Afet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9715 E. 2014/211 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
afet↗ bildirim yükümlülüğü↗ poliçe limiti↗ denetime elverişli rapor↗ sigorta ettiren↗ keşif↗ gerçek zarar↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ temerrüt faizi↗ sigorta poliçesi↗ ilan↗ hasar↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “Hükme esas bilirkişi kurulu raporunda tarafların dayandıkları belgelerdeki yerlerin zemindeki noktalarının belirlenmemiş olduğu, davalının dayandığı belgelerin tamamının toplanmadığı, davalının TTK'nın 1279. maddesine dayalı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca gerçek zarar miktarı belirlenmeden poliçe limitine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın riziko tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, hasarın poliçe teminatına dahil olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../....
-2-
2-Dava, yer kayması teminatı içerir konut sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından rizikonun bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda afete maruz bölge ilan edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar sigorta poliçesi düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için afete maruz bölge ilan edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 1279. maddesi gereğince poliçenin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin imzalandığı sırada, sigorta ettiren veya sigortadan yararlanan kimsenin, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi olanağının kalmadığını bilmemesi gerekmektedir. Aksi halde sigorta sözleşmesi hükümsüz olur. Aynı şekilde anılan Kanun'un 1290. maddesinde de sigorta ettiren, sigorta şirketinin sözleşmeyi yapıp yapmama yada daha ağır koşullarda yapması sonucunu doğuracak nitelikteki tüm hususları sigorta şirketine bildirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davaya konu alanda afete maruz bölge ilan edilmesine neden olan yer kaymasına ilişkin inceleme ve araştırmaların hangi tarihte yapıldığının bu husustaki belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmek suretiyle tesbiti ve buna göre poliçe düzenlendiği tarihte rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya poliçe düzenlenirken rizikonun gerçekleşeceğinin (davaya konu binanın belediye tarafından yıktırılacağının) davacı tarafından gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2489 E. 2011/14679 K.
Ortak:afet · riziko · sigorta poliçesi · ilan · teminat
İncelediğiniz kararda… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar «sigorta poliçesi» düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için «afete» maruz bölge «ilan» edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Aynı şekilde anılan Kanun'un 1290. maddesinde de «sigorta ettiren», sigorta şirketinin sözleşmeyi yapıp yapmama yada daha ağır koşullarda yapması sonucunu doğuracak nitelikteki tüm hususları sigorta şirketine «bildirmekle yükümlü» olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davaya konu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edilmesine neden olan yer kaymasına ilişkin inceleme ve araştırmaların hangi tarihte yapıldığının bu husustaki belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmek suretiyle tesbiti ve buna göre poliçe düzenlendiği tarihte «rizikonun» gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya poliçe düzenlenirken rizikonun gerçekleşeceğinin (davaya konu binanın belediye tarafından yıktırılacağının) davacı tarafından gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taşınmazın bulunduğu bölgenin «afete» maruz bölge olarak «ilan» edildiği, bu durumun davacılarca bilinmesine rağmen «rizikonun» gerçekleştiğinin gizlendiğinden poliçenin hükümsüz hale geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, «sigorta poliçesine» konu meskenin bulunduğu alanın «afete» maruz bölge «ilanının» davacılarca bilindiği halde poliçe tanzimi esnasında bu durum gizlendiğinden poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8975 E. 2010/4595 K.
Ortak:afet · denetime elverişli rapor · keşif · gerçek zarar · riziko · denetime elverişlilik · sigorta poliçesi · ilan
İncelediğiniz kararda… lı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca «gerçek zarar» miktarı belirlenmeden «poliçe limitine» hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan «keşif» ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın «riziko» tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, «hasarın» poliçe «teminatına» «dahil» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar «sigorta poliçesi» düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için «afete» maruz bölge «ilan» edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… msenen bilirkişi raporuna göre, yapının gerek yer kayması ve heyelan, gerekse binanın yapımından kaynaklı nedenlerle idarece yıkıldığı, poliçe tanziminden çok sonra «afete» maruz bölge «ilanının» yapıldığı, gerek mal ve can emniyeti bakımından binanın idarece yıkımının gerekse afete maruz bölge ilanı üzerine yıkımının yer kayması veya toprak çökmesi unsurları kapsamında kaldığı ve aynı amaca yönelik olduğu, taraflarca aynı kuşku ve korku nedeniyle «riziko» kapsamına alındığı, davalının poliçe hazırlanırken binanın kaçak ve 7 katlı olduğunu bilmekte olduğu, zarar miktarının 60.000,00 YTL olduğu gerekçesiyle, davanın k …
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan «keşif» üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle «afete» maruz bölge «ilan» edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gü …
Bu durumda, savunmanın üzerinde yeterince durulması, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8708 E. 2010/4144 K.
Ortak:afet · keşif · denetime elverişlilik · sigorta poliçesi · ilan · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz kararda… lı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca «gerçek zarar» miktarı belirlenmeden «poliçe limitine» hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan «keşif» ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın «riziko» tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, «hasarın» poliçe «teminatına» «dahil» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar «sigorta poliçesi» düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için «afete» maruz bölge «ilan» edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Belediyenin hazırlattığı 08.11.2004 tarihli raporda ve 27.04.2005 tarihli diğer resmi bir yazıda, dava konusu yerin zemin hareketliliğin dışında gösterildiği, bölgenin «afete» maruz bölge olarak «ilanının» 12.08.2005 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalının savunması ve delilleri üzerinde de durularak, iddia ve savunmanın tüm yönleri birlikte ele alınıp, dava konusu konutun toplanan ve toplanacak delillerde zemin olarak bulunduğu noktayı tespit eden «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hükme tesisi doğru olmamıştır.
Dava, konut «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu
Benzer bu karardaOysa, davalının savunması ve delilleri üzerinde de durularak, iddia ve savunmanın tüm yönleri birlikte ele alınıp, dava konusu konutun toplanan ve toplanacak delillerde zemin olarak bulunduğu noktayı tespit eden «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hükme tesisi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/9715 E. , 2014/211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
VEKİLİ AV. ...
VEKİLİ AV. ...
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.12.2011 tarih ve 2010/705-2011/747 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.01.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dairesini davalı nezdinde yer kayması klozu ile 18.11.2004 tarihinde sigorta ettirdiğini, 28.06.2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile afete maruz bölge olarak ilan edilen bölge içinde kalan dairesinin yıkılması için müvekkiline 07.10.2005 tarihinde idarece 7 gün süre verildiğini ve yıkıldığını, müvekkilinin tazminat taleplerini davalının 09.12.2005 ve 26.07.2005 tarihli yazılar ile hasar olmadığından bahisle reddettiğini ileri sürerek, şimdilik 60.000,00 YTL poliçe bedelinin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1972 ve 1982 yılları imar planlarına aykırı olarak çok katlı olarak binanın yapıldığını, zemine uygun bina yapılmamasının binanın ayıbı olduğunu, 2004 yılı Aralık ayında da belediyece karşı taraftaki 2 binanın ağır çatlakları nedeniyle yıkılması ile kendi binasının ayıbını da davacının öğrendiğini, TTK'nın 1305/2'nci maddesi uyarınca ödeme yapılamayacağını, öte yandan bölgedeki zemin hareketlerinin arttığının Ağustos 2004 tarihinde bölgede yapılan teknik araştırma sonucu belirlendiğini, poliçe öncesi rizikonun gerçekleştiğini davacının bildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “Hükme esas bilirkişi kurulu raporunda tarafların dayandıkları belgelerdeki yerlerin zemindeki noktalarının belirlenmemiş olduğu, davalının dayandığı belgelerin tamamının toplanmadığı, davalının TTK'nın 1279. maddesine dayalı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca gerçek zarar miktarı belirlenmeden poliçe limitine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın riziko tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, hasarın poliçe teminatına dahil olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../....
-2-
2-Dava, yer kayması teminatı içerir konut sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından rizikonun bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda afete maruz bölge ilan edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar sigorta poliçesi düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için afete maruz bölge ilan edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 1279. maddesi gereğince poliçenin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin imzalandığı sırada, sigorta ettiren veya sigortadan yararlanan kimsenin, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi olanağının kalmadığını bilmemesi gerekmektedir. Aksi halde sigorta sözleşmesi hükümsüz olur. Aynı şekilde anılan Kanun'un 1290. maddesinde de sigorta ettiren, sigorta şirketinin sözleşmeyi yapıp yapmama yada daha ağır koşullarda yapması sonucunu doğuracak nitelikteki tüm hususları sigorta şirketine bildirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davaya konu alanda afete maruz bölge ilan edilmesine neden olan yer kaymasına ilişkin inceleme ve araştırmaların hangi tarihte yapıldığının bu husustaki belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmek suretiyle tesbiti ve buna göre poliçe düzenlendiği tarihte rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya poliçe düzenlenirken rizikonun gerçekleşeceğinin (davaya konu binanın belediye tarafından yıktırılacağının) davacı tarafından gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temiyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı
25,20 H
21,15 PH
04,05 BH
06.02.2014-
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346085500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz