6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İç yönergede karar nisabı ancak esas sözleşmeyle ağırlaştırılabilir; ortakların terkin talebi husumet yönünden reddedilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1280 E. 2025/107 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticaret sicil işlemine itirazdirenmeTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Yönetim kurulu kararı ve iç yönerge tescilinin terkini talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Anonim şirkette yönetim kurulu toplantı ve karar nisabı, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadıkça TTK 390/1'deki genel nisaba tabidir; iç yönerge esas sözleşmeden sonra gelen ikincil bir düzenleme olup dayanağını esas sözleşmedeki yetki devri hükmünden alır ve esas sözleşmede öngörülmedikçe iç yönerge yoluyla yönetim kurulu karar nisabı ağırlaştırılamaz. Ayrıca, ticaret sicili müdürlüğünün tescil/silinme kararlarına karşı TTK 34 uyarınca itiraz/dava açma hakkı kanunda tanımlanan 'ilgililer'e (tacirin kendisi, yetkili organı veya temsilcisi) tanınmıştır; şirket ortakları ve organ sıfatıyla hareket etmeyen muhalif yönetim kurulu üyeleri bu kapsama girmez ve şirkete karşı açılabilecek bir yönetim kurulu kararının iptali davasıyla sicile karşı açılan terkin davası birbirinden ayrıdır.

Ele alınan sorunlar

Ticaret sicili itirazında aktif husumet/dava açma hakkı - 'ilgililer' kapsamı → kabul

İddia: Davalı sicil müdürlüğü ve ilgili şirket vekilleri, davacıların (şirket ortakları ve muhalif yönetim kurulu üyeleri) TTK 34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 22. madde kapsamında 'ilgili' sayılmadığından itiraz/dava açma hakları bulunmadığını, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 34/1 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 30. maddeleri, tescil/silinme istemleriyle ilgili sicil müdürlüğü kararlarına karşı itiraz hakkını 'ilgililer'e tanımaktadır; ilgililer kapsamına tacirin kendisi, vekili, yetkili organı veya temsilcisi girer. Şirket ortakları ve organ olarak hareket etmeyen (münferiden) yönetim kurulu üyeleri bu kapsama dahil değildir. İlgililer kavramı kanunda tanımlanmış olup yorum yoluyla genişletilemez. Şirkete karşı açılacak bir davada (örn. yönetim kurulu kararının iptali davasında) davacıların dava açma hakkı bulunsa da, eldeki dava ticaret siciline karşı açılmış bir terkin davası olduğundan, şirket ortaklarının şirketle ilgili tescil edilmiş bir hususun terkinini talep etme hakları yoktur. Yargıtay 11. HD'nin bozma ilamındaki, nisap sağlanmadan alınan kararın yok hükmünde olduğu ve buna katılmayan yönetim kurulu üyelerinin TTK 34'teki ilgili kişi kapsamına girdiği yönündeki gerekçe, ilgililer kavramının kanunla sınırlı ve dar tanımına aykırı bulunmuş; bu bozma gerekçesine uyulmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İç yönerge ile yönetim kurulu karar nisabının ağırlaştırılıp ağırlaştırılamayacağı → kabul

İddia: Davalı ve ilgili şirket vekilleri, iç yönergenin esas sözleşmenin bir parçası/uzantısı sayılamayacağını, esas sözleşmede dayanağı olmadan iç yönerge ile yönetim kurulu karar nisabının ağırlaştırılamayacağını, bu nedenle 2017 tarihli iç yönergedeki %80 nisap şartının geçersiz olduğunu ve 2021 tarihli kararların TTK 390 uyarınca geçerli nisapla alındığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 390/1 uyarınca yönetim kurulu, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde üye tam sayısının çoğunluğuyla toplanır ve toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğuyla karar alır; nisabın ağırlaştırılması ancak esas sözleşme hükmüyle mümkündür. İç yönergeyi hazırlama yetkisi yönetim kuruluna aittir ve bu yetki devredilemez; esas sözleşmede öngörülmeksizin yönetim kurulu, genel kurul kararına dayanarak da iç yönerge hazırlayamaz. İç yönerge, esas sözleşmeden sonra gelen ikincil düzeyde bir düzenlemedir ve dayanağını esas sözleşmedeki yetki devrine ilişkin hükümden alır; yönetime ilişkin yetki devri dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir hususa iç yönergede yer verilemez. Yönetim kurulu karar nisapları hakkında esas sözleşmede hüküm bulunmadıkça, sadece iç yönergede karar nisabı öngörülemez; çünkü anonim şirketin anayasası esas sözleşmedir ve iç yönerge de esas sözleşmeye dayanmak zorundadır. Somut olayda dava konusu şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulu kararlarına ilişkin herhangi bir ağırlaştırıcı nisap düzenlenmemiş, esas sözleşmenin 21. maddesi yönetim kurulu karar nisabını TTK 390'a tabi kılmıştır. Bu durumda, 2017 tarihli iç yönergede yer alan %80 oranındaki nisap şartı esas sözleşmeye dayanmadığından geçersizdir ve ilk derece mahkemesinin bu iç yönergeyi esas sözleşme hükmünde kabul etmesi hukuka aykırıdır. Dava konusu 2021 tarihli yönetim kurulu kararları ve yeni iç yönerge, beş kişilik yönetim kurulunun üç üyesinin olumlu oyuyla, TTK 390/1'deki nisaba ve şirket esas sözleşmesine uygun olarak alınmıştır; karar nisabı yönünden TTK 390 ve esas sözleşmeye aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu kararının iptalinin (geçersizliğinin) inceleneceği dava türü ve sicilin inceleme yetkisi → kabul

Gerekçe: Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesine göre sicil müdürünün inceleme yükümlülüğü, tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı ile organ kararına dayanan olgularda kararın şirket sözleşmesine ve emredici hükümlere uygunluğuyla sınırlıdır; sicil, yargı mercii gibi kapsamlı bir inceleme yapamaz. Yönetim kurulu kararlarının iptalinin şirkete karşı ayrı bir dava ile talep edildiği anlaşıldığından, karar nisabı itibarıyla TTK 390 ve esas sözleşmeye bir aykırılık bulunmayan tescil işleminde sicilin hukuka aykırı bir tutumu yoktur. TTK 34/2 uyarınca itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenir; ancak sicil müdürünün kararı üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı hususlara ilişkin menfaatlerine aykırıysa, itiraz eden ile üçüncü kişi de dinlenir. Somut olayda üçüncü kişi durumundaki ilgili şirket dinlenmeden itirazın karara bağlanması ve ardından bu şirketin istinaf isteminin taraf olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, iç yönerge ile yönetim kurulu karar nisabının esas sözleşmeye dayanmadan ağırlaştırılamayacağı ve ticaret sicili itirazında 'ilgililer' kapsamının şirket ortaklarını ve organ dışı hareket eden yönetim kurulu üyelerini içermediği konusunda, Yargıtay 11. HD'nin bozma ilamına karşı direnerek kendi hukuki görüşünü sürdürmüştür; kararda belirtildiği üzere aynı konuda çok sayıda BAM dairesinin benzer yönde kararları bulunup bunların çoğu Yargıtay tarafından onanmıştır, bu nedenle konudaki içtihat istikrarına ilişkin ikna edici (bağlayıcı olmayan) bir örnek niteliğindedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK 34/1 uyarınca ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleriyle ilgili sicil müdürlüğü kararlarına karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine itiraz edebilir.
Dava şartı
Ticaret sicili müdürlüğü işlemine itiraz/terkin davasını açabilmek için davacının TTK 34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 22. madde kapsamında 'ilgili' sıfatını taşıması gerekir; şirket ortakları ve organ olarak hareket etmeyen muhalif yönetim kurulu üyeleri bu sıfatı taşımadığından dava açma hakları (aktif husumet) yoktur.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iç yönerge esas sözleşme yönetim kurulu karar nisabı ticaret sicili itirazı ilgililer kavramı husumet/dava açma hakkı tescil işleminin terkini yönetim kurulu kararının iptali direnme kararı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 34TTK 34/1TTK 34(2)TTK 367TTK 367/1TTK 371TTK 390TTK 390/1TTK 32TTK 28 · Ticaret Sicili Yönetmeliği — Ticaret Sicili Yönetmeliği 22Ticaret Sicili Yönetmeliği 22(1)Ticaret Sicili Yönetmeliği 30Ticaret Sicili Yönetmeliği 34 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1280

KARAR NO 2025/107

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/06/2022

NUMARASI 2021/827 Esas 2022/348 Karar

DAVA

Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/01/2025

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; ... A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli 2021/2, 2021/3 sayılı YK kararları ve 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı İç Yönergenin kabulüne dair kararların, TTK nın 367. madde kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 01.06.2017 tarihli İç Yönergenin 3/I maddesine açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle tescil ve ilan edilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu kararların, iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen, çoğunluğu temsil eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından davalı ... Sicil Müdürlüğü'ne ve şirkete tebliğ edilen Beşiktaş ... Noterliği’nin 01.12.2021 tarih ve ... Yev. no.lu ihtarnamesi ile;

söz konusu kararların emredici hükümlere aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesi ve uygulanmaya konulması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyelerin ve kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının ihtar edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçeler verildiğini, TTK 367. ve 371. Maddeleri delaletiyle Ana Sözleşmenin tamamlayıcısı/uzantısı niteliğinde olacak şekilde, Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 01.06.2017 tarihli iç yönerge'nin 3/I maddesine aykırı olan; ... A.Ş.'nin;

30. 11.2021 tarihli ve ... sayılı kararlar ile 2021/01 sayılı İç Yönerge'nin, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilerek, 16.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi nedeniyle, tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili tarafından verilen bir red kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan, tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da iptal davası mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisaplar TTKnın 390.madde gereğince yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususlar, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar nisabının iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının söz konusu iç yönerge hükmünün geçersiz olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işlemi hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkili ticaret sicili müdürlüğü, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; TTK 34 Md.'de "İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler."hükmünü içerdiği, her ne kadar davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından verilmiş bir red kararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de TTKnın 34 maddesi açık olup itiraz, sadece red kararına karşı yapılır şekilde bir ifade bulunmayıp tescil, değişiklik veya silinme işlemleri ilgili tüm kararlara karşı itiraz yolunun açık bulunduğu,davalı taraf silinme ile ilgili başvuru olmadığını iddia etmiş ise de davacılar 01.012021 ve 06.12.2021 tarihli ticaret sicil müdürlüğüne ibraz edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirerek başvuruda bulunduklarını;

davacılar, tescil işlemine konu şirketin pay sahipleri olup ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlendiğine göre aktif husumet ehliyetine sahip olduklarını, davalı ... sicil müdürlüğü Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 Md.'sine atıf yaparak husumet itirazında bulunmuş ise de ilgili yönetmelik maddesinin sadece tescil başvurusunu yapabilecek kişileri gösterdiği itirazda bulunabilecek kişileri kapsamadığı, davacıların hissedarı olduğu şirketin, TTK nın 367 ve 371 Md.'ne atıf yaparak 01.06.2017 tarihinde tescil edilen ... numaralı iç yönergeyi oybirliği ile kabul ederek sınırlı temsil ve ilzama ilişkin hususları düzenledikleri ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile yönetim kurulu kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirdikleri,esas sözleşmeye ek olarak TTKnın 367 madde kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcut olduğu, ...

sayılı iç yönerge tescil ilan edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulanageldiği, Yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlendiği, TTK 367 maddesi gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönerge, esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğinde olduğu ,iç yönergeye aykırılık hali esas sözleşmeye aykırılıkla aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorun olduğu, somut davada ... numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu 30/11/2021 tarihli ... numaralı ve ayrıca ... numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli 2021/01 numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alındığı,davacı üyelerin muhalefet şerhlerini tutanağa geçirdikleri ,her ne kadar TTKnın 390 Md.'de yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında "esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği,TTK nın 32 maddesine göre sicil müdürü talep edilen tescil işlemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup olmadığını re'sen araştırma yükümlülüğü altında olup TTK nın 367 maddesine göre düzenlenmiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan tescil işleminin gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

EK KARAR

Mahkemece 19/09/2022 tarihli ek karar ile; ... A.Ş.'nin dosyada taraf olmadığından kanun yoluna başvuramayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

1-Davalı ... vekili, TTK nın 390/1.maddesi uyarınca; Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile karar alacağını,toplantı ve karar nisaplarının emredici düzenlemelere aykırı olmamak şartıyla ancak, esas sözleşmede yer verilecek bir hükümle ağırlaştırılabileceğini,Yönetim Kurulu tarafından esas sözleşmede bir dayanak olmadan yetki aşımı yapılarak iç yönerge ile bir karar nisabı belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret sicili yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiren bir hüküm bulunmadığını,iç yönergeyle yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, TTK nın 367/1 maddesine göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği;

bunun için gerekli olan görevleri, tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olmadığını, esas sözleşmeyi aşacak hükümler taşımasının mümkün olmadığını, müvekkil Müdürlüğün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmayan 2017 tarihli iç yönergeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-İlgili şirket vekili; Ticaret sicil müdürlüğü kararlarına itirazın tescil talep eden yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu,“İlgili” tanımına girmeyen ve bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmayan davacılar tarafından açılan dava üzerine TTK nın 28 ve 34 madde hükmüne açık aykırılık teşkil edecek şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, davanın bu açıdan öncelikle sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, TTK'nın.34 f.1 in sicile itirazın ancak ilgililer tarafından yapalabileceğini emredeci hüküm olarak düzenlediğini, ilgililerden ne anlaşılması gerektiğinin ise TTKnın 28 maddesinde düzenlendiğini, Şirket yönetim kurulunun tescil kararına itiraz davasının, müvekkil şirketin haberi ve bilgisi olmadan görülerek karara bağlandığını, davacıların davalı müvekkil şirketin %24’lük hisse grubunu temsil ettiğini , aynı gerekçeler ile müvekkil şirket aleyhine Bakırköy 5.

ATM'nde 2021/1121 esas 2022/441 karar sayılı dava dosyasında itiraza konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve iptali talepli davanın mahkemece reddedildiğini, iç yönergenin esas sözleşme ve kanun olmadığını, yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar çoğunluğuyla çıkarıldığını ve aynı çoğunlukla iptal edilebileceğini, davacıların, iptal edilen iç yönergeyi esas sözleşme gibi görmelerinin ve iptal edilemez olarak nitelendirmelerinin hukuki hiçbir dayanağı olmadığını, yönetim kurulunun toplantı ve karar nisabı ancak esas sözleşme ile sınırlandırılabileceğini, iç yönerge iptal edilerek, yerine TTK nın 390 ve 367’ maddeye uygun yeni bir iç yönerge çıkarıldığını, iptal edilen iç yönergede yönetim kurulunun karar alması için %80 ağırlaştırılmış nisap öngördüğünü, bu sınırlandırma ise ancak esas sözleşme ile mümkün olup, iç yönerge ile yapılamayacağını yönetim kurulunun iç yönergeyi her zaman iptal ve değiştirme imkânına sahip olduğunu, hiçbir önemli karara imza atmayan azınlık davacıların, bu ağırlaştırılmış nisap ile şirketleri kilitleme çabasında olduklarını ileri sürerek, istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak itirazın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2022/2130 esas, 1563 karar sayılı 10.11.2022 tarihli karar ile "Somut olayda davacılar, davalı şirketin ortakları ve muhalefet şerhi veren yönetim kurulu üyesi sıfatını taşımaktadır. Yönetim Kurulu kararlarının tescil ve ilanı talebi kabul edilerek ticaret siciline tescilleri sağlanmış olup eldeki dava tescil kayıtlarının terkin ve iptaline ilişkindir.Davacı taraf alınan yönetim kurulu kararının 2017 tarihli iç yönergenin 3/I maddesi uyarınca geçerli olmadığını buna göre ,tescil edilemeyeceğini ileri sürmüştür.Ticaret Sicili yönetmeliğinin "başvuruya yetkili kişiler"başlıklı 22 (1).maddesinde; Tescil başvurusu ilgililer veya temsilcileri yahut hukuki halefleri tarafından yetkili müdürlüğe yapılır.

İlgililer; tacirin gerçek kişi olması halinde kendisi veya vekili ya da sözleşme ile kendisine yetki verilmiş temsilcisi, tacirin tüzel kişi olması halinde ise onun yetkili organları veya yetkili temsilcileridir.3) İç yönergenin tescilinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri,hükmünü haizdir. Madde 30 – Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır.TTK nun MADDE 34– (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.

Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine bakıldığında; özellikle eldeki davayı da içerecek şekilde (silinme) istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı dava açacaklarından söz edildiği, ilgililer kapsamına ise şirket ortaklarının ve organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinin bu kapsama girmediği sonucuna ulaşılmaktadır.Ticaret Siciline başvuru hakkı olmayan, ilgililer kapsamına dahil olmayan kişilerin başvurusunun kabulüne imkan olmadığı gibi itiraz davası açmaları da mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin, şirket ortakları ve organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinden ikisinin itiraz hakkının bulunduğunun kabulü doğru olmamıştır. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin Müdür ve Yardımcılarının inceleme yükümlülüğü başlıklı 34.

maddesine göre sicil tarafından yapılacak inceleme , "Tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı"yla sınırlıdır. "Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır..." (TTK m. 390/1). Dava konusu şirketin esas sözleşmesinin; yönetim kurulu ve süresi başlıklı 7.maddesi, şirketin temsili ve yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımı başlıklı 8.

Maddesinde yönetim kurulu tarafından alınacak kararlara ilişkin herhangi bir nisabın düzenlenmediği 21. Maddesinde yönetim kurulu karar nisabının TTK nın 390.maddeye tabii olduğu düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda ancak esas sözleşme hükümleri ile nisabın ağırlaştırılacağı düzenlendiğine göre ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı takdirde TTK nın 390.madde de düzenlenen toplantı ve karar nisapları dikkate alınacaktır. TTK'nın 367/1'maddesine göre iç yönerge, şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler.Terkini talep edilen 2021 tarihli iç yönerge ile 2017 tarihli iç yönergedeki yönetim kurulunun bazı hallerde %80 olumlu oy ile karar alacağına ilişkin iç yönerge hükmünün yönetim kurulu tarafından düzenlendiği gözardı edilerek iç yönergenin esas sözleşme hükmünde kabulü doğru olmamıştır.

İç yönerge, dayanağını esas sözleşmedeki yetki devrine ilişkin hükümden ve buna dayalı alınacak bir yönetim kurulu kararından almakla; iç yönergede, yönetime ilişkin yetki devri ve dolayısıyla yetkilendirme şekli dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir başka hususa yer verilemez.Dava konusu yönetim kurulu kararlarının davalı şirketin beş kişilik yönetim kurulunun üçünün olumlu oyu diğerlerinin muhalefet şerhi ile alındığı anlaşılmaktadır. "Yönetimin devri kararı için TTK'nda özel bir nisap öngörülmediğinden, bu hususta, TTK'nın 390/I. fıkrasında belirtilen nisaplara göre bir karar verilmesi gerekir." Karar nisabı itibariyle TTK'nın 390 ve şirket ana sözleşmesine bir aykırılık bulunmamaktadır.

Buna göre şirkete karşı açılan yönetim kurulu kararlarının iptalinin ayrı bir dava ile talep edildiği anlaşılmakla, yargılama mevzu olan bu kararların yargı mercii gibi inceleme yapamayacak olan davalı sicilin tescil işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. "TTK'nın 34 (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir."Düzenlemesine aykırı şekilde üçüncü kişi durumunda bulunan şirket dinlenmeden itirazın karara bağlanması, ardından istinaf isteminin davada taraf olmadığından reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle "ilgililer" kapsamında kalmayan davacıların terkin taleplerinin reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş;

davalı ... ve üçüncü şahıs şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulüne kararın kaldırılmasına, tescili sağlanan yönetim kurulu kararları ile iç yönergenin tescili işleminin terkinine ilişkin kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.Kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2023/356 esas, 2024/4114 Karar sayılı 21.05.2024 tarihli ilamı ile "Ancak dava konusu edilen ticaret sicil memuru işlemine konu yönetim kurulu kararı daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş, iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır.Nisap sağlanmadan alınan yönetim kurulu kararı yok hükmünde olup bu kararın tesciline ilişkin işlemin iptalinde karara katılmayan diğer yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtilen ilgili kişiler kapsamına girdiği açıktır.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken davacıların dava açma hakkı bulunmadığından bahisle ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." denilerek kararımız bozulmuştur.

DİRENME GEREKÇESİ

Öncelikle iç yönergenin niteliğinin ne olduğunun üzerinde durulmalıdır."İç yönergeyi hazırlama yetkisi yönetim kuruluna ait olup,bu yetki devir edilemez ,esas sözleşmede öngörülmeksizin yönetim kurulu ,genel kurulun bir kararına dayanarak iç yönerge hazırlayamaz,Yönetim Kurulu toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alacağı bir kararla iç yönergeyi yazılı şekilde hazırlar.İç yönerge ,anonim şirket için esas sözleşmeden sonra ikincil derece bir düzenlemedir.Yönetim Kurulunun temsil yetkisini devir etmesi TTK nın 367 değil,370 madde hükmüne göre yapılır.Dolayısıyla YK temsil yetkisini Kanuna ve esas sözleşmeye göre devir eder.Zaman içinde hızlı bir şekilde değişen operatif ilişkiler nedeniyle ,işletmenin yapısının yeni duruma intikal ettirilmesi amacıyla ,iç yönergenin periyodik olarak gözden geçirilmesi zorunludur.

Böylelikle münferit yöneticiler arasında yetki sınırlamaları güncellenmiş olmaktadır. İç yönergenin dayanağı yönetim kurulunun yetkilerini bireysel olarak üyelere veya üçüncü kişiye devir etmesine ilişkin esas sözleşme maddesine atıfda bulunulur.İç Yönergeye yönetim kurulu ile ilgili özel hükümler konulabilir( özel yükümlülükler, üyeliğin sona ermesine ilişkin özel sebebler ,görev süresinin sınırlanması ,başka bir şirketin veya vakfın yönetiminde yer alınmaması.. ) Yönetim Kurulunun toplantıya davet usulü ,gündemin oluşturulması hususları düzenlenir. Toplantıda görüşülecek konular hakkındaki belgelerin üyelere ne zaman verileceği ,başkanın görevleriyle ilgili konularda aydınlatıcı bilgi vermek amacıyla şirket yöneticilerini toplantıya davet edebileceği ve YK nın toplantı nisabı öngörülür.Ayrıca oy kullanma şekli ve belirli konularda ağırlaştırılmış karar nisapları öngörülebilir.Ancak YK karar nisapları hakkında esas sözleşmede hüküm bulunması gerekir;yoksa esas sözleşmede öngörülmeden sadece iç yönergede karar nisabı öngörülemez.Çünki anonim şirketin anayasası esas sözleşmedir ve dolayısıyla iç yönergenin de esas sözleşmeye dayanması gerekir.(Hasan Pulaşlı -Şirketler Hukuku Şerhi -cilt II-sh;

1183,1184,1185,1186,1187 ) Somut olayda esas sözleşmede bir hüküm bulunmamasına rağmen davaya konu tesçil edilen yönetim kurulu kararlarıyla iptal edilen iç yönergede;yönetim kurulu tarafından bazı hususlarda %80 oranda oy ile karar alınmasına ilişkin düzenleme yapıldığı,şirket ortakları arasında uyuşmazlık çıktığında şirket yönetim kurulu kanunda öngörülen nisap ile alınan karar ile yeni bir iç yönerge hazırlamış ;iç yönerge ticaret sicilinde tescil edilmesi üzerine muhalif kalan YK üyeleri diğer ortaklar ile eldeki sicil kararına itiraz davası açmışlardır.Şirkete karşı açılacak bir davada davacıların dava açma hakkı var ise de elde ki dava ticaret siciline karşı açılmış bir dava olduğundan şirket ortaklarının şirket ile ilgili tescil edilen bir hususun terkinini talep etme hakları yoktur.İlgililer kanunda tanımlanmış olup yorum yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.Bu yolda ki bozma gerekçesi yasaya uygun değildir.İlk derece mahkemesi'nin esas sözleşmeye göre -ikincil bir düzenleme olan iç yönergeyi esas sözleşmenin bir parçası olarak kabulünün de yasal hiç bir dayanağı yoktur.

İç yönerge yukarıda atıf yapılan eserde açıkça yazıldığı üzere esas sözleşmede öngörülmediği müddetçe yönetim kurulu karar nisabını kanuna aykırı şekilde hiç bir şekilde artıramaz.Genel Kurul tarafından esas sözleşme değiştirilmediği müddetçe genel kurulun dahi yetkisi olmadığı bir durumda yönetim kurulunun bu yetkisinin olduğunun kabulü mümkün değildirYönetim kurulunun hukuken değer ifade etmeyecek şekilde yönetim kurulu karar nisabını artırması sonucu ,iç yönergenin değiştirilmesinin de ;esas sözleşme değişikliği gibi aynı karar nisabıyla alınması gerektiğine ilişkin karar şirketler hukukunun temel prensiplerine aykırıdır.Direnme gerekçesine ek olarak eldeki dava ile birlikte çeşitli BAM Hukuk Dairelerinin aynı yönde verilen grup şirketleriyle ilgili davalarda verilen kararlar aşağıda özetlenmiştir.Dairemizin 10/11/2022 Tarih 2022/2129 Esas 2022/1560 Karar sayılı kararında;

davalı ve üçüncü şahıs vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20/05/2024 Tarih 2023/387 Esas 2024/4088 Karar sayılı kararıyla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği;İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesi'nin 14/12/2023 Tarih 2023/935 Esas 2023/1982 Karar sayılı kararında, davanın reddine ilişkin kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 25/12/2024 Tarih 2024/1411 Esas 2024/9382 Karar sayılı kararıyla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği;İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesi'nin 02/11/2023 Tarih 2023/1267 Esas 2023/1715 Karar sayılı kararında,davanın aynı gerekçelerle reddine ilişkin karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 05/12/2024 Tarih 2024/512 Esas 2024/8693 Karar sayılı kararıyla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği;İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesi'nin 11/10/2023 Tarih 2023/1444 Esas 2023/1575 Karar sayılı kararında, davanın reddine ilişkin kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/11/2024 Tarih 2023/6626 Esas 2024/8320 Karar sayılı kararıyla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği;İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi'nin 11/05/2023 Tarih 2022/1035 Esas 2023/498 Karar sayılı kararında,davanın reddine ilişkin karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 25/11/2024 Tarih 2023/4306 Esas 2024/8274 Karar sayılı kararıyla, elde ki bozma kararı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının "bozularak kaldırılmasına" karar verilmiştir.Bozma kararı ;diğer onama kararlarıyla da çeliştiğinden yargı kararlarında aynı konularda verilen kararlarda birlik sağlanması gerektiğinden Yargıtay bozma ilamına uyulmamış, direnme kararı verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:İlgili ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin 19/09/2022 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,Davalı ... Sicil Müdürlüğü ve ilgili ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2022 Tarih 2021/827 Esas 2022/348 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,"Davacıların terkin taleplerinin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından yatırılan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 556,1‬0-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı ...

vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı ve ilgili tüzel kişilik tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davalı 80,70-TL, 3.şahıs 161,40-TL) karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine iadesine,Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 66-TL posta masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,Duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK'nin 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/01/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/31816 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Diğer usuli işlemhgk_gonderme

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/1792 E. 2025/3086 K. · Diğer usuli işlem

Direnme kararı üzerine dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi

Gerekçe özeti

Bölge adliye mahkemesi Dairenin bozma kararına direnirse, Daire HMK 373/5 uyarınca inceleme yapar; bozma kararını usul ve kanuna uygun bulduğu takdirde dosyayı esasa girmeksizin temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.

Emsal değeri

Karar, direnme üzerine HMK 373/5 gereğince yapılan usuli bir gönderme tasarrufundan ibarettir; uyuşmazlığın esasına ilişkin bir muhakeme içermemektedir.

Kavramlar: direnme bozma kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu temyiz incelemesi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2025/1792 E.  ,  2025/3086 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1280 Esas, 2025/107 Karar

HÜKÜM

Direnme

Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve ilgili şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 21.05.2024 tarih ve 2023/356 E., 2024/4114 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.

Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede;

21.05.2024 tarih ve 2023/356 E., 2024/4114 K. sayılı Dairemiz bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,

24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.