Çek iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11662 E. 2016/8538 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek istirdadı davası↗ ttk 757↗ çek istirdadı↗ ödeme yasağı↗ zayi nedeniyle çek iptali↗ çek hamili↗ çekişmesiz yargı↗ istirdat davası↗ çek iptali↗ ara karar↗ zayi↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ hamil↗ keşideci↗ istirdat↗ feragat↗ ticaret sicili↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ çek↗ ilan↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece dosya kapsamına göre; talep konusu çekler ile ilgili olarak TTK'nın 757'nci maddesi hükümlerine göre ödemekten men kararı verilmek suretiyle bankaya bildirilmiş ve çekleri elinde bulunduranların ilk ilan tarihinden itibaren üç aylık süre içinde söz konusu çekleri ibraz etmeleri veya bildirimde bulunmaları aksi hâlde çeklerin iptaline karar verileceği hususunda Ticaret Sicil Gazetesi'nde birer hafta ara ile üç kez ilan yapılmıştır. Üç aylık yasal bekleme süresi içerisinde çeki elinde bulunduran üçüncü kişinin 30.04.2015 keşide tarihli 110.000 TL bedelli çeki elinde bulunduğundan bahisle dilekçe verdiği, bu dilekçe üzerine davacı vekiline iptale konu çek ile ilgili olarak istirdat davası açması için verilen süreye rağmen istirdat davasının açılmadığı, 31/03/2015 tarih, 105.000,00 bedelli çek bakımından ise banka tarafından ödendiği için iptal taleplerinden vazgeçtiklerine dair bildirimin ise beyanın talep eden vekiline ait olup olmadığının kimlik kontrolü yapılarak tespit edilmediği gibi vazgeçmenin feragat beyanı olarak kabulünün de mümkün olmadığı gerekçesiyle talep konusu her iki çek bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. Mahkemece temyize konu ... Bankası ... Şubesi'ne ait 0086337 seri no'lu 30.04.2015 keşide tarihli, keşidecisi ... olan 110.000,00 bedelli çek yönünden çeki elinde bulunduran şahsın başvurusu üzerine talep eden vekiline çek hamiline karşı istirdat davası açması konusunda verilen süre zarfında dava açılmadığı, zayi durumunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, ödeme yasağı kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken 758 ve devamı maddeleri uyarınca; yapılan yargılama sırasında çek hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı çek istirdadı davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı, açılmaması halinde ise, ödeme yasağının kaldırılması ve çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Temyize konu çekişmesiz yargı işinde; çeki elinde bulunduran kişi aleyhine süresinde istirdat davası açılmış olmasına rağmen, mahkemece aksi yönde tespite yer verilerek, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilerek hüküm oluşturulmuştur. Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı gibi, süresinde istirdat davası açıldığına göre, yasa gereği ödeme yasağı kararının kaldırılmaması gerekirken, aksi yönde karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz · ilan
İncelediğiniz karardaMahkemece dosya kapsamına göre; talep konusu çekler ile ilgili olarak TTK'nın 757'nci maddesi hükümlerine göre ödemekten men kararı verilmek suretiyle bankaya bildirilmiş ve çekleri elinde bulunduranların ilk «ilan» tarihinden itibaren üç aylık süre içinde söz konusu çekleri «ibraz» etmeleri veya bildirimde bulunmaları aksi hâlde çeklerin iptaline karar verileceği hususunda Ticaret Sicil Gazetesi'nde birer hafta «ara» ile üç kez ilan yapılmıştır.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · terkin · maddi tazminat · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaTicaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Mahkemece, marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli asıl davanın ve markanın iptali ve sicilden terkini talepli birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı «marka hakkına tecavüzün» önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının «terkin» ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz · istirdat
İncelediğiniz karardaÜç aylık yasal bekleme süresi içerisinde çeki elinde bulunduran «üçüncü kişinin» 30.04.2015 keşide tarihli 110.000 TL bedelli çeki elinde bulunduğundan bahisle dilekçe verdiği, bu dilekçe üzerine davacı vekiline iptale konu «çek» ile ilgili olarak «istirdat davası» açması için verilen süreye rağmen istirdat davasının açılmadığı, 31/03/2015 tarih, 105.000,00 bedelli çek bakımından ise banka tarafından ödendiği için iptal taleplerinden vazgeçtiklerine dair bildirimin ise beyanın talep eden vekiline ait olup olmadığının kimlik kontrolü yapılarak tespit edilmediği gibi vazgeçmenin «feragat» beyanı olarak kabulünün de mümkün olmadığı gerekçesiyle talep konusu her iki çek bakımından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şubesi'ne ait 0086337 seri no'lu 30.04.2015 keşide tarihli, «keşidecisi» ... olan 110.000,00 bedelli «çek» yönünden çeki elinde bulunduran şahsın başvurusu üzerine talep eden vekiline «çek hamiline» karşı «istirdat davası» açması konusunda verilen süre zarfında dava açılmadığı, «zayi» durumunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, «ödeme yasağı» kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken 758 ve devamı maddeleri uyarınca; yapılan yargılama sırasında «çek hamilinin» ortaya çıkması durumunda, «çek iptali» davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı «çek istirdadı davası» açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığı», açılmaması halinde ise, «ödeme yasağının» kaldırılması ve çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır.
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz · ilan
İncelediğiniz karardaMahkemece dosya kapsamına göre; talep konusu çekler ile ilgili olarak TTK'nın 757'nci maddesi hükümlerine göre ödemekten men kararı verilmek suretiyle bankaya bildirilmiş ve çekleri elinde bulunduranların ilk «ilan» tarihinden itibaren üç aylık süre içinde söz konusu çekleri «ibraz» etmeleri veya bildirimde bulunmaları aksi hâlde çeklerin iptaline karar verileceği hususunda Ticaret Sicil Gazetesi'nde birer hafta «ara» ile üç kez ilan yapılmıştır.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6164 E. 2016/9735 K.
Ortak:infaz · istirdat
İncelediğiniz karardaÜç aylık yasal bekleme süresi içerisinde çeki elinde bulunduran «üçüncü kişinin» 30.04.2015 keşide tarihli 110.000 TL bedelli çeki elinde bulunduğundan bahisle dilekçe verdiği, bu dilekçe üzerine davacı vekiline iptale konu «çek» ile ilgili olarak «istirdat davası» açması için verilen süreye rağmen istirdat davasının açılmadığı, 31/03/2015 tarih, 105.000,00 bedelli çek bakımından ise banka tarafından ödendiği için iptal taleplerinden vazgeçtiklerine dair bildirimin ise beyanın talep eden vekiline ait olup olmadığının kimlik kontrolü yapılarak tespit edilmediği gibi vazgeçmenin «feragat» beyanı olarak kabulünün de mümkün olmadığı gerekçesiyle talep konusu her iki çek bakımından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şubesi'ne ait 0086337 seri no'lu 30.04.2015 keşide tarihli, «keşidecisi» ... olan 110.000,00 bedelli «çek» yönünden çeki elinde bulunduran şahsın başvurusu üzerine talep eden vekiline «çek hamiline» karşı «istirdat davası» açması konusunda verilen süre zarfında dava açılmadığı, «zayi» durumunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, «ödeme yasağı» kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken 758 ve devamı maddeleri uyarınca; yapılan yargılama sırasında «çek hamilinin» ortaya çıkması durumunda, «çek iptali» davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı «çek istirdadı davası» açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığı», açılmaması halinde ise, «ödeme yasağının» kaldırılması ve çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, Sistem Kullanım Anlaşması'nın 10. maddesi gereğince «ihtar» müessesesi işletilmeden kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı, davacının ihtirazi kayıtla ödediği «fatura» bedelinin «istirdadı» şartlarının oluştuğu, davalının «temerrüde» düşürülmemesi sebebiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · ihtar · fatura · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, Sistem Kullanım Anlaşması'nın 10. maddesi gereğince «ihtar» müessesesi işletilmeden kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı, davacının ihtirazi kayıtla ödediği «fatura» bedelinin «istirdadı» şartlarının oluştuğu, davalının «temerrüde» düşürülmemesi sebebiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda hüküm fıkrası ile karar «gerekçesinin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11662 E. , 2016/8538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/07/2015 tarih ve 2015/305-2015/634 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Talep eden vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu iki adet çekin zayi olduğunu, bu nedenle çekler üzerine ödeme yasağı konularak çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre; talep konusu çekler ile ilgili olarak TTK'nın 757'nci maddesi hükümlerine göre ödemekten men kararı verilmek suretiyle bankaya bildirilmiş ve çekleri elinde bulunduranların ilk ilan tarihinden itibaren üç aylık süre içinde söz konusu çekleri ibraz etmeleri veya bildirimde bulunmaları aksi hâlde çeklerin iptaline karar verileceği hususunda Ticaret Sicil Gazetesi'nde birer hafta ara ile üç kez ilan yapılmıştır. Üç aylık yasal bekleme süresi içerisinde çeki elinde bulunduran üçüncü kişinin 30.04.2015 keşide tarihli 110.000 TL bedelli çeki elinde bulunduğundan bahisle dilekçe verdiği, bu dilekçe üzerine davacı vekiline iptale konu çek ile ilgili olarak istirdat davası açması için verilen süreye rağmen istirdat davasının açılmadığı, 31/03/2015 tarih, 105.000,00 bedelli çek bakımından ise banka tarafından ödendiği için iptal taleplerinden vazgeçtiklerine dair bildirimin ise beyanın talep eden vekiline ait olup olmadığının kimlik kontrolü yapılarak tespit edilmediği gibi vazgeçmenin feragat beyanı olarak kabulünün de mümkün olmadığı gerekçesiyle talep konusu her iki çek bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. Mahkemece temyize konu ... Bankası ... Şubesi'ne ait 0086337 seri no'lu 30.04.2015 keşide tarihli, keşidecisi ... olan 110.000,00 bedelli çek yönünden çeki elinde bulunduran şahsın başvurusu üzerine talep eden vekiline çek hamiline karşı istirdat davası açması konusunda verilen süre zarfında dava açılmadığı, zayi durumunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, ödeme yasağı kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken 758 ve devamı maddeleri uyarınca; yapılan yargılama sırasında çek hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı çek istirdadı davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı, açılmaması halinde ise, ödeme yasağının kaldırılması ve çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Temyize konu çekişmesiz yargı işinde; çeki elinde bulunduran kişi aleyhine süresinde istirdat davası açılmış olmasına rağmen, mahkemece aksi yönde tespite yer verilerek, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilerek hüküm oluşturulmuştur. Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı gibi, süresinde istirdat davası açıldığına göre, yasa gereği ödeme yasağı kararının kaldırılmaması gerekirken, aksi yönde karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/275531500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz