Dolaylı zarar davasında talep sonucu şirkete yönlendirilmemişse ret
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/68 E. 2018/367 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Şirket ortağının, yöneticilerin şirket malvarlığını azaltan işlemleri nedeniyle uğradığı zarar dolaylı zarar niteliğindeyse, TTK'nin ilgili sorumluluk hükümleri (eTTK 309, 340) gereğince hükmedilecek tazminatın davacıya değil şirkete ödenmesi talep edilmelidir. Davacı, tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep etmiş ve mahkemece verilen kesin mehle rağmen bu talebini şirkete yönlendirecek şekilde düzeltmemişse, hakim HMK'nin 26. maddesi gereğince talep sonucuyla bağlı olduğundan, talebi aşan veya başka bir şeye ilişkin karar veremez; bu durumda dava reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Şirket yöneticilerinin dolaylı zarardan sorumluluğunda tazminatın kime hükmedileceği → ret
İddia: Davacı vekili, hakimin dava dilekçesindeki talebi hukuki nitelendirme yaparak yorumlaması gerektiğini, zararın dolaylı olduğu tespit edilmişse mahkemenin TTK 555 hükmünü uygulayıp tazminatın şirkete verilmesine karar vermesi gerektiğini, bu hususta beyanda bulunmaya davet edilmesinin ve davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: 6762 sayılı TTK'nin 309. maddesi gereğince hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerekmektedir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar; ortaklığın doğrudan zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Şirket alacaklısı, TTK'nin 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. HMK'nin 26/1. maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonucuyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Dava dilekçesinde bu hususta açıklık bulunmadığından davacı vekiline beyanda bulunması için mahkemece süre verilmiş, usulüne uygun ihtarat yapılmış, buna rağmen davacı vekili duruşma gününe kadar beyanda bulunmamış, kesin mehilden sonraki oturumda yeniden mehil talep etmiştir. Mahkemenin, tazminatın dolaylı zarar niteliğinde olduğunu tespit etmiş olması, talebi aşan bir karar vererek tazminatın şirkete ödenmesine hükmedebileceği anlamına gelmez; HMK'nin 26. maddesi gereği hakim talebi aşan karar veremez. Verilen kesin mehilde yapılan ihtarat dikkate alındığında, davacının tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiği ve bu talep ile açılan davanın kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı dolaylı zarar davalarında, tazminatın şirkete ödenmesi gerektiği halde davacının bunu doğrudan kendisine ödenmek üzere talep etmesi durumunda, hakimin HMK 26 gereği talep sonucuyla bağlı olduğu ve talebi kendiliğinden şirket lehine düzeltemeyeceği yönünden bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet (davalı hakkında husumet yokluğu nedeniyle ret)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dolaylı zarar↗ şirket yöneticilerinin sorumluluğu↗ talep sonucuyla bağlılık (HMK 26)↗ kesin mehil↗ eTTK 309↗ eTTK 340↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/68
KARAR NO 2018/367
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/10/2017
NUMARASI 2014/321 Esas 2017/785 Karar
DAVA
TAZMİNAT (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğu)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/04/2018 (04/05/2018 yazım tarihli )
Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalı şirket müdürlerinin müvekkili davacıyı şirket yöneticiliğinden uzaklaştırdıktan sonra 18/12/2007 tarihinde İst. Büyükçekmecede bulunan arsanın şirkete ait 30/100 hissesini sadece ¨40.000- TL bedelle . ....ltd. Şti. 'ne şirketin çok değerli ve üzerinde kat karşılığı inşaat yapmak üzere devir aldığı arazisini satmak için ;ortaklar kurulu kararı almadan müvekkiline haber dahi vermeden sattıklarını,... ltd. ...nin %50 hissedarı ve müşterek müdürlerinden ... ile birlikte dışardan usulsüz biçimde tayin edilen müdür ... ve ...'un şirketi bilerek kasten kötü yönetip işlemez hale getirmesi ve bu suretle fiilen tasfiye edilmesi yönünde hareket ettikleri, müvekkilinin kazanması muhtemel kazançtan yoksun bırakılması nedeniyle TTK'nun 320,336,337,340.
maddeleri gereği ¨10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili, davalı ...'un, şirketin ortağı veya müdürü olmadığını, pasif husumet ehliyeti mevcut olmadığını, şirket müdürlerinin davalılar ... ve ... olduğunu, ..td. şti. arasında 12/06/2007 tarihinde Büyükçekmece ....Noterliğinde düzenlenen ve ..hissesi ile .. ada.. parsel ve.. pafta... parsel sayılı taşınmazları konu alan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, davacının öğrenciliğini bahane ederek şirket müdürlüğünden ayrıldığını, şirket müdürlüğüne davalılar ... ve ...'ın atandığını, daha sonra davacının, 20/09/2007 tarihinde tüzel kişilik kazanan ..... Ltd. Şti. firmasını kurarak müdür olduğunu,davacının esasen TTK.'nun 547. maddesindeki yasaktan kurtulmak için müdürlükten ayrıldığının anlaşıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin tarafı olan ...'in, sözleşme gereği öncelikle eda etmesi gereken edimlerini ifa etmeyip,öngörülen taşınmaz hissesini ...
Ltd. Şti. firmasına devretmeyince, şirketin; 15/10/2007 tarihinde Büyükçekmece 3. AHM'nin 2007/1084 sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açtığını, davanın derdest olduğunu, Büvükçekmece 3. AHMnin 2009/637 sayılı davasının bekletici mesele yapılarak, sonucunun beklenmesini neticede davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece,davanın şirket müdürünün sorumluluğu davası olup ; davacının şirkete ait taşınmazın ederinin altında fiyatla satılması nedeniyle uğranılan zararı ortak sıfatıyla talep edebilecekleri ancak davacının, TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla TTK'nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacının ise tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep ettiğinden davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddine ,davalı ... hakkında açılan davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili ;Hakimin mahkeme önüne gelen bir dosyada dava ve cevap dilekçesindeki taraf beyanlarını yorumlayarak davanın hukuki nitelemesini yapacağını, bundan dolayı davacının iddiasını haklı göstermek için bir veya birden fazla hukuki sebep göstermesi veya ebep göstermemiş olmasının leyhine sonuç doğurmayacağını, dava dilekçesinde "10.000 TL'nin davalılardan tahsiline" şeklinde istemde bulunulduğunu,yargılama sonucu zararın dolaylı olduğu tesbit edildiyse davada TTK 555 hükmü uygulanarak tazminatın şirkete verilmesine dair hüküm kurulması gerekirken, istenilen zararın şirkete mi yoksa davacıya mı ödenmesi hususunda beyanda bulunulmasının talep edildiğini, fakat bu aşamada da davalı lehine usüli müktesep hak oluştuğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini,kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava tarihi ve dava konusu hisse satış tarihine göre dava konusu olaya eTTK uygulanacaktır. 6762 sayılı TTK 309 maddesi gereğince hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerekmektedir. Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı TTK'nin 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
HMK 26-(1) Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır.Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Dava dilekçesinde açıklık bulunmadığından davacı vekiline mahkemece beyanda bulunmak için süre verildiği, usülüne uygun ihtarat yapıldığı buna rağmen duruşma gününe kadar beyanda bulunmadığı ,kesin mehilden sonraki oturumda vekil tarafından yeniden mehil talep edildiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili her ne kadar dolaylı zarar olduğunu tesbit eden mahkemenin hükmolunacak tazminatın şirkete ödenmesine karar verebileceğini ileri sürmekte ise de mahkemenin HMK nun 26.maddesi gereği talebi aşan karar veremeyeceği dikkate alındığında istinaf sebebi yerinde bulunmamaktadır.Mahkemece ,verilen kesin mehil de yapılan ihtarat dikkate alındığında davacının tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiği bu taleple dava açılamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 35,90- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/04/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/279693 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi