Tbk 179/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9057 E. 2016/8492 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 179/2↗ tbk 182/3↗ sulh sözleşmesi↗ sulh protokolü↗ borcun ifası↗ bozma sonrası karar↗ vekalet ücreti takdiri↗ cezai şart↗ reeskont faizi↗ tbk 99↗ marka hakkına tecavüz↗ protokol↗ sulh↗ taşıyan↗ tacir↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının iltibas oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının
aynen kullanılması nedeniyle marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği, sulh sözleşmesinin geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen cezai şartı talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/son. maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün masrafı davalıdan alınarak ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan kararın 084904, 084905, 084929 sayılı 2 ve 4 şeritli markaların 556 Sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca iptallerine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihe kadarki davalı kullanımlarının sözkonusu markalardan doğan haklara tecavüz oluşturduğunun tespiti ve bu tarihe kadarki (sözkonusu markaların iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihe kadarki) kullanımın önlenmesine şeklinde tecavüz eyleminin sınırlı olarak men'i olarak anlaşılacak olmasına; sözleşmede aksi kararlaştırıldığından 6098 sayılı TBK'nın 179/1. maddesi uyarınca sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ile birlikte borcun ifasının da istenebilecek olmasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacılar ile davalılardan ... İç ve Dış Tic. A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla iltibas teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu taşıyan hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD cezai şart ödenmesi öngörülmüştür.
Mahkemece, davacıların cezai şartı talep hakkı doğduğu kabul edilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/son. maddesi uyarınca aşırı görülen cezai şart indirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 182/son. maddesi "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmünü haiz ise de, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, tarafların tacir olduğu ve davalının aşırı olduğu gerekçesiyle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, bozma sonrası verilen ikinci karar ile de marka hakkına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/570 E. 2018/8109 K.
Ortak:cezai şart · reeskont faizi · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının «iltibas» oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının aynen kullanılması nedeniyle «marka hakkına tecavüzün» gerçekleştiği, «sulh sözleşmesinin» geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen «cezai şartı» talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/«son». maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itiba …
A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün «masrafı» davalıdan alınarak «ilanına» karar verilmiştir.
A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla «iltibas» teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu «taşıyan» hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD «cezai şart» ödenmesi öngörülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD «cezai şartın» 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ...
A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün «masrafı» davalıdan alınarak «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacılar yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Tbk 182/3 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14649 E. 2015/1315 K.
Ortak:sulh sözleşmesi · bozma sonrası karar · vekalet ücreti takdiri · cezai şart · reeskont faizi · marka hakkına tecavüz · sulh · taşıyan
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının «iltibas» oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının aynen kullanılması nedeniyle «marka hakkına tecavüzün» gerçekleştiği, «sulh sözleşmesinin» geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen «cezai şartı» talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/«son». maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itiba …
3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, «bozma sonrası» verilen ikinci karar ile de «marka hakkına tecavüz» nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla «iltibas» teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu «taşıyan» hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD «cezai şart» ödenmesi öngörülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının «iltibas» oluştumayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının aynen kullanılması nedeniyle «marka hakkına tecavüzün» gerçekleştiği, «sulh sözleşmesinin» geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen «cezai şartı» talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/«son». maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen .... nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının ... nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ....'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün «masrafı» davalıdan alınarak «ilanına» karar verilmiştir.
3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, «bozma sonrası» verilen ikinci karar ile de «marka hakkına tecavüz» nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
2-Davacılar ile davalılardan ... arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ....'a ait marka ve logolarla «iltibas» teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu «taşıyan» hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD «cezai şart» ödenmesi öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14543 E. 2011/16891 K.
Ortak:sulh protokolü · cezai şart · marka hakkına tecavüz · protokol · sulh · ilan · vekalet ücreti · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının «iltibas» oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının aynen kullanılması nedeniyle «marka hakkına tecavüzün» gerçekleştiği, «sulh sözleşmesinin» geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen «cezai şartı» talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/«son». maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itiba …
A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla «iltibas» teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu «taşıyan» hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD «cezai şart» ödenmesi öngörülmüştür.
3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, «bozma sonrası» verilen ikinci karar ile de «marka hakkına tecavüz» nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2-Ancak dava, «haksız rekabet» ve «marka hakkına tecavüzün» tespit ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tahsili, davalı Genmar A.Ş. yönünden ise ayrıca 02.08.2000 tarihli «sulh protokolünün» ihlali nedeniyle «cezai şart» bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı Intermar adına tescilli 2000/16816 numaralı ve üç şerit ile noktadan oluşan markanın, davacı markaları ile «iltibas» oluşturduğundan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce 09.12.2004 tarihinde hükümsüzlüğüne karar verildiği, anılan davadaki gerekçelerin işbu davadaki davalının şerit markaları için de geçerli olduğu, ancak davalıların tescilli markasını «terkin» tarihine kadar kullanabileceği ve işbu davadaki iki ve dört şeritli markalarını dava tarihine kadar kullanmalarının da davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturmayacağı, terkin tarihinden sonra gerek üç şeritli gerekse iki veya dört şeritli markalarını kullanmalarının, davacının tescilli ve tanınmış üç şeritli markaları ile iltibas ve «haksız rekabet» oluşturacağından, iptal edilen bu markaların kullanılmasının önlenmesi gerektiği, davacının iki ve dört şeritli markalarının daha önce iptal edildiği, davacının «tescilsiz tasarımlarının» da haksız rekabet hükümlerine göre korunmasının gerektiği, davalıların Jump 401 ve Jump 445 a football modellerinin de davacı tasarımları ile iltibas oluşturacak kadar benzer olduğu, davalıların bu nedenle (22.208,30) TL maddi ve (25.000) TL manevi tazminat ödemesi gerektiği, davacının davalı Genmar A.Ş. ile imzaladığı 02.08.2000 tarihli sözleşmede ise Genmar A.Ş.'nin davacının markasını kullanmamayı «taahhüt» ettiği, taahhüdün tescil başvurusunda bulunmamayı kapsamadığı, davalı Intermar'ın 11.08.2000 tarihli başvurusu ile tescil ve 2004 yılında iptal edilen markanın kullanımının da davacının marka haklarına tecavüz oluşturmayıp «cezai şarta» hükmedilmesini gerektirmeyeceği, davalının yurt dışı tescillerine ve tanınmışlığa dayalı başvurusunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davalının Jump 445 a ve Jump 401 numaralı modellerinin davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit ve önlenmesine, davalı tarafın iptal edilen markalarını kullanmasının da önlenmesine, kullanılan tasarımlar nedeniyle (22.208,30) TL maddi ve (25.000) TL manevi tazminatın 20.12.2004 tespit tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, hüküm özetinin «ilanına», diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıların hem «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet», hem de 02.08.2000 tarihli «sulh protokolüne» aykırılık iddialarının, yukarıda açıklanan şekilde, dava konusu olan her bir ayakkabı modeline göre ayrı ayrı incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · tescilsiz tasarım · sözleşmeye aykırılık · infaz · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · taahhütname · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı Intermar adına tescilli 2000/16816 numaralı ve üç şerit ile noktadan oluşan markanın, davacı markaları ile «iltibas» oluşturduğundan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce 09.12.2004 tarihinde hükümsüzlüğüne karar verildiği, anılan davadaki gerekçelerin işbu davadaki davalının şerit markaları için de geçerli olduğu, ancak davalıların tescilli markasını «terkin» tarihine kadar kullanabileceği ve işbu davadaki iki ve dört şeritli markalarını dava tarihine kadar kullanmalarının da davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturmayacağı, terkin tarihinden sonra gerek üç şeritli gerekse iki veya dört şeritli markalarını kullanmalarının, davacının tescilli ve tanınmış üç şeritli markaları ile iltibas ve «haksız rekabet» oluşturacağından, iptal edilen bu markaların kullanılmasının önlenmesi gerektiği, davacının iki ve dört şeritli markalarının daha önce iptal edildiği, davacının «tescilsiz tasarımlarının» da haksız rekabet hükümlerine göre korunmasının gerektiği, davalıların Jump 401 ve Jump 445 a football modellerinin de davacı tasarımları ile iltibas oluşturacak kadar benzer olduğu, davalıların bu nedenle (22.208,30) TL maddi ve (25.000) TL manevi tazminat ödemesi gerektiği, davacının davalı Genmar A.Ş. ile imzaladığı 02.08.2000 tarihli sözleşmede ise Genmar A.Ş.'nin davacının markasını kullanmamayı «taahhüt» ettiği, taahhüdün tescil başvurusunda bulunmamayı kapsamadığı, davalı Intermar'ın 11.08.2000 tarihli başvurusu ile tescil ve 2004 yılında iptal edilen markanın kullanımının da davacının marka haklarına tecavüz oluşturmayıp «cezai şarta» hükmedilmesini gerektirmeyeceği, davalının yurt dışı tescillerine ve tanınmışlığa dayalı başvurusunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davalının Jump 445 a ve Jump 401 numaralı modellerinin davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit ve önlenmesine, davalı tarafın iptal edilen markalarını kullanmasının da önlenmesine, kullanılan tasarımlar nedeniyle (22.208,30) TL maddi ve (25.000) TL manevi tazminatın 20.12.2004 tespit tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, hüküm özetinin «ilanına», diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
… yazılmışsa da, yapılan bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesinin her zaman mümkün bulunmasına, yine her ne kadar davalı ... isimli şahıs firması, 02.08.2000 tarihli «sulh protokolünün» tarafı değilse de, davalı Genmar A.Ş.’nin sattığı dava konusu olan tüm ürünlerin bu davalıya, diğer davalı ... firması tarafından yurt dışından ithalat yoluyla sağlandığının anlaşılmasına, bu durum karşısında mahkemece davalı Intermar Simanto Nahmias firmasının da davacılara karşı, 02.08.2000 tarihli sözleşmenin kapsamı dışındaki tasarım hakkına tecavüz fiillerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, yine mahkemece davalıların sattığı Jump 401 ve Jump 445-a modellerinin, ilk kez davacılarca kullanıldığına davalılar tarafından karşı çıkılmayan «tescilsiz tasarımlarla» benzer kabul edilmesinde ve davalıların anılan modelleri satmasının, davacıların tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit ve önlenmesine karar verilmesinde, davalıların sattığı Jump 414 numaralı modelin ise davacıların tasarımlarına benzer olmadığından, bu modele ilişkin davanın reddedilmesinde, ayrıca hükmedilen tazminata tespit tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının r …
3-Yine mahkemece «infazda tereddüt» yaratacak şekilde, davalının sadece 16816 numaralı markası tescil ve daha sonradan iptal edilmiş olduğu halde, hangi markalardan bahsedildiği de belirtilmeden, “da …
Ancak davalıların, dava tarihinden sonra hükümsüz kılınan bu markayı, «uyuşmazlık konusu» emtialar üzerinde, tescil olunduğu şekliyle değil, markada yer alan “Jump” ibaresi olmaksızın, üç şerit ve bir noktadan ibaret şekil unsuruyla kullandığı, söz konu …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1366 E. 2022/716 K.
Ortak:cezai şart · sulh · taşıyan · tacir · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının «iltibas» oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının aynen kullanılması nedeniyle «marka hakkına tecavüzün» gerçekleştiği, «sulh sözleşmesinin» geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen «cezai şartı» talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/«son». maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itiba …
A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla «iltibas» teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu «taşıyan» hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD «cezai şart» ödenmesi öngörülmüştür.
Mahkemece, davacıların «cezai şartı» talep hakkı doğduğu kabul edilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/«son». maddesi uyarınca aşırı görülen cezai şart indirilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolünde; davalının Adidas'a ait marka ve logolarla «iltibas» teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu «taşıyan» hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretini yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlendiği, bu hükme aykırı davranılması halinde Adidas'a 250.000 USD «cezai şart» ödenmesinin öngörüldüğü, 6098 sayılı TBK'nın 182/«son». maddesinde hâkimin, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceği hükmü haiz ise de, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanmasının mümkün olmadığı, tarafların «tacir» olduğu, davalının aşırı olduğundan bahisle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle 250.000 USD cezai şartın 20.12.2004 tarihinden itiba …
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve «cezai şart» aşırı bulunarak taktiri indirim yapılan 05.06.2014 tarihli mahkeme kararının, tarafların «tacir» olması nedeniyle davalının sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle Dairemiz 27.10.2016 tarihli ilamı ile bozulmuş olmasına ve bu hususun «usulü kazanılmış hak» teşkil etmesine göre davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
A.Ş.'den alınarak davacılara verilmesine, kesinleşen konularda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaDosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve «cezai şart» aşırı bulunarak taktiri indirim yapılan 05.06.2014 tarihli mahkeme kararının, tarafların «tacir» olması nedeniyle davalının sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle Dairemiz 27.10.2016 tarihli ilamı ile bozulmuş olmasına ve bu hususun «usulü kazanılmış hak» teşkil etmesine göre davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9057 E. , 2016/8492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05/06/2014 tarih ve 2012/154-2014/93 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.10.2016 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ile diğer davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş. vekilleri Av. ... Aslan ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin spor malzemelerinin üretimi ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini ve tescilli ve tanınmış "üç şerit" ve "adidas logo" markalarının sahibi olduğunu, davalıların ise üretip sattığı "..." markalı spor ayakkabıları üzerinde, müvekkilinin markaları ile iltibas yaratacak şekilde iki şerit ve dört şerit işaret markalarının kullanıldığını ileri sürerek, davalıların haksız rekabet ve müvekkillerinin marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerinin tespitini ve önlenmesini, davalı ... A.Ş'nin 02.08.2000 tarihli sulh protokolüne aykırı davranışları nedeniyle (250.000) USD cezai şart bedelinin temerrüt faiziyle birlikte bu davalıdan tahsilini, (30.000) TL maddi (100.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tüm davalılardan tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce markanın şekil ve sözel kısımlarının ayrı ayrı kullanımlarının iltibas oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, bozma ilamında davalının kullanımının tescile uygun sayılmayacağının belirtildiği, iltibas oluşturan şekil unsurunun ayakkabının ilk bakışta göze batan kısımlarında, "..." ibaresinin ise ayakkabıda dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı, davacı markasının
aynen kullanılması nedeniyle marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği, sulh sözleşmesinin geçerli olduğunun bozma ilamında kabul edildiği, sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle yaptırım olarak öngörülen cezai şartı talep hakkının doğduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/son. maddesi uyarınca hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indireceği gerekçesiyle, kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen 084904, 084905, 084929 nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının 16816 nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182.
maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün masrafı davalıdan alınarak ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan kararın 084904, 084905, 084929 sayılı 2 ve 4 şeritli markaların 556 Sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca iptallerine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihe kadarki davalı kullanımlarının sözkonusu markalardan doğan haklara tecavüz oluşturduğunun tespiti ve bu tarihe kadarki (sözkonusu markaların iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihe kadarki) kullanımın önlenmesine şeklinde tecavüz eyleminin sınırlı olarak men'i olarak anlaşılacak olmasına; sözleşmede aksi kararlaştırıldığından 6098 sayılı TBK'nın 179/1.
maddesi uyarınca sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ile birlikte borcun ifasının da istenebilecek olmasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacılar ile davalılardan ... İç ve Dış Tic. A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla iltibas teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu taşıyan hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD cezai şart ödenmesi öngörülmüştür.
Mahkemece, davacıların cezai şartı talep hakkı doğduğu kabul edilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/son. maddesi uyarınca aşırı görülen cezai şart indirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 182/son. maddesi "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmünü haiz ise de, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, tarafların tacir olduğu ve davalının aşırı olduğu gerekçesiyle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, bozma sonrası verilen ikinci karar ile de marka hakkına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8.543,51 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş'den alınmasına, alınmadığı anlaşılan 873,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 27/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/275346900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz