Sahtelik iddiası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11969 E. 2013/10323 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ imza inkârı↗ imza sahteliği↗ imza inkarı↗ ek mehil↗ sahtelik↗ tasdik kararı↗ hisse devri↗ kesin süre↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tüm işlemlerin sahte belge ile yapıldığı ve bu devirlerden davacının sorumlu tutulamayacağı, hisse devrine yönelik tüm devir sözleşmelerinin TTK’nın 520 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediğinden yasal şartlarını taşımadığı, tüm devirlerin sahte vekaletname ile geçersiz olarak yapıldığı ve yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin kuruluşunda ve sonrasında davacının bu şirkete hiçbir şekilde ortak olmadığının tespiti ile hisse devri ile ortak olduğuna dair kaydın başından itibaren geçersizliğine ve bu geçersiz devir sonucu yapılan müdür atamasının ve buna yönelik tüm işlemlerin yok hükmünde olduğundan iptallerine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devirlerinde kullanılan vekaletnamenin sahte olması nedeniyle hisse devirleri ve buna bağlı olarak yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun ve şirket ortağı olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe tasdik olunan vekaletnamede yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte, bu imzaların sahteliğini iddia etmektedir. Noterden tasdikli imzanın inkarı nedeniyle, davacı tarafından açılan dava aynı zamanda 1086 Sayılı HUMK'nın 314. maddesi anlamında (davayı asliye) şeklinde açılmış bir sahtelik davasıdır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 1980, sh: 1448,1449, 1504; Necmettin Berkin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, Sh: 811; Necip Bilge-Ergun Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, Sh:579). Öte yandan HUMK'nın 295/f.I ve 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f.III maddeleri hükümlerine göre noterlikçe onaylanan imza, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir. Böyle bir imzanın sahteliği iddiası ise davada kendisine husumet yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir. Şu halde onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir ( Baki Kuru age. Sh: 1497). Kaldı ki, mahkemece hüküm verilmeden önce yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 208/4. maddesi uyarınca da, resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasının, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceği, asıl davaya bakan hâkimin, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre vereceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda mahkemece davacı tarafa ilgili noter aleyhine dava açmak üzere mehil verilerek açtığı davanın işbu davayla birleştirilmesi halinde noterin de savunmaları ve delilleri incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalı, notere karşı açılan davanın birleştirilmemesi halinde ise mezkur davanın sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus nazara alınmadan davaya bakılarak hüküm kurulması usule aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12282 E. 2013/10396 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza sahteliği · imza inkarı · ek mehil · sahtelik · tasdik kararı · limited şirket
İncelediğiniz karardaNoterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle, davacı tarafından açılan dava aynı zamanda 1086 Sayılı HUMK'nın 314. maddesi anlamında (davayı asliye) şeklinde açılmış bir «sahtelik» davasıdır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 1980, sh: 1448,1449, 1504; Necmettin Berkin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, Sh: 811; Necip Bilge-Ergun Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, Sh:579).
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise davada kendisine «husumet» yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan vekaletnamede yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte, bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Benzer bu karardaAncak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekle bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Zira noterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle açılan dava aynı zamanda HUMK'nın 314. maddesi anlamında açılmış bir «sahtelik» davasıdır.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · ortaklar kurulu kararının iptali · sözleşmenin iptali · ortaklar kurulu kararı · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaNoterliği'nin 10/12/2007 tarih ve 23815 Yev. nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline» ve dava konusu 60 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
1- Dava, noterde düzenlenen Limited Şirket «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada kabul kararı verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakında da ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter «sözleşmesinin iptaline» karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hisseyi devralanın/«mirasçılarının» davayı kabul beyanları da bulunmadığı gözetildiğinde devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının da hiçbir inceleme yapılmaksızın iptaline karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekle bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1083 E. 2017/34 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza sahteliği · imza inkarı · ek mehil · sahtelik · tasdik kararı · hisse devri · limited şirket
İncelediğiniz karardaNoterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle, davacı tarafından açılan dava aynı zamanda 1086 Sayılı HUMK'nın 314. maddesi anlamında (davayı asliye) şeklinde açılmış bir «sahtelik» davasıdır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 1980, sh: 1448,1449, 1504; Necmettin Berkin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, Sh: 811; Necip Bilge-Ergun Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, Sh:579).
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise davada kendisine «husumet» yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan vekaletnamede yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte, bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Benzer bu karardaAncak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kimlik tespiti · hisse devrinin iptali · şekil şartı · pay devri · ortaklar kurulu kararı · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hisse devir sözleşmenin» davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da «temsilcinin» imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi «geçersiz» hale getirmeyeceği, noterin imza «tasdiki» yaparken davacının «kimlik tespitlerini» yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen «şekil şartının» gerçekleştiği, «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan «ortaklar kurulu» kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve «pay devrinin» tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, dav …
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1751 E. 2019/1651 K.
Ortak:sahtelik · limited şirket
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket» hisse devirlerinde kullanılan vekaletnamenin sahte olması nedeniyle hisse devirleri ve buna bağlı olarak yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun ve şirket ortağı olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan vekaletnamede yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte, bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Noterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle, davacı tarafından açılan dava aynı zamanda 1086 Sayılı HUMK'nın 314. maddesi anlamında (davayı asliye) şeklinde açılmış bir «sahtelik» davasıdır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 1980, sh: 1448,1449, 1504; Necmettin Berkin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, Sh: 811; Necip Bilge-Ergun Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, Sh:579).
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2593 E. 2017/4787 K.
Ortak:hisse devri · geçersizlik · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tüm işlemlerin sahte belge ile yapıldığı ve bu devirlerden davacının sorumlu tutulamayacağı, «hisse devrine» yönelik tüm devir sözleşmelerinin TTK’nın 520 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediğinden yasal şartlarını taşımadığı, tüm devirlerin sahte vekaletname ile «geçersiz» olarak yapıldığı ve yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin kuruluşunda ve sonrasında davacının bu şirkete hiçbir şekilde ortak olmadığının tespiti ile hisse devri ile ortak olduğuna dair «kaydın» başından itibaren geçersizliğine ve bu geçersiz devir sonucu yapılan müdür atamasının ve buna yönelik tüm işlemlerin yok hükmünde olduğundan iptallerine karar veri …
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise davada kendisine «husumet» yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında 15.01.2012 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesine göre davalılar tarafından «hisse devri» gündeme geldiğinde öncelikle davacıya teklif edileceğinin kararlaştırıldığı, fakat davalıların davacıya herhangi bir teklifte bulunmaksızın hisselerini 04.10.2012 tarihinde dava dışı ...'ye ...'ın 60.000 bedelle, ...'nin de 70.000 TL bedelle devrettikleri ve sicile tescil edildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK 595. maddede hisse devrinin nasıl yapılacağı belirtilmiş olup, sözleşmenin noterde onaylanması gerekmekle taraflar arasında imzalanan sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup, noterde onaylanmadığından hisse devirlerinin iptali talebinin reddine karar vermek gerektiği, yine davalılarca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesinde «fesih» usulü belirlenmiş olup, davalılar tarafından gönderilen «ihtarın» sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmadığından feshin «geçersiz» olduğu, buna göre de davacı sözleşmenin 4. maddesinde belirlenmiş olan hisse devirleri ile ilgili satış bedelinin %15' ine hak kazanmış olduğu anlaşılmakla, alacak …
Bu nedenle, bu davalı yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · fesih · husumet yokluğu · ihtar
Benzer bu karardaBu nedenle, bu davalı yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 15.01.2012 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesine göre davalılar tarafından «hisse devri» gündeme geldiğinde öncelikle davacıya teklif edileceğinin kararlaştırıldığı, fakat davalıların davacıya herhangi bir teklifte bulunmaksızın hisselerini 04.10.2012 tarihinde dava dışı ...'ye ...'ın 60.000 bedelle, ...'nin de 70.000 TL bedelle devrettikleri ve sicile tescil edildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK 595. maddede hisse devrinin nasıl yapılacağı belirtilmiş olup, sözleşmenin noterde onaylanması gerekmekle taraflar arasında imzalanan sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup, noterde onaylanmadığından hisse devirlerinin iptali talebinin reddine karar vermek gerektiği, yine davalılarca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesinde «fesih» usulü belirlenmiş olup, davalılar tarafından gönderilen «ihtarın» sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmadığından feshin «geçersiz» olduğu, buna göre de davacı sözleşmenin 4. maddesinde belirlenmiş olan hisse devirleri ile ilgili satış bedelinin %15' ine hak kazanmış olduğu anlaşılmakla, alacak …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11969 E. , 2013/10323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.11.2011 tarih ve 2011/643-2011/619 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışında bulunduğu sırada kardeşi olan davalı ...'nun diğer davalılarla birlikte davalı şirketi kurduğunu, haberi olmaksızın şirket ortakları tarafından 5 yıllığına şirket müdürü olarak atandığını, yine adına sahte vekaletname düzenlenmek suretiyle bu sahte vekaletnameye istinaden hisse devri yoluyla şirket ortağı yapıldığını, imzası taklit edilerek şirket adına kararlar alındığını, yine müvekkilinin Türkiye'de bulunmadığı sırada kendisi tarafından keşide edilmiş gibi gösterilen alacaklısının davalı şirket olduğu 16.01.2007 vade tarihli ve 39.000 TL bedelli bono düzenlendiğini ve daha sonra bu senedin dava dışı Denizbank A.Ş.'ne ciro edildiğini, bu senede istinaden de banka tarafından hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile anılan işlem ve kararların yok sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili, müvekkillerinden ...’nın 11.06.2002 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini Sefa Leblebici'ye sattığını, davacıya satılmış herhangi bir hisse devrinin mevcut olmadığını, bu davalı yönünden davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer davalılar yönünden ise yapılan devirlerin iyi niyetle gerçekleştirildiğini, ...'na yapılan devirlerde kullanılan vekaletnamenin sahte olduğunu müvekkillerinin bilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tüm işlemlerin sahte belge ile yapıldığı ve bu devirlerden davacının sorumlu tutulamayacağı, hisse devrine yönelik tüm devir sözleşmelerinin TTK’nın 520 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediğinden yasal şartlarını taşımadığı, tüm devirlerin sahte vekaletname ile geçersiz olarak yapıldığı ve yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin kuruluşunda ve sonrasında davacının bu şirkete hiçbir şekilde ortak olmadığının tespiti ile hisse devri ile ortak olduğuna dair kaydın başından itibaren geçersizliğine ve bu geçersiz devir sonucu yapılan müdür atamasının ve buna yönelik tüm işlemlerin yok hükmünde olduğundan iptallerine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devirlerinde kullanılan vekaletnamenin sahte olması nedeniyle hisse devirleri ve buna bağlı olarak yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun ve şirket ortağı olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe tasdik olunan vekaletnamede yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte, bu imzaların sahteliğini iddia etmektedir. Noterden tasdikli imzanın inkarı nedeniyle, davacı tarafından açılan dava aynı zamanda 1086 Sayılı HUMK'nın 314. maddesi anlamında (davayı asliye) şeklinde açılmış bir sahtelik davasıdır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 1980, sh: 1448,1449, 1504; Necmettin Berkin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, Sh: 811; Necip Bilge-Ergun Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, Sh:579). Öte yandan HUMK'nın 295/f.I ve 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f.III maddeleri hükümlerine göre noterlikçe onaylanan imza, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir.
Böyle bir imzanın sahteliği iddiası ise davada kendisine husumet yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir. Şu halde onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir ( Baki Kuru age. Sh: 1497). Kaldı ki, mahkemece hüküm verilmeden önce yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 208/4. maddesi uyarınca da, resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasının, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceği, asıl davaya bakan hâkimin, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre vereceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda mahkemece davacı tarafa ilgili noter aleyhine dava açmak üzere mehil verilerek açtığı davanın işbu davayla birleştirilmesi halinde noterin de savunmaları ve delilleri incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalı, notere karşı açılan davanın birleştirilmemesi halinde ise mezkur davanın sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus nazara alınmadan davaya bakılarak hüküm kurulması usule aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/521970300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz