Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/1914 E. 2014/19834 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkili servis sözleşmesi↗ belirsiz süreli sözleşme↗ servis sözleşmesi↗ müspet zarar↗ mahrum kalınan kâr↗ kazanç kaybı↗ makul süre↗ gerçek zarar↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ fesih↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki servis sözleşmesinin sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar kazanç kaybının hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla gerçek zararın tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının, davalı Arçelik A.Ş. ile birleşen Beko-Grundıg şirketinin yetkili servisi olduğu, servis ilişkisinin önceye dayalı bulunduğu, davacının akidi şirketin davalı Arçelik'le birleşmesi sonrasında da davacının servis hizmetini fiilen devam ettirdiği, daha sonra davalının sebepsiz yere sözleşmeyi feshettiği hususu dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, belirsiz süreli olan bu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının talep edebileceği müspet zararın tutarı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysa ki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre de, mahkemece fesih tarihi olarak kabul edilen 31.12.2006 tarihinden dava tarihi olan 15.06.2009 tarihine kadar olan dönem için kazanç kaybı hesabı yapılmasının mümkün olduğu, dava tarihinden sonraki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılamayacağı belirtilerek buna göre uğranılan zarar hüküm altına alınmıştır. Ancak, davaya konu kazanç kaybına ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca mahrum kalınan kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına ilişkin tazminat isteminin gelecekte elde edilmesi beklenen bir menfaatin ortadan kaldırılması sonucu oluşan zararın tazminine yönelik olması karşısında mahkemenin dava tarihine kadar tazminat hesabı yapılabileceğine ilişkin gerekçesi ve buna göre tazminata karar vermesi de istenen tazminatın niteliğine aykırı olduğundan kararın bu kabul şekli açısından da davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8318 E. 2016/3472 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
… acının birleşme kararı sonrasında... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak Arçelik tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» karını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 785 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kar oranından davcaının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kar düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 785 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 10.055,46 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nun 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.055,46 TL'nin «ihtar» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · yoksun kalınan kâr · pasif husumet yokluğu · reeskont faizi · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · ihtar
Benzer bu kararda… acının birleşme kararı sonrasında... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak Arçelik tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» karını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 785 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kar oranından davcaının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kar düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 785 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 10.055,46 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nun 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.055,46 TL'nin «ihtar» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan....ne «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8486 E. 2016/3473 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · yoksun kalınan kâr · pasif husumet yokluğu · reeskont faizi · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · maddi tazminat
Benzer bu kararda… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan ....'ye «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, “...davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi” şeklinde hüküm kurulması dosyada iki davalı bulunduğundan tereddüte yol açaçak nitelikte olup doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16772 E. 2014/14106 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · mahrum kalınan kâr · kazanç kaybı · makul süre · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir..Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · reeskont faizi · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaA.Ş hakkında açılan davanın bu şirketin Arçelik A.Ş. ile birleşmesi ile sona erdiğinden pasif dava «ehliyeti» kalmadığından iş bu davalı hakkında karar tesisine yer olmadığına,davacının asıl ve ıslahla açtığı «maddi tazminat» davasının, ksmen kabulü ile 16.811,04 TL «yoksun kalınan» kara ilişkin maddi tazminatın ilk davanın açıldığı tarih olan 15/06/2009 tarihinden itibaren davalıdan «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre 01/11/2004 tarihli «yetkili servis sözleşmesinin» davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacı tarafından «mahrum kalınan» karın talep edilebileceği ve aylık ortalama mahrum kalınan karın 1.400,92 TL olduğu, davalının sözleşmenin feshinden itibaren benzer koşullara göre iç düzeni oluşturmak için gerekli sürenin en çok 1 yıl olacağı davacının geçmiş yıllar ortalamasına göre sözleşmenin haksız feshinden ötürü bilirkişice belirlenmiş bulunan 1.400,92 TL'lik aylık yoksun kaldığı kar miktarının 12 ile çarpılması sonucunda 16.811,04 TL'lik yoksun kaldığı karın davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin de fazlaya ilişkin «yoksun kalınan» kara yönelik tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçeleriyle davalı B.-G.
Davacının, davalı A. ile birleşerek «tüzel kişiliği» ortadan kalkan B.-G. şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1913 E. 2014/3620 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · mahrum kalınan kâr · kazanç kaybı · makul süre · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… n yararlı olacağını bildirmişlerdir.Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ancak, davaya konu «kazanç kaybına» ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca «mahrum kalınan» kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · tüzel kişilik · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davacının «maddi tazminat» taleplerinden «kazanç kaybı» ile ilgili talebinin kısmen kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davacının kazanç kaybı ile ilgili maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2007 yılı için 19.106,08 TL maddi tazminatın 06/12/2008 tarihinden, 2008 yılı için 22.428,59 TL maddi tazminatın 01/01/2009 tarihinden, 2009 yılının kalan kısmı için 5.104,81 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 15/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda «reeskont faizi» ile («avans faiz» oranını geçmemek koşuluyla) (toplam tazminat miktarı 46.639,48 TL'nin) davalı A..
A..'den alınmasına, fazlaya ilişkin «kazanç kaybı» tazminat talebi ile davacı tarafın manevi tazminat talebi ile diğer «maddi tazminat» taleplerinin reddine, davalı B. (G.) A.Ş'nin A.
Davacının, davalı A. ile birleşerek «tüzel kişiliği» ortadan kalkan B.-Grundig şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8326 E. 2016/3127 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · kazanç kaybı · makul süre · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · yoksun kalınan kâr · ticari itibar · tüzel kişilik · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16770 E. 2014/17571 K.
Ortak:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar «kazanç kaybının» hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla «gerçek zararın» tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
A.Ş. tarafından sebepsiz yere «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · tacirler arası hizmet sözleşmesi · yoksun kalınan kâr · ticari itibar · tacirler arası dava · hizmet sözleşmesi · reeskont faizi · pasif husumet
Benzer bu karardaGrunding A.Ş. hakkında açılan davanın «pasif husumet» yönünden reddine, 27.870,36 TL «yoksun kalınan» kâr tazminatının 15/06/2009 dava tarihinden itibaren diğer davalıdan «avans faizi» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/1914 E. , 2014/19834 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 50. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/07/2013
NUMARASI 2011/48-2013/192
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/07/2013 tarih ve 2011/48-2013/192 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/12/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. A.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı Beko (Grundig ) A.Ş. arasında 1986 yılından beri yetkili servis sözleşmesi imzalandığını, 2006 yılı başlarında davalı Arçelik yetkili servisi olarak faaliyet gösterecekleri ve buna göre hazırlık yapmalarının bildirildiğini, gerekli hazırlıkların yapıldığını, daha sonra her servis ile sözleşme imzalanmayacağı, kendi belirleyecekleri servislerle sözleşme imzalanacağının belirtildiğini, ilişkiyi kestiklerini, bütün servis ağının servislerin aleyhine, davalı Beko tarafından diğer davalıya satıldığının bildirildiğini, davalıların eyleminin mevzuata aykırı olduğunu, davalıların sözleşmeye ve hukuka aykırı davranışlarından kaynaklanan zararlardan sorumlu olduklarını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, kazanç kaybı nedeniyle 14.923,85 TL, devir bedeli nedeniyle müvekkile ödenmesi gereken 1.000,00 TL, düşük ücret zararları 1.000,00 TL, yeni konsepte uygun yapılan masraflar 500,00 TL, yeni sözleşme nedeniyle yapılan giderler 1.000,00 TL, zamanında ödenmeyen SSK, vergi v.s zararları nedeniyle 1.000,00 TL, işçilere ödenmek zorunda kalınan işçilik giderleri nedeniyle 1.000,00 TL, iade alınmayan mallar nedeniyle 500,00 TL ve ihtarname v.s giderler için 500,00 TL ile gereksiz yaptırılan diğer masraflar için 500,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalı vekili, Beko (Grundig) A.Ş isimli bir şirketin bulunmadığını, şirketin gerçek unvanının Grundig Elektronik A.Ş. (Eski Unvanı: Beko Elektronik A.Ş.) olduğunu, Grundig A.Ş. ile Arçelik A.Ş'nin birleşmesinin 29.06.2009 tarihinde yapılan genel kurulda kabul edildiğini, külli halefiyet gereği, Grundig A.Ş'nin tüm hak ve borçlarının Arçelik A.Ş. tarafından üstlenildiğini, davacıya uzun vadeli sözleşme ilişkisi içine girildiğinin bildirilmediğini, davacının servis sözleşmesinin feshedilmediğini, 2006-2007 yılları arası bir süre Fatih'te Sofular yetkili servisi olarak faaliyet gösterdiğini, daha sonra ortağı olan firmadan ayrıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki servis sözleşmesinin sunulmadığı, ancak sözleşmenin varlığının inkar edilmediği, anılan sözleşmenin 2006 yılı sonunda davalı tarafından feshedildiği, yeni kurulan sözleşmenin süresi konusunda kanıt sunulmadığı, 2006 yılından davanın açıldığı tarihe kadar kazanç kaybının hesaplandığı, diğer kalem zararlarının kanıtlanmadığı, aylık ortalama gelir dikkate alınıp, davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelir mahsubuyla gerçek zararın tayin edildiği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.985.55 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı Beko A.Ş.
hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının, davalı Arçelik A.Ş. ile birleşen Beko-Grundıg şirketinin yetkili servisi olduğu, servis ilişkisinin önceye dayalı bulunduğu, davacının akidi şirketin davalı Arçelik'le birleşmesi sonrasında da davacının servis hizmetini fiilen devam ettirdiği, daha sonra davalının sebepsiz yere sözleşmeyi feshettiği hususu dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, belirsiz süreli olan bu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının talep edebileceği müspet zararın tutarı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysa ki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması;
bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre de, mahkemece fesih tarihi olarak kabul edilen 31.12.2006 tarihinden dava tarihi olan 15.06.2009 tarihine kadar olan dönem için kazanç kaybı hesabı yapılmasının mümkün olduğu, dava tarihinden sonraki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılamayacağı belirtilerek buna göre uğranılan zarar hüküm altına alınmıştır. Ancak, davaya konu kazanç kaybına ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca mahrum kalınan kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına ilişkin tazminat isteminin gelecekte elde edilmesi beklenen bir menfaatin ortadan kaldırılması sonucu oluşan zararın tazminine yönelik olması karşısında mahkemenin dava tarihine kadar tazminat hesabı yapılabileceğine ilişkin gerekçesi ve buna göre tazminata karar vermesi de istenen tazminatın niteliğine aykırı olduğundan kararın bu kabul şekli açısından da davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102223100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz