Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/993 E. 2013/920 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkili servis sözleşmesi↗ servis sözleşmesi↗ haklı fesih↗ müspet zarar↗ haksız fesih↗ kazanç kaybı↗ haklı sebep↗ ba beyannamesi↗ şikayet↗ acentelik↗ fesih↗ kâr kaybı↗ haciz↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı ile olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok şikayet aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının haciz koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre haklı fesih nedeni oluşturmadığı, davalının haksız fesih bildirimi nedeniyle davacının müspet zararının tazmini talep edebileceği, davacının acenteliğin gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi masraf kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle kazanç kaybını isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV beyannamelerindeki gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için davacının 20.187,10 TL gelir kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 20.187,10 TL'nın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... yetkili servis sözleşmesi”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu belirtilmiş ise de davacı vekili 10.06.2010 tarihli dilekçesi ile hükme esas alınan bu bilirkişi raporuna ciddi itirazlar ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının yaptığı iş servis işi olup özellik arzeden bir iş olduğundan, davalı ...’nin de piyasada hakim firmalardan biri olduğu nazara alınarak taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği tarihten itibaren davacının sözleşme süresince aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir işi bulup bulamayacağı, bulabilecekse ne kadar sürede bulabileceği, eğer aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir iş bulamazsa özel servis olarak çalışması halinde dönem sonuna kadar ne kadar kazanç elde edebileceği, davalı şirketin servisi olarak çalışması ile özel servis olarak çalışması halinde ne kadar kazanç farkı olacağının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının kazanç kaybının hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8326 E. 2016/3127 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · makul süre · yoksun kalınan kâr · ticari itibar · sözleşmenin feshi · tüzel kişilik · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16770 E. 2014/17571 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · haksız fesih · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş. tarafından sebepsiz yere «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası hizmet sözleşmesi · makul süre · yoksun kalınan kâr · ticari itibar · tacirler arası dava · sözleşmenin feshi · hizmet sözleşmesi · reeskont faizi
Benzer bu kararda2-Dava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
Grunding A.Ş. hakkında açılan davanın «pasif husumet» yönünden reddine, 27.870,36 TL «yoksun kalınan» kâr tazminatının 15/06/2009 dava tarihinden itibaren diğer davalıdan «avans faizi» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1913 E. 2014/3620 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı · maddi tazminat · Tazminat
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
… n yararlı olacağını bildirmişlerdir.Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davacının «maddi tazminat» taleplerinden «kazanç kaybı» ile ilgili talebinin kısmen kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davacının kazanç kaybı ile ilgili maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2007 yılı için 19.106,08 TL maddi tazminatın 06/12/2008 tarihinden, 2008 yılı için 22.428,59 TL maddi tazminatın 01/01/2009 tarihinden, 2009 yılının kalan kısmı için 5.104,81 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 15/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda «reeskont faizi» ile («avans faiz» oranını geçmemek koşuluyla) (toplam tazminat miktarı 46.639,48 TL'nin) davalı A..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahrum kalınan kâr · makul süre · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · reeskont faizi · tüzel kişilik · bilirkişi incelemesi · avans faizi
Benzer bu kararda… n yararlı olacağını bildirmişlerdir.Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davacının «maddi tazminat» taleplerinden «kazanç kaybı» ile ilgili talebinin kısmen kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davacının kazanç kaybı ile ilgili maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2007 yılı için 19.106,08 TL maddi tazminatın 06/12/2008 tarihinden, 2008 yılı için 22.428,59 TL maddi tazminatın 01/01/2009 tarihinden, 2009 yılının kalan kısmı için 5.104,81 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 15/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda «reeskont faizi» ile («avans faiz» oranını geçmemek koşuluyla) (toplam tazminat miktarı 46.639,48 TL'nin) davalı A..
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
Davacının, davalı A. ile birleşerek «tüzel kişiliği» ortadan kalkan B.-Grundig şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1914 E. 2014/19834 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahrum kalınan kâr · makul süre · gerçek zarar · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bilirkişi incelemesi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8486 E. 2016/3473 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · haklı fesih · müspet zarar · haksız fesih · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · pasif husumet yokluğu · reeskont faizi · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu
Benzer bu kararda4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan ....'ye «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, “...davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi” şeklinde hüküm kurulması dosyada iki davalı bulunduğundan tereddüte yol açaçak nitelikte olup doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8318 E. 2016/3472 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · haklı fesih · müspet zarar · haksız fesih · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… acının birleşme kararı sonrasında... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak Arçelik tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» karını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 785 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kar oranından davcaının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kar düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 785 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 10.055,46 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nun 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.055,46 TL'nin «ihtar» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · pasif husumet yokluğu · reeskont faizi · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu
Benzer bu kararda4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan....ne «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… acının birleşme kararı sonrasında... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak Arçelik tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» karını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 785 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kar oranından davcaının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kar düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 785 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 10.055,46 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nun 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.055,46 TL'nin «ihtar» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16772 E. 2014/14106 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · kâr kaybı · maddi tazminat · Tazminat
İncelediğiniz kararda… e olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin «haklı sebep» olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok «şikayet» aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının «haciz» koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre «haklı fesih» nedeni oluşturmadığı, davalının «haksız fesih» bildirimi nedeniyle davacının «müspet zararının» tazmini talep edebileceği, davacının «acenteliğin» gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi «masraf» kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle «kazanç kaybını» isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV «beyannamelerindeki» gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için …
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... «yetkili servis sözleşmesi»”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ğının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325. maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının «kazanç kaybının» hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.Bu hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahrum kalınan kâr · makul süre · yoksun kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · reeskont faizi · tüzel kişilik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş hakkında açılan davanın bu şirketin Arçelik A.Ş. ile birleşmesi ile sona erdiğinden pasif dava «ehliyeti» kalmadığından iş bu davalı hakkında karar tesisine yer olmadığına,davacının asıl ve ıslahla açtığı «maddi tazminat» davasının, ksmen kabulü ile 16.811,04 TL «yoksun kalınan» kara ilişkin maddi tazminatın ilk davanın açıldığı tarih olan 15/06/2009 tarihinden itibaren davalıdan «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Davacının, davalı A. ile birleşerek «tüzel kişiliği» ortadan kalkan B.-G. şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/993 E. , 2013/920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/07/2010 tarih ve 2007/124-2010/358 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.01.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 11.06.2001 tarihinde “yetkili servis sözleşmesi” imzaladığını, sözleşmenin 11.06.2006 tarihinde yenilendiğini, buna rağmen davalının yedek parça göndermediğini ve gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin sözleşmenin devam edeceği düşüncesiyle işyerinde 21.850,00 TL’lik tadilat yaptırdığını, aldığı için yeni aracı sözleşmenin feshi nedeniyle bedelinin altında bir fiyatla sattığını, bilgisayar vs malzemeler aldığını, sözleşme süresi 5 yıl olup süresi dolmadan feshedildiği için kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek, 100.000,00 TL’nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili servis hizmetinin aslında davacı şirketin ortağı olan Ufuk Sevimli tarafından yürütülürken aleyhindeki icra takipleri sebebiyle davacı şirkete devredildiğini, davacı şirketin ticari faaliyete başladıktan kısa bir süre sonra borca batık hale geldiğini, zaman içerisinde yetkili servis sözleşmesinin gereklerini yerine getirmekte temerrüde düştüğünü, şirketin ve ortaklarının borçlarından dolayı müvekkiline pek çok haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacının durumunu sözleşmeye uygun hale getirmesi için uyarıldığını makul süre geçtikten sonra da sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının gelir kaybının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı ile olan sözleşmesini “mevcut servislerle olan ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve belirlediği yeni prensiplere istinaden sürdürülmesi” gerekçesiyle sona erdirmesinin haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirket verilen servis hizmeti nedeni ile pek çok şikayet aldıklarını belirtmiş ise de bunu kanıtlayamadığı, davacının davalıdaki alacaklarına davacının alacaklılarının haciz koyduğu savunulmuş ise de bu halin sözleşme şartlarına göre haklı fesih nedeni oluşturmadığı, davalının haksız fesih bildirimi nedeniyle davacının müspet zararının tazmini talep edebileceği, davacının acenteliğin gereği olarak veya acenteliğe kıyasen kendi işletmesi çerçevesinde olan araç alım-satımı, tadilat, bilgisayar v.s malzeme alımı gibi masraf kalemlerini talep edemeyeceği, yalnızca sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle kazanç kaybını isteyebileceği, davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu, kâr yoksunluğunun ancak bu üç aylık dönem için talep edilebileceği, kâr yoksunluğunun ise taraflar arasında sorunsuz çalışılan ve vergi dairesine beyan edilen Aralık 2005- Ekim 2006 aylarına ait KDV beyannamelerindeki gelir dikkate alınarak hesaplanacağı, buna göre davacının 3 aylık hasılatı 134.580,72 TL olup bunun % 15'inin net davacı kârı olması nedeni ile 3 aylık dönem için davacının 20.187,10 TL gelir kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 20.187,10 TL'nın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava taraflar arasındaki “... yetkili servis sözleşmesi”nin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının benzeri bir alanda faaliyete geçip iş kurabilmesi için 3 aylık süreye ihtiyacı olduğu belirtilmiş ise de davacı vekili 10.06.2010 tarihli dilekçesi ile hükme esas alınan bu bilirkişi raporuna ciddi itirazlar ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının yaptığı iş servis işi olup özellik arzeden bir iş olduğundan, davalı ...’nin de piyasada hakim firmalardan biri olduğu nazara alınarak taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği tarihten itibaren davacının sözleşme süresince aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir işi bulup bulamayacağı, bulabilecekse ne kadar sürede bulabileceği, eğer aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir iş bulamazsa özel servis olarak çalışması halinde dönem sonuna kadar ne kadar kazanç elde edebileceği, davalı şirketin servisi olarak çalışması ile özel servis olarak çalışması halinde ne kadar kazanç farkı olacağının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınıp 818 sayılı E-BK’nun 325.
maddesi uyarınca saptanacak miktarın davacının alacağından düşülmek suretiyle davacının kazanç kaybının hesaplanması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 1.079,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/244848500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz