Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16686 E. 2014/5468 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6098/153']
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['6098/153']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
külli halefiyet↗ hakim ortak↗ husumet itirazı↗ halefiyet↗ tebligat kanunu m.35↗ hile↗ zamanaşımı def'i↗ hisse devir sözleşmesi↗ tbk 99↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ havale↗ tebligat↗ taşıyan↗ dahili dava↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının husumet itirazı külli halefiyet nedeniyle, zamanaşımı def’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, hak düşürücü süreye ilişkin itirazı davada sadece hileye dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını taşıyan antetli hesap açma talimatı ile havale edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba dahil bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın hakim ortaklarına ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Temyiz eden davalı vekiline yapılan tebligatın Tebligat Kanunu 20. maddesinin “13, 14, 16, 17 ve 18'nci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin
.../...
-2-
muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir.”hükmü gereğince uygun bulunmadığından, temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle temyiz isteminin reddine dair mahkemenin rar sayılı kararının kaldırılmasına, işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13705 E. 2014/2952 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaA.Ş. (sonraki unvanı ...) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16013 E. 2014/4193 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Benzer bu kararda… su hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13669 E. 2014/2953 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaA.Ş. (sonraki unvanı ...) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8820 E. 2016/4082 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · havale · zamanaşımı · husumet · dava şartı · zamanaşımı ['6098/153'] · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu kararda… e ...’ye devir olunduğu, 26/01/2001 tarihinde ise ... ile devren birleştirildiği, yine ... ile ...bank (sonraki unvanı ING Bank) arasında yapılan 09/08/2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
1-İhbar olunan ... vekilinin 04/06/2015 «havale» tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi, karar başlığında «ihbar olunan» sıfatı ile gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış bir temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da bulunmadığından ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
… nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) no'lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · ihbar olunan · ihbar · hukuki yarar · e-defter
Benzer bu kararda1-İhbar olunan ... vekilinin 04/06/2015 «havale» tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi, karar başlığında «ihbar olunan» sıfatı ile gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış bir temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da bulunmadığından ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı ... vekili, ... vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
4-... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça davanın sadece ...ye «husumet» yöneltilerek açılmış olmasına, yargılama sırasında ... vekili tarafından fer'i müdahale talebinde bulunulmasına ve mahkemece de «müdahale talebinin» kabulüne karar verilmesine rağmen, ...'nin karar başlığında davalı olarak gösterilip, hükmedilen alacağın da davalıdan tahsiline karar verilmek suretiyle aleyhine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10104 E. 2014/17250 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · avans faizi · zamanaşımı · zamanaşımı ['6098/153'] · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaBank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı definin» reddine, davanın kabulü ile 11.550,00 TL’nin 12/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · borcun üstlenilmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı definin» reddine, davanın kabulü ile 11.550,00 TL’nin 12/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...
Kararı, davalı banka vekili ve «borcu üstlenen» TMSF vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15489 E. 2014/4921 K.
Ortak:külli halefiyet · hakim ortak · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı ['6098/153'] · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafından gönderilen paraların aslında fiilenin «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanınve TTK'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olacağı, davalılar ... aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, 5.000,00 TL'nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte «külli halefiyet» yolu ile Kararı, davalı ...Ş. vekili ve fer'i müekili temyiz etmişlerdir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihind devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise S) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… uğunun BK'nın 41, 55 ve 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. .../... -3- 2-Dava, ba …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · reeskont faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafından gönderilen paraların aslında fiilenin «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanınve TTK'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olacağı, davalılar ... aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, 5.000,00 TL'nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte «külli halefiyet» yolu ile Kararı, davalı ...Ş. vekili ve fer'i müekili temyiz etmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15474 E. 2014/4181 K.
Ortak:külli halefiyet · hakim ortak · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · dava şartı · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede2.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafından gönderilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın, HMK'nın 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar aleyhine açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · açılmamış sayılma · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafından gönderilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın, HMK'nın 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar aleyhine açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8699 E. 2014/56 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · avans faizi · zamanaşımı · zamanaşımı ['6098/153'] · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «husumet itirazı» «külli halefiyet» nedeniyle, «zamanaşımı def»’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, «hak düşürücü süreye» ilişkin itirazı davada sadece «hileye» dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını «taşıyan» antetli hesap açma talimatı ile «havale» edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba «dahil» bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın «hakim ortaklarına» ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş …
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «yetki» ve «zamanaşımı» itirazı haklı görülmediği, banka çalışanları davacının iradesi üzerinde etkili olarak hataya düşürüp banka «mevduat hesabı» açmak yerine... hesabına mevduatını yönlendirerek mevduatın devletin «garanti kapsamı» dışına çıkmasına ve ilgili bankaya devlet tarafından ... ye devir sonrasında alacağını alma hakkının yitirilmesine yol açması nedeni ile oluşan zarardan bütünü ile «külli halefiyet ilkesi» gereğince sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 4.000 TL'nin 16.08.1999 tarihinden itibaren işleyecek %80 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, bakiye harcın ve «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
A.Ş (sonraki unvan...) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve karar başlığında fer' i müdahil ....' nin davalı olarak gösterilmesi «maddi hata» olup mahallinde düzeltilmesi mümkün olmasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:halefiyet ilkesi · garanti kapsamı · mevduat hesabı · maddi hata · garantörlük · yargılama gideri · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «yetki» ve «zamanaşımı» itirazı haklı görülmediği, banka çalışanları davacının iradesi üzerinde etkili olarak hataya düşürüp banka «mevduat hesabı» açmak yerine... hesabına mevduatını yönlendirerek mevduatın devletin «garanti kapsamı» dışına çıkmasına ve ilgili bankaya devlet tarafından ... ye devir sonrasında alacağını alma hakkının yitirilmesine yol açması nedeni ile oluşan zarardan bütünü ile «külli halefiyet ilkesi» gereğince sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 4.000 TL'nin 16.08.1999 tarihinden itibaren işleyecek %80 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline, bakiye harcın ve «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve karar başlığında fer' i müdahil ....' nin davalı olarak gösterilmesi «maddi hata» olup mahallinde düzeltilmesi mümkün olmasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verme …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16686 E. , 2014/5468 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 06.05.2013 tarih ve 2012/254-2013/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince davalı bankanın 03/11/1999 tarihli vadeli hesap açıldığını, davalı bankaya 22.12.1999 tarihinde tarafından el konulduğunu, yapılan araştırmada kendi bünyesinde çalışan şahısları kurucu gösterip, kuruluş sermayesi kendisi tarafından karşılanarak paravan bir banka kurarak bankalar yasasında mevcut sınırlamaları aştığı ve müvekkilinin parasını aracılığıyla şirketlerine aktardığını, off shore hesabında gözüken paraların Kıbrıs'a hiç gitmediğini, bünyesinde kredi olarak dağıtıldığını, müvekkilinin dolandırıldığını ileri sürerek, 4.500,00.TL alacağın 03/11/1999 tarihinden, vade sonu olan 23.12.1999 tarihine kadar %85 akdi faiz, bu tarihten sonra 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca ticari ilişkilerde uygulanan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının husumet itirazı külli halefiyet nedeniyle, zamanaşımı def’i TBK’nın 153/6. maddesi gereğince, hak düşürücü süreye ilişkin itirazı davada sadece hileye dayanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, 03.11.1999 tarihinde davacının mevduat hesabından 4.500,00 TL paranın, adına düzenlenmiş, davacının isim ve imzasını taşıyan antetli hesap açma talimatı ile havale edildiği, isimli yurt dışı kıyı bankasının davalı banka ile aynı gruba dahil bir kuruluş olduğu ve tasarruf sahiplerinden bu şekilde toplanan paraların bankanın hakim ortaklarına ait şirketlere usulsüz krediler verilerek tüketildiğinin banka yöneticileri hakkındaki ceza yargılamaları ile sabit olduğu, davacının bankacılık lisansı iptal edilen alacağını tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.500,00 TL’nin 03.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı yararına davalı ...Ş.’den tahsiline karar verilmiş, ek kararla, asıl dava davacısının süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Temyiz eden davalı vekiline yapılan tebligatın Tebligat Kanunu 20. maddesinin “13, 14, 16, 17 ve 18'nci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin
.../...
-2-
muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir.”hükmü gereğince uygun bulunmadığından, temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle temyiz isteminin reddine dair mahkemenin rar sayılı kararının kaldırılmasına, işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı k) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140.
maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının “Karar tarihinde yürürlükte bulunan davacıya iadesine,'' ibaresinin eklenmesine, “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesaplanan 540,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin hükümden çıkarılması ile kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347432600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz