Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8975 E. 2010/4595 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
afet↗ denetime elverişli rapor↗ keşif↗ gerçek zarar↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ sigorta poliçesi↗ ilan↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yapının gerek yer kayması ve heyelan, gerekse binanın yapımından kaynaklı nedenlerle idarece yıkıldığı, poliçe tanziminden çok sonra afete maruz bölge ilanının yapıldığı, gerek mal ve can emniyeti bakımından binanın idarece yıkımının gerekse afete maruz bölge ilanı üzerine yıkımının yer kayması veya toprak çökmesi unsurları kapsamında kaldığı ve aynı amaca yönelik olduğu, taraflarca aynı kuşku ve korku nedeniyle riziko kapsamına alındığı, davalının poliçe hazırlanırken binanın kaçak ve 7 katlı olduğunu bilmekte olduğu, zarar miktarının 60.000,00 YTL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava, konut sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Poliçede teminat, 18.11.2004 tarihinde başlatılmış olup, davalı vekili, yer kaymasının (rizikonun) bu tarihten önce başladığını ve buna bağlı hasarın yine bu tarihten oluştuğunu savunmuş ve bu yönde bazı delillere dayanmıştır.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan keşif üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gündemde olduğu ve medyaca devamlı gündemde tutulduğu, 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulunca yapılan afete maruz bölge ilanının poliçe kapsamındaki bir tarihe denk geldiği gerekçesiyle, davacıya tazminat ödenmesi gerektiği görüşü bildirilmiştir. Yapılan keşifte ve bilirkişi raporunda, davacının ve davalının dayandığı belgelerdeki yerlerin zemindeki noktaları belirlenmiş değildir. Davalının dayandığı belgelerin tamamı toplanmamış, TTK' nun 1279 ncu maddesine dayalı davalı savunması üzerinde yeterince durulmamış, davacının dayandığı belgelerin düzenlenme tarihleri öne çıkartılarak sonuca gidilmiştir.
Bu durumda, savunmanın üzerinde yeterince durulması, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, denetime elverişli rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, poliçe genel ve özel şartları celbedilip, tazminatın belirlenmesine yönelik esasların belirlenmesi, buna göre gerçek zararın tespiti gerekirken, davalı sigortacının en üst sorumluluk limitini belirleyen poliçe bedeline ancak gerçek zarar daha fazla ise hükmedilebileceği, daha az işe poliçe bedeline aynen hükmedilemeyeceği, poliçenin meblağ sigortası olmadığı gözetilmeden, poliçe bedeline aynen hükmedilmesi de kabule göre doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9715 E. 2014/211 K.
Ortak:afet · denetime elverişli rapor · keşif · gerçek zarar · riziko · denetime elverişlilik · sigorta poliçesi · ilan
İncelediğiniz kararda… msenen bilirkişi raporuna göre, yapının gerek yer kayması ve heyelan, gerekse binanın yapımından kaynaklı nedenlerle idarece yıkıldığı, poliçe tanziminden çok sonra «afete» maruz bölge «ilanının» yapıldığı, gerek mal ve can emniyeti bakımından binanın idarece yıkımının gerekse afete maruz bölge ilanı üzerine yıkımının yer kayması veya toprak çökmesi unsurları kapsamında kaldığı ve aynı amaca yönelik olduğu, taraflarca aynı kuşku ve korku nedeniyle «riziko» kapsamına alındığı, davalının poliçe hazırlanırken binanın kaçak ve 7 katlı olduğunu bilmekte olduğu, zarar miktarının 60.000,00 YTL olduğu gerekçesiyle, davanın k …
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan «keşif» üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle «afete» maruz bölge «ilan» edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gü …
Bu durumda, savunmanın üzerinde yeterince durulması, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… lı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca «gerçek zarar» miktarı belirlenmeden «poliçe limitine» hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan «keşif» ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın «riziko» tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, «hasarın» poliçe «teminatına» «dahil» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar «sigorta poliçesi» düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için «afete» maruz bölge «ilan» edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · poliçe limiti · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · temerrüt faizi · dahili dava · temerrüt · e-defter
Benzer bu kararda… lı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca «gerçek zarar» miktarı belirlenmeden «poliçe limitine» hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan «keşif» ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın «riziko» tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, «hasarın» poliçe «teminatına» «dahil» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Aynı şekilde anılan Kanun'un 1290. maddesinde de «sigorta ettiren», sigorta şirketinin sözleşmeyi yapıp yapmama yada daha ağır koşullarda yapması sonucunu doğuracak nitelikteki tüm hususları sigorta şirketine «bildirmekle yükümlü» olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davaya konu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edilmesine neden olan yer kaymasına ilişkin inceleme ve araştırmaların hangi tarihte yapıldığının bu husustaki belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmek suretiyle tesbiti ve buna göre poliçe düzenlendiği tarihte «rizikonun» gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya poliçe düzenlenirken rizikonun gerçekleşeceğinin (davaya konu binanın belediye tarafından yıktırılacağının) davacı tarafından gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 1279. maddesi gereğince poliçenin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin imzalandığı sırada, «sigorta ettiren» veya sigortadan yararlanan kimsenin, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi olanağının kalmadığını bilmemesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2489 E. 2011/14679 K.
Ortak:afet · riziko · sigorta poliçesi · ilan · teminat
İncelediğiniz kararda… msenen bilirkişi raporuna göre, yapının gerek yer kayması ve heyelan, gerekse binanın yapımından kaynaklı nedenlerle idarece yıkıldığı, poliçe tanziminden çok sonra «afete» maruz bölge «ilanının» yapıldığı, gerek mal ve can emniyeti bakımından binanın idarece yıkımının gerekse afete maruz bölge ilanı üzerine yıkımının yer kayması veya toprak çökmesi unsurları kapsamında kaldığı ve aynı amaca yönelik olduğu, taraflarca aynı kuşku ve korku nedeniyle «riziko» kapsamına alındığı, davalının poliçe hazırlanırken binanın kaçak ve 7 katlı olduğunu bilmekte olduğu, zarar miktarının 60.000,00 YTL olduğu gerekçesiyle, davanın k …
Poliçede «teminat», 18.11.2004 tarihinde başlatılmış olup, davalı vekili, yer kaymasının («rizikonun») bu tarihten önce başladığını ve buna bağlı «hasarın» yine bu tarihten oluştuğunu savunmuş ve bu yönde bazı delillere dayanmıştır.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan «keşif» üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle «afete» maruz bölge «ilan» edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gü …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taşınmazın bulunduğu bölgenin «afete» maruz bölge olarak «ilan» edildiği, bu durumun davacılarca bilinmesine rağmen «rizikonun» gerçekleştiğinin gizlendiğinden poliçenin hükümsüz hale geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, «sigorta poliçesine» konu meskenin bulunduğu alanın «afete» maruz bölge «ilanının» davacılarca bilindiği halde poliçe tanzimi esnasında bu durum gizlendiğinden poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8975 E. , 2010/4595 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2008 tarih ve 2006/713-2008/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dairesini davalı nezdinde yer kayması klozu ile 18.11.2004 tarihinde sigorta ettirdiğini, 28.06.2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile afete maruz bölge olarak ilan edilen bölge içinde kalan dairesinin yıkılması için müvekkiline 07.10.2005 tarihinde idarece 7 gün süre verildiğini ve yıkıldığını, müvekkilinin tazminat taleplerini davalının 09.12.2005 ve 26.07.2005 tarihli yazılar ile hasar olmadığından bahisle reddettiğini ileri sürerek, şimdilik 60.000,00 YTL poliçe bedelinin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1972 ve 1982 yılları imar planlarına aykırı olarak çok katlı olarak binanın yapıldığını, zemine uygun bina yapılmamasının binanın ayıbı olduğunu, 2004 yılı Aralık ayında da belediyece karşı taraftaki 2 binanın ağır çatlakları nedeniyle yıkılmaması ile kendi binasının ayıbını da davacının öğrendiğini, TTK' nun 1305/2 nci maddesi uyarınca ödeme yapılamayacağını, öte yandan bölgedeki zemin hareketlerinin arttığının Ağustos 2004 tarihinde bölgede yapılan teknik araştırma sonucu belirlendiğini, poliçe öncesi rizikonun gerçekleştiğini davacının bildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yapının gerek yer kayması ve heyelan, gerekse binanın yapımından kaynaklı nedenlerle idarece yıkıldığı, poliçe tanziminden çok sonra afete maruz bölge ilanının yapıldığı, gerek mal ve can emniyeti bakımından binanın idarece yıkımının gerekse afete maruz bölge ilanı üzerine yıkımının yer kayması veya toprak çökmesi unsurları kapsamında kaldığı ve aynı amaca yönelik olduğu, taraflarca aynı kuşku ve korku nedeniyle riziko kapsamına alındığı, davalının poliçe hazırlanırken binanın kaçak ve 7 katlı olduğunu bilmekte olduğu, zarar miktarının 60.000,00 YTL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava, konut sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Poliçede teminat, 18.11.2004 tarihinde başlatılmış olup, davalı vekili, yer kaymasının (rizikonun) bu tarihten önce başladığını ve buna bağlı hasarın yine bu tarihten oluştuğunu savunmuş ve bu yönde bazı delillere dayanmıştır.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan keşif üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gündemde olduğu ve medyaca devamlı gündemde tutulduğu, 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulunca yapılan afete maruz bölge ilanının poliçe kapsamındaki bir tarihe denk geldiği gerekçesiyle, davacıya tazminat ödenmesi gerektiği görüşü bildirilmiştir. Yapılan keşifte ve bilirkişi raporunda, davacının ve davalının dayandığı belgelerdeki yerlerin zemindeki noktaları belirlenmiş değildir.
Davalının dayandığı belgelerin tamamı toplanmamış, TTK' nun 1279 ncu maddesine dayalı davalı savunması üzerinde yeterince durulmamış, davacının dayandığı belgelerin düzenlenme tarihleri öne çıkartılarak sonuca gidilmiştir.
Bu durumda, savunmanın üzerinde yeterince durulması, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, denetime elverişli rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, poliçe genel ve özel şartları celbedilip, tazminatın belirlenmesine yönelik esasların belirlenmesi, buna göre gerçek zararın tespiti gerekirken, davalı sigortacının en üst sorumluluk limitini belirleyen poliçe bedeline ancak gerçek zarar daha fazla ise hükmedilebileceği, daha az işe poliçe bedeline aynen hükmedilemeyeceği, poliçenin meblağ sigortası olmadığı gözetilmeden, poliçe bedeline aynen hükmedilmesi de kabule göre doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016782500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz