Hisse devrin iptali | Tapu tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1334 E. 2013/1302 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir sözleşmesinin iptali↗ kesin hükümsüzlük↗ hisse devrinin iptali↗ hisse devri sözleşmesi↗ sözleşmenin iptali↗ davanın konusu↗ ortaklar kurulu kararı↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ kâr payı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının dava dışı ...'ndeki 32.000 TL'lik payının 6.000 TL'lik kısmını davalıya devretmesini konu edinen ... Noterliği'nin 05.02.2004 tarihli devir işleminin temyiz gücünün bulunmaması nedeniyle kesin hükümsüz olduğu, buna bağlı olarak davalının söz konusu payları edinmesine yol açan 05.02.2004 tarihli ve 26 nolu ortaklar kurulu kararının da kesin hükümsüz olduğu, bu durum çerçevesinde davalı nezdinde bulunan devir konusu payın davacı adına dava dışı şirketin pay defterine kaydedilmesi açısından gereken koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hisse devrinin iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının anılan tarihte iddia edildiği gibi temyiz kudretine haiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (2006/45 esas) 04.06.2004 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptali istemi ile ilgili olarak ... Kurumu'ndan alınan 26.05.2010 tarihli rapor benimsenip hükme esas alınmak suretiyle yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, işbu davanın konusu 05.02.2004 tarihli hisse devri sözleşmesi olup, uzunca bir süre sonucu beklenen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen ve henüz kesinleşen bir karar bulunmadığı gibi mahkemece hükme esas alınan anılan ... Kurumu raporunun sonuç kısmında bu davanın konusu ile ilgili olarak davacının temyiz kudretine haiz olup olmadığı hususuda değerlendirilmemiştir.Bu bağlamda, mahkemece, kabulün aksine anılan ... Kurumu raporunun işbu davaya dayanak yapılması ilke olarak olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/45 esas sayılı dosyasının akibeti de araştırılmak suretiyle dava konusu işlemle ilgili davacının 05.02.2010 tarihi itibariyle temyiz kudretine sahip olup olmadığına ilişkin hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6867 E. 2023/3549 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 05.02.2004 tarihli devir işleminin temyiz gücünün bulunmaması nedeniyle «kesin hükümsüz» olduğu, buna bağlı olarak davalının söz konusu payları edinmesine yol açan 05.02.2004 tarihli ve 26 nolu «ortaklar kurulu» kararının da kesin hükümsüz olduğu, bu durum çerçevesinde davalı nezdinde bulunan devir konusu payın davacı adına dava dışı şirketin «pay defterine» kaydedilmesi açısından gereken koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… arın hangi hastalıklar için olduğu ve etkisi, davacının vefat etmiş olması nedeniyle senedin tanzim edildiği tarih itibarıyla temyiz kudretinin var olup olmadığının «kesin» biçimde tespit edilip edilemeyeceği gibi hususların açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde detaylı olarak tartışılmadığını, Mahkemece hatalı nitelendirme …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · bozma sonrası karar · bono · taraf ehliyeti · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bozma sonrası» aldırılan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda ...'un senet tanzim tarihi olan 09.02.2012 tarihinde «fiil ehliyetine» haiz olduğunun tespit edildiği, bu durumda davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 17.05.2018 tarih, 2018/208 E. ve 2018/530 K. sayılı kararı ile «görevsizlik» kararı veren mahkemece alınan bilirkişi raporunda dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, yine soruşturma dosyasından alınan raporlar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
Borçlu olmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/741 E. 2023/4015 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · keşide tarihi · kamu düzenine aykırılık · kısıtlılık · bedelsizlik · kötü niyet tazminatı · kamu düzeni · bono
Benzer bu karardaAdli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 09.05.2018 tarihli raporda belirtildiği üzere ...'in halihazır durumuyla ve «bononun» «keşide tarihi» olan 15.07.2013 tarihinde «fiil ehliyetine» haiz olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine, ayrıca somut olayda yasal koşulları oluşmadığından davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin de reddine karar verilmiştir.
… esi uyarınca kötü yaşama tarzı veya mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini ve ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açtığı gerekçesi ile «kısıtlandığını», takibe konu senedin işletme hakkı devir sözleşmesi «sebebi» ile verildiğini, ancak alacaklı ile borçlu arasında bir ticari faaliyet bulunmadığını, «bononun» «bedelsiz» olduğunu, davacının temyiz kudretinin bulunmaması nedeni ile «geçersiz» olduğunu belirterek borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
… f dilekçesinde özetle; müvekkilinin madde kullanımına bağlı psikolojik rahatsızlığının bulunduğunun GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi raporu ile belirlendiğini, yine «kısıtlanması» gerektiği yönünde kurul raporu olduğunu, Sulh Hukuk Mahkemesince kısıtlandığını, «fiil ehliyetinin» bulunmadığını, bu nedenle takibe konu «bononun» «geçersiz» olduğunu, takibe konu bono tarihi itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının temyiz kudretinden yoksun olduğu iddiasının doğru olmadığını, «kısıtlılık» kararından önce «bononun» keşide edildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1351 E. 2015/6806 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1334 E. , 2013/1302 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2006/538-2010/963 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/01/2013 günü hazır bulunan davacı ... ile vekili Av. ... ve davalı ... ile vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...'nin hissesinin %80'ine tekabül eden hissedarı olduğunu, beyninde oluşan tümör nedeniyle sağlık durumunun bozulduğunu, şirketi yönetme ve sağlıklı düşünme yeteneğini büyük ölçüde kaybettiğiden davalının şirketi yönetmesini kabul ettiğini, duyduğu güven nedeniyle getirdiği bütün belgeleri imzaladığını, davalının bundan yararlanarak şirketin sermayesinin %15 ine tekabül eden 6.000 TL nominal değerdeki payını kendi adına tescilini yaptırdığını, hisse devrinin yapıldığı dönemde müvekkilinin sağlıklı düşünme yeteneği olmadığı için yapılan işlemin batıl olduğu ileri sürerek, davalı adına yapılan hisse devrinin iptaline, müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sağlıklı düşünemediği iddiasının doğru olmadığını, sonradan şirketin sermaye artırımı yapması sonucunda 05/02/2004 tarihinde 6.000 TL'lik hisse satın aldığını, evli olan tarafların boşandığını, kaldı ki davanın BK'nun 31.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının dava dışı ...'ndeki 32.000 TL'lik payının 6.000 TL'lik kısmını davalıya devretmesini konu edinen ... Noterliği'nin 05.02.2004 tarihli devir işleminin temyiz gücünün bulunmaması nedeniyle kesin hükümsüz olduğu, buna bağlı olarak davalının söz konusu payları edinmesine yol açan 05.02.2004 tarihli ve 26 nolu ortaklar kurulu kararının da kesin hükümsüz olduğu, bu durum çerçevesinde davalı nezdinde bulunan devir konusu payın davacı adına dava dışı şirketin pay defterine kaydedilmesi açısından gereken koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hisse devrinin iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının anılan tarihte iddia edildiği gibi temyiz kudretine haiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (2006/45 esas) 04.06.2004 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptali istemi ile ilgili olarak ... Kurumu'ndan alınan 26.05.2010 tarihli rapor benimsenip hükme esas alınmak suretiyle yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, işbu davanın konusu 05.02.2004 tarihli hisse devri sözleşmesi olup, uzunca bir süre sonucu beklenen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen ve henüz kesinleşen bir karar bulunmadığı gibi mahkemece hükme esas alınan anılan ... Kurumu raporunun sonuç kısmında bu davanın konusu ile ilgili olarak davacının temyiz kudretine haiz olup olmadığı hususuda değerlendirilmemiştir.Bu bağlamda, mahkemece, kabulün aksine anılan ... Kurumu raporunun işbu davaya dayanak yapılması ilke olarak olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/45 esas sayılı dosyasının akibeti de araştırılmak suretiyle dava konusu işlemle ilgili davacının 05.02.2010 tarihi itibariyle temyiz kudretine sahip olup olmadığına ilişkin hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254712800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz