6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18239 E. 2013/818 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infaz içtihadı birleştirme kararı avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: BK · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 6.063,87 TL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK'un 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut olayda mahkemece kısa kararda “ 17.446,84 TL tazminatın 04.06.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline” karar verilmiş, ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise "6.063,87 TL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili" şeklinde hüküm kurulmuştur.Bu durum karşısında, gerekçeli kararın, kısa karara uygun yazılmaması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1520 E. 2013/1818 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10718 E. 2010/1705 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Antrepo alacağının tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6352 E. 2011/16055 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17722 E. 2014/19402 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sebepsiz Zenginleşme

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7046 E. 2012/5187 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/18239 E.  ,  2013/818 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.05.2011 tarih ve 2010/266-2011/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 25.12.2007 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı otobüs ile ... plakalı minibüsün çarpışmaları suretiyle oluşan kaza sonucu ağır şekilde yaralananan müvekkilinin %25 oranında çalışma gücünü kaybettiğini, kazanın araç sürücülerinin kusurundan kaynaklandığını, davalının kazaya karışan her iki aracın da trafik sigortacısı olduğunu, davadan önce davalıya müracaat edilmiş ise de sonuç alınamadığını, davalının müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 2.000 TL, ıslahla 24.924,07 TL maddi tazminatının ihtarnamenin tebliğ tarihinin 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir,

Davalı şirket vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücülerinin kusurlarının bulunmadığını,müvekkili şirketin davadan önce temerrüde düşürülmediğini, avans faizi istenemeyeceğini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 6.063,87 TL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK'un 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut olayda mahkemece kısa kararda “ 17.446,84 TL tazminatın 04.06.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline” karar verilmiş, ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise "6.063,87 TL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili" şeklinde hüküm kurulmuştur.Bu durum karşısında, gerekçeli kararın, kısa karara uygun yazılmaması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/244859800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.