Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13364 E. 2013/15870 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuz sorumluluk↗ infaz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı hesabından imzası olmadan para çıkışı yapıldığı, davacının da ortaya çıkan sonuç nedeniyle önemli ölçüde kusurunun bulunduğu, davacının bizzat bankaya gitmeyerek davalı çalışan ile olan dostluğuna güven duyarak bir çok işlemi bu davalıya bıraktığı, davalı bankanın istihdam eden sıfatıyla kusursuz sorumluluğu mevcut ise de davacının zararın doğmasında davalının en az yarı oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 33.000 TL'nin 30.07.2007 tarihinden itibaren mevduat faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemece tefhim edilen kısa kararda davanın tamamen kabul edildiği açıklanmasına rağmen gerekçeli kararda davacının yapılan işlemlerde kusurlu bulunduğunun benimsenmesi, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı bulunması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/252 E. 2015/4730 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · dava şartı yokluğu · taşıyıcı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaSomut olayda mahkemece gerekçeli kararda, davacının zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle “davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddedildiğinin” belirtilmesine rağmen tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde esas yönden hüküm kurulması ve buna göre davalı yararına «nispi vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı «taşıyıcının» taşıma sırasında meydana gelen zararla ilgili olarak zarar görene veya onun emtia sigortacısına herhangi bir ödeme yapmadığı, buna göre davacının zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1939 E. 2018/7427 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · avans faizi
Benzer bu karardaSigorta A.Ş açısından zararın meydana geldiği dönemde «zeyilnamenin» düzenlenmiş olduğu ve zararın sigorta kapsamında kalmadığı anlaşılmakla bu davalı açısından davanın reddine, davalılardan ...
Bankası'nın kısa vadeli avansına uygulanan ve değişebilir «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Yapı İnşaat AŞ açısından davanın kabulü ile talep edilen 20.060,28 TL tazminatın 09/06/2008 karar tarihinden itibaren ...z Bankası'nın kısa vadeli avansına uygulanan ve değişebilir «avans faizi» ile tahsili ile davacıya ödenmesine' karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6179 E. 2016/7490 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · hukuki menfaat · emredici hüküm · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · olumsuz oy · yargılama gideri
Benzer bu karardaKabule göre de; «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verildiğine göre, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince mahkemece, ek tasfiye işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin Kanun'un «emredici» hükümlerine aykırı olarak sadece, şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamıştır.
Şti'nin TTK'nın geçici 7.maddesinde öngörülen prosedür yerine getirilmek suretiyle davalı tarafından sicilden «resen terkin» edildiği, şirketin faaliyetini devam ettirdiği gibi mal varlığının da bulunduğu, şirket ortağı olan davacıların «ihya» isteminde «hukuki menfaatlerinin» bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Madedesi gereğince Ticaret Sicilinden «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin gerekçesinde davalının, davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakıldığının açıklanmasına rağmen hüküm fıkrasında bakiye karar ve ilam harcı ile davacı taraf yararına «vekalet ücretinin» davalıdan tahsiline karar verilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiş olması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12783 E. 2012/18076 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · i̇i̇k 167 · ibra · tüzel kişilik · anonim şirket · limited şirket · kâr payı · tebligat
Benzer bu kararda… savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 30.05.2008 tarihinde yapılan genel kurulun 20.05.2008 tarihinde yapılmasına karar verildiği, ancak «ilanın» gecikmesi nedeniyle 30.05.2008 tarihinde yapıldığı, 15 gün öncesi olan davacıları 12.05.2008 tarihinde «tebligatın» yapıldığı, davacıların genel kurula katıldığı, TTK’nun 377. maddesi koşullarının olmadığı, «ibrada» davalı yöneticilerin oy kullandıkları, bunların «payının» 33 adet olduğu, lehte oy kullananların «167», aleyhe kullanılan davacı paylarının 100 adet payının bulunduğu, yöneticilerin oyu dikkate alınmasa bile, sayısal olarak geçerli ibranın bulunduğu, kiralama sözleş …
Şti.arasında yapıldığı, her ne kadar davalı şirket yöneticileri, dava dışı akid «limited şirketin» ortaklarının eşleri ve oğlu ise de ayrı «tüzel kişilikler» bulunduğu, davalı şirketin yöneticilerinin bu şirketin yöneticileri olmadıkları, aynı şekilde dolaylı anlamda «temsilcileri» bulunmadıkları, TTK’nun 334. maddesine aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre «yönetim kurulu» «faaliyet raporu» ve buna bağlı «ibra» kararının iptal edilebilecek nitelikte bulunduğu, bu hususun hüküm kurulurken gözden kaçırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» genel kurulunda alınan kararların iptali ile yönetici davalıların işlemleri sonucu meydana geldiği ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda davanın tamamen reddine karar verilmiş olmasına rağmen gerekçede dava edilen «yönetim kurulu» faaliyet raporunun kabul edilmesi ile buna bağlı «ibra» kararının iptal edilebilecek olduğu, anılan hususun gözden kaçırıldığı açıklanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6725 E. 2013/6058 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · iltibas
Benzer bu kararda… n malların mal satım hizmeti kapsamında satılabileceği ve bu hali ile davalının markasının kapsadığı tüm mallar açısından 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, ayrıca davacıya ait “KOTON + Şekil” ibareli markanın tanınmış marka statüsünde olup kararnamenin 8/4 maddesinde yazılı koşulların gerçekleştiği, ... ... kararının iptali ve davalıya ait markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... ...’nun 2011-M-9 sayılı kararının iptaline ve davalıya ait markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14305 E. 2018/5659 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu karardaSomut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, “toplam borcun 19.879,98EURO olduğu, davalının ağırlıklı kusurlu olduğu gözetildiğinde bankanın davacıya ödemesi gereken tutarın 9.969,99 EURO olduğu” şeklinde kısmen kabule ilişkin gerekçelendirildiği halde; hüküm fıkrasında “davanın kabulü ile 9.969,99 EURO'nun tahsiline” karar verilmiş ve «yargılama gideri» ile «vekalet ücreti» de kabule göre hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… den karşılığının 19.879,98 EURO olduğu, ancak Hukuk Genel Kurulunun kararında da belirtildiği üzere hesaptan usulsüz çekilen para nedeniyle davacı tarafın ağırlıklı «kusuru» olduğu gözetildiğinde somut uyuşmazlıkta %50 müterafık kusurlu bulunduğu, dolayısıyla bankanın davacıya ödemesi gereken tutarın 9.969,99 EURO olduğu gerekçesi ile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacının tescilli markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde üretimde bulunduğu, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle, 3.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13364 E. , 2013/15870 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/04/2011 tarih ve 2008/340-2011/165 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, uzun süreden beri davalı bankanın müşterisi olan müvekkilinin işlemlerini çalışanı diğer davalının yaptığını, kendisinin yüksek faizli 1 ay vadeli hesap açılması teklifini kabul ettiğini, hesabındaki paranın 26.7.2007-25.08.2007 dönemi için aylık %19 faiz oranıyla vadeli mevduata bağlandığını, daha sonra bu çalışanın müşteri hesaplarında yolsuzluk yaptığını duyduğunu, başvuruya rağmen hesaptaki parasının tahsil edilmiş olduğunun söylendiğini, davalı çalışanın zimmetine geçirdiğini, durumu ceza yargılamasında kabullendiğini ileri sürerek, 33.000 TL'nin 30.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek mevduat faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İng Bank A.Ş vekili, davacı beyanlarının çelişkili olduğunu, tüm işlemlerinin imzası karşılığı yapıldığını, hesaplarındaki parayı çektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı hesabından imzası olmadan para çıkışı yapıldığı, davacının da ortaya çıkan sonuç nedeniyle önemli ölçüde kusurunun bulunduğu, davacının bizzat bankaya gitmeyerek davalı çalışan ile olan dostluğuna güven duyarak bir çok işlemi bu davalıya bıraktığı, davalı bankanın istihdam eden sıfatıyla kusursuz sorumluluğu mevcut ise de davacının zararın doğmasında davalının en az yarı oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 33.000 TL'nin 30.07.2007 tarihinden itibaren mevduat faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemece tefhim edilen kısa kararda davanın tamamen kabul edildiği açıklanmasına rağmen gerekçeli kararda davacının yapılan işlemlerde kusurlu bulunduğunun benimsenmesi, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı bulunması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038689100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz