine» ilişkin olarak düzenlenen sözleşme içeriğinde devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bir ibare bulunmadığı, 818 sayılı BK'nın 182. maddesi hükmüne göre devir bedelinin devir anında ödenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin «yasal karine» mevcut olduğu, bu nedenle «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu, davacı taraf da bu iddiasını «yazılı delil» ile ispat edemediği, «yemin deliline dayanması» nedeniyle davacı vekiline, ödememe hususundaki iddiasını ispat için davalıya «yemin teklif» edip etmediğini bildirmesi için bir hafta «kesin süre» verildiği, davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmadığı, bu nedenle alacağın ispatlanamadığı, «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Bu itibarla, davacı «yemin deliline» de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği iddiası konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenin sözleşme tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğine dair gerekçesi doğrudur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklif hakkı · kesin delil · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · protokol · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, söz konusu sözleşmede bedelin ödenmesine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının hissesinin devrine dair sözleşmenin davacının da «yönetim kurulu» üyesi olarak imzası bulunan karar ile onandığı ve «pay defterine» işlendiği, böylece satımın tamamlandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak devir/satış işleminin tamamlanması için gereken kabul kararının altında imzası bulunduğu gözetildiğinde mülga BK'nın 182. maddesi uyarınca tamamlanmış satımda ödemenin peşin yapıldığına dair kuralın aksini ispat yükümünün davacı üzerinde bulunduğu, davacının dayandığı 18.03.2010 tarihli «protokolde» davalının «hisse devrine» ilişkin yükümlülüklerine dair bir hüküm mevcut olmadığı, davacının belirtilen kuralın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu «hisse devri» 10.03.2010 tarihli devir senedine istinaden yapılmış ve «ticaret siciline» de tescil edilmiştir.
Davacının dosyaya sunduğu iki ayrı «protokolün» devir bedeli ve «pay devri» ile ilişkili olmaması dikkate alındığında, davacının devir bedelinden dolayı alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 288. ve 290. maddeleri uyarınca yazılı belge ile ispatlaması gerekir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6780 E. 2013/22790 K.
Ortak:yemin deliline dayanma · yemin teklifi · pay devri · karine · yemin delili · yemin
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hisselerin 14/02/2006 tarihli Muvakkat Makbuz İlmuhaberi başlıklı belge ile davalıya devredildiği, «pay devrine» ilişkin olarak düzenlenen sözleşme içeriğinde devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bir ibare bulunmadığı, 818 sayılı BK'nın 182. maddesi hükmüne göre devir bedelinin devir anında ödenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin «yasal karine» mevcut olduğu, bu nedenle «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu, davacı taraf da bu iddiasını «yazılı delil» ile ispat edemediği, «yemin deliline dayanması» nedeniyle davacı vekiline, ödememe hususundaki iddiasını ispat için davalıya «yemin teklif» edip etmediğini bildirmesi için bir hafta «kesin süre» verildiği, davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmadığı, bu nedenle alacağın ispatlanamadığı, «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşmelerin menkul «satış sözleşmesi» niteliğinde olduğu, BK'nın 182/2 maddesinde satış bedelinin ödenmesi konusunda alıcı lehine «karine» getirilmiş olup bu karinenin aksinin iddia eden satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» ve 18.03.2010 tarihli «protokollerde» devir bedelinin daha sonra ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın dava dilekçesinin deliller kısmında "her türlü kanuni delil" demek suretiyle yemin deliline de dayandığı nazara alınarak, davacı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "davacı tarafın somut olarak yemin deliline de dayanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine ka …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşmelerin menkul «satış sözleşmesi» niteliğinde olduğu, BK'nın 182/2 maddesinde satış bedelinin ödenmesi konusunda alıcı lehine «karine» getirilmiş olup bu karinenin aksinin iddia eden satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» ve 18.03.2010 tarihli «protokollerde» devir bedelinin daha sonra ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «anonim şirket» hisse devir bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/384 E. 2022/652 K.
Ortak:karine
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hisselerin 14/02/2006 tarihli Muvakkat Makbuz İlmuhaberi başlıklı belge ile davalıya devredildiği, «pay devrine» ilişkin olarak düzenlenen sözleşme içeriğinde devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bir ibare bulunmadığı, 818 sayılı BK'nın 182. maddesi hükmüne göre devir bedelinin devir anında ödenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin «yasal karine» mevcut olduğu, bu nedenle «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu, davacı taraf da bu iddiasını «yazılı delil» ile ispat edemediği, «yemin deliline dayanması» nedeniyle davacı vekiline, ödememe hususundaki iddiasını ispat için davalıya «yemin teklif» edip etmediğini bildirmesi için bir hafta «kesin süre» verildiği, davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmadığı, bu nedenle alacağın ispatlanamadığı, «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; çeklerin bankaya iade edilmesi nedeniyle, «çek» bedellerinin ödendiğinin «karine» olarak kabulü gerektiği, çeklerin takip ve faturaya konu mallar dışında varsa «teslim» edilen başka mallara ilişkin olduğu hususlarının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek · teslim
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; çeklerin bankaya iade edilmesi nedeniyle, «çek» bedellerinin ödendiğinin «karine» olarak kabulü gerektiği, çeklerin takip ve faturaya konu mallar dışında varsa «teslim» edilen başka mallara ilişkin olduğu hususlarının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4870 E. , 2017/3892 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/07/2015 tarih ve 2012/557-2015/543 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesidavacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalının ... Şirketinde hissedar olduklarını, müvekkiline ait 170 adet hissenin 170.000,00 TL karşılığında davalıya devri konusunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin hissesini davalıya devrettiğini, davalının hisse devir bedelini ödemeyi taahhüt etmesine rağmen ödemediğini, davalı aleyhine ...
9. İcra Müdürlüğü'nün 2012/11027 esas sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, takibe davalının kötüniyetle itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının hisselerini 14/02/2006 tarihli sözleşme ile müvekkiline devrettiğini, devrin aynı tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini, devir ile birlikte bedelinin ödendiği hususunun da kabul edilmiş sayılması gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hisselerin 14/02/2006 tarihli Muvakkat Makbuz İlmuhaberi başlıklı belge ile davalıya devredildiği, pay devrine ilişkin olarak düzenlenen sözleşme içeriğinde devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bir ibare bulunmadığı, 818 sayılı BK'nın 182. maddesi hükmüne göre devir bedelinin devir anında ödenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin yasal karine mevcut olduğu, bu nedenle ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı taraf da bu iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği, yemin deliline dayanması nedeniyle davacı vekiline, ödememe hususundaki iddiasını ispat için davalıya yemin teklif edip etmediğini bildirmesi için bir hafta kesin süre verildiği, davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmadığı, bu nedenle alacağın ispatlanamadığı, kötüniyet tazminatının şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, hisse devir bedeline istinaden vaki icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair karine oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ödenen hisse devir bedelinin tahsili için icra takibine girişerek yeniden ödenmesini talep etmektedir. Mahkemece hisse devir bedelinin ödendiği kabul edildiğine göre davacı takipte haksız olup kötüniyetlidir. Bu nedenle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bente açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20/06/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
1- Dava, itirazın iptali ve İİT ile kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.
2- Davacı vekili, müvekkilinin devrettiği şirket hisse devir bedelini alamadığı iddiasıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali ile İİT, davalı taraf ise bedeli ödediği savunmasıyla kötü niyet tazminatı talep etmektedir. Mahkemece, ödeme iddiasını ispat yükünün 818 sayılı BK m. 182/2’deki “Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise bayi ile müşteri borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler” karinesinden yola çıkılarak, aksi yönde sözleşme olduğuna veya örf ve adet olduğuna ilişkin bir delil sunamadığı için davacı tarafta olduğunun kabulü ile davanın ve davalının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
3- Hakim, HMK m. 33 uyarınca, somut uyuşmazlığa uygulanması zorunlu kanun hükümlerini ve hukuku re’sen araştırmak, HMK m. 26 uyarınca da davayı aydınlatmak zorundadır. BK m. 182/2’deki “Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise bayi ile müşteri borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler” hükmü uyarınca, karine konusunda hilafına adet bulunup bulunmadığını hakimin re’sen araştırması gerekir iken mahkemece böyle bir araştırma yapılmamış, sözgelimi ilgili ticaret borsasından sorulması, hisse senedi alım satımları konusunda uzman bir bilirkişiden görüş sorulması vs. yöntemlerle araştırılmamış olması nedeniyle hükmün davacı yararına bozulması gerekirdi.
4- Ayrıca, belirli vergi mükellefleri bakımından, 213 sayılı VUK’nın mükerrer 57/2 maddesi ile 24.12.2015 tarih ve 459 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca, belirli vergi mükelleflerinin 7.000 TL’nin üzerindeki mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemelerini aracı finansal kurumlar (banka, finans kuruluşu, ... vs.) kanalıyla yapmaları zorunluluğu getirilmiş olup, örf ve adetin ötesinde kanuni bir kurala dayalı olarak, mahkemece davalının böyle bir zorunluluğunun bulunup bulunmadığının re’sen araştırılmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle hükmün davacı yararına bozulması gerekirdi.
5- Öte yandan, Somut olayda, davacı, hisse devir bedeli karşılığında davalının ödeme yapmadığını ispat edemediği gibi, davalı da bir makbuz veya aracı finans kuruluşları aracılığıyla 170.000 TL ödeme yaptığını ispat edememiştir. Bir an için davalı, ödemeye ilişkin her hangi bir makbuz, dekont gibi ödeme vasıtasını sunmuş olsa idi bu durumda davalı lehine kötü niyet tazminatına hüküm olunması yerinde olabilirdi. Somut olayda, davacı ödeme yaptığını ispat edememiş, davalı ise davacının mükerrer tahsilat girişimini ispat edememiştir. Sadece 818 sayılı BK’nın 182/2 maddesindeki karineden yola çıkılarak, davalının ödeme yaptığı var sayılmıştır. Bu durumda davacının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, yerel mahkemenin davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermesi yerinde olmuştur.
Anılan nedenlerle yerel mahkeme kararının bu istem yönünden verdiği kararın onanması gerekirken, aksi düşünceyle kararın bozulmasına karar veren Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/354255400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz