6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ortağının muvazaalı taşınmaz devrine karşı tapu iptali davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/324 E. 2021/320 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Satın Almaya Dayalı Muvazaa İddiası mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 8/9/40 (muvazaa) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağı, şirkete ait bir taşınmazın şirket yöneticisi tarafından üçüncü bir kişiye muvazaalı olarak devredildiği iddiasıyla, TBK 19 (mülga BK 18) genel muvazaa hükmüne dayanarak tapu iptali ve şirket adına tescil talep edebilir; TTK 644 atfıyla 555. madde gereği bu dava açma hakkı mevcuttur. Bedelde muvazaa iddiasının ispatında, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fahiş fark tek başına yeterli sayılmaz; ancak bu farka, alıcı ile şirket yetkilisi arasındaki yakın ilişki, satışın taşınmaza yönelik tedbir talepli bir davadan kısa süre sonra ve tedbir değerlendirilmeden gerçekleştirilmesi, satış bedelinin şirket hesabına değil şirket yetkilisinin şahsi hesabına intikal etmiş olması gibi ek deliller eklendiğinde, muvazaanın ispatlandığı kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Davacı ortağın şirket adına tapu iptali davası açma ehliyeti (aktif husumet) → kabul

Gerekçe: TTK 644. madde atfı ile 555. madde gereğince, şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesi şartı ile ortakların dava açma hakkı bulunduğu gibi, muvazaalı işlemden zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan, davacının işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti mevcuttur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirkete ait taşınmazın devrinde bedelde muvazaa bulunup bulunmadığı → kabul

İddia: Davacı, taşınmazın piyasa değerinin çok altında bir bedelle satıldığını, davalı alıcı ile şirket yetkilisinin yakın arkadaş olduklarını, satışın davacı tarafından açılan tedbir talepli davadan hemen sonra gerçekleştirildiğini, şirket defterlerinin usulsüz tutulduğunu ileri sürerek muvazaanın ispatlandığını, ilk derece mahkemesinin bu delilleri değerlendirmediğini belirtmiştir.

Gerekçe: Muvazalı işlemin tarafı olmayan üçüncü kişiler muvazaa iddialarını her türlü delille kanıtlama imkanına sahiptir; bedelde muvazaa iddialarının bilirkişi raporlarıyla kıyaslama yapılarak, satıcıya ödenen paranın gerçekte olup olmadığı da gözetilerek fahiş farkların bedelde muvazaa olarak değerlendirilmesi gerekir. Taşınmazın satış tarihi itibariyle gerçek değerinin (6.500.000 TL) satış bedelinin (2.000.000 TL) üç katından fazla olduğu keşfen tespit edilmiş, ancak fahiş fark tek başına muvazaanın ispatı için yeterli görülmemiştir. Bu farka ek olarak; satışın, davacının açtığı ve taşınmaza tedbir talep edilen davadan çok kısa süre (2 gün) sonra, tedbir talebi değerlendirilmeden gerçekleştirilmiş olması; davalı alıcı ile şirket yetkilisinin yakın arkadaş oldukları hususunun şirket yetkilisinin kendi kabulünde olması; alıcının, şirket yetkilisinin kız kardeşiyle ilgili başka bir davada tanıklık yapmış olması nedeniyle taraflar arasındaki ihtilafları bilebilecek konumda olması; satış şirket adına yapılmasına rağmen bedel karşılığı verilen senetlerin şirket yetkilisi tarafından kendisine ciro edilip bedellerin şirket hesabına değil şirket yetkilisinin şahsi banka hesabına yatırılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, şirket yetkilisinin diğer ortak olan davacıyı zararlandırma amacıyla hareket ettiği ve satışın muvazaalı olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortağının, şirkete ait taşınmazın üçüncü kişiye muvazaalı devrine karşı tapu iptali davası açma ehliyetine ve bedelde muvazaanın ispatında fahiş bedel farkının yanı sıra ek somut delillerin (taraflar arası ilişki, dava zamanlaması, ödeme akışı) birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin ilke niteliğindedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet ehliyeti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muvazaa aktif husumet ehliyeti tapu iptali ve tescil bedelde muvazaa ihtiyati tedbir TTK 555 atfı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 19 · 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı BK 18 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 644TTK 555

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/324

KARAR NO 2021/320

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/01/2018

NUMARASI 2016/1260 Esas 2018/61 Karar

DAVA

Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/03/2021

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, dava konusu taşınmazın davacının ortağı olduğu şirkete ait tek taşınmaz olduğunu, taşınmazın şirket müdürü ve ortağı ... tarafından yasaya aykırı ve şirketten mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak diğer davalı ...'na 18.11.2016 tarihinde devir edildiğini, davacı tarafından şirket yöneticisinin haksız ve kötüniyetli iş ve eylemleri nedeni ile şirket malvarlığını eksiltmesi ve davacının bilgi alma, inceleme, denetleme haklarının elinden alınması sebebi ile şirketin haklı olarak feshi talebi ile 26.07.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/871 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dosyanın halen derdest olduğunu, ayrıca şirket yöneticisine hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanmaktan İstanbul C.Başsavcılığının 2016/102404 sorusturma nolu dosyası ile şikayette bulunduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini, davalı ...

ile şirket yetkilisi ...'in yakın arkadaş olduğunu, davalı ...'in muvazaalı satışından haberi olmamasının mümkün olmadığını, ödeme gücününde bulunmadığını, taşınmazın piyasa değerinden çok düşük bir bedelle satış gibi gösterildiğini, ayrıca şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin olarak 16.11.2016 tarihinde şirkete kayyım atanması için İstanbul Anadolu 7. ATMnin 2016/1245 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın da halen derdest olduğunu, TTK 538/2 maddesi gereğince şirkete ait tek taşınmazın satılması için genel kurul tarafından verilecek özel bir yetki olması gerektiğini, ayrıca TTK 421/3-4 gereğince toplanma ve karar yeter sayıları olması gerektiğini, şirket genel kurul kararının olmaması nedeni ile ,şirket menfaatleri aleyhine şirketten mal kaçırma gayesi ile muvazaalı satış yapıldığından tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın yeniden şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalılar ... ve ...Ltd.Şti vekili cevabında , genel kurul kararı ile ...'in 20 yıl süre ile yetkilendirildiğini, davalının basiretli bir tacir gibi hareket ederek amacı gayrimenkul üretip satmak olan şirketin ürettiği gayrimenkulü satarak görevini yerine getirdiğini, şirketin malvarlığının azaltıldığı iddiasının gerçek olmadığını, şirket merkezinin bu gayrimenkulde olmadığını, şirketin faaliyeti gereği sattığı gayrimenkullerden bir tanesi olduğunu, gayrimenkulün piyasa değerinde satıldığını, şirketin faturalı giderinin 4.000.000-TL olduğunu, davacının maddi katkısı olmadığı gibi şirketten 217.000 TL parayı şahsı adına aldığını, emsallerine göre taşınmazın değerinin genel kabul görmüş fiyat olduğunu, şirket menfaatine işlem yapıldığını, alıcının tanıdık olmasının yasayı ihlal niteliğinde olmadığını açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ...

vekili ;müvekkilinin harita mühendisi olduğunu gayrımenkullere yatırım yaparak kazanç elde ettiğini ,satışta da bir muvaza bulunmadığını ,ihtiyati tedbir kararının zararına neden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ

Mahkemece; dava konusu taşınmazın şirketin tek taşınmazı olmayıp yüklenici sıfatı ile yaptığı inşaat sözleşmesi nedeni ile edindiği 9 taşınmazdan biri olduğu, şirketin iştigal konusu gayrimenkul alıp satmak olup TTK 538/2 maddesinin uygulama alanı bulunmadığından davalı ... hakkında açılan davanın reddine,diğer davalılara yönelik davanın satış işleminin tarafı olmadıklarından husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davalı şirket hakkında İst. Anadolu 6.ATMnin 2016/871 esas sayılı dosyasında haklı nedenle fesih için dava açıldığını, dava ile dava konusu taşınmaz üzerine tedbir konulmasını talep ettiğini ancak mahkemece tedbir kararı verilmediğini, İstanbul Anadolu 7.ATM nin 2016/1245 esas sayılı dosyada şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin 16.11.2016 tarihinde dava açıldığını dava ile tedbir talep edildiğini mahkemece tedbir kararı verildiğini, ancak davalı şirketin 18.11.2016 tarihinde davalı ...'na taşınmazı devrettiğini, tedbirin uygulanamadığını, ilk derece mahkemesince davalının taşınmazı devralan ... ile davalının arkadaşlık ilişkisinin ispatlanamadığı hususunun gerçek olmadığını, davalıların daha önce kendileri hakkında açılmış olan davalardan haberdar olmamalarının mümkün olmadığını, daha önce yargılaması yapılan Üsküdar 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/382 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada davalı ...'nun ...'in tanığı olarak dinlendiğini, ayrıca davalı ...'nın dava konusu taşınmazla aynı ilçede taşınmaz alım satımı ile uğraştığını, taşınmazı fahiş derecede düşük bedelle alınamayacağını bilebilecek durumda olduğunu, davalı yanın kötü niyetle hareket ettiğini, taşınmazın ucuz bir bedelle satılmasının makul ve hukuki bir açıklaması bulunmadığını,mahkemece bu hususlar değerlendirilmeyerek ayrıca tanık dinletme talebi bulunmasına rağmen iddiaların ispatı açısından hukuki dinlenilme haklarının elinden alındığını, ilk derece mahkemesince taşınmazın değeri ile ilgili tespit yapıldığını, 2.000.000-TL'ye yapılan devirde taşınmazın 6.500.000-TL olduğunun belirlendiğini, bedeller arasındaki fahiş farkın muvazaaya delil olduğunu, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede defterlerin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiğini, davalıların sonradan kendi aralarında tanzim ettikleri senetlerle ödeme yapıldığı iddiasının gerçek olmadığını, bu kadar değerli bir mülkün garanti olmaksızın devrinin gerçekleştirilmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın şirketin tek taşınmazı olduğunu, bu konuda şirketin karar defteri, hazirun cetveli, toplantı tutanaklarının getirtilmediğini, şirket merkezinin dava konusu taşınmazda olduğu husususunun hiç irdelenmediğini belirterek kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İhtilaf, Limited şirket ortağı ve yöneticisi olan davalı ...'in, ... San ve Tic Ltd. şirketine ait gayrimenkulü davalı ...’na muvazalı olarak davacı ortağı zararlandırmak amacıyla devrettiği iddiası ile açılan muvazaa nedeniyle tapu iptali ve taşınmazın şirket adına tescili istemine ilişkindir. Davacı ; 6098 sayılı TBK’nun 19. (mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayanmaktadır.TTK 644 maddesi atfı ile 555 maddesi gereğince şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesini talep etmeleri şartı ile şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacının işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır.

(Yargıtay 11.HD nin 2014/1111 esas - 2014/18464 karar sayılı emsal ilamı )Davalılardan .... Ltd.Şti.'ne ait İstanbul ... mah ... ada parsel de kayıtlı Zemin kat 36 Bağımsız bölüm nolu Dükkan 18.11.2016 tarihinde 2.000.000-TL bedelle davalı şirket tarafından davalı ...'na satılmıştır.Davacı ... tarafından davalı şirketin diğer ortağı ... hakkında İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1245 esas sayılı dosyasına şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası açıldığı, dava tarihi 16.11.2016 olup, Mahkemece 22.11.2016 tarihinde dava konusu taşınmazın tedbir yolu ile satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği ancak ,taşınmaz tapuda dava tarihinden hemen sonra satıldığından ihtiyati tedbir kararı uygulanamamıştır.Davalı şirketin sicildoyasının incelenmesinde , davacının 300/1000 davalı ...

...'in 700/1000 pay sahibi olduğu , davalı ...'in 20 yıl süre ile davalı şirketi münferit imzası ile temsile yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.Davaya konu taşınmazda keşfen yapılan inceleme sonucunda taşınmazın emsal taşınmazlarda değerlendirilmek sureti ile satış tarihi 18.11.2016 itibarı ile 6.500.000-TL değerde olduğu belirlenmiştir. İtiraz üzerine taşınmaz başında yeniden inceleme yapılmış ve satış tarihi itibarı ile taşınmaz değerinin 6.500.000-TL olduğu tespit edilmiştir.Davalı şirket kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile yapılan incelemede şirket yevmiye defterinin kapanış tasdiki olmadığı, defteri kebirin tasdiksiz suretinden dava konusu taşınmazın 2.000.000-TL bedelle satıldığı, bedel karşılığında davalı ...

tarafından 28.11.2016, 28.12.2016, 28.01.2017, 28.02.2017 vadeli 4 adet senet verildiği, iş bu senetlerin davalı şirket yetkilisi ... tarafından kendisine ciro edildiği, davalı ... tarafından senet bedellerinin davalılardan şirket ortağı ve müdürü ...'in banka hesabına yatırıldığı, davalı ortağın satış tarihi itibarı ile şirketten 3.174.802,06-TL alacaklı olduğu, davacı ile davalı şirket ve ... arasında İstanbul Anadolu 7.ATM 2016/1245 esas sayılı dosyasında yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası, İstanbul Anadolu 6.ATM nin 2016/871 esas sayılı dosyasında davalı şirketin haklı sebeple fesih davası, İstanbul Anadolu 2. ATM 2016/1286 ve İstanbul Anadolu 3 ATM 2016/1307 E. Sayılı dosyasında davaya konu taşınmaz dışında farklı taşınmazlar için muvazaa nedeni ile tapu iptaline yönelik davalar açıldığı anlaşılmıştır.

Davaya konu taşınmazın satış tarihi itibarı ile gerçek değerinin 3 katından az bir değerle satıldığı sabit olmakla, taşınmazın İstanbul Anadolu 7.ATM 2016/1245 esas sayılı dosyası ile açılan ve tedbir talep edilen davadan çok kısa bir süre sonra ( 2 gün sonra )davalı ...'na satışının yapıldığı, taşınmazın satış değeri ile gerçek değeri arasındaki fahiş fark tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değil ise de , davalı şirket yetkilisi ile taşınmazı satın alan davalı ...'nun yakın arkadaş oldukları davalı şirket yetkilisinin kabulündedir. Yine sunulan belgelerden davalı ...'nun yine davalının kızkardeşi ile olan benzer nitelikte 2003 yılında açılan bir dava da adı geçenin tanık sıfatı bulunduğu , davalı ...'nun diğer davalı şirketin ortağı ve temsilcisi ile olan yakın arkadaşlığı nedeni ile davacı ile aralarındaki ihtilafların bilinmekte olduğu sonucuna varılmaktadır.Muvazalı işlemin tarafı olmayan üçüncü kişiler muvazaa iddialarını her türlü delille kanıtlama imkanı mevcuttur.Yargıtay 11.

HD.nin 27.09.2011 tarih ve 2009/11676 esas ve 2011/11042 karar sayılı ilamında bedelde muvazaa iddialarının bilirkişi raporları ile kıyaslama yapılarak, satıcıya ödenen paranın olup olmadığı da gözetilerek fahiş farkların bedelde muvazaa olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmektedir.Somut olayda satış şirket adına yapılmasına rağmen bedelleri alıcı tarafından şirket yetkilisi ...'in şahsi banka hesabına yatırılmıştır.Somut olayda taşınmazın piyasa değerinin çok altında fahiş bir farkla satışının gerçekleştiği, davalı ... ile davalı şirketin yetkilisi ve satış aktinde imzası bulunan davalı ...'in yakın arkadaş oldukları, satış bedelinin şirket hesabına senet olarak kaydı yapılmış ise de bedelin davalı ...' in şahsi hesabına yatırıldığı, davacı ile davalı şirket ve diğer davalı ortak arasında devam eden şirket feshi ve sorumluluk davalarının derdest olduğu, ,davalı hakkında açilan İstanbul Anadolu 7.ATM 2016/1245 esas sayılı dosyasındaki tedbir talebinden çok kısa bir süre sonra, tedbir talebinin değerlendirilmesinden önce gerçekleştiği, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket yetkilisinin , diğer şirket ortağı davacıyı zararlandırma amaçlı hareket ettiği satışın muvazaalı olduğu,sonucuna varılmaktadır.Davanın kabulü gerekirken ,davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş , davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına,ancak hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmesine, davalı ...

adına olan tapu kaydının iptaline davalı şirket adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2018 Tarih 2016/1260 Esas 2018/61 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel 36 no.lu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tapuya tesciline,İİK 28 maddesi gereğince kararın bir örneğinin Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,İlk derece mahkemesince verilen 2016/1260 esas ve 28.11.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına ,İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 136.620-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 111.003,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25-TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 111.037,25 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.500-TL bilirkişi ücreti, 349,10-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.849,10-TL yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalılar tarafından yapılanyargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdr olunan 99.825-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 125,50-TL istinaf yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/03/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/238074 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3733 E. 2022/7843 K. · Onandı

Şirket taşınmazının muvazaalı satışında tapu iptali ve şirket adına tescil

Gerekçe özeti

Şirkete ait taşınmazın piyasa değerinin çok altında, satış akdindeki şirket yetkilisiyle yakın ilişkili bir kişiye, bedeli yetkilinin şahsi hesabına aktarılacak biçimde ve ortağın açtığı tedbir talebinin hemen öncesinde satılması, işlemin ortağı zararlandırmaya yönelik muvazaalı olduğunu gösterir; bu durumda tapu kaydı iptal edilerek taşınmaz yeniden şirket adına tescil edilir.

Emsal değeri

Şirket taşınmazının muvazaalı devrinde muvazaanın hangi olgusal karinelerle (fahiş fark, yakınlık, bedelin akışı, zamanlama) saptandığı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: muvazaa tapu iptali ve tescil pay sahibinin dava hakkı şirketi zararlandırma

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/3733 E.  ,  2022/7843 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.01.2018 tarih ve 2016/1260 E- 2018/61 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.03.2021 tarih ve 2019/324 E- 2021/320 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının ortağı olduğu davalı şirkete ait tek taşınmazın şirket müdürü ve ortağı olan davalı ... tarafından şirketten mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak diğer davalı ...'na 18.11.2016 tarihinde satılıp devredildiğini, davalı ...’nın diğer davalı şirket yetkilisi ... ile yakın arkadaş olduğunu, taşınmazın piyasa değerinden çok düşük bir bedelle satış gibi gösterildiğini, TTK 538/2 maddesi gereğince şirkete ait tek taşınmazın satılması için genel kurul tarafından verilecek özel bir yetki olması gerektiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın yeniden şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve İMC Yapı ... Ltd. Şti. vekili; davalı ...’in basiretli bir tacir gibi hareket ederek amacı gayrimenkul üretip satmak olan şirketin ürettiği gayrimenkulü sattığını, şirketin malvarlığının azaltılmadığını, taşınmazın şirketin faaliyeti gereği sattığı taşınmazlardan olduğunu, gayrimenkulün piyasa değerinde satıldığını, şirketin faturalı giderinin 4.000.000.-TL olduğunu, emsallerine göre taşınmazın değerinin genel kabul görmüş fiyat olduğunu, şirket menfaatine işlem yapıldığını, alıcının tanıdık olmasının yasayı ihlal niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; müvekkilinin harita mühendisi olduğunu, gayrımenkullere yatırım yaparak kazanç elde ettiğini, satışta bir muvazaa bulunmadığın savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın şirketin tek taşınmazı olmayıp yüklenici sıfatı ile yaptığı inşaat sözleşmesi nedeni ile edindiği 9 taşınmazdan biri olduğu, şirketin iştigal konusu gayrimenkul alıp satmak olup TTK 538/2 maddesinin uygulama alanı bulunmadığından davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın satış işleminin tarafı olmadıklarından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; taşınmazın piyasa değerinin çok altında fahiş bir farkla satışının gerçekleştiği, davalı ... ile davalı şirketin yetkilisi ve satış akdinde imzası bulunan davalı ...'in yakın arkadaş oldukları, satış bedelinin şirket hesabına senet olarak kaydı yapılmış ise de bedelin davalı ...'in şahsi hesabına yatırıldığı, satışın davalı hakkında açılan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1245 esas sayılı dosyasındaki tedbir talebinden çok kısa bir süre sonra, tedbir talebinin değerlendirilmesinden önce gerçekleştiğinden davalı şirket yetkilisinin, diğer şirket ortağı davacıyı zararlandırma amaçlı hareket ettiği satışın muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne, İstanbul ili, Maltepe ilçesi, Küçükyalı Mah.

15759 ada, 19 parsel 36 no’lu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı IMC Yapı Grubu İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 68.310,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müteselsilen alınmasına, 07/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava niteliği itibariyle şirket müdürüne karşı açılan sorumluluk davasıdır. Dolayısıyla uyuşmazlığa 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 555. madde hükümleri uygulanacaktır. 555. maddede dava hakkı şirketin yanında her bir pay sahibine de tanınmıştır. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir. Pay sahiplerine dava hakkı tanınmasının nedeni, şirket yöneticilerinin kendilerinin yaptıkları işlemlerden dolayı şirket adına dava açmakta çekingen davranmalarının önüne geçmek böylece şirketin zarara uğramasını önlemektir. Başka bir deyişle pay sahibi şirket adına dava açmaktadır. Böyle bir durumda şirkete husumet yöneltmek hukuk mantığıyla izah edilemez.

Bir tarafta şirketin uğradığı zararı gidermeye yönelik pay sahibi tarafından şirket adına dava açılırken, aynı şirketin kendi kendisine zarar verdiğinden bahisle davalı tarafta yer almasının mümkün olmadığı izahtan varestedir. Şirkete ait taşınmazın muvazaalı bir şekilde yapılan temlikinde şirket yöneticisi gerçek kişi TTK 555. madde gereğince, taşınmazı devralan gerçek kişi ise fiil ve fikir birliği nedeniyle haksız fiil hükümleri gereğince şirkete karşı sorumlu olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu işlemlerde şirketin kendisinin sorumluluğuna ilişkin ileri sürülen hiçbir vakıa yoktur.

Hal böyle olunca şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönündeki BAM kararının onanmasına hükmeden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.