Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15895 E. 2014/16810 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ordino↗ ifa yardımcısı↗ hapis hakkı↗ kar mahrumiyeti↗ taşıyanın sorumluluğu↗ zilyetlik↗ konşimento↗ yetkili hamil↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ davanın konusu↗ kâr mahrumiyeti↗ acentelik↗ muvafakat↗ ifa↗ hamil↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taşıyan ve acentesinin yükleme limanında tanzim edilen konşimentoyu ibraz eden yetkili hamile malı teslimle yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü masrafı hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- muvafakatnamesi) malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların taşıyıcı tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın zilyetliğinin taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir hasarın oluşması halinde, bu zarardan taşıyan sorumlu olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde hapis hakkının da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: ordino kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren taşıyıcının sorumluluğu sona ereceği, davacının T.. T.. Liman İşletmesi'ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki sebebe dayanmadığı, konşimentoyu ibraz emeden konşimentoyu temsil eden malların kendisine teslimini isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine teslimi, aksi halde emtia bedeli, kar mahrumiyeti ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd. Şti. vekili de temyize cevap dilekçesinde bu iddiayı doğrulamıştır.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davada dava konusu edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün teslim edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1923 E. 2015/8312 K.
Ortak:ordino · ifa yardımcısı · taşıyanın sorumluluğu · zilyetlik · konşimento · ifa · taşıyıcı · taşıyan
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «taşıyan» ve «acentesinin» yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı «teslimle» yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü «masrafı» hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- «muvafakatnamesi») malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyan sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın «ifa yardımcısı» konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde «hapis hakkının» da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: «ordino» kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren «taşıyıcının sorumluluğu» sona ereceği, davacının T..
Liman İşletmesi'ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki «sebebe» dayanmadığı, «konşimentoyu» «ibraz» emeden konşimentoyu «temsil» eden malların kendisine «teslimini» isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15896 E. 2014/16961 K.
Ortak:ordino · ifa yardımcısı · taşıyanın sorumluluğu · zilyetlik · konşimento · davanın konusu · kâr mahrumiyeti · ifa
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «taşıyan» ve «acentesinin» yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı «teslimle» yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü «masrafı» hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- «muvafakatnamesi») malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyan sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın «ifa yardımcısı» konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde «hapis hakkının» da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: «ordino» kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren «taşıyıcının sorumluluğu» sona ereceği, davacının T..
Liman İşletmesi'ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki «sebebe» dayanmadığı, «konşimentoyu» «ibraz» emeden konşimentoyu «temsil» eden malların kendisine «teslimini» isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, «kar mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, «dava konusu» talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olma …
3-Asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, kâr «mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davalarda «dava konusu» edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün «teslim» edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2009/365 Esas sayılı davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, AB uyum süreci ile gümrük idarelerinin sadece “gümrükleme” işlemleri ile «görevlendirildiği», antrepo hizmetlerinin liman idareleri veya özel kişilere bırakıldığı, 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin «ordino» veya «teslim» talimatı isteme zorunluluğu kaldırıldığı, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin serbest olup olmadığını ve gümrük vergisini ödenip-ödenmediğini araştırdığı, diğer hususların «yetki» alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip edilmemesi hususunun gümrük idaresinin «yetkisinin» dışında kaldığı, malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» «taşıyana» ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyanın sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu «konşimentoyu» doğrudan liman idaresine «ibraz» ederek malın teslimini isteyemeyeceği, limanın buradaki hukuki durumunun taşıyanın «ifa yardımcısı» olduğu, bu nedenle taşıyanın iradesi olmaksızın tek taraflı teslim yapılamayacağı, davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatapın ancak taşıyan olabileceği, taşıyanın talimatı olmadan liman idaresinin yükü teslim edemeyeceği, davacının söz konusu talepleri hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyana karşı ileri sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açamayacağı, «dava konusu» talep hakları bakımından liman idaresi pasif taraf sıfatı bulunmadığı, taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15895 E. , 2014/16810 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR (KAPATILAN) 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/04/2013
NUMARASI 2012/168-2013/145
Taraflar arasında görülen davada İzmir (Kapatılan) 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2013 tarih ve 2012/168-2013/145 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/11/2014 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı şirket temsilcisi Hüsnü Kemal Özkan, asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. , asıl ve birleşen davada davalılardan T.. T.. ... İşlt. Müd. vekili Av.Ü. C.. ve diğer davalı vekilleri Av. A.. Ç.. ile Av. B. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin Hindistan’da bulunan ... Metal İnd. PVT Ltd Şti'den 56.292,65 USD karşılığı 30.12.2009 tarihinde akreditif yoluyla mal satın aldığını, bu mallarla ilgili olarak davalılardan ....-Link Ltd. Şti. tarafından 17.04.2009 tarihinde özet beyan verildiğini ve malların eşya gümrük geçici depolama alanına boşaltıldığını, müvekkilince Gümrük Yönetmeliği'nin 126. Maddesi gereğince taşıma senedinin alıcı nüshası ile birlikte Gümrük Müdürlüğü’ne verildiğini, Gümrük Müdürlüğü’nce 26.06.2009 tarihinde emtiaların müvekkili adına tescil edildiğini, 29.06.2009 tarihinde yüklenmek üzere kolcuya teslim edildiğini, navlun bedelinin CİF satış olması nedeni ile gönderici tarafından ödenmiş olmasına rağmen müvekkil şirkete Gümrük Beyannamesi vermek ve malları adına tescil ettirmek için gerekli özet beyan numaralarının davalılardan Martı-Link Ltd.
Şti. tarafından verilmediğini, konşimento asıllarının verilmemesi ve ordino alınmaması gerekçesi ile işlem yapmadığını, davalı Martı- Link’in müvekkiline malı kendi adına tescil ettirmesinin engellediğini, davalı ...-Link Ltd. Şti’nin talep ettiği konşimento asıllarının kendisine verilmesinin gerekmediğini, diğer davalı liman işletmesinin de bu eşyayı teslim etmediğini, davalı liman işletmesinin ardiyecilik hizmeti yapan ticari kuruluş olması nedeni ile bu eşyayı teslim etmekte mükellef olduğunu ileri sürerek, dava konusu malların teslimi mümkün olmazsa, 87.647,65 TL’nin, 1.000,00 TL kar mahrumiyetinin ve yine 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada da farklı bir emtia ile ilgili olarak asıl davadaki benzer iddia ve gerekçelerle emtia bedeli olan 82.975,72 TL’nin, 1.000,00 TL kar mahrumiyetinin ve yine 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada, davalılar vekilleri, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taşıyan ve acentesinin yükleme limanında tanzim edilen konşimentoyu ibraz eden yetkili hamile malı teslimle yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü masrafı hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- muvafakatnamesi) malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların taşıyıcı tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın zilyetliğinin taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir hasarın oluşması halinde, bu zarardan taşıyan sorumlu olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde hapis hakkının da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: ordino kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren taşıyıcının sorumluluğu sona ereceği, davacının T..
T.. Liman İşletmesi'ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki sebebe dayanmadığı, konşimentoyu ibraz emeden konşimentoyu temsil eden malların kendisine teslimini isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine teslimi, aksi halde emtia bedeli, kar mahrumiyeti ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd. Şti. vekili de temyize cevap dilekçesinde bu iddiayı doğrulamıştır.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davada dava konusu edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün teslim edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101950500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz