İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15896 E. 2014/16961 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ordino↗ ifa yardımcısı↗ taşıyanın sorumluluğu↗ zilyetlik↗ konşimento↗ davanın konusu↗ kâr mahrumiyeti↗ ifa↗ taşıyıcı↗ yetki↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile görevlendirildiği, antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin ordino veya teslim talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların yetki alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin yetkisinin dışında kaldığı, malların taşıyıcı tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın zilyetliğinin taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir hasarın oluşması halinde, bu zarardan taşıyanın sorumlu olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın ifa yardımcısı olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, dava konusu talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan liman idaresinin sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/742 Esas sayılı davada kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu dava ile ilgili kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl dava ve birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/365 Esas sayılı davada verilen hükümlere yönelik ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine teslimi, aksi halde emtia bedeli, kâr mahrumiyeti ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 23.06.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiştir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davalarda dava konusu edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün teslim edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstirdat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1923 E. 2015/8312 K.
Ortak:ordino · ifa yardımcısı · taşıyanın sorumluluğu · zilyetlik · konşimento · ifa · taşıyıcı · yetki · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, «dava konusu» talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olma …
Benzer bu karardaMahkemece, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabile …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15895 E. 2014/16810 K.
Ortak:ordino · ifa yardımcısı · taşıyanın sorumluluğu · zilyetlik · konşimento · davanın konusu · kâr mahrumiyeti · ifa
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, «dava konusu» talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olma …
3-Asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, kâr «mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davalarda «dava konusu» edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün «teslim» edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «taşıyan» ve «acentesinin» yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı «teslimle» yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü «masrafı» hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- «muvafakatnamesi») malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyan sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın «ifa yardımcısı» konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde «hapis hakkının» da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: «ordino» kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren «taşıyıcının sorumluluğu» sona ereceği, davacının T..
Liman İşletmesi'ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki «sebebe» dayanmadığı, «konşimentoyu» «ibraz» emeden konşimentoyu «temsil» eden malların kendisine «teslimini» isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, «kar mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hapis hakkı · kar mahrumiyeti · yetkili hamil · taşıyıcının sorumluluğu · acentelik · muvafakat · hamil · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «taşıyan» ve «acentesinin» yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı «teslimle» yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü «masrafı» hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- «muvafakatnamesi») malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyan sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın «ifa yardımcısı» konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde «hapis hakkının» da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: «ordino» kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren «taşıyıcının sorumluluğu» sona ereceği, davacının T..
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, «kar mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2891 E. 2015/10938 K.
Ortak:ifa yardımcısı · ifa · taşıyan · teslim · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, «dava konusu» talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olma …
3-Asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, kâr «mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 23.06.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline «teslim» edildiğini iddia etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, emtianın «tesliminde» davacının muhatabının «taşıyan» olduğu, liman idaresinin de taşıyanın «ifa yardımcısı» olarak taşıyanın talimatı olmadan emtiayı alıcısına teslim edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin , 04.11.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15896 E. , 2014/16961 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.04.2013 tarih ve 2012/167-2013/136 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.11.2014 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı şirket temsilcisi ..., asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili Av. ... ile asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müvekkili şirketin Ege Serbest Bölgesi’nde demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, Çin’de bulunan firmadan bedelini ödeyerek akreditif yoluyla mal aldığını, bu malların konteynerler ile İzmir Limanı’na ulaştığını ve İzmir Gümrük Müdürlüğü’ne özet beyan verildiğini, Gümrük Yönetmeliği'nin 126. maddesi gereğince taşıma senedinin alıcı nüshası ile birlikte Gümrük Müdürlüğü’ne verildiğini, Gümrük Müdürlüğü emtianın müvekkil adına tescil edildiğini, yüklenmek için kolcuya tevdi edildiğini, gümrük işlemleri tamamlanan emtiaların Gümrük Yönetmeliği'nin 89 ve 132. maddeleri gereğince davalının işlettiği gümrük geçici depolama alanından serbest bölgeye aktarılmak üzere yükleme ve teslime tevdi edildiğini, liman işletmesince yüklemeye izin verilmediğini ve eşyaların kendisine teslim edilmediğini, liman idaresine gönderilen ihtara rağmen gemi adının konşimento ile uyuşmadığını, özet beyan verilmediğini, eşyanın tesliminin mümkün olmayacağını belirttiğini, eşyanın hangi gemi ile geldiğinin belirlenmesi ile eşyanın tesliminin mümkün olabileceğini, malların taşınma sırasında farklı gemilere aktarıldığını, liman işletmesinin talebinde yer aldığı üzere eşyanın özet beyan ve alt özet beyanla taşıt aracının ve gümrüğe sunulan eşyanın taşıyıcı veya temsilcisi tarafından yapılacak beyanla düzeltilebileceğini, eşya sahibinin böyle bir
yükümlülüğü olmadığını, müvekkilinin serbest bölge işlem formunu verdiğini ve onaylandığını, eşyanın teslim edilmesi gerektiğini, buna rağmen liman işletmesinin bu eşyayı teslim etmediğini, davalı ... işletmesinin ardiyecilik hizmeti yapan ticari kuruluş olması nedeni ile bu eşyayı teslim etmekte mükellef olduğunu, BK'nın 41. maddesi anlamında haksız bir fiilinin olduğunu belirterek eşyaların kendisine teslimini, teslim mümkün olmazsa mal bedeli,kar mahrumiyeti ve manevi tazminatın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TCCD Liman İşletmesi vekili asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile görevlendirildiği, antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin ordino veya teslim talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların yetki alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin yetkisinin dışında kaldığı, malların taşıyıcı tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın zilyetliğinin taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir hasarın oluşması halinde, bu zarardan taşıyanın sorumlu olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın ifa yardımcısı olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, dava konusu talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan liman idaresinin sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/742 Esas sayılı davada kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu dava ile ilgili kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl dava ve birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/365 Esas sayılı davada verilen hükümlere yönelik ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine teslimi, aksi halde emtia bedeli, kâr mahrumiyeti ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 23.06.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiştir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davalarda dava konusu edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün teslim edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/742 Esas sayılı davada davacı vekilinin tüm, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı dava dosyalarına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile birleşen 2009/742 Esas sayılı davada usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2009/365 Esas sayılı davası ile ilgili sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/365 Esas sayılı davalarında verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/352852800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz