İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13143 E. 2014/16479 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yemin teklif hakkı↗ yemin deliline dayanma↗ kesin delil↗ yemin teklifi↗ pay devri↗ karine↗ ticaret sicili tescili↗ yemin delili↗ yemin↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ protokol↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, söz konusu sözleşmede bedelin ödenmesine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının hissesinin devrine dair sözleşmenin davacının da yönetim kurulu üyesi olarak imzası bulunan karar ile onandığı ve pay defterine işlendiği, böylece satımın tamamlandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak devir/satış işleminin tamamlanması için gereken kabul kararının altında imzası bulunduğu gözetildiğinde mülga BK'nın 182. maddesi uyarınca tamamlanmış satımda ödemenin peşin yapıldığına dair kuralın aksini ispat yükümünün davacı üzerinde bulunduğu, davacının dayandığı 18.03.2010 tarihli protokolde davalının hisse devrine ilişkin yükümlülüklerine dair bir hüküm mevcut olmadığı, davacının belirtilen kuralın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının ortağı olduğu dava dışı G.A.Ş. hisselerinin davalıya devri nedeniyle hisse devir bedeli alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu hisse devri 10.03.2010 tarihli devir senedine istinaden yapılmış ve ticaret siciline de tescil edilmiştir. Mahkemenin sözleşme tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair karine oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğine dair gerekçesi doğrudur. Davacının dosyaya sunduğu iki ayrı protokolün devir bedeli ve pay devri ile ilişkili olmaması dikkate alındığında, davacının devir bedelinden dolayı alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 288. ve 290. maddeleri uyarınca yazılı belge ile ispatlaması gerekir. Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini kesin delil olan yemin delili ile de ispat edebilir. Bu itibarla, davacı yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği iddiası konusunda yemin teklifi hakkı hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3309 E. 2013/20532 K.
Ortak:yemin teklif hakkı · yemin deliline dayanma · kesin delil · yemin teklifi · pay devri · karine · yemin delili · yemin
İncelediğiniz karardaBu itibarla, davacı «yemin deliline» de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği iddiası konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Mahkemenin sözleşme tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğine dair gerekçesi doğrudur.
Benzer bu karardaAncak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Mahkemece davacının «yemin deliline dayanmadığı» ve bu nedenle iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… kanuni delil” şeklinde belirtmek suretiyle diğer yasal delillere de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin buna ilişkin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet tazminatı · kötü niyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, ispatlanamayan dava ve birleşik davaların reddine, davacının «icra inkar tazminatına» ilişkin talebinin koşulları oluşmadığından, davalıların «kötü niyet tazminatı» talebinin takipler haksız ise de davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18795 E. 2015/4323 K.
Ortak:yemin teklif hakkı · yemin deliline dayanma · kesin delil · yemin teklifi · karine · yemin delili · yemin · hisse devri · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, davacı «yemin deliline» de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği iddiası konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, söz konusu sözleşmede bedelin ödenmesine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının hissesinin devrine dair sözleşmenin davacının da «yönetim kurulu» üyesi olarak imzası bulunan karar ile onandığı ve «pay defterine» işlendiği, böylece satımın tamamlandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak devir/satış işleminin tamamlanması için gereken kabul kararının altında imzası bulunduğu gözetildiğinde mülga BK'nın 182. maddesi uyarınca tamamlanmış satımda ödemenin peşin yapıldığına dair kuralın aksini ispat yükümünün davacı üzerinde bulunduğu, davacının dayandığı 18.03.2010 tarihli «protokolde» davalının «hisse devrine» ilişkin yükümlülüklerine dair bir hüküm mevcut olmadığı, davacının belirtilen kuralın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca tarafların imzasını «taşıyan» 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine göre, menkul niteliği taşıyan «anonim şirket» paylarının devri davacıya yapılmakla, bedelinin de aynı zamanda ödendiğinin kabulü gerektiği, 18.03.2010 tarihli dava dışı anonim şirket başkanı ve «yönetim kurulu» üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerde» davacının imzasının bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» veresiye olarak yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hisse bedelinin alınmadığı hususunda açıkça «yemin deliline dayanmadığı», dava dilekçesi ve delil listesindeki "her türlü yasal delil" ibaresinin 6100 sayılı HMK'nın yeni düzenlenmesi karşısında yemin deliline de dayanılmış olduğunu kabule yeterli olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığı gibi, davacının «kötüniyetli» olduğu hususunun da davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Mahkemece davacının «yemin deliline dayanmadığı» ve bu nedenle iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · anonim şirket · kötüniyet · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca tarafların imzasını «taşıyan» 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine göre, menkul niteliği taşıyan «anonim şirket» paylarının devri davacıya yapılmakla, bedelinin de aynı zamanda ödendiğinin kabulü gerektiği, 18.03.2010 tarihli dava dışı anonim şirket başkanı ve «yönetim kurulu» üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerde» davacının imzasının bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» veresiye olarak yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hisse bedelinin alınmadığı hususunda açıkça «yemin deliline dayanmadığı», dava dilekçesi ve delil listesindeki "her türlü yasal delil" ibaresinin 6100 sayılı HMK'nın yeni düzenlenmesi karşısında yemin deliline de dayanılmış olduğunu kabule yeterli olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığı gibi, davacının «kötüniyetli» olduğu hususunun da davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6780 E. 2013/22790 K.
Ortak:yemin deliline dayanma · yemin teklifi · pay devri · karine · yemin delili · yemin · hisse devir sözleşmesi · protokol · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, davacı «yemin deliline» de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği iddiası konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, söz konusu sözleşmede bedelin ödenmesine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının hissesinin devrine dair sözleşmenin davacının da «yönetim kurulu» üyesi olarak imzası bulunan karar ile onandığı ve «pay defterine» işlendiği, böylece satımın tamamlandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak devir/satış işleminin tamamlanması için gereken kabul kararının altında imzası bulunduğu gözetildiğinde mülga BK'nın 182. maddesi uyarınca tamamlanmış satımda ödemenin peşin yapıldığına dair kuralın aksini ispat yükümünün davacı üzerinde bulunduğu, davacının dayandığı 18.03.2010 tarihli «protokolde» davalının «hisse devrine» ilişkin yükümlülüklerine dair bir hüküm mevcut olmadığı, davacının belirtilen kuralın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının dosyaya sunduğu iki ayrı «protokolün» devir bedeli ve «pay devri» ile ilişkili olmaması dikkate alındığında, davacının devir bedelinden dolayı alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 288. ve 290. maddeleri uyarınca yazılı belge ile ispatlaması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşmelerin menkul «satış sözleşmesi» niteliğinde olduğu, BK'nın 182/2 maddesinde satış bedelinin ödenmesi konusunda alıcı lehine «karine» getirilmiş olup bu karinenin aksinin iddia eden satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» ve 18.03.2010 tarihli «protokollerde» devir bedelinin daha sonra ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın dava dilekçesinin deliller kısmında "her türlü kanuni delil" demek suretiyle yemin deliline de dayandığı nazara alınarak, davacı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "davacı tarafın somut olarak yemin deliline de dayanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış sözleşmesi · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşmelerin menkul «satış sözleşmesi» niteliğinde olduğu, BK'nın 182/2 maddesinde satış bedelinin ödenmesi konusunda alıcı lehine «karine» getirilmiş olup bu karinenin aksinin iddia eden satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» ve 18.03.2010 tarihli «protokollerde» devir bedelinin daha sonra ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «anonim şirket» hisse devir bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4065 E. 2019/3523 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · mükerrerlik · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, devir tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığı ve «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK’nın 182/2 maddesinden yola çıkılarak, davalının ödeme yaptığı karineten kabul edilmekle hisse devir bedeli talebi yönünden davanın reddi doğru olmakla birlikte, dosya kapsamında davalı tarafça ödemeye dair bir belge sunulmadığı gibi, davacının «mükerrer tahsil» istemine yönelik herhangi bir delil de mevcut değildir.
Bu durumda, davacının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, yerel mahkemenin davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin de reddine karar vermesi isabetli olup, anılan yönden yerel mahkemece verilen kararın bozulması yerinde olmamış, Dairemizin 20.06.2017 tarihli bozma ilamının kaldırılarak mahkemece verilen kararın onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13143 E. , 2014/16479 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/05/2013
NUMARASI 2012/364-2013/238
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/05/2013 tarih ve 2012/364-2013/238 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/10/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. B.. B.. ile davalı vekili Av. H.. G.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin G. A. Servis Pazarlama ve Ticaret A.Ş'de bulunan hisselerini 10.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, bu devrin aynı tarihte şirket yönetim kurulu toplantısında görüşülerek kabul edildiğini ve pay defterine işlendiğini, devir bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hisse devir tarihinden 16 ay sonra devir bedelini alamadığından bahisle icra takibi başlattığını, BK'nın 182. maddesi uyarınca peşin satışın söz konusu olduğunu, davacının devir bedelini almadığını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, söz konusu sözleşmede bedelin ödenmesine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının hissesinin devrine dair sözleşmenin davacının da yönetim kurulu üyesi olarak imzası bulunan karar ile onandığı ve pay defterine işlendiği, böylece satımın tamamlandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak devir/satış işleminin tamamlanması için gereken kabul kararının altında imzası bulunduğu gözetildiğinde mülga BK'nın 182. maddesi uyarınca tamamlanmış satımda ödemenin peşin yapıldığına dair kuralın aksini ispat yükümünün davacı üzerinde bulunduğu, davacının dayandığı 18.03.2010 tarihli protokolde davalının hisse devrine ilişkin yükümlülüklerine dair bir hüküm mevcut olmadığı, davacının belirtilen kuralın aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının ortağı olduğu dava dışı G.A.Ş. hisselerinin davalıya devri nedeniyle hisse devir bedeli alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu hisse devri 10.03.2010 tarihli devir senedine istinaden yapılmış ve ticaret siciline de tescil edilmiştir. Mahkemenin sözleşme tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2. maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair karine oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğine dair gerekçesi doğrudur. Davacının dosyaya sunduğu iki ayrı protokolün devir bedeli ve pay devri ile ilişkili olmaması dikkate alındığında, davacının devir bedelinden dolayı alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 288.
ve 290. maddeleri uyarınca yazılı belge ile ispatlaması gerekir. Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini kesin delil olan yemin delili ile de ispat edebilir. Bu itibarla, davacı yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği iddiası konusunda yemin teklifi hakkı hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102090200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz