Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/393 E. 2017/3933 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ hmk 150↗ el koyma↗ nispi vekalet ücreti↗ maktu vekalet ücreti↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin kasa açığının bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi, şirkete elkoyma tarihi 13.02.2004 tarihi itibariyle kasa sayımı yapılmadığı, bunun tutanağa bağlanmadığı, bir önceki yıl sonu olan 31.12.2003 tarihi itibariyle de şirketin kasa hesabını gerçek durumunun objektif olarak ortaya koyacak özellikte ve yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter kaydı listesi, sayım tutanağı ve bunun gibi belgeye rastlanmadığı, inceleme raporunun 22.12.2005 tarihli olup, incelemeye 25.08.2005 tarihinde başlandığı, kasa açığının el koyma tarihinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği hususunda bir tespit yapmanın imkan dahilinde bulunmadığı için davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kasa açığını oluşturan kayıtların zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... yönünden HUMK 409 (HMK 150) madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, diğer tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, ... A.Ş.nin eski yönetim, denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, mahkemece, yukarıdaki özettenden de anlaşılacağı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesinde yer alan “Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirlenir.” hükmü uyarınca mahkemece, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9589 E. 2014/16672 K.
Ortak:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaAncak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde yer alan “Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirlenir.” hükmü uyarınca mahkemece, davada kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anıla …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin «kasa açığının» bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi, şirkete elkoyma tarihi 13.02.2004 tarihi itibariyle kasa sayımı yapılmadığı, bunun tutanağa bağlanmadığı, bir önceki yıl sonu olan 31.12.2003 tarihi itibariyle de şirketin kasa hesabını gerçek durumunun objektif olarak ortaya koyacak özellikte ve yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydı» listesi, sayım tutanağı ve bunun gibi belgeye rastlanmadığı, inceleme raporunun 22.12.2005 tarihli olup, incelemeye 25.08.2005 tarihinde başlandığı, kasa açığının el «koyma» tarihinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği hususunda bir tespit yapmanın imkan dahilinde bulunmadığı için davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kasa açığını oluşturan kayıtların zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... yönünden HUMK 409 (HMK 150) madde uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-) Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
… den kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde «kasa açığının» tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu kararda… den kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde «kasa açığının» tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin «kasa açığının» bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi, şirkete elkoyma tarihi 13.02.2004 tarihi itibariyle kasa sayımı yapılmadığı, bunun tutanağa bağlanmadığı, bir önceki yıl sonu olan 31.12.2003 tarihi itibariyle de şirketin kasa hesabını gerçek durumunun objektif olarak ortaya koyacak özellikte ve yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydı» listesi, sayım tutanağı ve bunun gibi belgeye rastlanmadığı, inceleme raporunun 22.12.2005 tarihli olup, incelemeye 25.08.2005 tarihinde başlandığı, kasa açığının el «koyma» tarihinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği hususunda bir tespit yapmanın imkan dahilinde bulunmadığı için davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kasa açığını oluşturan kayıtların zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... yönünden HUMK 409 (HMK 150) madde uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde yer alan “Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirlenir.” hükmü uyarınca mahkemece, davada kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anıla …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · mahsup · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/393 E. , 2017/3933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/03/2015 tarih ve 2014/1191-2015/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...'nin 13.02.2004 tarih ve 13 sayılı 09.02.2004 tarih ve 51 sayılı kararları ile ... Grubuna ait şirketlerin ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine ... tarafından el konulduğunu, davacı ... A.Ş.'nin fon tarafından yönetim ve denetimine el konulan 74 adet medya grubu şirketinden bir tanesi olduğunu, fon kurulu tarafından göreve getirilen yeni ... Yönetimince söz konusu grup şirketlerinin muhasebe kayıtlarının incelenmesinde, 13.02.2004 tarihi itibariyle, kasada olması gereken nakit tutarları ile mevcutlar arasında fahiş fark olduğunun tespit edildiğini, el koyma tarihinden önce şirket bünyesinde görev yapan davalıların şirket zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, 600.913,18 TL şirket zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, kasaya el konulma tarihinde tutulmuş bir tutanak olmadığını ve zararın ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ...'e ilanan tebligat yapılmıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin kasa açığının bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi, şirkete elkoyma tarihi 13.02.2004 tarihi itibariyle kasa sayımı yapılmadığı, bunun tutanağa bağlanmadığı, bir önceki yıl sonu olan 31.12.2003 tarihi itibariyle de şirketin kasa hesabını gerçek durumunun objektif olarak ortaya koyacak özellikte ve yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter kaydı listesi, sayım tutanağı ve bunun gibi belgeye rastlanmadığı, inceleme raporunun 22.12.2005 tarihli olup, incelemeye 25.08.2005 tarihinde başlandığı, kasa açığının el koyma tarihinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği hususunda bir tespit yapmanın imkan dahilinde bulunmadığı için davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kasa açığını oluşturan kayıtların zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ...
yönünden HUMK 409 (HMK 150) madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, diğer tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, ... A.Ş.nin eski yönetim, denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, mahkemece, yukarıdaki özettenden de anlaşılacağı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesinde yer alan “Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirlenir.” hükmü uyarınca mahkemece, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 5. numaralı bendinden “37.436,53TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.500,00TL” ibaresinin eklenmesine, kararın bu şekilde davalı-feri müdahil yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/353627000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz