İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11584 E. 2016/8347 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı↗ kamu alacağı↗ kanuni temsilci↗ limited şirket ortağı↗ ortaklık sıfatı↗ şirket müdürlüğü↗ şirketin tasfiyesi↗ itirazın iptali davası↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2015/11584 E. , 2016/8347 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2014 tarih ve 2013/299-2014/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının, ... Tic. Ltd. Şti'deki ...'e ait hisseyi satın alarak dava dışı şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin dışarıdan şirket müdürü olarak atandığını, şirketin zarar ettiğini, ortakların şirkete kaynak aktarımında bulunmalarının karar altına alındığını, her ortağın şirket borcunu hissesi oranında üstlendiğini, diğer iki ortağın bu durumu kabul ettiğini, ancak davalının bu durumu kabul etmediğini, şirket faaliyetlerinin sürdürülmeye çalışıldığını; ancak sürdürülemeyeceği anlaşıldığında şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacı tarafından çeşitli kurumlara kendi cebinden ödeme yapıldığını, ödeme miktarının toplamının 102.100,57-TL olup, bu miktarın 40.840,22-TL'sinden davalının sorumlu olduğunu belirterek bu miktar için yürütülen icra takibine karşı ileri sürülen itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, limited şirket ortağına başvuru şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın, şirket müdürü olan davacının şirket adına yaptığı ödemeleri şirket ortağı olan davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, dışarıdan davacının şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, sonra şirketin zor durumda olması nedeniyle kaynak aktarımı yapılması konusunda ortaklardan katkıda bulunmalarının istendiği, bu istemin davalı tarafından kabul edilmediği, şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru olarak davacının atanmasına karar verildiği, davacı tarafından ...'ya 155.767,52-TL miktarında ödeme yapıldığı, amme borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için; alacağın şirketten tahsil edilmemesi halinde amme alacağının, bu alacağın sahipleri tarafından şirket ortaklarından hisseleri oranında istenmesi gerektiği, kamu tüzel kişiliği tarafından davalıya herhangi bir müracaatın bulunmadığı, davacıdan borç alan kişinin şirket olduğu, bu ödemenin şirket adına yapıldığı, borçlu olan kişinin öncelikle şirketin tüzel kişiliği olduğu, davacının şahsi bir alacağı mevcut olup bu alacaktan dolayı davacının doğrudan doğruya başvurma hakkı olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dışı şirketin kamu borçları dışındaki sair borçları nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemelerin davalı ortaktan bu aşamada talep edilemeyecek olmasına göre davacı vekilinin bu yöne ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dışı şirketin kamu borçları yönünden ise, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, limited şirketin kamu borçlarını ödediğini iddia eden şirket müdürünün yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti'nin münferiden yetkili müdürü olduğunu, şirketin tasfiyeye girdiğini bu kapsamda müvekkilinin çeşitli krediler aldığını, ... ve ...'ya ödemeler yaptığını iddia ederek 12.03.2013 tarihli dilekçe ekinde ödeme dekontlarını ve diğer belgeleri ibraz etmiştir.
Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Temsilcinin ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı VUK. M.10). Dolayısıyla yukarıda belirtildiği üzere tüzel kişi temsilcileri, ödedikleri kamu alacağının “tamamını” öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Ödenen kamu alacağının asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden rücu oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir. Buna göre limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.
O halde mahkemece, davacının ödediğini iddia ettiği vergi ve ... borçlarının ödendiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı ilgili kurumlardan sorulup araştırılarak ve gerektiğinde şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şirketin anılan tarihlerde ödeme gücünün olmadığının anlaşılması halinde ise ödeme makbuz ve belgelerini de davacının ibraz ettiği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6946 E. 2022/4124 K.
Ortak:kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · rücu · bilirkişi incelemesi · limited şirket
İncelediğiniz karardaLimited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Ödenen «kamu alacağının» asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden «rücu» oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir.
Benzer bu karardaLimited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Ödenen «kamu alacağının» asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden «rücu» oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu hakkı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu karardaŞti.'nin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekte ise de, devir sözleşmesi akdettikleri davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmedikleri, davacının davalılara «rücu hakkı» bulunmadığı anlaşılmakla davanın ve birleşen davanın reddine, davacının yapmış olduğu icra takibinde kötü niyetli olmadığından «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9128 E. 2016/7852 K.
Ortak:amme alacağı · kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · rücu
İncelediğiniz karardaMahkemece; davanın, «şirket müdürü» olan davacının şirket adına yaptığı ödemeleri şirket ortağı olan davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki «itirazın iptali davası» olduğu, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, dışarıdan davacının şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, sonra şirketin zor durumda olması nedeniyle kaynak aktarımı yapılması konusunda ortaklardan katkıda bulunmalarının istendiği, bu istemin davalı tarafından kabul edilmediği, «şirketin tasfiyesine» ve «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verildiği, davacı tarafından ...'ya 155.767,52-TL miktarında ödeme yapıldığı, amme borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için; alacağın şirketten tahsil edilmemesi halinde «amme alacağının», bu alacağın sahipleri tarafından şirket ortaklarından hisseleri oranında istenmesi gerektiği, kamu «tüzel kişiliği» tarafından davalıya herhangi bir müracaatın bulunmadığı, davacıdan borç alan kişinin şirket olduğu, bu ödemenin şirket adına yapıldığı, borçlu olan kişinin öncelik …
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Ödenen «kamu alacağının» asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden «rücu» oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir.
Benzer bu karardaBu aşamada «kanuni temsilcinin», «limited şirketlerde» kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni temsilci sorumluluğu · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · ticari defter ve kayıtlar · anonim şirket · ticari defter · iflas · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… lerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde yer alan “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü ile 3. maddesinde düzenlenen “Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında «iflas» kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,... ifade eder.” düzenlemesi nazara alınarak davacı tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde, yapılan ödemenin yasaya uygun olup olmadığı, rücuen istenip istenemeyeceği değerlendirilmeksizin, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.Bununla birlikte; davalı vekili tarafından dava konusu vergi borçlarının «zamanaşımına» uğradığı, şirketin «malvarlığının» bulunduğu, vergi borçlarının tahsil tarihi ve öncesinde bulunan şirket taşınır mallarının davacı ve diğer ortak tarafından nakde çevrilerek bir kısmıyla vergi borçlarının kapatıldığı, şirketin «ticari defter, kayıt» ve evraklarının incelenmediği, dekontlarda davacının adının elle yazılmış olmasının dekont bedelinin davacının mal varlığından çıktığının kanıtı olamayacağı da sav …
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Ancak vergi borcunun «temsilciden» istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren “«aciz vesikasının»” düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK.m.75).
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7444 E. 2016/2505 K.
Ortak:kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · rücu · limited şirket
İncelediğiniz karardaLimited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Ödenen «kamu alacağının» asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden «rücu» oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir.
Benzer bu karardaBu aşamada «kanuni temsilcinin», «limited şirketlerde» kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni temsilci sorumluluğu · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaŞti'nde %33,3 hisse ile ortak oldukları, şirketin 14.916,51 TL tutarındaki vergi borcunun davacı Uğur tarafından ödendiği, davacının şirket vergi borçlarına karşılığı ödemiş olduğu ödemelere istinaden davalıdan 4.967,20 TL tutarında alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.967,20 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Ancak vergi borcunun «temsilciden» istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren “«aciz vesikasının»” düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK.m.75).
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4753 E. 2011/7389 K.
Ortak:kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · rücu · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaDiğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Benzer bu karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Bu aşamada «kanuni temsilcilerin» ödedikleri «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni temsilci sorumluluğu · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · temsil yetkisi · sorumluluktan kurtulma · rücuen tahsil · müteselsil sorumluluk
Benzer bu karardaAncak TTK'nın 319. maddesine göre ana sözleşmeye hüküm konularak şirketin «kanuni temsil yetkisi», «yönetim kurulu» üyelerinden birine veya birkaçına verilip, diğer «yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulabilmektedir».
1- Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı T… … Ö… … U… … Gıda A.Ş.'nin SSK ve vergi borçlarının, «kamu alacağının» sorumlusu bulunan davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Ancak vergi borcunun «temsilciden» istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren "«aciz vesikasının»" düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK m.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11584 E. , 2016/8347 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2014 tarih ve 2013/299-2014/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının, ... Tic. Ltd. Şti'deki ...'e ait hisseyi satın alarak dava dışı şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin dışarıdan şirket müdürü olarak atandığını, şirketin zarar ettiğini, ortakların şirkete kaynak aktarımında bulunmalarının karar altına alındığını, her ortağın şirket borcunu hissesi oranında üstlendiğini, diğer iki ortağın bu durumu kabul ettiğini, ancak davalının bu durumu kabul etmediğini, şirket faaliyetlerinin sürdürülmeye çalışıldığını; ancak sürdürülemeyeceği anlaşıldığında şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacı tarafından çeşitli kurumlara kendi cebinden ödeme yapıldığını, ödeme miktarının toplamının 102.100,57-TL olup, bu miktarın 40.840,22-TL'sinden davalının sorumlu olduğunu belirterek bu miktar için yürütülen icra takibine karşı ileri sürülen itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, limited şirket ortağına başvuru şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın, şirket müdürü olan davacının şirket adına yaptığı ödemeleri şirket ortağı olan davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, dışarıdan davacının şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, sonra şirketin zor durumda olması nedeniyle kaynak aktarımı yapılması konusunda ortaklardan katkıda bulunmalarının istendiği, bu istemin davalı tarafından kabul edilmediği, şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru olarak davacının atanmasına karar verildiği, davacı tarafından ...'ya 155.767,52-TL miktarında ödeme yapıldığı, amme borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için;
alacağın şirketten tahsil edilmemesi halinde amme alacağının, bu alacağın sahipleri tarafından şirket ortaklarından hisseleri oranında istenmesi gerektiği, kamu tüzel kişiliği tarafından davalıya herhangi bir müracaatın bulunmadığı, davacıdan borç alan kişinin şirket olduğu, bu ödemenin şirket adına yapıldığı, borçlu olan kişinin öncelikle şirketin tüzel kişiliği olduğu, davacının şahsi bir alacağı mevcut olup bu alacaktan dolayı davacının doğrudan doğruya başvurma hakkı olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dışı şirketin kamu borçları dışındaki sair borçları nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemelerin davalı ortaktan bu aşamada talep edilemeyecek olmasına göre davacı vekilinin bu yöne ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dışı şirketin kamu borçları yönünden ise, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, limited şirketin kamu borçlarını ödediğini iddia eden şirket müdürünün yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti'nin münferiden yetkili müdürü olduğunu, şirketin tasfiyeye girdiğini bu kapsamda müvekkilinin çeşitli krediler aldığını, ... ve ...'ya ödemeler yaptığını iddia ederek 12.03.2013 tarihli dilekçe ekinde ödeme dekontlarını ve diğer belgeleri ibraz etmiştir.
Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Temsilcinin ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı VUK. M.10). Dolayısıyla yukarıda belirtildiği üzere tüzel kişi temsilcileri, ödedikleri kamu alacağının “tamamını” öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Ödenen kamu alacağının asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden rücu oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir. Buna göre limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.
O halde mahkemece, davacının ödediğini iddia ettiği vergi ve ... borçlarının ödendiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı ilgili kurumlardan sorulup araştırılarak ve gerektiğinde şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şirketin anılan tarihlerde ödeme gücünün olmadığının anlaşılması halinde ise ödeme makbuz ve belgelerini de davacının ibraz ettiği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/10/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Limited şirket ortaklarının sorumlulukları kural olarak koydukları sermaye ile sınırlıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın doğum ve dava tarihleri gözetildiğinde, 6762 sayılı Kanun'un 502 ve 532. maddeleri uyarınca, limited şirket ortağı, şirkete karşı taahhüt ettiği sermaye koyma borcunu yerine getirdiği ölçüde sorumluluktan kurtulmakta olup ortakların limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Hal böyle olmakla birlikte, bu nevi şirket ortaklarının, şirket alacaklılarına karşı sorumlu olmaması kuralına yönelik en önemli istisna, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (AATUHK) 35. maddesi ile getirilmiştir. Söz konusu kanun maddesinde, kanunun yayımlandığı 1953 yılından sonra ilki 1998 ve ikincisi de 2008 yılında olmak üzere iki önemli değişiklik yapılmıştır.
1998 yılında 4369 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikle limited şirket ortaklarının sermaye miktarları yerine sermaye oranları üzerinden kamu borçlarından sorumlu tutulmaları esası getirilmiş, 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 2008 yılında yapılan değişiklikle maddeye 2. ve 3. bentlerin de eklenmesi suretiyle, öncesinde şirket ortağına başvurulması için kamu alacağının şirketten “kesin olarak tahsil imkanı bulunmaması” koşulu yumuşatılmak suretiyle, “şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” kamu borçları bakımından şirket ortaklarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi imkanı getirilmiştir. Bir başka söyleyişle, madde hükmünün bu suretle tadil edilmesi suretiyle alacaklı kamu idaresine, belirtilen konuda açık bir takdir yetkisi tanınarak kamu idaresince şirketten tahsil edilemeyeceği değerlendirilen kamu borçları bakımından, şirket hakkında cebren tahsil cihetine gidilmeksizin, ortakların takip edilebilmesi mümkün kılınmıştır.
Bir başka deyişle, kamu idaresinin, şirket ortak yahut müdürlerinden kamu alacağının tahsili için, limited şirket hakkında cebri icra takibine girişmesi ve şirket hakkında aciz belgesi almak gibi bir zorunluluk söz konusu değildir. Kamu idaresinin şirketin kamu borcundan ötürü yönetici ve/veya ortaklara yönelmesi, takip işlemlerine girişmesi, kural olarak, takip konusu borcun şirketten tahsil edilemediği veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığını gösterir niteliktedir. Elbette, kamu idaresinin, madde hükmü ile kendisine belirtilen hususta tanınan takdir yetkisini aşkın ve hatta kötüye kullanması söz konusu olabilir ise de, sözü edilen hal, bu nev'i rücu davalarında nazara alınması gereken ispat yükü ile ilgili olup, usul hukukumuz açısından idarenin takdir hakkının bu şekilde aşkın yahut kötüye kullanıldığını ispat yükü, bunu ileri süren tarafa ait olmalıdır.
Bu açıklama ışığında, somut dava bakımından, davalının aksi yönde bir savunması bulunmadığından, kamu alacağının davacı ortak müdürden tahsili sırasında, şirketin ödeme gücünün olmadığının kabulü gerektiği kanısındayız. Bu nedenle, yerel mahkeme kararının işbu gerekçe ile bozulması görüşünde bulunduğumuzdan, Daire çoğunluğunun bozma gerekçesine bu yön itibariyle katılamıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/274668200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz