Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16772 E. 2014/14106 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkili servis sözleşmesi↗ servis sözleşmesi↗ pasif dava ehliyeti (husumet)↗ müspet zarar↗ mahrum kalınan kâr↗ kazanç kaybı↗ makul süre↗ yoksun kalınan kâr↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ reeskont faizi↗ tüzel kişilik↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından mahrum kalınan karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin yoksun kalınan kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G. A.Ş hakkında açılan davanın bu şirketin Arçelik A.Ş. ile birleşmesi ile sona erdiğinden pasif dava ehliyeti kalmadığından iş bu davalı hakkında karar tesisine yer olmadığına,davacının asıl ve ıslahla açtığı maddi tazminat davasının, ksmen kabulü ile 16.811,04 TL yoksun kalınan kara ilişkin maddi tazminatın ilk davanın açıldığı tarih olan 15/06/2009 tarihinden itibaren davalıdan avans faiz oranını geçmemek üzere değişen oranda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı Arçelik A.Ş vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden taraflar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yetkili servis sözleşmesinin davalı A. tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalı A. ile birleşerek tüzel kişiliği ortadan kalkan B.-G. şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A. A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak servis sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı müspet zarar kapsamındaki kazanç kaybı zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece davacının uğradığı bu zararla ilgili olarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmamaktadır. Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.Bu hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysaki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmadığı gibi verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1914 E. 2014/19834 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · mahrum kalınan kâr · kazanç kaybı · makul süre · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi
İncelediğiniz kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · fesih · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
3- Kabul şekline göre de, mahkemece «fesih» tarihi olarak kabul edilen 31.12.2006 tarihinden dava tarihi olan 15.06.2009 tarihine kadar olan dönem için «kazanç kaybı» hesabı yapılmasının mümkün olduğu, dava tarihinden sonraki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılamayacağı belirtilerek buna göre uğranılan zarar hüküm altına alınmıştır.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16770 E. 2014/17571 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · reeskont faizi
İncelediğiniz kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
A.Ş. tarafından sebepsiz yere «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Grunding A.Ş. hakkında açılan davanın «pasif husumet» yönünden reddine, 27.870,36 TL «yoksun kalınan» kâr tazminatının 15/06/2009 dava tarihinden itibaren diğer davalıdan «avans faizi» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · tacirler arası hizmet sözleşmesi · ticari itibar · tacirler arası dava · hizmet sözleşmesi · pasif husumet · fesih · tacir
Benzer bu kararda2-Dava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
Grunding A.Ş. hakkında açılan davanın «pasif husumet» yönünden reddine, 27.870,36 TL «yoksun kalınan» kâr tazminatının 15/06/2009 dava tarihinden itibaren diğer davalıdan «avans faizi» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1913 E. 2014/3620 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · mahrum kalınan kâr · kazanç kaybı · makul süre · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · Tazminat
İncelediğiniz kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… n yararlı olacağını bildirmişlerdir.Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fesih
Benzer bu kararda3- Kabul şekline göre de, mahkemece «fesih» tarihi olarak kabul edilen 31.12.2006 tarihinden dava tarihi olan 15.06.2009 tarihine kadar olan dönem için «kazanç kaybı» hesabı yapılmasının mümkün olduğu, dava tarihinden sonraki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılamayacağı belirtilerek buna göre uğranılan zarar hüküm altına alınmıştır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8318 E. 2016/3472 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · reeskont faizi
İncelediğiniz kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… acının birleşme kararı sonrasında... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak Arçelik tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» karını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 785 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kar oranından davcaının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kar düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 785 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 10.055,46 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nun 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.055,46 TL'nin «ihtar» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · fesih · husumet yokluğu · ihtar · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan....ne «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… acının birleşme kararı sonrasında... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak Arçelik tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» karını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 785 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kar oranından davcaının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kar düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 785 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 10.055,46 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nun 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.055,46 TL'nin «ihtar» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından «fesih» tarihi olarak 2006 yılı esas alınarak tazminat hesabı yapılmış ise de, fesih tarihinin belirlenmesinde hangi verilerin esas alındığı belirli olmayıp, davacının da bu hususa yönelik itirazları giderilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, fesih tarihinin 2006 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8486 E. 2016/3473 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · reeskont faizi
İncelediğiniz kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · fesih · husumet yokluğu · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan ....'ye «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, “...davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi” şeklinde hüküm kurulması dosyada iki davalı bulunduğundan tereddüte yol açaçak nitelikte olup doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından «fesih» tarihi olarak 2008 yılı esas alınarak tazminat hesabı yapılmış ise de, fesih tarihinin belirlenmesinde hangi verilerin esas alındığı belirli olmayıp, davacının da bu hususa yönelik itirazları giderilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, fesih tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8326 E. 2016/3127 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · tüzel kişilik · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · ticari itibar · fesih · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16772 E. , 2014/14106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 46. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/01/2013
NUMARASI 2009/271-2013/10
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2013 tarih ve 2009/271-2013/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı Arçelik A.Ş. vekillerince istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.A.Be.ile davalı vekili Av. M.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik […] tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili ile B.(G.) A.Ş ile yetkili servis sözleşmesi imzaladığı, 2006 yılı başlarında davalı A. yetkili servisi olarak faaliyet gösterecekleri ve buna göre hazırlık yapmalarının bildirildiği, personel, araç gereç yenilenmesi gerekirse yeni yer tutulmasının istenmesi nedeniyle, davacının istenileni yaptığı ve davalı Arçelik ile çalışmaya başladıktan aylar sonra her servis ile sözleşme imzalanmayacağı, kendi belirleyecekleri servislerle sözleşme imzalanacağının belirtildiği, davalı Arçelik'in, davacının da içinde bulunduğu bir grup ile sözleşmeyi yazılı hale getirmeyeceğini belirterek ilişkileri kestiği, servis hizmetlerine engel olduğu bir yandan da gereksiz birleşmelere ve harcamalara zorlayarak pes ettirmeye çalıştığı, bütün servis ağının servislerin aleyhine, Beko tarafından Arçelik'e satıldığı, davalıların sözleşmeye ve hukuka aykırı davranışlarından kaynaklanan zararlardan sorumlu oldukları bildirilerek, yapılan yatırım bedelleri, mahrum kalınan gelir, vergi ve SSK borçları nedeniyle, 8.000-TL maddi ve 10.000-TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiş, 14/12/2012 günlü ıslah dilekçesiyle 48 aylık süreye tekabül eden yoksun kalınan kar miktarını olan 70.046,00 TL tazminatın ihtarname tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
[…] vekili G. A.Ş. ile A. A.Ş.nin birleşmesinin 29.06.2009 tarihinde yapılan genel kurulda kabul edildiği, külli halefiyet gereği, G A.Ş.nin tüm hak ve borçlarının A. A.Ş tarafından üstlenildiği, davacıya uzun vadeli sözleşme ilişkisi içine girildiğinin bildirilmediği, kendisinden belirli bir konsepte hazırlık yapmasının, personel, araç gereç yenilemesi, yeni araç alması, yeni yer tutmasının istenmediği, zorunlu olarak yapılan masraf ve mahrum kalınan gelir taleplerinin dayanaksız olduğu, davacının servis sözleşmesini layıkıyla yürütemediği dönemde sözleşmesinin feshini istediği, davacının elindeki yedek parça stoklarının mutabık kalınan fatura fiyatları üzerinden geri alınarak, yetkili servis sözleşme ilişkisinin sona erdirildiği bildirilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından mahrum kalınan karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin yoksun kalınan kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş hakkında açılan davanın bu şirketin Arçelik A.Ş. ile birleşmesi ile sona erdiğinden pasif dava ehliyeti kalmadığından iş bu davalı hakkında karar tesisine yer olmadığına,davacının asıl ve ıslahla açtığı maddi tazminat davasının, ksmen kabulü ile 16.811,04 TL yoksun kalınan kara ilişkin maddi tazminatın ilk davanın açıldığı tarih olan 15/06/2009 tarihinden itibaren davalıdan avans faiz oranını geçmemek üzere değişen oranda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı Arçelik A.Ş vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden taraflar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yetkili servis sözleşmesinin davalı A. tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalı A. ile birleşerek tüzel kişiliği ortadan kalkan B.-G. şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A. A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak servis sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı müspet zarar kapsamındaki kazanç kaybı zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece davacının uğradığı bu zararla ilgili olarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmamaktadır.
Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.Bu hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysaki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmadığı gibi verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması;
bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102098800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz