Kanuni temsilci sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4753 E. 2011/7389 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanuni temsilci sorumluluğu↗ kamu alacağı↗ kanuni temsilci↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ vekalet ilişkisi↗ ortaklık sıfatı↗ kooperatifler kanunu↗ aciz vesikası↗ temsil yetkisi↗ sorumluluktan kurtulma↗ şirket müdürlüğü↗ peşin karar harcı↗ rücuen tahsil↗ şirket müdürü↗ müteselsil sorumluluk↗ mirasçılık↗ rücu↗ kamu düzeni↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 30.09.2000 tarihine kadar SSK'ya ve vergi dairesine payına düşen borcundan fazla olarak toplam (71.509,53) YTL tutarında ödemede bulunduğu, davacı ve davalıların anılan şirketin ortağı oldukları, taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, (36.349,53) YTL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar A...., Z......., E.H....., S..... vekilleri ve C..... mirasçıları ile M..... temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı T…
… Ö…
… U…
… Gıda A.Ş.'nin SSK ve vergi borçlarının, kamu alacağının sorumlusu bulunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Ancak vergi borcunun temsilciden istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren "aciz vesikasının" düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK m. 75). Kanuni temsilcilerin kim olduğu konusu ise tüzel kişinin türüne göre değişmektedir. Anonim şirketler ve kooperatiflerde kanuni temsilciler yönetim kurulu başkan ve üyeleri iken limited şirketlerde şirketin müdürü, kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin mal varlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir (6183 SK m. 35).
Anonim şirketlerde ise böyle bir özel düzenleme yapılmadığından, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından, TTK'nın 317. maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumludur. Ancak TTK'nın 319. maddesine göre ana sözleşmeye hüküm konularak şirketin kanuni temsil yetkisi, yönetim kurulu üyelerinden birine veya birkaçına verilip, diğer yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulabilmektedir. Böyle bir durumda kamu alacaklarından da sadece anılan yönetim kurulu üyeleri, kanuni temsilci sıfatıyla müteselsilen sorumlu tutulacaklardır. Yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların ise kamu alacaklarından dolayı sorumlulukları bulunmamaktadır.
Tüm bu hallerde temsilcilerin, sadece ortak oldukları veya görevde bulundukları dönemde tahakkuk eden kamu alacaklarından sorumlu olacakları, diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde ortaklıktan, anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ise yöneticilikten usulünce ayrıldıkları tarihten sonraki kamu alacağından sorumlu olmayacakları tabiidir.
Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı VUK m. 10). Dolayısıyla yukarıda belirtilen tüzel kişi temsilcileri, ödedikleri kamu alacağının "tamamını" öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcilerin ödedikleri kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bu-lunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Ödenen kamu alacağının asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden rücu oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir. Buna göre limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.
Anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ise yöneticilerin kamu alacağından müteselsilen sorumluluğunun sadece ilgili kamu idaresine karşı olacağı açıktır. Buna karşılık kamu alacağını ödeyen bir yönetici, diğer yöneticilere, ana sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ancak mütesaviyen rücu edebilecektir. Diğer bir deyişle aksi kararlaştırılmamışsa iç ilişkide anılan temsilciler birbirlerine karşı kamu alacaklarından dolayı eşit oranda sorumludur.
Somut uyuşmazlıkta ise dosyaya sunulan belgelerden davacının ve davalıların yönetim kurulu üyesi olup olmadıkları anlaşılamadığı gibi yönetim kurulu üyesi olanların görev sürelerinin ne olduğu da mahkemece incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle tarafların yönetim kurulu üyesi olup olmadığının ve yönetici olanların görev sürelerinin ne olduğunun, daha sonra da dava konusu kamu alacağının bu sürelere karşılık gelen miktarının araştırılması ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar A...., Z......., E.H..... ile S..... vekilleri ve davalı C..... mirasçıları M…
…., F…
…., F…
…., M…
……, V…
….., M…
…. ve M.A…
….. ile davalı M..... yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden davalılardan C.....in 07.04.2008 karar tarihinden önce, 11.09.2005 tarihinde öldüğü ve mahkemece C..... vekili huzuruyla davaya devam edilip, ölü davalı aleyhine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Oysa gerçek kişilerin medeni haklardan yararlanma ehliyeti ölümle sona erer (MK 28) (Eski MK 27/1 m.). Bu durumda ölen kişi ile vekili arasındaki vekalet ilişkisi son bulacağı gibi, ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti de sona erer. Davanın taraflarından birisinin ölümü ile mirasçıları davada o tarafın yerini alırlar. Yani ölüm anından itibaren davanın tarafı artık mirasçılardır. Bu nedenle hüküm de ölen taraf adına değil, onun mirasçıları adına verilir.
O halde mahkemece ölmekle hukuksal kişiliğini yitiren davalı C.....in vekili huzuruyla davaya devam edilip, ölü davalı hakkında hüküm kurulması da doğru olmamış, kamu düzenine ilişkin usul hükümlerine dair bu aykırılık da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
S o n u ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar A...., Z......., E.H..... ile S..... vekilleri ve davalı C..... mirasçıları M…
…., F…
…., F…
…., M…
….., V…
…., M…
…. ve M.A…
….. ile davalı M.....'in, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı C..... mirasçıları M…
….., F…
…., F…
…., M…
….., V…
….., M…
…. ve M.A…
…..'in temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına (BOZULMASINA), ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7444 E. 2016/2505 K.
Ortak:kanuni temsilci sorumluluğu · kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · şirket müdürlüğü · şirket müdürü
İncelediğiniz karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Benzer bu karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaŞti'nde %33,3 hisse ile ortak oldukları, şirketin 14.916,51 TL tutarındaki vergi borcunun davacı Uğur tarafından ödendiği, davacının şirket vergi borçlarına karşılığı ödemiş olduğu ödemelere istinaden davalıdan 4.967,20 TL tutarında alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.967,20 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6946 E. 2022/4124 K.
Ortak:kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · rücu · limited şirket · kâr payı · temsil
İncelediğiniz karardaBu aşamada «kanuni temsilcilerin» ödedikleri «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Benzer bu karardaLimited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu hakkı · malvarlığına ilişkin dava · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · bilirkişi incelemesi · e-defter
Benzer bu karardaŞti.'nin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekte ise de, devir sözleşmesi akdettikleri davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmedikleri, davacının davalılara «rücu hakkı» bulunmadığı anlaşılmakla davanın ve birleşen davanın reddine, davacının yapmış olduğu icra takibinde kötü niyetli olmadığından «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
O halde mahkemece, öncelikle davacının ödediğini iddia ettiği kamu borcunun ödendiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı ilgili kurumlardan sorulup araştırılarak ve gerektiğinde şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, şirketin anılan tarihlerde ödeme gücünün olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, bu husus yeterince araştırılmadan hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9128 E. 2016/7852 K.
Ortak:kanuni temsilci sorumluluğu · kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · şirket müdürlüğü · şirket müdürü
İncelediğiniz karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Benzer bu karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · malvarlığına ilişkin dava · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter · iflas · yasal faiz · zamanaşımı · e-defter
Benzer bu kararda… lerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde yer alan “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü ile 3. maddesinde düzenlenen “Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında «iflas» kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,... ifade eder.” düzenlemesi nazara alınarak davacı tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde, yapılan ödemenin yasaya uygun olup olmadığı, rücuen istenip istenemeyeceği değerlendirilmeksizin, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.Bununla birlikte; davalı vekili tarafından dava konusu vergi borçlarının «zamanaşımına» uğradığı, şirketin «malvarlığının» bulunduğu, vergi borçlarının tahsil tarihi ve öncesinde bulunan şirket taşınır mallarının davacı ve diğer ortak tarafından nakde çevrilerek bir kısmıyla vergi borçlarının kapatıldığı, şirketin «ticari defter, kayıt» ve evraklarının incelenmediği, dekontlarda davacının adının elle yazılmış olmasının dekont bedelinin davacının mal varlığından çıktığının kanıtı olamayacağı da sav …
Şti’nin 30.11.2010 yılından beri gayri faal olduğu, şirketin atıl ve çalışamaz durumda bulunduğu ve şirketin borçlarını ödeme kabiliyetinin olmadığı, bu tarihten sonra davacı tarafından ödendiği anlaşılan vergi borç ödemesinden dolayı davalının davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 122.226,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11584 E. 2016/8347 K.
Ortak:kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · rücu · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Bu aşamada «kanuni temsilcilerin» ödedikleri «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaDiğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · limited şirket ortağı · şirketin tasfiyesi · itirazın iptali davası · malvarlığına ilişkin dava · şirket zararı · tasfiye memuru · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece; davanın, «şirket müdürü» olan davacının şirket adına yaptığı ödemeleri şirket ortağı olan davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki «itirazın iptali davası» olduğu, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, dışarıdan davacının şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, sonra şirketin zor durumda olması nedeniyle kaynak aktarımı yapılması konusunda ortaklardan katkıda bulunmalarının istendiği, bu istemin davalı tarafından kabul edilmediği, «şirketin tasfiyesine» ve «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verildiği, davacı tarafından ...'ya 155.767,52-TL miktarında ödeme yapıldığı, amme borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için; alacağın şirketten tahsil edilmemesi halinde «amme alacağının», bu alacağın sahipleri tarafından şirket ortaklarından hisseleri oranında istenmesi gerektiği, kamu «tüzel kişiliği» tarafından davalıya herhangi bir müracaatın bulunmadığı, davacıdan borç alan kişinin şirket olduğu, bu ödemenin şirket adına yapıldığı, borçlu olan kişinin öncelik …
Şti'deki ...'e ait hisseyi satın alarak dava dışı şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin dışarıdan «şirket müdürü» olarak atandığını, «şirketin zarar» ettiğini, ortakların şirkete kaynak aktarımında bulunmalarının karar altına alındığını, her ortağın şirket borcunu hissesi oranında üstlendiğini, diğer iki ortağın bu durumu kabul ettiğini, ancak davalının bu durumu kabul etmediğini, şirket faaliyetlerinin sürdürülmeye çalışıldığını; ancak sürdürülemeyeceği anlaşıldığında «şirketin tasfiyesine» karar verildiğini, davacı tarafından çeşitli kurumlara kendi cebinden ödeme yapıldığını, ödeme miktarının toplamının 102.100,57-TL olup, bu miktarın 40.840,22-TL's …
Davalı vekili, «limited şirket ortağına» başvuru şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Şti'nin münferiden yetkili müdürü olduğunu, «şirketin tasfiyeye» girdiğini bu kapsamda müvekkilinin çeşitli krediler aldığını, ... ve ...'ya ödemeler yaptığını iddia ederek 12.03.2013 tarihli dilekçe ekinde ödeme dekontlarını ve diğer belgeleri «ibraz» etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4753 E., 2011/7389 K.
11. Hukuk Dairesi 2011/4753 E., 2011/7389 K.
ANONİM ŞİRKET ORTAKLARININ KAMU ALACAKLARINDAN SORUMLULUKLARI
DAVALININ ÖLÜMÜ
213 S. VERGİ USUL KANUNU [ Madde 10 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 28 ]
6183 S. AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN [ Madde 75 ]
6183 S. AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN [ Madde 35 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 317 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 319 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Tokat İkinci Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce verilen 07.04.2008 tarih ve 2003/507-2008/90 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar E.H..... ve S..... vekili ve duruşmasız olarak A...., Z......., C....., M..... vekilleri tarafından is-tenmiş olmakla, temyiz dilekçelerinin süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı T…
… Ö…
… U…
… Gıda A.Ş. ortakları olduğunu, müvekkilinin 30.09.2000 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak bu hususun ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmediğini, şirketin fiilen faaliyetini 2001 yılı Mart ayında sona erdirdiği halde infisah işlemlerinin yapılmadığını, vergi dairesine ve SSK'ya olan borçlarının 506 sayılı Kanun'un 80/son ve 213 sayılı Kanun'un 10. maddeleri uyarınca müvekkilinden tahsil edildiğini ileri sürerek, şimdilik (36.349.530.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava et-miştir.
Bir kısım davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 30.09.2000 tarihine kadar SSK'ya ve vergi dairesine payına düşen borcundan fazla olarak toplam (71.509,53) YTL tutarında ödemede bulunduğu, davacı ve davalıların anılan şirketin ortağı oldukları, taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, (36.349,53) YTL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar A...., Z......., E.H....., S..... vekilleri ve C..... mirasçıları ile M..... temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı T…
… Ö…
… U…
… Gıda A.Ş.'nin SSK ve vergi borçlarının, kamu alacağının sorumlusu bulunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Ancak vergi borcunun temsilciden istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren "aciz vesikasının" düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK m.
75) . Kanuni temsilcilerin kim olduğu konusu ise tüzel kişinin türüne göre değişmektedir. Anonim şirketler ve kooperatiflerde kanuni temsilciler yönetim kurulu başkan ve üyeleri iken limited şirketlerde şirketin müdürü, kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin mal varlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir (6183 SK m.
35) .
Anonim şirketlerde ise böyle bir özel düzenleme yapılmadığından, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından, TTK'nın 317. maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumludur. Ancak TTK'nın 319. maddesine göre ana sözleşmeye hüküm konularak şirketin kanuni temsil yetkisi, yönetim kurulu üyelerinden birine veya birkaçına verilip, diğer yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulabilmektedir. Böyle bir durumda kamu alacaklarından da sadece anılan yönetim kurulu üyeleri, kanuni temsilci sıfatıyla müteselsilen sorumlu tutulacaklardır. Yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların ise kamu alacaklarından dolayı sorumlulukları bulunmamaktadır.
Tüm bu hallerde temsilcilerin, sadece ortak oldukları veya görevde bulundukları dönemde tahakkuk eden kamu alacaklarından sorumlu olacakları, diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde ortaklıktan, anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ise yöneticilikten usulünce ayrıldıkları tarihten sonraki kamu alacağından sorumlu olmayacakları tabiidir.
Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı VUK m.
10) . Dolayısıyla yukarıda belirtilen tüzel kişi temsilcileri, ödedikleri kamu alacağının "tamamını" öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcilerin ödedikleri kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bu-lunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Ödenen kamu alacağının asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden rücu oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir. Buna göre limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.
Anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ise yöneticilerin kamu alacağından müteselsilen sorumluluğunun sadece ilgili kamu idaresine karşı olacağı açıktır. Buna karşılık kamu alacağını ödeyen bir yönetici, diğer yöneticilere, ana sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ancak mütesaviyen rücu edebilecektir. Diğer bir deyişle aksi kararlaştırılmamışsa iç ilişkide anılan temsilciler birbirlerine karşı kamu alacaklarından dolayı eşit oranda sorumludur.
Somut uyuşmazlıkta ise dosyaya sunulan belgelerden davacının ve davalıların yönetim kurulu üyesi olup olmadıkları anlaşılamadığı gibi yönetim kurulu üyesi olanların görev sürelerinin ne olduğu da mahkemece incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle tarafların yönetim kurulu üyesi olup olmadığının ve yönetici olanların görev sürelerinin ne olduğunun, daha sonra da dava konusu kamu alacağının bu sürelere karşılık gelen miktarının araştırılması ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar A...., Z......., E.H..... ile S..... vekilleri ve davalı C..... mirasçıları M…
…., F…
…., F…
…., M…
……, V…
….., M…
…. ve M.A…
….. ile davalı M..... yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden davalılardan C.....in 07.04.2008 karar tarihinden önce, 11.09.2005 tarihinde öldüğü ve mahkemece C..... vekili huzuruyla davaya devam edilip, ölü davalı aleyhine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Oysa gerçek kişilerin medeni haklardan yararlanma ehliyeti ölümle sona erer (MK 28) (Eski MK 27/1 m.). Bu durumda ölen kişi ile vekili arasındaki vekalet ilişkisi son bulacağı gibi, ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti de sona erer. Davanın taraflarından birisinin ölümü ile mirasçıları davada o tarafın yerini alırlar. Yani ölüm anından itibaren davanın tarafı artık mirasçılardır. Bu nedenle hüküm de ölen taraf adına değil, onun mirasçıları adına verilir.
O halde mahkemece ölmekle hukuksal kişiliğini yitiren davalı C.....in vekili huzuruyla davaya devam edilip, ölü davalı hakkında hüküm kurulması da doğru olmamış, kamu düzenine ilişkin usul hükümlerine dair bu aykırılık da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
S o n u ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar A...., Z......., E.H..... ile S..... vekilleri ve davalı C..... mirasçıları M…
…., F…
…., F…
…., M…
….., V…
…., M…
…. ve M.A…
….. ile davalı M.....'in, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı C..... mirasçıları M…
….., F…
…., F…
…., M…
….., V…
….., M…
…. ve M.A…
…..'in temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına (BOZULMASINA), ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/17163400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz