İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11549 E. 2016/8406 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigortalanabilir menfaat↗ tamamlanabilir dava şartı↗ rücu alacağı↗ dava şartı noksanlığının giderilmesi↗ hmk 115/3↗ nakliyat sigortası↗ konişmento↗ aktif husumet yokluğu↗ sigorta tazminatı↗ aktif husumet ehliyeti↗ alacağın temliki↗ sözleşmeden doğan dava↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ rücu↗ husumet yokluğu↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ geçersizlik↗ fatura↗ taşıyan↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mülga TTK’nın 1361. maddesinde "sigorta tazminatının geçerli bir sigorta sözleşmesinden doğan borç olarak ödenmiş olması koşuluyla, ödenen sigorta tazminatı ile sınırlı olarak sigortalının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu tazminat talep hakkı sigortacıya intikal eder; sigortacı, sigortalının tazminat talep hakkına kanunen halef olur" hükmü mevcut olup, 02/12/2010 tarihli nakliyat sigorta poliçesinde sigortalının dava dışı ... ve Tic. A.Ş. olduğu ve dosyada
mevcut 02/12/2010 tarih, 8326 sayılı fatura incelendiğinde faturanın dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından ... adına düzenlendiği, poliçede mal bedeli olarak faturada yazılı ... bedelinin esas alınmasından hareketle (cost / freight) satıldığı anlaşılan dava konusu mala ilişkin yarar ve hasarın, mal taşıyana teslim edildiği anda alıcıya geçtiği, dolayısıyla bu tür satımlarda satıcının malı sigorta ettirmekle yükümlü olmadığı gibi, nakliye rizikolarına karşı sigorta ile sigortalanabilir menfaatin de alıcı ....’e ait olduğu, poliçede sigortalı olduğu belirtilen dava dışı ... ve Tic. A.Ş.’nin faturaya göre malın satıcısı ya da alıcısı olmadığı gibi, dosyada bulunan konişmentoya göre yükleten ya da gönderilen de olmadığı, bu duruma göre dava konusu sigorta sözleşmesinin, menfaat yokluğu sebebiyle geçersiz olup, davacı tarafından dava dışı ... A.Ş'ye yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir sigorta sözleşmesinden doğan borcun ödenmesi niteliğinde olmadığından davacının kanuni halef sıfatına haiz olmadığı, akdi halef sıfatıyla da aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücu alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK 115. maddesi uyarınca ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.''
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, davacı tarafça bilirkişi raporunun sunulması akabinde ''Devir Senedi'' başlıklı, 10/02/2011 tarihli belge ibraz edildiği, anılan belge uyarınca taşınan malın hasarlanması nedeniyle zarara uğrayan dava dışı ...'in işbu zarar kapsamındaki tüm hak ve taleplerini davacı şirketin sigortalısı olan ... ve Tic. A.Ş'ye devir ve temlik ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava açılırken alacağın temliki hükümlerine de dayanıldığına göre, HMK'nın 115. maddesi uyarınca sonradan sunulan temliknamenin tamamlanan dava şartı niteliğinde olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10622 E. 2013/23514 K.
Ortak:dava şartı noksanlığının giderilmesi · dava şartı yokluğu · kesin süre · taraf ehliyeti · usulden reddi · ibraz · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak, dava «şartı noksanlığının giderilmesi» mümkün ise bunun tamamlanması için «kesin süre» verir.
Bu süre içinde dava «şartı noksanlığı giderilmemişse» davayı dava «şartı yokluğu» sebebiyle usulden reddeder.
A.Ş'ye yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir «sigorta sözleşmesinden doğan» borcun ödenmesi niteliğinde olmadığından davacının kanuni halef sıfatına haiz olmadığı, akdi halef sıfatıyla da «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekilinin «vekaletname eksikliği» giderilmesi mümkün olan dava şartı noksanlıklarından olmakla, davacı vekiline usulüne uygun vekaletnamesini «ibraz» etmek üzere, «kesin süre» verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, «inceleme tutanağının» davacı vekiline «usulüne uygun tebliğ» edildiği, davacı vekilinin ön «inceleme duruşmasına» katılmadığı, davalılar vekilinin davayı takip ettiğini beyan ettiği, duruşmada davacı vekilinin vekaletnamesinin bulunmadığının anlaşıldığı, HMK'nın 114/f maddesi gereği, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması dava şartı olduğu gerekçesiyle, HMK'nın 115/2. maddesi gereği dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, dava «şartı noksanlığının giderilmesi» mümkün ise bunun tamamlanması için «kesin süre» verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname eksikliği · ön inceleme tutanağı · usulüne uygun tebliğ · ön inceleme duruşması · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaMahkemece, «inceleme tutanağının» davacı vekiline «usulüne uygun tebliğ» edildiği, davacı vekilinin ön «inceleme duruşmasına» katılmadığı, davalılar vekilinin davayı takip ettiğini beyan ettiği, duruşmada davacı vekilinin vekaletnamesinin bulunmadığının anlaşıldığı, HMK'nın 114/f maddesi gereği, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması dava şartı olduğu gerekçesiyle, HMK'nın 115/2. maddesi gereği dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı vekilinin «vekaletname eksikliği» giderilmesi mümkün olan dava şartı noksanlıklarından olmakla, davacı vekiline usulüne uygun vekaletnamesini «ibraz» etmek üzere, «kesin süre» verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1120 E. 2019/8153 K.
Ortak:dava şartı noksanlığının giderilmesi · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak, dava «şartı noksanlığının giderilmesi» mümkün ise bunun tamamlanması için «kesin süre» verir.
Bu süre içinde dava «şartı noksanlığı giderilmemişse» davayı dava «şartı yokluğu» sebebiyle usulden reddeder.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın «usulden reddine» karar verir.
Benzer bu karardaAncak, dava «şartı noksanlığının giderilmesi» mümkün ise bunun tamamlanması için «kesin süre» verir.
Bu süre içinde dava «şartı noksanlığı giderilmemişse» davayı dava «şartı yokluğu» sebebiyle usulden reddeder.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın «usulden reddine» karar verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi ve manevi tazminat
Benzer bu karardaDava, marka hükümsüzlüğü ile «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere dava tarihinde henüz tescil edilmeyen marka için hükümsüzlük davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5279 E. 2015/13539 K.
Ortak:usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın «usulden reddine» karar verir.
Ancak, dava «şartı noksanlığının giderilmesi» mümkün ise bunun tamamlanması için «kesin süre» verir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekili ile davalılardan ... ... vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekili ile davalılardan ... ... vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14230 E. 2015/106 K.
Ortak:husumet yokluğu · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.Ş'ye yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir «sigorta sözleşmesinden doğan» borcun ödenmesi niteliğinde olmadığından davacının kanuni halef sıfatına haiz olmadığı, akdi halef sıfatıyla da «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücu alacağının» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çoklu endüstriyel tasarım belgesinin dava dışı.... ve.... adına tescilli olup, davalı şirket adına tescilli bulunmadığı, 554 sayılı KHK'nın 44. maddesi uyarınca tasarımının hükümsüzlüğü davasının ancak davanın açıldığı anda tasarım sicilinde tasarım belgesi sahibi olarak görülen kişilere karşı açılabileceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, tasarım belgesinin hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davalının dava tarihinde tasarım belgesinin sahibi olmadığı gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çoklu endüstriyel tasarım belgesinin dava dışı.... ve.... adına tescilli olup, davalı şirket adına tescilli bulunmadığı, 554 sayılı KHK'nın 44. maddesi uyarınca tasarımının hükümsüzlüğü davasının ancak davanın açıldığı anda tasarım sicilinde tasarım belgesi sahibi olarak görülen kişilere karşı açılabileceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, tasarım belgesinin hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davalının dava tarihinde tasarım belgesinin sahibi olmadığı gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11549 E. , 2016/8406 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/05/2015 tarih ve 2014/1096-2015/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ... ve Tic. A.Ş.’ye ait iç fındık emtiasının ... Limanı’ndan ... Limanı’na davalı tarafından taşındığını, taşıma sırasında konteyner içine su girmesi sonucu emtianın ıslanarak hasarlandığını, müştereken yapılan ekspertiz sonucu emtiada 46.695,27 USD hasar tespit edildiğini ve belirlenen bu miktarın müvekkili tarafından 01/03/2011 tarihinde sigortalısına ödediğini, böylece müvekkilinin TTK’nın 1301 m. ve temlik hükümleri uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki, hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, nakliyat abonman mukavelesinin 01/01/2011 -01/01/2012 tarihleri arasında geçerli olduğunu ancak, poliçenin 02/12/2010 ve konişmentonun 05/12/2010 tarihinde düzenlendiğini, buna göre abonman mukavelesinin geçersiz olduğunu, abonman mukavelesinin geçerli olması ihtimalinde dahi poliçede kayıtlı sigortalı ... ve Tic. A.Ş.’nin satım ve taşıma ilişkisi bakımından sigortalanabilir menfaati bulunmadığından davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, olayda müvekkilinin herhangi bir kusuru da bulunmadığını, geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğunu, 18/12/2010 – 21/12/2010 tarihli arasında geminin 9 -10 şiddetinde rüzgara ve yüksek dalgalara maruz kaldığını ayrıca, yükün konteyner içine istifi ve sabitlenmesi ile mühürlenmesi işleminden yükle ilgililerin sorumlu olduğunu, davacı tarafından usulüne uygun hasar ihbarı yapılmadığını, talep edilen tazminat miktarının afaki ve fahiş olduğunu savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mülga TTK’nın 1361. maddesinde "sigorta tazminatının geçerli bir sigorta sözleşmesinden doğan borç olarak ödenmiş olması koşuluyla, ödenen sigorta tazminatı ile sınırlı olarak sigortalının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu tazminat talep hakkı sigortacıya intikal eder; sigortacı, sigortalının tazminat talep hakkına kanunen halef olur" hükmü mevcut olup, 02/12/2010 tarihli nakliyat sigorta poliçesinde sigortalının dava dışı ... ve Tic. A.Ş. olduğu ve dosyada
mevcut 02/12/2010 tarih, 8326 sayılı fatura incelendiğinde faturanın dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından ... adına düzenlendiği, poliçede mal bedeli olarak faturada yazılı ... bedelinin esas alınmasından hareketle (cost / freight) satıldığı anlaşılan dava konusu mala ilişkin yarar ve hasarın, mal taşıyana teslim edildiği anda alıcıya geçtiği, dolayısıyla bu tür satımlarda satıcının malı sigorta ettirmekle yükümlü olmadığı gibi, nakliye rizikolarına karşı sigorta ile sigortalanabilir menfaatin de alıcı ....’e ait olduğu, poliçede sigortalı olduğu belirtilen dava dışı ... ve Tic. A.Ş.’nin faturaya göre malın satıcısı ya da alıcısı olmadığı gibi, dosyada bulunan konişmentoya göre yükleten ya da gönderilen de olmadığı, bu duruma göre dava konusu sigorta sözleşmesinin, menfaat yokluğu sebebiyle geçersiz olup, davacı tarafından dava dışı ...
A.Ş'ye yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir sigorta sözleşmesinden doğan borcun ödenmesi niteliğinde olmadığından davacının kanuni halef sıfatına haiz olmadığı, akdi halef sıfatıyla da aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücu alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK 115. maddesi uyarınca ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.''
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, davacı tarafça bilirkişi raporunun sunulması akabinde ''Devir Senedi'' başlıklı, 10/02/2011 tarihli belge ibraz edildiği, anılan belge uyarınca taşınan malın hasarlanması nedeniyle zarara uğrayan dava dışı ...'in işbu zarar kapsamındaki tüm hak ve taleplerini davacı şirketin sigortalısı olan ... ve Tic. A.Ş'ye devir ve temlik ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava açılırken alacağın temliki hükümlerine de dayanıldığına göre, HMK'nın 115. maddesi uyarınca sonradan sunulan temliknamenin tamamlanan dava şartı niteliğinde olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/274845300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz