Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9128 E. 2016/7852 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayri faal şirket↗ kanuni temsilci sorumluluğu↗ amme alacağı↗ kamu alacağı↗ kanuni temsilci↗ ortaklık sıfatı↗ kooperatifler kanunu↗ limited şirket ortaklığı↗ aciz vesikası↗ ön inceleme aşaması↗ şirket müdürlüğü↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ticari defter ve kayıtlar↗ şirket müdürü↗ rücu↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, ... Ltd. Şti’nin 30.11.2010 yılından beri gayri faal olduğu, şirketin atıl ve çalışamaz durumda bulunduğu ve şirketin borçlarını ödeme kabiliyetinin olmadığı, bu tarihten sonra davacı tarafından ödendiği anlaşılan vergi borç ödemesinden dolayı davalının davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 122.226,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirketin vergi borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın davalı ortaktan payı oranında tahsili istemine ilişkindir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Ancak vergi borcunun temsilciden istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren “aciz vesikasının” düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK.m.75).
Kanuni temsilcilerin kim olduğu konusu ise tüzel kişinin türüne göre değişmektedir. Anonim şirketler ve kooperatiflerde kanuni temsilciler yönetim kurulu başkan ve üyeleri iken limited şirketlerde şirketin müdürü, kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
Tüm bu hallerde temsilcilerin, sadece ortak oldukları veya görevde bulundukları dönemde tahakkuk eden kamu alacaklarından sorumlu olacakları, diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde ortaklıktan, anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ise yöneticilikten usulünce ayrıldıkları tarihten sonraki kamu alacağından sorumlu olmayacakları tabiidir. Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı VUK. M.10). Dolayısıyla yukarıda belirtilen tüzel kişi temsilcileri, ödedikleri kamu alacağının “tamamını” öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcinin, limited şirketlerde kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Ödenen kamu alacağının asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden rücu oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir. Buna göre limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.
Bu itibarla, mahkemece, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanununun “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde yer alan “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü ile 3. maddesinde düzenlenen “Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında
iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,... ifade eder.” düzenlemesi nazara alınarak davacı tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde, yapılan ödemenin yasaya uygun olup olmadığı, rücuen istenip istenemeyeceği değerlendirilmeksizin, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.Bununla birlikte; davalı vekili tarafından dava konusu vergi borçlarının zamanaşımına uğradığı, şirketin malvarlığının bulunduğu, vergi borçlarının tahsil tarihi ve öncesinde bulunan şirket taşınır mallarının davacı ve diğer ortak tarafından nakde çevrilerek bir kısmıyla vergi borçlarının kapatıldığı, şirketin ticari defter, kayıt ve evraklarının incelenmediği, dekontlarda davacının adının elle yazılmış olmasının dekont bedelinin davacının mal varlığından çıktığının kanıtı olamayacağı da savunulmuş olup, iş bu iddialar yeterince araştırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı lehine bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7444 E. 2016/2505 K.
Ortak:kanuni temsilci sorumluluğu · kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava
İncelediğiniz karardaTüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Benzer bu karardaTüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaŞti'nde %33,3 hisse ile ortak oldukları, şirketin 14.916,51 TL tutarındaki vergi borcunun davacı Uğur tarafından ödendiği, davacının şirket vergi borçlarına karşılığı ödemiş olduğu ödemelere istinaden davalıdan 4.967,20 TL tutarında alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.967,20 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11584 E. 2016/8347 K.
Ortak:amme alacağı · kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · rücu
İncelediğiniz karardaBu aşamada «kanuni temsilcinin», «limited şirketlerde» kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Anonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece; davanın, «şirket müdürü» olan davacının şirket adına yaptığı ödemeleri şirket ortağı olan davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki «itirazın iptali davası» olduğu, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, dışarıdan davacının şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, sonra şirketin zor durumda olması nedeniyle kaynak aktarımı yapılması konusunda ortaklardan katkıda bulunmalarının istendiği, bu istemin davalı tarafından kabul edilmediği, «şirketin tasfiyesine» ve «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verildiği, davacı tarafından ...'ya 155.767,52-TL miktarında ödeme yapıldığı, amme borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için; alacağın şirketten tahsil edilmemesi halinde «amme alacağının», bu alacağın sahipleri tarafından şirket ortaklarından hisseleri oranında istenmesi gerektiği, kamu «tüzel kişiliği» tarafından davalıya herhangi bir müracaatın bulunmadığı, davacıdan borç alan kişinin şirket olduğu, bu ödemenin şirket adına yapıldığı, borçlu olan kişinin öncelik …
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Ödenen «kamu alacağının» asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden «rücu» oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · şirketin tasfiyesi · itirazın iptali davası · şirket zararı · tasfiye memuru · iptal davası · tüzel kişilik · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece; davanın, «şirket müdürü» olan davacının şirket adına yaptığı ödemeleri şirket ortağı olan davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki «itirazın iptali davası» olduğu, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, dışarıdan davacının şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, sonra şirketin zor durumda olması nedeniyle kaynak aktarımı yapılması konusunda ortaklardan katkıda bulunmalarının istendiği, bu istemin davalı tarafından kabul edilmediği, «şirketin tasfiyesine» ve «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verildiği, davacı tarafından ...'ya 155.767,52-TL miktarında ödeme yapıldığı, amme borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için; alacağın şirketten tahsil edilmemesi halinde «amme alacağının», bu alacağın sahipleri tarafından şirket ortaklarından hisseleri oranında istenmesi gerektiği, kamu «tüzel kişiliği» tarafından davalıya herhangi bir müracaatın bulunmadığı, davacıdan borç alan kişinin şirket olduğu, bu ödemenin şirket adına yapıldığı, borçlu olan kişinin öncelik …
Şti'deki ...'e ait hisseyi satın alarak dava dışı şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin dışarıdan «şirket müdürü» olarak atandığını, «şirketin zarar» ettiğini, ortakların şirkete kaynak aktarımında bulunmalarının karar altına alındığını, her ortağın şirket borcunu hissesi oranında üstlendiğini, diğer iki ortağın bu durumu kabul ettiğini, ancak davalının bu durumu kabul etmediğini, şirket faaliyetlerinin sürdürülmeye çalışıldığını; ancak sürdürülemeyeceği anlaşıldığında «şirketin tasfiyesine» karar verildiğini, davacı tarafından çeşitli kurumlara kendi cebinden ödeme yapıldığını, ödeme miktarının toplamının 102.100,57-TL olup, bu miktarın 40.840,22-TL's …
Davalı vekili, «limited şirket ortağına» başvuru şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Şti'nin münferiden yetkili müdürü olduğunu, «şirketin tasfiyeye» girdiğini bu kapsamda müvekkilinin çeşitli krediler aldığını, ... ve ...'ya ödemeler yaptığını iddia ederek 12.03.2013 tarihli dilekçe ekinde ödeme dekontlarını ve diğer belgeleri «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6946 E. 2022/4124 K.
Ortak:kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · rücu · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaBu aşamada «kanuni temsilcinin», «limited şirketlerde» kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği «kamu alacağını», asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise «rücu» oranının ne olacağı konusu incelenmelidir.
Buna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Benzer bu karardaBuna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu hakkı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaŞti.'nin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekte ise de, devir sözleşmesi akdettikleri davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmedikleri, davacının davalılara «rücu hakkı» bulunmadığı anlaşılmakla davanın ve birleşen davanın reddine, davacının yapmış olduğu icra takibinde kötü niyetli olmadığından «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
O halde mahkemece, öncelikle davacının ödediğini iddia ettiği kamu borcunun ödendiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı ilgili kurumlardan sorulup araştırılarak ve gerektiğinde şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, şirketin anılan tarihlerde ödeme gücünün olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, bu husus yeterince araştırılmadan hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4753 E. 2011/7389 K.
Ortak:kanuni temsilci sorumluluğu · kamu alacağı · kanuni temsilci · ortaklık sıfatı · kooperatifler kanunu · aciz vesikası · şirket müdürlüğü · şirket müdürü
İncelediğiniz karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Benzer bu karardaAnonim şirketler ve «kooperatiflerde kanuni temsilciler» «yönetim kurulu» başkan ve üyeleri iken «limited şirketlerde» «şirketin müdürü», kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, «kanuni temsilcileri sorumlu» tutulmuştur.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · temsil yetkisi · sorumluluktan kurtulma · rücuen tahsil · müteselsil sorumluluk · mirasçılık
Benzer bu karardaAncak TTK'nın 319. maddesine göre ana sözleşmeye hüküm konularak şirketin «kanuni temsil yetkisi», «yönetim kurulu» üyelerinden birine veya birkaçına verilip, diğer «yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulabilmektedir».
Kararı, davalılar A...., Z......., E.H....., S..... vekilleri ve C..... «mirasçıları» ile M..... temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı T… … Ö… … U… … Gıda A.Ş.'nin SSK ve vergi borçlarının, «kamu alacağının» sorumlusu bulunan davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Anonim şirketlerde ise böyle bir özel düzenleme yapılmadığından, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından, TTK'nın 317. maddesi uyarınca şirketin «yönetim kurulu» üyelerinin tamamı, «kanuni temsilci» sıfatıyla ve «müteselsilen sorumludur».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9128 E. , 2016/7852 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/04/2015 tarih ve 2014/1029-2015/231 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.10.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların ... ve İnş. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.de ortak olduklarını, şirketin vergi borçlarından dolayı şirket hakkında takibat yapıldığını, şirketin ödeme gücü ve hiçbir mal varlığı olmaması sebebiyle şirket ortaklarının şahsi mal varlıklarına yönenildiğini, davacının şirketin vergi borçlarından dolayı kendi şahsi mal varlığına haciz gelmesinden dolayı şirketin vergi borçlarını ödemek zorunda kaldığını, taraf olan şirket ortaklarının kamu alacakları karşısında 6183 sayılı Kanun’un 35.maddesi gereğince sermaye payları oranında şahsi mal varlıkları ile sorumlu olduklarını, şirket ortağı olan ... ve davacı ...'ın şirket adına düşen toplam 376.784,71.TL ödeme yaptığını, ...'ın kendi payına düşen 131.630.TL.yi ödediğini, davacı ...'ın ise toplam 244.454 TL ödeme yaptığını, davalı ortağın sorumlu olduğu miktarın 122.227 TL olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından ödenmesi gereken fakat davacı tarafından vergi dairesine ödenen 122.227.TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından zamanaşıma uğramış borcun ödendiğini, davalının ancak şirketteki payı ile sorumlu tutulabileceğini, talep edilen meblağın davalının sermaye payını aştığını, dava konusu sirketin ticaret sicil gazetesinde kayıtlı ve faal bir şirket olduğunu, davacının şirket hisseleri üzerinden alacağını tahsil etme imkanı var iken davalının mal varlığına gidilemeyeceğini, davalının şirketten kira alacağına dayalı aylık 2.000 Dolar olmak üzere ve bugüne kadar süre gelen birikmiş kira alacağı bulunduğunu, vergi borçlarının ödendiğini gösterir dekontlarda davacının adının yazmasının dekont bedelinin davacı mal varlığından çıktığının kanıtı olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, ... Ltd. Şti’nin 30.11.2010 yılından beri gayri faal olduğu, şirketin atıl ve çalışamaz durumda bulunduğu ve şirketin borçlarını ödeme kabiliyetinin olmadığı, bu tarihten sonra davacı tarafından ödendiği anlaşılan vergi borç ödemesinden dolayı davalının davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 122.226,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirketin vergi borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın davalı ortaktan payı oranında tahsili istemine ilişkindir.
Tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Ancak vergi borcunun temsilciden istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren “aciz vesikasının” düzenlenmiş olması gereklidir (6183 SK.m.75).
Kanuni temsilcilerin kim olduğu konusu ise tüzel kişinin türüne göre değişmektedir. Anonim şirketler ve kooperatiflerde kanuni temsilciler yönetim kurulu başkan ve üyeleri iken limited şirketlerde şirketin müdürü, kolektif şirketlerde ise ortakların her birisidir.
Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir (6183 SK. m.35).
Tüm bu hallerde temsilcilerin, sadece ortak oldukları veya görevde bulundukları dönemde tahakkuk eden kamu alacaklarından sorumlu olacakları, diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde ortaklıktan, anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ise yöneticilikten usulünce ayrıldıkları tarihten sonraki kamu alacağından sorumlu olmayacakları tabiidir. Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı VUK. M.10). Dolayısıyla yukarıda belirtilen tüzel kişi temsilcileri, ödedikleri kamu alacağının “tamamını” öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcinin, limited şirketlerde kamu borcunu ödeyen ortağın, ödediği kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan, limited şirketlerde diğer ortaklardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Ödenen kamu alacağının asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden rücu oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir. Buna göre limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.
Bu itibarla, mahkemece, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanununun “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde yer alan “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü ile 3. maddesinde düzenlenen “Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında
iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,... ifade eder.” düzenlemesi nazara alınarak davacı tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde, yapılan ödemenin yasaya uygun olup olmadığı, rücuen istenip istenemeyeceği değerlendirilmeksizin, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.Bununla birlikte; davalı vekili tarafından dava konusu vergi borçlarının zamanaşımına uğradığı, şirketin malvarlığının bulunduğu, vergi borçlarının tahsil tarihi ve öncesinde bulunan şirket taşınır mallarının davacı ve diğer ortak tarafından nakde çevrilerek bir kısmıyla vergi borçlarının kapatıldığı, şirketin ticari defter, kayıt ve evraklarının incelenmediği, dekontlarda davacının adının elle yazılmış olmasının dekont bedelinin davacının mal varlığından çıktığının kanıtı olamayacağı da savunulmuş olup, iş bu iddialar yeterince araştırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı lehine bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273172900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz