6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kasa açığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6950 E. 2014/17482 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı nispi vekalet ücreti illiyet bağı davanın açılmamış sayılması pasif husumet yokluğu açılmamış sayılma tmsf pasif husumet husumet yokluğu içtihadı birleştirme kararı kusur vekalet ücreti husumet i̇i̇k 72/son

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. · HUMK — HUMK 409HUMK 432 · TTK — TTK 336

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; söz konusu kasa açığını tespit eden raporların hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, davalıların bu zarara neden olduğunun, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle; davalılardan ..., ...,... ve ... hakkındaki dava takip edilmediğinden HUMK 409/5 maddesi gereği bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına; davalılardan ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davada TTK 336 madde kapsamında sorumlu tutulamayacakları bu kişilere karşı husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından pasif husumet yokluğu nedeniyle haklarındaki davanın reddine; diğer davalılar hakkında açılan dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalılardan ... vekiline 31.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup hüküm HUMK'nun 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 25.07.2014 günü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

3- Temyiz eden davacı TMSF'nin eldeki davayı kanuni halef sıfatıyla takip ettiği dikkate alınarak 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2220 E. 2013/18645 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İnkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Rücuen Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/393 E. 2017/3933 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/6950 E.  ,  2014/17482 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/07/2011 tarih ve 2006/85-2011/389 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, TMSF kararıyla Uzan grubuna ait şirketlere el konulduğunu, davacı şirketin de Uzan grubunun medya şirketlerinden biri olduğunu, el konulduktan sonra muhasebe kayıtlarının incelemeye alındığını ve 13.02.2024 tarihinde kasada olması gereken mevcutların olmadığını, bu durumun tutanakla tespit edildiğini, teftiş kurulu ve denetim kurulu raporuyla da kasa açığının tespit edildiğini, bu durumdan el koyma tarihinden önceki yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri, mali direktör, genel müdür ve icra kurulu üyelerinin tamamının sorumlu olduğu gerekçesiyle 25.036,70 TL olan zararın tüm davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilleri; zararla ilgili kesin delil sunulmadığını, davalıların sorumluluk nedenleri, dönemleri, miktarları konusunda ayrı ayrı açıklama yapılmadığı, hazırlanan raporların inandırıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; söz konusu kasa açığını tespit eden raporların hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, davalıların bu zarara neden olduğunun, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle; davalılardan ..., ...,... ve ... hakkındaki dava takip edilmediğinden HUMK 409/5 maddesi gereği bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına; davalılardan ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davada TTK 336 madde kapsamında sorumlu tutulamayacakları bu kişilere karşı husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından pasif husumet yokluğu nedeniyle haklarındaki davanın reddine; diğer davalılar hakkında açılan dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalılardan ... vekiline 31.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup hüküm HUMK'nun 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 25.07.2014 günü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

3- Temyiz eden davacı TMSF'nin eldeki davayı kanuni halef sıfatıyla takip ettiği dikkate alınarak 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 5. fıkrasındaki "2.974,00TL" ibaresinin yerine "1.100,00TL" yazılarak hükmün bu şekilde davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcı davalı ...'den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/354180200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.