Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16433 E. 2013/861 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borçlunun temerrüdü↗ bankacılık işlemleri↗ ticari kredi↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ genel kredi sözleşmesi↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, tarafların temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen %33,25 oranındaki temerrüt faizi oranının nasıl tespit edildiğinin anlaşılamamış olmasının yanında, anılan bilirkişi raporunun diğer hesaplamalar açısından da denetime elverişli bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmıştır.
Davacı kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, aynı davada ıslah dilekçesi verip, harcını yatırmak suretiyle de talep edebilir. Kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde, her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır. Dolayısıyla davacı banka, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, her bir taksit tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de ıslah dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir. O halde ıslah edilen kısım itibariyle de asıl alacak için dava gününden itibaren temerrüt faizi istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen bölüm için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda Dairemizce yerel mahkeme kararının davalı yararına önceki ilamımızda açıklanan nedenlerle bozulmasının yanında, davacı yararına da yukarıda açıklanan nedenle bozulması gerekirken, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 25.04.2012 tarih ve 2012/4493 E.- 6807 K. sayılı kararının, 1 nolu bendinin kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçeyle yerel mahkeme kararının davacı yararına da bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18507 E. 2013/10639 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · bankacılık işlemleri · ticari kredi · iş bölümü · genel kredi sözleşmesi · ihbar · temerrüt faizi · ihtar
İncelediğiniz karardaKısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen «bölümü» için «borçluyu temerrüde» düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde», her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de «ıslah» dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari «ticari kredi» «temerrüt faizi» uygulanmasını talep etmiştir.
O halde «ıslah» edilen kısım itibariyle de «asıl alacak» için dava gününden itibaren «temerrüt faizi» istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen «bölüm» için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Benzer bu karardaKısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen «bölümü» için «borçluyu temerrüde» düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde», her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de «ıslah» dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari «ticari kredi» «temerrüt faizi» uygulanmasını talep etmiştir.
O halde «ıslah» edilen kısım itibariyle de «asıl alacak» için dava gününden itibaren «temerrüt faizi» istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen «bölüm» için dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesi» uyarınca davalıya kullandırılan 30.500 TL kredinin süresi içinde ödenmediğini, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 42,242,59 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.000,00 TL'sine «temerrüt tarihi» olan 18/11/2011 tarihinden, geri kalanına da «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» işletmek suretiyle 47.242,59 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece «ıslah» edilen «bölüm» için ıslah tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklandığından, mahkemece «avans faize» hükmetmek gerekirken «yasal faize» hükmedilmesi yerinde görülmemiş davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9967 E. 2013/13388 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · bankacılık işlemleri · ticari kredi · iş bölümü · genel kredi sözleşmesi · ihbar · temerrüt faizi · ihtar · Alacak
İncelediğiniz karardaKısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen «bölümü» için «borçluyu temerrüde» düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde», her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de «ıslah» dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari «ticari kredi» «temerrüt faizi» uygulanmasını talep etmiştir.
O halde «ıslah» edilen kısım itibariyle de «asıl alacak» için dava gününden itibaren «temerrüt faizi» istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen «bölüm» için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Benzer bu karardaKısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen «bölümü» için «borçluyu temerrüde» düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde», her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de «ıslah» dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari «ticari kredi» «temerrüt faizi» uygulanmasını talep etmiştir.
O halde «ıslah» edilen kısım itibariyle de «asıl alacak» için dava gününden itibaren «temerrüt faizi» istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen «bölüm» için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4221 E. 2013/11057 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek prim
Benzer bu kararda… ara göre, davacının 10.09.2007 tarihli talimatı ile poliçenin 08.10.2007 tarihinde iptal edildiği, iptal edilen poliçeye dayanarak tazminat talep edilemeyeceği, ilk «prim» dışında davalıya ödeme yapılmadığı, davacının prim taksitlerinin neden tahsil edilmediğini araştırması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen kar …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1103 E. 2014/7513 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaKısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen «bölümü» için «borçluyu temerrüde» düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde», her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır.
Benzer bu kararda… inde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak müşterek ve «müteselsil kefiller» aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · müteselsil kefil · dava şartı yokluğu · olumsuz oy · kefil · protokol · hukuki yarar · kötüniyet
Benzer bu karardaDavalı vekili davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesini de talep etmiş olmasına rağmen, mahkemece takip tarihi itibariyle, takipten sonra imzalanan «protokol» hükümleri de değerlendirilmek suretiyle davalının kötüniyet tazminatı talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken davalının bu talebi hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… inde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak müşterek ve «müteselsil kefiller» aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve uyulan bozma ilamına göre, dava tarihi itibari ile tarafların borcun ödenmesi hususunda anlaştıkları, anlaşmaya uygun olarak davalılar tarafından taksitlerin ödendiği, bu durumda davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16433 E. , 2013/861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/05/2010 gün ve 2008/175-2010/276 sayılı kararı onayan Daire’nin 25/04/2012 gün ve 2012/4493-2012/6807 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 08.02.2006 tarihli genel ticari kredi sözleşmesine istinaden kullandığı 44.000,00 TL tutarındaki kredinin bir kısmını ödemediğini ileri sürerek, şimdilik (7.000) TL’nın temerrüt faizi ve sair ferileriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini (56.017) TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, dava dışı ...’den bir araç satın aldığını, ancak davacı bankadan kredi kullanmadığını, noterde arabanın devri ile ilgili imza attığını, kredi sözleşmesini de arabanın devrine ilişkin evraklardan birisi zannedip okumadan imzaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, tarafların temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen %33,25 oranındaki temerrüt faizi oranının nasıl tespit edildiğinin anlaşılamamış olmasının yanında, anılan bilirkişi raporunun diğer hesaplamalar açısından da denetime elverişli bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmıştır.
Davacı kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, aynı davada ıslah dilekçesi verip, harcını yatırmak suretiyle de talep edebilir. Kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde, her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır. Dolayısıyla davacı banka, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, her bir taksit tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de ıslah dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir. O halde ıslah edilen kısım itibariyle de asıl alacak için dava gününden itibaren temerrüt faizi istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen bölüm için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda Dairemizce yerel mahkeme kararının davalı yararına önceki ilamımızda açıklanan nedenlerle bozulmasının yanında, davacı yararına da yukarıda açıklanan nedenle bozulması gerekirken, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 25.04.2012 tarih ve 2012/4493 E.- 6807 K. sayılı kararının, 1 nolu bendinin kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçeyle yerel mahkeme kararının davacı yararına da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 25.04.2012 tarih ve 2012/4493 E.- 6807 K. sayılı kararının 1 nolu bendinin kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçe ile de yerel mahkeme kararının davacı yararına da BOZULMASINA, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/252573100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz