Ortaklık sıfatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/1932 E. 2014/11257 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklık sıfatı↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ pay defteri kaydı↗ hazirun cetveli↗ ticari defter kayıtları↗ hisse senedi↗ hisse devri↗ pay defteri↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette ortaklık sıfatını kazandığı, davacının hisse devri almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin tasfiye halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket yönetim kurulu başkanına karşı da dava açılmış ise de, anonim şirket yönetim kurulu başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğine işaret olunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisseleri bilirkişi ek raporunda belirtildiğinin aksine Y. Grup şirketlerinden değil İ. A. isimli gerçek kişiden devraldığı gözetilerek, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bozma gerekleri yeterince tartışılmadan düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6101 E. 2014/13760 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… zında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · haksız fiil sorumluluğu · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu karardaU..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği, ayrıca davacının davalı şirketten usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile, davacının .hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 26/07/2000 tarihinde hissedar olduğu, «haksız fiil» tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan «haksız fiil sorumluluğundan» dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı ve haksız fiil teşkil edecek nitelikteki eylemlerin davacı tarafça yasal delillerle ispa …
… zında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5071 E. 2014/9641 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 01.01.2001 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 01.01.2001 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6275 E. 2014/11874 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının söz konusu hisseleri devir aldığı şirketin ve kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 01.01.2001 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 01.01.2001 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6274 E. 2014/11873 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının söz konusu hisseleri devir aldığı kişilerin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 19.02.1999 ve 13.07.1999 tarihlerinde davalı şirketlere ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 19.02.1999 ve 13.07.1999 tarihlerinde davalı şirketlere ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6279 E. 2014/9640 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 01.01.2001 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 01.01.2001 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6283 E. 2014/9638 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 20.05.2000 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 20.05.2000 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6278 E. 2014/11877 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerlibulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin " «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 28.01.2000 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… espitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerlibulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin " «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği, davacının 28.01.2000 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6280 E. 2014/11878 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
… spitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli Bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin " «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği,davacının 31.07.2004 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · zamanaşımı defi · pay sahipliği · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… spitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu durumda davacının davalı şirketteki ortaklığının geçerli Bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin " «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, bir an için davacının davalı şirkete usulünce ortak yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde değerlendirilebileceği,davacının 31.07.2004 tarihinde davalı şirkete ortak edildiği gözetildiğinde haksız fiil tarihinin bu tarih olacağı, davalı tarafın süresi içinde «zamanaşımı defi»'nde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılıktan» veya başka bir suçtan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/1932 E. , 2014/11257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ YOZGAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/09/2013
NUMARASI 2012/480-2013/415
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/09/2013 tarih ve 2012/480-2013/415 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılara toplamda 6.000 DM karşılığı 5.403,23 TL ödeme yaptığını ancak kısa bir süre sonra ödediği parayı talep ettiğinde talebinin reddedildiğini, davalı tarafından yapılan işlemin yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hüümsüzlüğüne ve 5.403,23 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde ve davalı D.. U.. yönünden husumet itirazında bulunmuş, davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette ortaklık sıfatını kazandığı, davacının hisse devri almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin tasfiye halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket yönetim kurulu başkanına karşı da dava açılmış ise de, anonim şirket yönetim kurulu başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğine işaret olunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisseleri bilirkişi ek raporunda belirtildiğinin aksine Y. Grup şirketlerinden değil İ. A. isimli gerçek kişiden devraldığı gözetilerek, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bozma gerekleri yeterince tartışılmadan düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102117500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz