Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2220 E. 2013/18645 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ zararın ispatı↗ nispi vekalet ücreti↗ sermaye artırımı↗ maktu vekalet ücreti↗ denetime elverişlilik↗ taahhütname↗ vekalet ücreti↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermaye artırım taahhüdünden çok önce İmar Bankasının hissedarı olduğu, dosyada hisse yatırımının değerinin kalmadığına ilişkin bir veri ya da belgeye rastlanmadığı, kasa açığı konusunda ise dosyada bu hususta objektif denetime elverişli bir belgenin bulunmadığı, bu haliyle zararın ispat edilemediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6950 E. 2014/17482 K.
Ortak:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2-Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin «sermaye artırım» «taahhüdünden» çok önce İmar Bankasının hissedarı olduğu, dosyada hisse yatırımının değerinin kalmadığına ilişkin bir veri ya da belgeye rastlanmadığı, «kasa açığı» konusunda ise dosyada bu hususta objektif «denetime elverişli» bir belgenin bulunmadığı, bu haliyle «zararın ispat» edilemediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda3- Temyiz eden davacı TMSF'nin eldeki davayı kanuni halef sıfatıyla takip ettiği dikkate alınarak 5411 sayılı Kanunun 133/«son» maddesi hükmü uyarınca maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın dü …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; söz konusu «kasa açığını» tespit eden raporların hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, davalıların bu zarara neden olduğunun, hukuka aykırılık, «kusur» ve «illiyet bağının» ispatlanamadığı gerekçesiyle; davalılardan ..., ...,... ve ... hakkındaki dava takip edilmediğinden HUMK 409/5 maddesi gereği bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına»; davalılardan ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davada TTK 336 madde kapsamında sorumlu tutulamayacakları bu kişilere karşı «husumet» yöneltilemeyeceği anlaşıldığından «pasif husumet yokluğu» nedeniyle haklarındaki davanın reddine; diğer davalılar hakkında açılan dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · davanın açılmamış sayılması · pasif husumet yokluğu · açılmamış sayılma · pasif husumet · husumet yokluğu · kusur · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; söz konusu «kasa açığını» tespit eden raporların hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, davalıların bu zarara neden olduğunun, hukuka aykırılık, «kusur» ve «illiyet bağının» ispatlanamadığı gerekçesiyle; davalılardan ..., ...,... ve ... hakkındaki dava takip edilmediğinden HUMK 409/5 maddesi gereği bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına»; davalılardan ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davada TTK 336 madde kapsamında sorumlu tutulamayacakları bu kişilere karşı «husumet» yöneltilemeyeceği anlaşıldığından «pasif husumet yokluğu» nedeniyle haklarındaki davanın reddine; diğer davalılar hakkında açılan dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son · Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
İncelediğiniz kararda2-Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin «sermaye artırım» «taahhüdünden» çok önce İmar Bankasının hissedarı olduğu, dosyada hisse yatırımının değerinin kalmadığına ilişkin bir veri ya da belgeye rastlanmadığı, «kasa açığı» konusunda ise dosyada bu hususta objektif «denetime elverişli» bir belgenin bulunmadığı, bu haliyle «zararın ispat» edilemediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · şirket zararı · ihtar · ıslah · yönetim kurulu kararı · asıl alacak · temerrüt · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin «sermaye artırım» «taahhüdünden» çok önce İmar Bankasının hissedarı olduğu, dosyada hisse yatırımının değerinin kalmadığına ilişkin bir veri ya da belgeye rastlanmadığı, «kasa açığı» konusunda ise dosyada bu hususta objektif «denetime elverişli» bir belgenin bulunmadığı, bu haliyle «zararın ispat» edilemediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · mahsup · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2220 E. , 2013/18645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/06/2011 tarih ve 2007/443-2011/318 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/10/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalılardan Ömer Ramizoğlu vekili Av. Orhan Önder dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların ...Dış Ticaret A.Ş.'nin geçmişteki yönetim ve denetim kurulu üyeleri olup, eylemleri ile şirketi zarara uğrattıklarını, önceki yıllarda T.İmar […]A.Ş iştiraki bulunan şirketin 30.07.2002 tarihinde 43.490,00 TL tutar ile grup bankasının bedelli sermaye artırımına katıldığını, 2002 ve 2003 yılları içerisinde muhtelif tarihlerde yaptığı bu ödemelere ilişkin finansmanını da başka bir grup bankası olan İmar Off Shore Ltd.'den sağladığını, şirketin sağladığı yabancı kaynakları kendi işletme sermayesi ihtiyacı için ve daha verimli şekilde kullanması gerekirken İmar […]A.Ş. hissesi satın alımında kullanılması sonucu davacı şirketin zarara uğratıldığını, yine şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan nakit paranın (174,57 TL) gerekli takip yapılmayarak zarara dönüşmesinden görevlerini yerine getirmeyen davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, yapılan ıslah sonucu 43.664,57 TL ortaklık zararının davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davanın yasal mesnetten yoksun olduğunu savunarak, reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin sermaye artırım taahhüdünden çok önce İmar Bankasının hissedarı olduğu, dosyada hisse yatırımının değerinin kalmadığına ilişkin bir veri ya da belgeye rastlanmadığı, kasa açığı konusunda ise dosyada bu hususta objektif denetime elverişli bir belgenin bulunmadığı, bu haliyle zararın ispat edilemediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasında geçen “hesaplanan 5.023,10 TL” nin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “maktu vekalet ücreti olan 1.100,00 TL” nin yazılması suretiyle hükmün davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 24/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039954000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz