İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/12988 E. 2017/1175 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı↗ tahrifat↗ hazirun cetveli↗ haksız fiil sorumluluğu↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ticari defter kayıtları↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmadığı, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun delillerle ispatlanması gerektiği, bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir. Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere... Grubu'na dahil bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmıştır. Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde haksız fiil sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12909 E. 2017/7448 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · İstirdat
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde «haksız fiil sorumluluğunun» değerlendirilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunduğu ve sermaye şirketlerine sermaye olarak verileceklerin istenemeyecek olmasına göre bedel istemine ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, k …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… ük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · hisse devri · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı şirketlerde «ortaklık sıfatını» 01/01/2001 tarihinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı ve bu tarihte yürürlükte olan 6762 Sayılı Kanunun uygulanacağı ve 6762 sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde olduğu ve bu şekilde kanun sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğini hüküm altına alındı …
Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmeyeceği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3210 E. 2017/7199 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · İstirdat
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde «haksız fiil sorumluluğunun» değerlendirilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Davalının, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 265 · alacak davası · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, davacının iki hisse devir belgesi dosyaya sunduğu, yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davacının ...'dan devraldığı ...
A.Ş.'de ki hisselerinin kayıtlarda mevcut olmadığı, ortaklığının anlaşılamadığı gerekçesiyle bu hisseler yönünden davanın kabulü ile 1.«265»,96 TL'nin davalı ...
1- HUMK'nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar «kesin» olup, anılan miktar 01.01.2015 tarihi itibariyle 2.080,00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda mahkemece dava kısmen kabul edilerek 1.«265»,96 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2807 E. 2017/5216 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde «haksız fiil sorumluluğunun» değerlendirilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ...’in devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak...” gerekçesiyle mahkemece verilen karar bozulmuştur.
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBozmaya uyulmakla davacı lehine «usuli kazanılmış hak» doğmuştur.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1932 E. 2014/11257 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · ticari defter
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun delillerle ispatlanması gerektiği, bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketçe çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Bu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisseleri bilirkişi ek raporunda belirtildiğinin aksine Y.
… den devraldığı gözetilerek, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde «temsil» edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · anonim şirket yönetim kurulu · hisse devri · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7071 E. 2018/409 K.
Ortak:hisse senedi · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · cy/cy kaydı · İstirdat
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… 0 DM bedelle davalı şirketteki hisselerini satın aldığı, bilirkişi raporunda açıkça şirket muhasebe kayıtlarında davacının davalı şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığının belirtildiği, bozma ilamına uyulmakla «usulü kazanılmış hak» oluştuğu, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığının anlaşıldığı, ancak davaya konu devir belgesi doğrudan davalı şirketten değil dava dışı üçüncü kişiden alındığından hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde davalı şirkete ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlandığının da ispatlanamadığı, davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısm …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen «hisse senedi» devir ve kabul sözleşmesi gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · hisse devir sözleşmesi · kazanılmış hak · taşıyan
Benzer bu kararda… 0 DM bedelle davalı şirketteki hisselerini satın aldığı, bilirkişi raporunda açıkça şirket muhasebe kayıtlarında davacının davalı şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığının belirtildiği, bozma ilamına uyulmakla «usulü kazanılmış hak» oluştuğu, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığının anlaşıldığı, ancak davaya konu devir belgesi doğrudan davalı şirketten değil dava dışı üçüncü kişiden alındığından hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde davalı şirkete ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlandığının da ispatlanamadığı, davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısm …
Davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede davacının hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/19021 E. 2013/6354 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · ticari defter
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun delillerle ispatlanması gerektiği, bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketçe çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirketlere ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketlerin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı şirketin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, davalıların yüksek faiz verileceği ve her istenildiği an geri ödeneceği «garantisiyle» kendisinden para alındığını, mevzuata uygun bir biçimde davalı şirketlere ortak olunmadığını, geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığını ileri sürdüğüne göre evvelemirde davacının davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · hisse devri · garantörlük · anonim şirket · bilirkişi incelemesi · ek tasfiye
Benzer bu kararda… toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlere ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını, «hisse devri» almak yoluyla kazandığı, 6762 Sayılı ...'nun 405/... maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadıkları, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, davalıların yüksek faiz verileceği ve her istenildiği an geri ödeneceği «garantisiyle» kendisinden para alındığını, mevzuata uygun bir biçimde davalı şirketlere ortak olunmadığını, geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığını ileri sürdüğüne göre evvelemirde davacının davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketlerin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davacının davalı şirketlere ortak olduğunu bildirmişlerdir.
Oysa, davalı şirketlerin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğunun belirtildiği SPK raporlarının mevcut olduğu Dairemizden geçen emsal dosyalardan bilinmekte olup «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/190 E. 2013/1465 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde «haksız fiil sorumluluğunun» değerlendirilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ... ve ...'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalınının sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı tam ve «kesin» biçimde açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı iddiasına dayalı olarak davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduğuna göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · hisse devri · anonim şirket · bilirkişi incelemesi · ek tasfiye
Benzer bu kararda… samına göre, davacının davalı şirkete ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını, 04/07/2000 ve 24/03/2001 tarihlerinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı, anılan tarihlerde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nun 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde de bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
Oysa, ... raporlarında davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/197 E. 2013/1467 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · hisse senedi · pay defteri · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde «haksız fiil sorumluluğunun» değerlendirilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ...'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalınının sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı tam ve «kesin» biçimde açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı iddiasına dayalı olarak davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduğuna göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · hisse devri · anonim şirket · bilirkişi incelemesi · ek tasfiye
Benzer bu kararda… samına göre, davacının davalı şirkete ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını, 15/02/2000 ve 08/04/2000 tarihlerinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı, anılan tarihlerde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde de bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
Oysa, ... raporlarında davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/12988 E. , 2017/1175 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2015 tarih ve 2013/631-2015/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı... A.Ş.'ye kar payı karşılığı olmak üzere 08.09.1998 tarihinde 16.500 DM para verdiğini, o tarihten bu tarihe davalı tarafından müvekkiline kar payı ve ana para ödemesi yapılmadığını, 16.500 DM'nin rayiç bedeli olan ....000,00 TL'nin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmadığı, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun delillerle ispatlanması gerektiği, bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalı tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacıya hisse devredenin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere... Grubu'na dahil bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmıştır. Bu durumda, evvelemirde yukarıda gösterildiği şekilde inceleme yaptırılarak davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması, ancak ortak olmadığının anlaşılması halinde haksız fiil sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/300677300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz