6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ortağının, şirket malının danışıklı devrine karşı muvazaa davası açma hakkı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1956 E. 2024/1997 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 8/9/40 (muvazaa) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağının, şirket müdürü diğer ortak tarafından şirkete ait bir malın rayiç değerin altında ve genel kurul kararı olmaksızın üçüncü kişiye (eski eşine boşanma protokolü kapsamında) devredilmesi halinde, zarar gören ortak şirket adına tescil talebiyle muvazaa davası açabilir. Şirket malının fesih/tasfiyeye yol açabilecek ölçüde devri genel kurulun devredilemez yetkisindedir, ancak tapu devri işleminin geçerliliği için genel kurul kararının varlığı tapu sicilinde arandığı bir husus değildir. Devrin davacının bilgisi dahilinde veya aile kararıyla yapılmış olması, temsil yetkisi bulunmayan ortağın muvazaayı ileri sürme hakkını ortadan kaldırmaz; bu, hakkın kötüye kullanımı da oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Şirket ortağının aktif husumet ehliyeti → kabul

Gerekçe: Davacı, davalı şirketin 1/2 oranında paydaşıdır. TTK 644. maddesinin atfıyla 555. maddesi gereğince, şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesi şartıyla ortakların dava açma hakkı olduğu gibi, muvazaalı işlemden zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etme hakkı bulunduğundan davacının aktif husumet ehliyeti mevcuttur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket malının devri için genel kurul kararı gerekliliği → ret

İddia: Şirketin envanterindeki mal varlığı hakkında satış işlemi yapılabilmesi için karar defterinde buna ilişkin bir karar bulunması gerektiği, davacı ortağın imzası olmadan böyle bir kararın alınamayacağı ve defter ibrazından kaçınıldığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 626. madde gereğince şirket müdür ve yöneticilerinin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü bulunmaktadır. TTK 643. maddenin yollamasıyla 538/2. madde uyarınca limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır; şirketin öz varlığının yitirilmesine sebebiyet verebilecek tasarruflar TTK 421. maddedeki nitelikli oy oranıyla alınacak genel kurul kararıyla mümkündür, aksi işlem ve tasarruflar geçersizdir. Somut olayda karar defteri incelenememiş ise de ticaret sicil dosyasında bu yolda alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır. Ancak tapu devri sırasında satışa ilişkin ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmediğinden bu istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Muvazaanın varlığı → kabul

Gerekçe: Davalı eski eşlerin boşandıktan sonra da birlikte yaşadıkları, şirketin başkaca bir mal varlığı olduğu ileri sürülmediğinden tüm mal varlığının şirket müdürünün eşine rayiç bedelin çok altında bir bedelle satılması bir arada değerlendirildiğinde muvazaanın varlığının kanıtlandığı kabul edilmelidir. Muvazaa davası, hukuki menfaati bulunan kişilerin işlemin muvazaalı olduğunu ispat etmesiyle işlemin kesin hükümsüz olduğunun tespitine ve hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılmasına imkân veren bir dava türüdür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının muvazaaya bilgisi olmasının/aile kararına dayanmasının dava açma hakkına etkisi → ret

İddia: Devir işleminin davacının bilgisi ve onayı dahilinde aile kararı ile yapıldığı, davacının kendi muvazaasından yararlanarak hak iddia ettiği ve bu nedenle dava açma hakkının hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Davacı şirket ortağının temsil yetkisi bulunmadığı, temsil durumunu değiştirecek oyu da olmadığı; aile içinde böyle bir kararın alınmış olması, devrin davacının bilgisi dahilinde yapılmış olması da muvazaayı ileri sürmesine engel teşkil etmez ve davacının dava açma hakkını kullanması hakkın kötüye kullanımı sayılamaz. Alacaklılardan mal kaçırma saikiyle yapılmış olsa bile, temsil yetkisini haiz ortağın boşandığı eşine kendisine ait olmayan taşınmazları boşanma protokolüyle devretme hak ve yetkisi bulunmadığından, işlemin geçersizliğini akdin tarafı olmayan, tüzel kişilikten bağımsız kişiliğe sahip ortak ileri sürebilir. İşlemin tarafları dava dışı şirket tüzel kişiliği ve bizzat davalı olduğundan, davacının kendi muvazaasından yararlandığı yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortağının, şirketi temsil yetkisi bulunmasa da, şirket malının müdür tarafından danışıklı biçimde üçüncü kişiye (somut olayda eski eşe) devredilmesine karşı kendi adına muvazaa davası açabileceği ve bu hakkın devre ilişkin bilgisi olması veya aile içi kararla bağlantılı olması nedeniyle hakkın kötüye kullanımı sayılamayacağı yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet ehliyeti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muvazaa tapu iptali ve tescil aktif husumet ehliyeti limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri şirket müdürünün bağlılık ve özen yükümlülüğü hakkın kötüye kullanımı temsil yetkisi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 19 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 644TTK 555TTK 626TTK 643TTK 538/2TTK 421 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1956

KARAR NO 2024/1997

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/10/2024

NUMARASI 2022/530 Esas - 2024/1002 Karar

DAVA

Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı...'ın, diğer davalı eşi ile piyasaya olan borçlarından dolayı danışıklı bir biçimde boşandığı, boşanma protokolünde, Bahçelievler, Yenibosna, ... parselde kayıtlı, ... ve ... nolu depolu dükkan ile Büyükçekmece, Güzelce,... ada, ... parselde kayıtlı 3 adet dubleks konut ve arsasını eşi davalı...'a boşanma tazminatı olarak verdiği, bu taşınmazlardan Yenibosna'daki 2 ve 3 nolu depolu dükkanın davacının da davalı ... ile yarı yarıya hissedar olduğunu, ... Otomotiv San.ve Tic. Ltd. Şti adına kayıtlı iken, hissedar ve imza yetkisini bulunduran davalı ... tarafından diğer davalıya satış suretiyle devredildiği, devir bedellerinin düşük gösterildiğini, göstermelik bir satış işlemi yapıldığını, herhangi bir para ödemesinin söz konusu olmadığını, bu arada danışıklı boşanan davalıların bir süre sonra gerçek anlamda anlaşmazlığa düşüp ayrıldıklarını ve davalı ...'ın bu taşınmazları satışa çıkardığını, kendisinin, diğer davalı ...

ile birlikte ... Oto. ...Şti.'nin hissedarı olması sebebiyle şirket malının davalı ortak tarafından danışıklı bir işlemle 3. kişiye devrinden dolayı zarara uğradığını belirtilerek, şirket zararının önlenmesi için muvazaanın tespitini ve bu taşınmazların yeniden şirket adına tescilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, ... Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bir aile şirketi olduğunu, davacı ile diğer davalının kardeş olduğunu, önceki hissedarın babaları ... olduğunu, dolayısıyla şirket mal varlığında bulunan dava konusu taşınmazların davalı müvekkili adına devir ve tescili tamamen aile kararı ile olduğunu,devrin yapıldığı 02.07.2019 tarihinden,huzurdaki dava tarihine kadar davacının herhangi bir hukuksal işlemde bulunmadığının yapılan işleme onay verdiğini gösterdiğini, dava konusu taşınmazların davalı müvekkiline boşanma tazminatı karşılığında devredildiğini, bu husus İstanbul 7. Aile Mahkemesi'nin 27.06.2019 tarih, 2019/436 esas 2019/440 karar sayılı kesinleşen ilamı ile sabit olduğunu, tapuda gözüken devir bedeli, belediye emsal rayiç bedel üzerinden harca esas olmak üzere beyan edilen değer olduğunu, gerçek bedel ise eski davalı kocanın, 17 yıllık evlilik ve 2 çocuklu eski eşine maddi ve manevi tazminat olarak ödemeyi kabul ettiği değer olduğunu, nitekim aynî tazminat dışında eski eşler arasında parasal bir tazminat söz konusu olmadığını, tapuda gözüken satış bedelinin muvazaaya işaret ettiğine dair davacı beyanlarının haksız olduğunu, ayrıca eski eşlerin boşanmadan sonra Bodrum'da birlikte yaşadıklarının doğru olmadığını, boşanan eşlerin çocukların üstün yararı gereğince müşterek çocuklarının doğum gününde bir araya gelmesi yadırganmaması gerektiğini beyanla;

davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, dava konusu taşınmazlar, davalı... ile davalı ...'ın İstanbul 7.Aile Mahkemesi'nin 2019/436 esas sayılı anlaşmalı boşanma davası anlaşma protokolüne konu edilmiş, akabinde satış yoluyla davalı ... adına devir ve tescil edildiği, davalıların boşanma kararının kesinleştiği, kesin hükme konu kararın aksinin iddia edilemeyeceği iddia edilmiş ise de, boşanma davasında anlaşma protokolünün taraflarca hazırlandığı, davanın amacının mahkeme kararının değil devrin iptali amacını taşıdığı, anlaşma protokolü çerçevesinde yapılan devirlerin muvazaalı olup olmadığının inceleme konusu yapılabileceği, taşınmazların genel kurul kararı olmadan satışa konu edildiği, davalıların anlaşmalı boşanma davasında verilen karar kesinleştikten sonra da birlikte yaşamaya devam ettikleri, satış bedelinin rayiç değerden düşük olduğu ve satış bedelinin şirket hesaplarına girdiğine ilişkin de bir iddia bulunmadığı, taşınmazların muvazaalı olarak anlaşma protokolü ve akabinde satışa konu edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile İstanbul ili Bahçelievler İlçesi ...

Mahallesi ... parsel ... ve ... nolu dükkanın davalı ... adına olan tapusunun iptali ile dava dışı ... Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tesciline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların tapuda satış işleminin şirketi temsilen davacı ile diğer davalının babası tarafından vekaleten gerçekleştirildiğini, satış işlemi dahil tüm kararların müştereken alındığını, zarara uğratılmak istenen tarafın iyi niyetli ve muvazaa ile ilgisi olmayan müvekkili olduğunu, davacı ortağın haberi olmadan babasının bir işlem yapmayacağını, baba ...'ın tanık sıfatıyla verdiği beyanında, "aile bireyleri olarak şirket adına kayıtlı taşınmazları devir kararı aldık" dediğini, kendisini, davacı ve davalı oğlunu ve eşini kastettiği, davacı şirkete ait malların borçlardan kurtulmak maksadıyla kaçırılmasına ve bu işlemin anlaşmalı boşanma işlemine dayandırılmasını kabul ediyorsa, muvazaalı işlemi yapanlardan birinin davacı olduğunu, davacının kendi muvazaasına dayanarak hak iddia ettiğini, şirkete ait tüm ticari defterlerin ibrazı için "dava dışı şirkete ve yetkilisi temsilcisine ihtaratlı davetiye tebliğine" şeklinde ara kararına karşın hiçbir belge, karar defteri ya da ticari defter ibraz edilmediğini, şirketin envanterinde kayıtlı bir mal varlığı hakkında satış işlemi yapılabilmesi için Karar Defterinde buna ait bir karar olması gerektiğini, her biri %50 hisseye sahip iki ortaklı bir şirkette bu kararın alınabilmesi için davacı ortağın alınan bu kararda imzası bulunması gerektiğini, davacı ile davalı ortak ..., defter ibrazından kaçındığından bu hususun açıklığa kavuşturulamadığını, defterlerin ibrazı yönünde yenilenen talepleri değerlendirilmeden davanın karara bağlandığını, yazılan gerekçenin dosya kapsamıyla bir bağı bulunmadığını, tapu işlemlerine ait tedavüllü kayıtlar istenmiş ise de Bahçelievler Tapu Müdürlüğü tarafından yalnızca resmi senet örneğinin gönderildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Eldeki dava, limited şirket ortağı ve yöneticisi olan davalı ...'ın anlaşmalı boşanma dava dosyasında boşanma protokolünde boşanma tazminatı olarak verileceğini taahhüt ettiği iki adet davalı eski eşine satış yolu ile devir ettiği taşınmazların muvazaa nedeniyle tapusunun iptali ve taşınmazın şirket adına tescili istemine ilişkindir. Davacı; 6098 sayılı TBK’nun 19. (mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayanmaktadır. Davacı, davalı şirketin 1/2 oranında paydaşıdır. TTK 644 maddesi atfı ile 555 maddesi gereğince şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesini talep etmeleri şartı ile şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacının işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır.

( Yargıtay 11. HD'nin 2014/1111 Esas - 2014/18464 Karar sayılı emsal ilamı ) TTK'nın 626. maddesi gereğince şirket müdür ve yöneticilerinin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Dava dışı şirketin 31.12.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı ... 50 yıl süre ile münferit yetkili şirket müdürü seçilmiş, taşınmazlar şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname ile ... tarafından gerçekleştirilmiştir. Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 643.maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 538/2 maddesi uyarınca limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Şirketin öz varlığının yitirilmesine, başka bir anlatımda fesih ve tasfiyesine sebebiyet verebilecek nitelikteki tasarruflar, genel kurulda TTK'nın 421.

maddesinde öngörülen ve ortakların kullanacakları nitelikli oy oranıyla alacakları kararla mümkün olup, aksi yöndeki işlem ve tasarruflar geçersizdir. Somut olayda, şirketin karar defteri istenilmesine rağmen incelenememiş ise de ticaret sicil dosyasında bu yolda alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır. Tapu kayıtları tüm dayanaklarıyla dosyaya getirtilmiş olup, tapu devir sırasında satışa ilişkin ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmediğinden davalı vekilinin bu yolda ki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davalı vekili davacının iddialarına göre; üçüncü şahıs alacaklıları zararlandırmak şirketi borçlarından kurtarmak için yapıldığını kabul etmemekle birlikte davacının yapılan devre muvafakati olduğunun babaları tanık olarak dinlenen ...'ın beyanı ile sabit olduğunu ileri sürse de;

dosyaya sunulanlardan davalı eski eşlerin boşandıktan sonra da birlikte yaşadıkları şirketin başkaca bir mal varlığı olduğu ileri sürülmediğinden tüm mal varlığının davalı şirket müdürünün eşine rayiç bedelin çok altında bir bedel ile satılması bir arada düşünüldüğünde muvazaanın varlığının kanıtlandığının kabulü gerekir.Muvazaa davası kural olarak, hukuki menfaati bulunan kişilerin, bir işlemin muvazaalı olduğunun ispat etmeleri ile bu işlemin kesin hükümsüz olduğunun tespit ettirilmesi ve hukuk aleminde doğmuş olan sonuçlarının ortadan kaldırılmasına imkân veren bir dava türüdür. Davacı şirket ortağının temsil yetkisi bulunmadığı, temsil durumunu değiştirecek oyu da olmadığı, aile içinde böyle bir karar alınması, devir işleminin davacının bilgisi dahilinde yapılması da muvazaayı ileri sürmesine engel teşkil etmeyip, davacının dava açma hakkını kullanması hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiği de kabul edilemez.Velev ki alacaklılardan mal kaçırma saiki ile yapılmış olsun, temsil yetkisini haiz ortağın boşandığı eşine kendisine ait olmayan taşınmazları boşanma protokolü ile devir etme hak ve yetkisi bulunmadığından işlemin geçersizliğini akdin tarafı olmayan tüzel kişilikten bağımsız kişiliğe sahip ortağın ileri sürme hakkı mevcuttur.

Davalı vekilinin davacının kendi muvazaasından yararlandığına yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. İşlemin tarafları dava dışı şirket tüzel kişiliği ve bizzat davalı ... bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 100.415,7‬0-TL istinaf karar harcından yatırılan 25.103,92‬-TL harcın mahsubu ile kalan 75.041,78‬-TL harcın davalı ...'tan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 207-TL istinaf yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, bu davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

31/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/34180 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.