Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2489 E. 2011/14679 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
afet↗ riziko↗ sigorta poliçesi↗ ilan↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taşınmazın bulunduğu bölgenin afete maruz bölge olarak ilan edildiği, bu durumun davacılarca bilinmesine rağmen rizikonun gerçekleştiğinin gizlendiğinden poliçenin hükümsüz hale geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yer kayması teminatı içerir konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, sigorta poliçesine konu meskenin bulunduğu alanın afete maruz bölge ilanının davacılarca bilindiği halde poliçe tanzimi esnasında bu durum gizlendiğinden poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemenin bu gerekçesinin aksine poliçenin tanzim tarihinin 29.03.2005 olmasına karşın “afete maruz bölge” ilanı Bakanlar Kurulu’nun 28.06.2005 tarihli kararıyla yapılmıştır.
Bu itibarla, rizikonun gerçekleştiğinin poliçe tanzimi esnasında sigortalı tarafından bilinerek gizlendiğine ilişkin deliler açıklanıp tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9715 E. 2014/211 K.
Ortak:afet · riziko · sigorta poliçesi · ilan · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taşınmazın bulunduğu bölgenin «afete» maruz bölge olarak «ilan» edildiği, bu durumun davacılarca bilinmesine rağmen «rizikonun» gerçekleştiğinin gizlendiğinden poliçenin hükümsüz hale geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, «sigorta poliçesine» konu meskenin bulunduğu alanın «afete» maruz bölge «ilanının» davacılarca bilindiği halde poliçe tanzimi esnasında bu durum gizlendiğinden poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar «sigorta poliçesi» düzenlendikten sonra 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından davacıya ait konutun bulunduğu alan için «afete» maruz bölge «ilan» edilmiş ise de, sigortacı tarafından bu alanda poliçe düzenlenmeden önce ilgili belediye ve diğer kuruluşlar tarafından afete maruz bölge ilan edilmek üzere çalışma yapıldığı ileri sürülmüş, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Aynı şekilde anılan Kanun'un 1290. maddesinde de «sigorta ettiren», sigorta şirketinin sözleşmeyi yapıp yapmama yada daha ağır koşullarda yapması sonucunu doğuracak nitelikteki tüm hususları sigorta şirketine «bildirmekle yükümlü» olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davaya konu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edilmesine neden olan yer kaymasına ilişkin inceleme ve araştırmaların hangi tarihte yapıldığının bu husustaki belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmek suretiyle tesbiti ve buna göre poliçe düzenlendiği tarihte «rizikonun» gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya poliçe düzenlenirken rizikonun gerçekleşeceğinin (davaya konu binanın belediye tarafından yıktırılacağının) davacı tarafından gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · poliçe limiti · denetime elverişli rapor · sigorta ettiren · keşif · gerçek zarar · sigorta sözleşmesi · denetime elverişlilik
Benzer bu kararda… lı savunması üzerinde yeterince durulmadığı, buna göre, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca «gerçek zarar» miktarı belirlenmeden «poliçe limitine» hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan «keşif» ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait binanın «riziko» tarihindeki değerinin 26.574,74 TL olduğu, «hasarın» poliçe «teminatına» «dahil» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Aynı şekilde anılan Kanun'un 1290. maddesinde de «sigorta ettiren», sigorta şirketinin sözleşmeyi yapıp yapmama yada daha ağır koşullarda yapması sonucunu doğuracak nitelikteki tüm hususları sigorta şirketine «bildirmekle yükümlü» olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davaya konu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edilmesine neden olan yer kaymasına ilişkin inceleme ve araştırmaların hangi tarihte yapıldığının bu husustaki belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmek suretiyle tesbiti ve buna göre poliçe düzenlendiği tarihte «rizikonun» gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya poliçe düzenlenirken rizikonun gerçekleşeceğinin (davaya konu binanın belediye tarafından yıktırılacağının) davacı tarafından gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… saya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ..../.... -2- 2-Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, poliçe düzenlenmeden önce sigortalı davacı tarafından «rizikonun» bilinip bilinmediği, daha doğru bir ifade ile sigortalı konutun bulunduğu alanda «afete» maruz bölge «ilan» edileceğinin ve akabinde binanın yıktırılacağının poliçe düzenlenmeden önce davacı tarafından bilinip bilinmediği noktasında toplanmaktadır.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 1279. maddesi gereğince poliçenin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin imzalandığı sırada, «sigorta ettiren» veya sigortadan yararlanan kimsenin, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi olanağının kalmadığını bilmemesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8975 E. 2010/4595 K.
Ortak:afet · riziko · sigorta poliçesi · ilan · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taşınmazın bulunduğu bölgenin «afete» maruz bölge olarak «ilan» edildiği, bu durumun davacılarca bilinmesine rağmen «rizikonun» gerçekleştiğinin gizlendiğinden poliçenin hükümsüz hale geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, «sigorta poliçesine» konu meskenin bulunduğu alanın «afete» maruz bölge «ilanının» davacılarca bilindiği halde poliçe tanzimi esnasında bu durum gizlendiğinden poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yer kayması «teminatı» içerir konut «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… msenen bilirkişi raporuna göre, yapının gerek yer kayması ve heyelan, gerekse binanın yapımından kaynaklı nedenlerle idarece yıkıldığı, poliçe tanziminden çok sonra «afete» maruz bölge «ilanının» yapıldığı, gerek mal ve can emniyeti bakımından binanın idarece yıkımının gerekse afete maruz bölge ilanı üzerine yıkımının yer kayması veya toprak çökmesi unsurları kapsamında kaldığı ve aynı amaca yönelik olduğu, taraflarca aynı kuşku ve korku nedeniyle «riziko» kapsamına alındığı, davalının poliçe hazırlanırken binanın kaçak ve 7 katlı olduğunu bilmekte olduğu, zarar miktarının 60.000,00 YTL olduğu gerekçesiyle, davanın k …
Poliçede «teminat», 18.11.2004 tarihinde başlatılmış olup, davalı vekili, yer kaymasının («rizikonun») bu tarihten önce başladığını ve buna bağlı «hasarın» yine bu tarihten oluştuğunu savunmuş ve bu yönde bazı delillere dayanmıştır.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan «keşif» üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle «afete» maruz bölge «ilan» edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · keşif · gerçek zarar · denetime elverişlilik · hasar · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, savunmanın üzerinde yeterince durulması, davalı delillerinin tamamının toplanması, taraf delillerinin zeminde işaret ettiği yerlerin tespit edilmesi, «denetime elverişli rapor» alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Poliçede «teminat», 18.11.2004 tarihinde başlatılmış olup, davalı vekili, yer kaymasının («rizikonun») bu tarihten önce başladığını ve buna bağlı «hasarın» yine bu tarihten oluştuğunu savunmuş ve bu yönde bazı delillere dayanmıştır.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporu, yapılan «keşif» üzerine düzenlenmiş olup, davacı konutunun bulunduğu bölgenin heyelan ve kayma nedeniyle «afete» maruz bölge «ilan» edilmesi sonrasında alınan idari kararla yıktırıldığı, 17.08.1999 yılı depreminden sonra bölgede görülen zararlar nedeniyle heyelan olgusunun uzun zamandan beri gü …
Öte yandan, poliçe genel ve özel şartları celbedilip, tazminatın belirlenmesine yönelik esasların belirlenmesi, buna göre «gerçek zararın» tespiti gerekirken, davalı sigortacının en üst sorumluluk limitini belirleyen poliçe bedeline ancak gerçek zarar daha fazla ise hükmedilebileceği, daha az işe poli …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2489 E. , 2011/14679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2009 tarih ve 2007/619-2009/809 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin Avcılar/İstanbul adresinde bulunan dairesini yer kayma riski de dahil olmak üzere davalı sigorta şirketi nezdinde 29.03.2005 tarihinde sigortalattığını, konutun bulunduğu bölgenin 28.06.2005 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla "Afete Maruz Bölge" ilan edildiğini ve evin boşattırıldığını, rizikonun gerçekleşmesine rağmen sigorta şirketini ödeme yapmamasının haksız olduğunu ileri sürerek, şimdilik 38.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı dairenin bulunduğu sokakta riskin başlamış olması nedeniyle hasarın poliçe kapsamı dışında kaldığını, rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan sigorta sözleşmelerinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taşınmazın bulunduğu bölgenin afete maruz bölge olarak ilan edildiği, bu durumun davacılarca bilinmesine rağmen rizikonun gerçekleştiğinin gizlendiğinden poliçenin hükümsüz hale geldiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yer kayması teminatı içerir konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, sigorta poliçesine konu meskenin bulunduğu alanın afete maruz bölge ilanının davacılarca bilindiği halde poliçe tanzimi esnasında bu durum gizlendiğinden poliçenin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemenin bu gerekçesinin aksine poliçenin tanzim tarihinin 29.03.2005 olmasına karşın “afete maruz bölge” ilanı Bakanlar Kurulu’nun 28.06.2005 tarihli kararıyla yapılmıştır.
Bu itibarla, rizikonun gerçekleştiğinin poliçe tanzimi esnasında sigortalı tarafından bilinerek gizlendiğine ilişkin deliler açıklanıp tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033717000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz