6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9967 E. 2013/13388 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borçlunun temerrüdü bankacılık işlemleri ticari kredi bsmv iş bölümü genel kredi sözleşmesi ihbar temerrüt faizi ihtar ıslah kredi sözleşmesi asıl alacak temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 438

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan Taşıt Kredi Sözleşmesi gereğince, 41.500,00 TL kredi kullandığı, ancak kredi borcunun ödenmediği, davacının anılan davalıdan 69.564,62 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın kabulü ile 69.564,62 TL'nin davalı ...'den tahsiline, alacağın 7.000,00 TL'sine dava tarihi olan 03/11/2008 tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine, geriye kalan 62.564,62 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine, diğer davalı ... yönünden açılan davanın ise, davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın bu davalıya ait olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Ancak, taraflar arasındaki uyuşmazlık bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dava fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmıştır.

Davacı kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, aynı davada ıslah dilekçesi verip, harcını yatırmak suretiyle de talep edebilir. Kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde, her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır. Dolayısıyla davacı banka, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, her bir taksit tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de ıslah dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir. O halde ıslah edilen kısım itibariyle de asıl alacak için dava gününden itibaren temerrüt faizi istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen bölüm için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Bu itibarla ıslah edilen kısım yönünden de dava tarihinden temerrüt faizine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmişse de; anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kredi sözleşmesi kapsamında

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18507 E. 2013/10639 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16433 E. 2013/861 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklıktan Çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11193 E. 2010/609 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

1 benzer karar daha
  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4221 E. 2013/11057 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/9967 E.  ,  2013/13388 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2011 tarih ve 2008/337-2011/467 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalılardan ...'in asıl borçlu sıfatıyla, davalı ...'ın ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel ticari kredi sözleşmesi kapsamında 41.500 TL meblağlı kredi kullandıklarını, kredi borcunun bir kısmını ödediklerini, bakiye kalan kısım için noter kanalıyla gönderdikleri ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000 TL'nin kredi tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini 69.564,62 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı ... vekili, davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Dahili davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Diğer dahili davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan Taşıt Kredi Sözleşmesi gereğince, 41.500,00 TL kredi kullandığı, ancak kredi borcunun ödenmediği, davacının anılan davalıdan 69.564,62 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın kabulü ile 69.564,62 TL'nin davalı ...'den tahsiline, alacağın 7.000,00 TL'sine dava tarihi olan 03/11/2008 tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine, geriye kalan 62.564,62 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine, diğer davalı ... yönünden açılan davanın ise, davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın bu davalıya ait olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Ancak, taraflar arasındaki uyuşmazlık bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dava fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmıştır.

Davacı kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, aynı davada ıslah dilekçesi verip, harcını yatırmak suretiyle de talep edebilir. Kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceği uygulamada yargısal kararlarla benimsenmekte ise de, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde, her bir taksitin ödenmesi gereken tarihler ayrı ayrı belirlendiğinden, ödenmeyen her bir taksit tarihinden itibaren, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, borçlu o taksit tutarı için temerrüde düşülmüş sayılır. Dolayısıyla davacı banka, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, her bir taksit tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Somut olayda da davacı vekili, hem kısmi dava hem de ıslah dilekçesinde, her bir taksit tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir. O halde ıslah edilen kısım itibariyle de asıl alacak için dava gününden itibaren temerrüt faizi istendiğinin kabulü icap eder ve yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre de, asıl alacak yönünden ıslah edilen bölüm için de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Bu itibarla ıslah edilen kısım yönünden de dava tarihinden temerrüt faizine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmişse de;

anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın “HÜKÜM” kısmının 2. bendinde yer alan “alacağın 7.000,00 TL'sine dava tarihi olan 03/11/2008 tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine, geriye kalan 62.564,62 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine, ” ibaresinin çıkarılarak yerine “asıl alacağa dava tarihi olan 03/11/2008 tarihinden itibaren yıllık %45,24 temerrüt faizi ve %5 BSMV yürütülmesine” ibaresinin eklenmesine kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043236200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.