Miras ortaklığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1574 E. 2017/781 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras ortaklığı↗ ek mehil↗ muvazaa↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ hamil↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davacılar 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımına ...'e ait 40.000 hissenin dahil edilmesi durumunda...'in daha fazla sermaye ve hisseye sahip olacağını iddia etmişler ise de, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/828 E.sayılı ilamı ile muris ...'e ait hisselerin sermaye arttırımı dışında bırakılması nedeniyle anılı genel kurulda alınan sermaye arttırımı kararının ve buna bağlı işlemlerin geçersizliğinin tespiti istemi ile davacılar tarafından açılan davanın reddine dair kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi karşısında, davacıların bu yöndeki iddialarına itibar edilemeyeceği, ayrıca davacıların murisleri...'in hisselerinin müteakip yıllarda ve diğer genel kurullarda muvazalı ve hileli işlemler ile azaltıldığı yönündeki iddialarını somutlaştırıp ispat edemedikleri, davalı şirketin ana sözleşmesinin 6 .maddesine göre davalı şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu, bu suretle muris... tarafından hisselerinin her zaman devredilme ihtimalinin bulunduğu; birleşen davada ise, 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımının dış kaynaklarla gerçekleştirildiği, bu kapsamda davacının iddia ettiği gibi 7.500 adet hisseye sahip olması için öncelikle ödeme yaptığını ispatlaması gerektiği, ayrıca sermaye karşılığında verilecek senetlerin hamile yazılı olacağı belirtildiğinden ve davacının sonraki genel kurullara kadar sahip olduğu hamile yazılı senetleri devretmesi olası bulunduğu ve sonraki dönemlerdeki işlemlerin usulsüz ve muvazalı olduğunu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davacıların murisi...'in davalı anonim şirketteki hisselerinin hukuka aykırı ve muvazalı işlemlerle azaltıldığı iddiasıyla murisin davalı anonim şirketteki hisse oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, muris...'in mirasçısı olan davacıların TMK 640 maddesi gereğince terekenin korunmasına ilişkin olarak işbu davayı açabilecekleri kabul edilerek yukarıda yazılı grekçelerle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de; davacıların talebi sadece terekenin korunmasına ilişkin olmayıp mülkiyetin kapsamını etkileyecek nitelikte olduğundan tüm mirasçıların birlikte dava açması gerekmektedir. Davacıların murisinin, davacılar dışında beş mirasçısının daha bulunduğu dosya içerisinde bulunan 11.12.2012 tarihli veraset ilamından anlaşılmaktadır. Murisin mirasçılarının bir kısmının davacı olduğu ve davanın murisin terekesi adına açıldığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı TMK'nın 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Anılan Yasa hükmünde de belirtildiği üzere mirasçıların birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadar ki durumuna miras ortaklığı denir. Miras ortaklığının tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince miras ortaklığının tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda muvafakatının alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, muvazalı ve hileli işlemlerle hisselerin azaltıldığı iddiasına dayalı olarak asıl davada davacıların murisinin ve birleşen davada davacının, anonim şirketteki hisselerinin tespiti istemine ilişkindir. Bu davalarda verilecek karar ile dava dışı şirket ortaklarının hukuku etkilenecek olup, anılan şirket ortaklarının taraf olarak yer almadığı bir davada uyuşmazlığın çözülüp, sonuçlandırılması mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa dava dışı şirket ortakları hakkında dava açmak üzere mehil verilerek, dava açıldıktan sonra işbu dava dosyası ile birleştirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davada davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3193 E. 2015/4916 K.
Ortak:miras ortaklığı · mirasçılık · muvafakat · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · temsil
İncelediğiniz karardaMiras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Anılan Yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçıların» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadar ki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Mahkemece, muris...'in «mirasçısı» olan davacıların TMK 640 maddesi gereğince terekenin korunmasına ilişkin olarak işbu davayı açabilecekleri kabul edilerek yukarıda yazılı grekçelerle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de; davacıların talebi sadece terekenin korunmasına ilişkin olmayıp mülkiyetin kapsamını etkileyecek nitelikte olduğundan tüm mirasçıların birlikte dava açması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçının davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi …
Anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçının» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadarki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Miras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, davacının talebinin kabulü ile davacıların Murisi 13/07/2012 tarihinde vefat eden...'in «keşif» tarihi ve ölüm tarihi itibariyle davalı bankanın ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5676 E. 2015/12889 K.
Ortak:miras ortaklığı · mirasçılık · muvafakat · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · temsil
İncelediğiniz karardaMiras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Anılan Yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçıların» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadar ki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Mahkemece, muris...'in «mirasçısı» olan davacıların TMK 640 maddesi gereğince terekenin korunmasına ilişkin olarak işbu davayı açabilecekleri kabul edilerek yukarıda yazılı grekçelerle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de; davacıların talebi sadece terekenin korunmasına ilişkin olmayıp mülkiyetin kapsamını etkileyecek nitelikte olduğundan tüm mirasçıların birlikte dava açması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar resen nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar ver …
Anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçıların» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadarki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Miras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harcama itirazı · iflas · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; murisin davaya konu hesabının Pamukbank'ta bulunduğu, müflis bankanın «iflas» etmesi üzerine hesapların davalı bankaya devredildiği, murisin sağlığında davalı bankada bulunan hesaplarından muris dışındaki başkaca kişilerin bazı kurumlara olan borçlarının ödendiği, nakit çekim yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı, ancak murisin sağlığında uzun yıllar boyunca kendi hesabından yapılan ödemelere ve harcamalara herhangi bir itirazda bulunmadığı, murisin sağlığında kendi hesaplarından yapılan «harcamalara itiraz» etmemişken, «mirasçıları» olan davacıların bu harcamalara itiraz etmelerinin iyi niyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, bankalar nezdinde ödeme talimatlarının müşteri hizmetleri ile yapıl …
A..'ı bankalardaki bütün işlemler için yetkilendirdiğinin tespit edildiği, murisin banka hesaplarından lehlerine ödeme yapılan kişiler incelendiğinde bu kişilerin genellikle muris ile aynı soy ismi «taşıyan» kişiler olduğu, bu ödemelerin murisin bilgisi dışında gerçekleştiğini gösterir herhangi bir delilin sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/195 E. 2019/7049 K.
Ortak:miras ortaklığı · mirasçılık · muvafakat · taraf ehliyeti · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaMiras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Anılan Yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçıların» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadar ki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davacılar 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımına ...'e ait 40.000 hissenin «dahil» edilmesi durumunda...'in daha fazla sermaye ve hisseye sahip olacağını iddia etmişler ise de, ...
Benzer bu karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · iştirak halinde mülkiyet · tereke · eda davası · tespit davası · hukuki yarar
Benzer bu kararda… vasıyla yerine getirilmesinin mümkün olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 109-(2) fıkrasının 01/4/2015 tarihinde 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, «eda davası» açılması mümkün olan hallerde «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gereçesiyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 106/2-3 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
1-) Dava, davacıya ve davacının müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve ödenmemiş kar paylarının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/674 E. 2022/4484 K.
Ortak:miras ortaklığı · mirasçılık · muvafakat · taraf ehliyeti · geçersizlik · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaMiras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Anılan Yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçıların» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadar ki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davacılar 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımına ...'e ait 40.000 hissenin «dahil» edilmesi durumunda...'in daha fazla sermaye ve hisseye sahip olacağını iddia etmişler ise de, ...
Benzer bu karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · ibra sözleşmesi · iştirak halinde mülkiyet · tereke · sözleşmenin feshi · ibra · ciro · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «protokole» göre devredilecek taşınmaz ... adına kayıtlı ise de davalı, bu taşınmazın bedeline karşılık gelen 80.000.-TL bedelli senedi ...'a vermiş ve «bonoda» "«hisse devir sözleşmesine» göre devredilecek arsaya karşılık «teminat» olarak verildiğinin ve «ciro» edilemeyeceğinin" belirtilmiş olduğu, ... tarafından noter «ihtarnamesi» ile taşınmaz devredilmediği takdirde bonoyu takibe koyacağını belirtilerek icra takibi başlatıldığı, miras bırakanın tercihini «sözleşmenin feshi» yerine alacağını tahsil yönünde kullandığından protokolün kandırılmak suretiyle imzalatıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, k …
Bölge Adliye Mahkemesince; «protokolde» belirtilen taşınmazın müteveffa adına kayıtlı olması nedeniyle devri mümkün olmadığından sözleşme «geçersiz» sayılabilecek ise de, müteveffanın sözleşmede devir bedeli olarak kararlaştırılan 80.000,00 TL'nın «teminatı» olan senedi icraya koymakla iradesini «fesih» yönünde kullanmadığı, davalı da sözleşmede devir bedeli olarak gösterilen tutardaki bonoyu ...'a vermekle sözleşmenin bu hükmüne göre edimi yerine getirmiş olduğundan, müteveffa ...'un aldatıldığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersiz olduğundan bahsedilemeyeceği, «sulh» ve «ibra sözleşmesinde» hisse devir bedeline karşılık alınan diğer senetlerin ödenmemesi ise alacak davasının konusu olup protokolün geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle dav …
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
1- Dava, «geçersiz» «limited şirket» «hisse devir sözleşmesiyle» devredilen hisselerin miras «payı» oranında tescili istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2799 E. 2021/1355 K.
Ortak:mirasçılık · muvafakat · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaMiras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davacılar 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımına ...'e ait 40.000 hissenin «dahil» edilmesi durumunda...'in daha fazla sermaye ve hisseye sahip olacağını iddia etmişler ise de, ...
Mahkemece, muris...'in «mirasçısı» olan davacıların TMK 640 maddesi gereğince terekenin korunmasına ilişkin olarak işbu davayı açabilecekleri kabul edilerek yukarıda yazılı grekçelerle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de; davacıların talebi sadece terekenin korunmasına ilişkin olmayıp mülkiyetin kapsamını etkileyecek nitelikte olduğundan tüm mirasçıların birlikte dava açması gerekmektedir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davada ve takipte miras yoluyla terekeye «dahil» olduğu iddia edilen banka mevduat hesabında bulunan paranın tahsili konusunda ortaklardan («mirasçılardan») sadece biri tarafından takip yapılıp dava açıldığı, davacının «tereke» adına değil kendi miras hakkına dayalı talepte bulunduğu, bu durumda mirasçının (davacının) açtığı davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların da davaya katılmasının sağlanması veya terekeye «temsilci» tayin ettirmesi için davacıya uygun bir süre vermesine de gerek olmadığı gerekçesiyle TMK'nın 640/2, HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca koşulları oluşmayan …
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin mirasın «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olduğu, terekeye «dahil» bir alacağın «mirasçılardan» biri tarafından tek başına istenemeyeceği yönündeki genel gerekçeleri doğru ise de, yabancı uyruklu davacının icra takibinde dayanak gösterdiğini 09.03.2015 tarihli TMSF yazısı da dikkate alındığında icra takibinin davacı adına değil murisin terekesi adına yapıldığının kabulü gerekir.
Davacıya verilen bu «yetkinin» konunun «yabancılık unsuru» da dikkate alındığında Türk Hukukunda «mirasçılardan» birinin «tereke» adına takip yapmasına ve «itirazın iptali davası» açmasına «muvafakat» verildiği yönünde değerlendirilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · yabancılık unsuru · tereke · itirazın iptali davası · icra takibine itiraz · iptal davası · yetki · zamanaşımı
Benzer bu karardaDavacıya verilen bu «yetkinin» konunun «yabancılık unsuru» da dikkate alındığında Türk Hukukunda «mirasçılardan» birinin «tereke» adına takip yapmasına ve «itirazın iptali davası» açmasına «muvafakat» verildiği yönünde değerlendirilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Dava, «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davalı TMSF'ye devredilen mevduatın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davada ve takipte miras yoluyla terekeye «dahil» olduğu iddia edilen banka mevduat hesabında bulunan paranın tahsili konusunda ortaklardan («mirasçılardan») sadece biri tarafından takip yapılıp dava açıldığı, davacının «tereke» adına değil kendi miras hakkına dayalı talepte bulunduğu, bu durumda mirasçının (davacının) açtığı davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların da davaya katılmasının sağlanması veya terekeye «temsilci» tayin ettirmesi için davacıya uygun bir süre vermesine de gerek olmadığı gerekçesiyle TMK'nın 640/2, HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca koşulları oluşmayan …
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin mirasın «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olduğu, terekeye «dahil» bir alacağın «mirasçılardan» biri tarafından tek başına istenemeyeceği yönündeki genel gerekçeleri doğru ise de, yabancı uyruklu davacının icra takibinde dayanak gösterdiğini 09.03.2015 tarihli TMSF yazısı da dikkate alındığında icra takibinin davacı adına değil murisin terekesi adına yapıldığının kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1574 E. , 2017/781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/03/2015 tarih ve 2014/409-2015/141 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2017 günü hazır bulunan asıl davada davacılar vekili Av. ..., bir davada davacı vekili Av. ..., asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl dava davacılar vekili, müvekkillerinin 10/11/2012 tariinde vefat eden davalı şirket ortaklarından...'in mirasçılarından olduğunu, davalı şirketin 05/09/1986 tarihli sermaye arttırımı kararı alınan genel kurulda...'in de mirasçısı olduğu ...'in terekesine ait hisselerin muvazalı ve kötü niyetli olarak sermaye arttırımı dışında bırakıldığını, ...'in terekesine ait hisselerin sermaye artışı dışında bırakılmamış olması durumunda...'e isabet eden miras hisselerinin de dahil olması ile birlikte...'in davalı şirketteki hisse miktarının daha fazla olacağını, sonraki genel kurullarda da hukuka aykırı ve muvazalı işlemlerle...'in sermaye miktarı ve hisse oranının bilinçli bir şekilde düşürüldüğünü ileri sürerek, müvekkillerinin murisi...'e ait hisselerin hukuka aykırı, hileli ve muvazalı biçimde azaltılması sonucunu doğuran işlemlerin geçersizliği ile...'in terekesine dair hisselerin mevcut şirket hisselerinin %30'u oranında olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette kurucu ortak olduğunu, şirket yönetim kurulu başkanı olan ...'in şirketteki hissesini arttırmaya yönelik işlemler yaptığını, bu işlemler sonucu müvekkilinin hisse oranının düştüğünü, 05/09/1986 yılında yapılan genel kurulda şirket sermayesinin arttırıldığını ve arttırım için gerekli olan sermayenin şirketin özkaynaklarından karşılandığını, bu kararın usulüne uygun şekilde uygulanması halinde müvekkilinin 1.500 olan hissesinin 7.500 olması gerektiğini, ancak bir sonraki genel kurul olan 07/11/1986 tarihli genel kurula müvekkilinin 3.500 adet hisseyi temsilen katıldığını, şirket yönetimini uzun yıllar elinde tutan ... ve onun vefatından sonra karısı ve çocuklarının şirketin yönetim ve temsil gücünün tamamını kendi kişisel menfaatleri doğrultusunda kullandığını, yıllar içerisinde yapılan sermaye arttırımları ile diğer şirket ortaklarını mağdur ederek aile şirketinin tüm hakimiyetini ele geçirdiklerini ileri sürerek, davacının davalı şirket hisselerinin 600 hisseye ve 15.000 TL sermayeye tekabül ettiğinin tescili ve tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davacılar 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımına ...'e ait 40.000 hissenin dahil edilmesi durumunda...'in daha fazla sermaye ve hisseye sahip olacağını iddia etmişler ise de, ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/828 E.sayılı ilamı ile muris ...'e ait hisselerin sermaye arttırımı dışında bırakılması nedeniyle anılı genel kurulda alınan sermaye arttırımı kararının ve buna bağlı işlemlerin geçersizliğinin tespiti istemi ile davacılar tarafından açılan davanın reddine dair kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi karşısında, davacıların bu yöndeki iddialarına itibar edilemeyeceği, ayrıca davacıların murisleri...'in hisselerinin müteakip yıllarda ve diğer genel kurullarda muvazalı ve hileli işlemler ile azaltıldığı yönündeki iddialarını somutlaştırıp ispat edemedikleri, davalı şirketin ana sözleşmesinin 6 .maddesine göre davalı şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu, bu suretle muris...
tarafından hisselerinin her zaman devredilme ihtimalinin bulunduğu; birleşen davada ise, 05/09/1986 tarihli genel kurulda sermaye arttırımının dış kaynaklarla gerçekleştirildiği, bu kapsamda davacının iddia ettiği gibi 7.500 adet hisseye sahip olması için öncelikle ödeme yaptığını ispatlaması gerektiği, ayrıca sermaye karşılığında verilecek senetlerin hamile yazılı olacağı belirtildiğinden ve davacının sonraki genel kurullara kadar sahip olduğu hamile yazılı senetleri devretmesi olası bulunduğu ve sonraki dönemlerdeki işlemlerin usulsüz ve muvazalı olduğunu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davacıların murisi...'in davalı anonim şirketteki hisselerinin hukuka aykırı ve muvazalı işlemlerle azaltıldığı iddiasıyla murisin davalı anonim şirketteki hisse oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, muris...'in mirasçısı olan davacıların TMK 640 maddesi gereğince terekenin korunmasına ilişkin olarak işbu davayı açabilecekleri kabul edilerek yukarıda yazılı grekçelerle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de; davacıların talebi sadece terekenin korunmasına ilişkin olmayıp mülkiyetin kapsamını etkileyecek nitelikte olduğundan tüm mirasçıların birlikte dava açması gerekmektedir. Davacıların murisinin, davacılar dışında beş mirasçısının daha bulunduğu dosya içerisinde bulunan 11.12.2012 tarihli veraset ilamından anlaşılmaktadır. Murisin mirasçılarının bir kısmının davacı olduğu ve davanın murisin terekesi adına açıldığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı TMK'nın 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Anılan Yasa hükmünde de belirtildiği üzere mirasçıların birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadar ki durumuna miras ortaklığı denir. Miras ortaklığının tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti yoktur.Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince miras ortaklığının tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda muvafakatının alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, muvazalı ve hileli işlemlerle hisselerin azaltıldığı iddiasına dayalı olarak asıl davada davacıların murisinin ve birleşen davada davacının, anonim şirketteki hisselerinin tespiti istemine ilişkindir. Bu davalarda verilecek karar ile dava dışı şirket ortaklarının hukuku etkilenecek olup, anılan şirket ortaklarının taraf olarak yer almadığı bir davada uyuşmazlığın çözülüp, sonuçlandırılması mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa dava dışı şirket ortakları hakkında dava açmak üzere mehil verilerek, dava açıldıktan sonra işbu dava dosyası ile birleştirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davada davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada ve birleşen davada davacılar vekillerinin, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada ve birleşen davada davacılar vekillerinin, temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınıp her iki davada davacılara ayrı ayrı verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/297801700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz