Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13668 E. 2016/8116 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ sorumluluk davası↗ şahsi sorumluluk↗ ibra↗ şirket zararı↗ infaz↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yönetim kurulu üyelerinin bilirkişi raporunda belirlenen ve 2003-2004 yıllarında şirketin normal faaliyetleri yürütülmesi sonucunda oluştuğu belirlenen 2.682.363,91 TL zarardan özen görevlerini ağır şekilde ihlal ettikleri ispatlanamadığından sorumlu tutulamayacakları, bu zararın özen görevinin ihlalinden çok şirketin faaliyetlerinde hedeflediği gelirleri elde edememesi sonucunda oluştuğu ancak römorkör kiralanmasından oluşan (395.700,00 TL + 24.913.10,00 TL= 420.613,10 TL') zarardan dönemin yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ..., ..., , ..., ..., ... ve ...'in şirkete
karşı sorumlu oldukları, diğer davalıların zararın oluştuğu tespit edilen dönemde yönetim kurulu üyeliklerinin bulunmaması nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı, şahsi sorumluluğu bulunduğu anlaşılan ancak açılan işbu dava nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunan karşı davacılardan ..., ... ve ...'in manevi tazminat istemlerinin yasal dayanağı kalmadığı, diğer karşı davacı ... yönünden manevi tazminat isteminin davacıların yasa nedeniyle kendilerine tanınan hakkı kullanmak suretiyle yargı yoluna başvurmuş olmaları, davalı/karşı davacının kişisel hakkına saldırı mahiyetinde olmaması nedeniyle yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle 420.613,10 TL toplam zararın davalı karşı davacılar ..., ..., ... ile davalılar ... ve ...' den müştereken ve müteselsilen faizi ile birlikte tahsili ile dava dışı Deniz Klavuzluk A.Ş ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine, koşullar oluşmadığından karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalıların görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine, karşı dava ise asıl davada davalı olan yöneticilerin ibra edilmelerine rağmen haklarında sorumluluk davası açılması nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nın 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, mahkemenin gerekçesinde “....dönemin yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ..., ..., , ..., ..., ve ...'in şirkete karşı toplam 420.613,10 TL'lik zarar nedeniyle şahsen sorumlu oldukları...” belirtilmesine rağmen hüküm bölümünde “420.613,10 TL toplam zararın davalı-karşı davacılar ..., ..., ... ile davalılar ve ...' den müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile dava dışı ... A.Ş ye ödenmesine...” karar verilmesi nedeniyle gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olup, asıl davaya yönelik kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin asıl davaya ve karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/252 E. 2015/4730 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · dava şartı yokluğu · taşıyıcı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaSomut olayda mahkemece gerekçeli kararda, davacının zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle “davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddedildiğinin” belirtilmesine rağmen tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde esas yönden hüküm kurulması ve buna göre davalı yararına «nispi vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı «taşıyıcının» taşıma sırasında meydana gelen zararla ilgili olarak zarar görene veya onun emtia sigortacısına herhangi bir ödeme yapmadığı, buna göre davacının zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1939 E. 2018/7427 K.
Ortak:infaz · avans faizi
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemenin gerekçesinde “....dönemin «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar ..., ..., , ..., ..., ve ...'in şirkete karşı toplam 420.613,10 TL'lik zarar nedeniyle şahsen sorumlu oldukları...” belirtilmesine rağmen hüküm bölümünde “420.613,10 TL toplam zararın davalı-karşı davacılar ..., ..., ... ile davalılar ve ...' den müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsili ile dava dışı ...
Benzer bu karardaBankası'nın kısa vadeli avansına uygulanan ve değişebilir «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Yapı İnşaat AŞ açısından davanın kabulü ile talep edilen 20.060,28 TL tazminatın 09/06/2008 karar tarihinden itibaren ...z Bankası'nın kısa vadeli avansına uygulanan ve değişebilir «avans faizi» ile tahsili ile davacıya ödenmesine' karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname
Benzer bu karardaSigorta A.Ş açısından zararın meydana geldiği dönemde «zeyilnamenin» düzenlenmiş olduğu ve zararın sigorta kapsamında kalmadığı anlaşılmakla bu davalı açısından davanın reddine, davalılardan ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6179 E. 2016/7490 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · hukuki menfaat · emredici hüküm · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · olumsuz oy · yargılama gideri
Benzer bu karardaKabule göre de; «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verildiğine göre, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince mahkemece, ek tasfiye işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin Kanun'un «emredici» hükümlerine aykırı olarak sadece, şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamıştır.
Şti'nin TTK'nın geçici 7.maddesinde öngörülen prosedür yerine getirilmek suretiyle davalı tarafından sicilden «resen terkin» edildiği, şirketin faaliyetini devam ettirdiği gibi mal varlığının da bulunduğu, şirket ortağı olan davacıların «ihya» isteminde «hukuki menfaatlerinin» bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Madedesi gereğince Ticaret Sicilinden «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin gerekçesinde davalının, davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakıldığının açıklanmasına rağmen hüküm fıkrasında bakiye karar ve ilam harcı ile davacı taraf yararına «vekalet ücretinin» davalıdan tahsiline karar verilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiş olması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2890 E. 2022/5107 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemenin gerekçesinde “....dönemin «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar ..., ..., , ..., ..., ve ...'in şirkete karşı toplam 420.613,10 TL'lik zarar nedeniyle şahsen sorumlu oldukları...” belirtilmesine rağmen hüküm bölümünde “420.613,10 TL toplam zararın davalı-karşı davacılar ..., ..., ... ile davalılar ve ...' den müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsili ile dava dışı ...
Benzer bu kararda… olduğu yanılgısına düşülerek dava açıldığı ancak gerçekten şirket yönetiminin bir miktar zarardan sorumluğu olduğu, bu nedenle bu karşı davacıya karşı açılan davada «kötü niyetin» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne 420.613,10 TL'nin davalılardan ..., ..., ..., ... ile ...'in tamamından davalı ... 'un sadece 24.913,10 TL'lik kısmından, davalı ...'nin ise 395.700,00 TL'lik kısmından, «müteselsilen sorumlu» tutularak, dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilerek tahsiline, dava dışı Deniz Klavuzluk A.Ş.'ye ödenmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine; karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tetkiksiz iade · feragat nedeniyle davanın reddi · davadan feragat · müteselsil sorumluluk · mirasçılık · kötü niyet · feragat
Benzer bu kararda1-Dairemizin 15.12.2020 tarihli «tetkiksiz iade» kararında davacı ... «mirasçıları» ve davacı ... mirasçısı ... (...) ...'un asıl «davadan feragat» ettiğine dair beyanına rastlanmadığı, asıl davadan feragate ilişkin karar verilirken bu hususun dikkate alınması belirtilmiştir.
Davacı ... «mirasçısı» ... (...) ...'un asıl «davadan feragat» ettiğine dair beyanı bulunmamaktadır. ... mirasçıları mecburi dava arkadaşı konumunda olup mecburi dava arkadaşlarının hep birlikte davadan feragat edebileceği, bir ya da bir kaçının davadan feragat etmesinin geçerli olmadığı gözetilmeksizin müteveffa ... hakkında davadan «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmesi doğru olmamış, ek kararın, kararı temyiz eden davalı - karşı davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece 22.01.2021 tarihli ek kararla davacılar ve karşı davacılar vekili tarafından «feragat» edildiği gerekçesiyle dava ve karşı davanın HMK’nın 307. madde gereğince feragat nedeniyle reddine, feragat beyanı bulunmayan asıl «davadan feragate» ilişkin asaleten veya vekaleten dilekçeleri bulunmayan ..., ... ve ... (...) ... yönünden bu davacılar kararı temyiz etmediğinden, mahkemece verilen 07.12.2017 tarihli kararın bu davacılar yönünden kesinleştiği, bu hususun kesinleşme şerhinde dikkate alınmasına, karar verilmiş, asıl davanın davacısı ... ve ... da davadan feragat ettiğinden bu davalılar yönünden de 02.02.2021 tarihli ek karar ile «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmiştir.
… olduğu yanılgısına düşülerek dava açıldığı ancak gerçekten şirket yönetiminin bir miktar zarardan sorumluğu olduğu, bu nedenle bu karşı davacıya karşı açılan davada «kötü niyetin» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne 420.613,10 TL'nin davalılardan ..., ..., ..., ... ile ...'in tamamından davalı ... 'un sadece 24.913,10 TL'lik kısmından, davalı ...'nin ise 395.700,00 TL'lik kısmından, «müteselsilen sorumlu» tutularak, dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilerek tahsiline, dava dışı Deniz Klavuzluk A.Ş.'ye ödenmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine; karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13364 E. 2013/15870 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuz sorumluluk
Benzer bu kararda… , davacının bizzat bankaya gitmeyerek davalı çalışan ile olan dostluğuna güven duyarak bir çok işlemi bu davalıya bıraktığı, davalı bankanın istihdam eden sıfatıyla «kusursuz sorumluluğu» mevcut ise de davacının zararın doğmasında davalının en az yarı oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 33.000 TL'nin 30.07.2007 tarihinden itibaren m …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacının tescilli markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde üretimde bulunduğu, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle, 3.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13668 E. , 2016/8116 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2015 tarih ve 2014/812-2015/562 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/10/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar ... ve diğer 30 davacı vekilleri Av. ... ile Av. ..., davalılardan ... vekili Av. ..., davalı-karşı davacılardan asil ..., davalı-karşı davacılar ile davalılardan ..., ..., ... ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, dava dışı ... A.Ş'nde (...) 01/08/2003-19/03/2004 tarihleri arasında ortaya çıktığı ileri sürülen zararlar ile 19/03/2004-31/03/2005 tarihleri arasındaki uygulamalar nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararlardan davalıların o dönemlerde yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle sorumlu oldukları iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500.000 TL'nin, ıslah dilekçesi ile 5.000.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, anılan tazminatın şirkete gelir kaydedilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri, davanın zamanaşımından, derdestlikten ve esastan reddini istemiştir.
Davalı karşı davacılar vekili, şirket genel kurullarında ibra edilmelerine rağmen haklarında işbu sorumluluk davasının açılması nedeniyle şahsi haklarının ihlal edildiğini, manevi zarar uğradıklarını ileri sürerek, her bir davacıya 31.000’er TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yönetim kurulu üyelerinin bilirkişi raporunda belirlenen ve 2003-2004 yıllarında şirketin normal faaliyetleri yürütülmesi sonucunda oluştuğu belirlenen 2.682.363,91 TL zarardan özen görevlerini ağır şekilde ihlal ettikleri ispatlanamadığından sorumlu tutulamayacakları, bu zararın özen görevinin ihlalinden çok şirketin faaliyetlerinde hedeflediği gelirleri elde edememesi sonucunda oluştuğu ancak römorkör kiralanmasından oluşan (395.700,00 TL + 24.913.10,00 TL= 420.613,10 TL') zarardan dönemin yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ..., ..., , ..., ..., ... ve ...'in şirkete
karşı sorumlu oldukları, diğer davalıların zararın oluştuğu tespit edilen dönemde yönetim kurulu üyeliklerinin bulunmaması nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı, şahsi sorumluluğu bulunduğu anlaşılan ancak açılan işbu dava nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunan karşı davacılardan ..., ... ve ...'in manevi tazminat istemlerinin yasal dayanağı kalmadığı, diğer karşı davacı ... yönünden manevi tazminat isteminin davacıların yasa nedeniyle kendilerine tanınan hakkı kullanmak suretiyle yargı yoluna başvurmuş olmaları, davalı/karşı davacının kişisel hakkına saldırı mahiyetinde olmaması nedeniyle yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle 420.613,10 TL toplam zararın davalı karşı davacılar ..., ..., ...
ile davalılar ... ve ...' den müştereken ve müteselsilen faizi ile birlikte tahsili ile dava dışı Deniz Klavuzluk A.Ş ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine, koşullar oluşmadığından karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalıların görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine, karşı dava ise asıl davada davalı olan yöneticilerin ibra edilmelerine rağmen haklarında sorumluluk davası açılması nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nın 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, mahkemenin gerekçesinde “....dönemin yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ..., ..., , ..., ..., ve ...'in şirkete karşı toplam 420.613,10 TL'lik zarar nedeniyle şahsen sorumlu oldukları...” belirtilmesine rağmen hüküm bölümünde “420.613,10 TL toplam zararın davalı-karşı davacılar ..., ..., ... ile davalılar ve ...' den müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile dava dışı ... A.Ş ye ödenmesine...” karar verilmesi nedeniyle gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olup, asıl davaya yönelik kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin asıl davaya ve karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin asıl dava ve karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılar yararına, temyiz eden davalılardan alınarak, davalı ... ve ..., ..., ... ve ... yararına davacılardan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273744200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz