6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesin kabul

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1161 E. 2017/3951 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin kabul adil yargılanma hakkı makul süre şirket merkezi mahkemesi kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 5TTK 437 · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının gündemle ilgili konularda bilgi edinme hakkının kullandırıldığı, gündem dışı konulara ilişkin sorulara ise cevap verilmesine gerek olmadığının belirtildiği, davacının vekili ile 03/11/2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda bilgi edinme hakkını kullanmış olduğu, cevapsız kalan ve muhalefet şerhinde zikredilen hususların kanunun aradığı anlamda bilgi edinme hakkı kapsamını aşan mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine mahkemenin 18.09.2015 tarihli ek kararı ile kararın kesin olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21/06/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M) (M)

KARŞI OY

6102 sayılı TTK 437/5 maddesinde "Bilgi alma ve inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibinin, reddi izleyen on gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesine başvurabileceği, başvurunun basit yargılama usulüne göre inceleneceği, mahkeme kararının, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebileceği, mahkeme kararının kesin olduğu" hükmü getirilmiş, madde gerekçesinde de "Beşinci fıkranın, mahkeme kararının hızla verilmesini sağlamaya ve temyizi de kısa sürede sonuçlandırmaya yönelik hükümleri içerdiği" öngörülmüştür.

Madde metninde, mahkemenin davayı kabul kararından söz edilmekte olup, bu kararın ne olabileceğine ilişkin cümleden sonra kararın kesin olduğu yönünde sevk edilen hüküm, davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararına yöneliktir.

Madde metni ile gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının kesin kabul edilmesi mümkün değildir.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde ifade edilen adil yargılama hakkının ve hukuk güvenliği ilkesinin ihlali anlamına da gelebilecektir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kesin kabul

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2249 E. 2017/4466 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kesin kabul

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13744 E. 2017/1501 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Bilgi Alma ve İnceleme Yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9750 E. 2018/3156 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/1161 E.  ,  2017/3951 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/09/2015 tarih ve 2014/1408-2015/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette hisse sahibi olduğunu, davalı şirketin 03/11/2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda müvekkili tarafından gündem maddelerine ilişkin olarak bilgi alma hakkının kullanıldığını ancak bilgi edinme hakkının gereği gibi karşılanmadığını, bazı soruların cevapsız bırakıldığını, bilgi edinme hakkının reddedilmiş ve gereği gibi karşılanmamış olması sebebiyle muhalefet şerhinin Genel Kurul Tutanağı'na dercedildiğini ileri sürerek TTK'nın 437/4. maddesi uyarınca davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilgi edinme ve inceleme yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, inceleme talebini daha önce ileri sürmemiş olan pay sahibinin TTK'nın 437. maddesine istinaden doğrudan mahkemeye müracaat ederek ticari defter ve kayıtların incelenmesini talep edemeyeceğini, öncelikle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava açmaktaki amacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak olmadığını, şirkette kaybettiği etkinliği davalar ve şikayetler ile kazanmak ve kendisinin yeniden Yönetim Kuruluna seçilmesini sağlamak olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının gündemle ilgili konularda bilgi edinme hakkının kullandırıldığı, gündem dışı konulara ilişkin sorulara ise cevap verilmesine gerek olmadığının belirtildiği, davacının vekili ile 03/11/2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda bilgi edinme hakkını kullanmış olduğu, cevapsız kalan ve muhalefet şerhinde zikredilen hususların kanunun aradığı anlamda bilgi edinme hakkı kapsamını aşan mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine mahkemenin 18.09.2015 tarihli ek kararı ile kararın kesin olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21/06/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M) (M)

KARŞI OY

6102 sayılı TTK 437/5 maddesinde "Bilgi alma ve inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibinin, reddi izleyen on gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesine başvurabileceği, başvurunun basit yargılama usulüne göre inceleneceği, mahkeme kararının, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebileceği, mahkeme kararının kesin olduğu" hükmü getirilmiş, madde gerekçesinde de "Beşinci fıkranın, mahkeme kararının hızla verilmesini sağlamaya ve temyizi de kısa sürede sonuçlandırmaya yönelik hükümleri içerdiği" öngörülmüştür.

Madde metninde, mahkemenin davayı kabul kararından söz edilmekte olup, bu kararın ne olabileceğine ilişkin cümleden sonra kararın kesin olduğu yönünde sevk edilen hüküm, davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararına yöneliktir.

Madde metni ile gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının kesin kabul edilmesi mümkün değildir.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde ifade edilen adil yargılama hakkının ve hukuk güvenliği ilkesinin ihlali anlamına da gelebilecektir.

Sonuç olarak, 6102 sayılı TTK 437/5 maddesinde düzenlenen, kararın kesinliği hali davanın kabulüne ilişkin kararlara yönelik olduğundan, eldeki davada davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle temyiz yolu açık bulunduğundan davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile ek kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ek kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne karşıyız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/353911600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.