Hissedarlığın Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6012 E. 2016/2053 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliği sıfatı↗ hazirun cetveli↗ pay sahipliği↗ sermaye artırımı↗ bedelsizlik↗ hisse senedi↗ kâr dağıtımı↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 16.04.1986 tarihinde yapılan sermaye artırımı ile şirketin sermayesinin 8.000.000 TL’den 64.000.000 TL’ye çıkarıldığı, arttırılan 56.000.000TL’lık kısmın 7.300.000 TL’lik kısmının davacının annesi tarafından, 32.800.000TL’lik kısmının ise davacının babası tarafından taahhüt edildiği, davacının annesi ve babası tarafından taahhüt edilen sermaye toplamı 40.100.000TL olup davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin tutarının da 40.100.000 TL olduğu, bu durum davacının babasının kendisine ait hisse senetlerini eşi olan ...’na teslim etmek suretiyle devrettiği gibi bir izlenim doğurmakta ise de davacının annesinin sadece kendisine ait 7.300.000 TL’lik payına ilişkin rüçhan haklarını kullanıp, öz kaynaklardan yapılan sermaye artırımı sonucunda kendi payına düşen bedelsiz hisse payları ve temettüleri aldığı, vefat edene kadar da şirket esas sermayesindeki %11,4063 oranını muhafaza ettiği, esas sermayenin 32.800 TL’lik kısmına tekabül eden bedelsiz paylar ve temettülerin de davacının babası tarafından alındığı, hazirun cetvelleri incelendiğinde davacının annesi ve babasının ayrı ayrı pay sahibi sıfatıyla genel kurullara katıldıkları bu durumun davacının annesinin vefatına kadar sürdüğü, davacının annesi, davacının babasına ait payları devralmış olsa idi pay sahipliği sıfatı sona eren babanın genel kurullara katılmasının mümkün olmayacağı, sadece hisse senetlerini kasada birlikte muhafaza ettikleri, davalı şirketin pay (hisse) senedi basılmasına ilişkin yönetim kurulu ya da genel kurul kararı bulunmadığı gibi hisse senetlerinin davalı şirketteki tüm pay sahiplerine dağıtıldığına ilişkin bir tutanak ya da aynı mahiyette bir belge de olmadığı, pay sahiplerinin davalı şirket genel kurullarına hisse senetlerini ibraz etmek suretiyle katıldıklarına ilişkin de delil bulunmadığı, davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin davalı şirkete karşı hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20/01/2015 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı ...vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı.... vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2225 E. 2015/882 K.
Ortak:pay sahipliği sıfatı · hazirun cetveli · pay sahipliği · sermaye artırımı · bedelsizlik · hisse senedi · kâr dağıtımı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, 16.04.1986 tarihinde yapılan «sermaye artırımı» ile şirketin sermayesinin 8.000.000 TL’den 64.000.000 TL’ye çıkarıldığı, arttırılan 56.000.000TL’lık kısmın 7.300.000 TL’lik kısmının davacının annesi tarafından, 32.800.000TL’lik kısmının ise davacının babası tarafından «taahhüt» edildiği, davacının annesi ve babası tarafından taahhüt edilen sermaye toplamı 40.100.000TL olup davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin tutarının da 40.100.000 TL olduğu, bu durum davacının babasının kendisine ait hisse senetlerini eşi olan ...’na «teslim» etmek suretiyle devrettiği gibi bir izlenim doğurmakta ise de davacının annesinin sadece kendisine ait 7.300.000 TL’lik payına ilişkin rüçhan haklarını kullanıp, öz kaynaklardan yapılan sermaye artırımı sonucunda kendi payına düşen «bedelsiz» hisse payları ve temettüleri aldığı, vefat edene kadar da şirket esas sermayesindeki %11,4063 oranını muhafaza ettiği, esas sermayenin 32.800 TL’lik kısmına tekabül eden bedelsiz paylar ve temettülerin de davacının babası tarafından alındığı, «hazirun cetvelleri» incelendiğinde davacının annesi ve babasının ayrı ayrı pay sahibi sıfatıyla genel kurullara katıldıkları bu durumun davacının annesinin vefatına kadar sürdüğü, davacının annesi, davacının babasına ait payları devralmış olsa idi «pay sahipliği sıfatı» sona eren babanın genel kurullara katılmasının mümkün olmayacağı, sadece hisse senetlerini kasada birlikte muhafaza ettikleri, davalı şirketin pay («hisse) senedi» basılmasına ilişkin «yönetim kurulu» ya da genel kurul kararı bulunmadığı gibi hisse senetlerinin davalı şirketteki tüm pay sahiplerine «dağıtıldığına» ilişkin bir tutanak ya da aynı mahiyette bir belge de olmadığı, pay sahiplerinin davalı şirket genel kurullarına hisse senetlerini «ibraz» etmek suretiyle katıldıklarına ilişkin de delil bulunmadığı, davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin davalı şirkete karşı hukuken geçerli olmadığı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 16.04.1986 tarihinde yapılan «sermaye artırımı» ile şirketin sermayesinin 8.000.000 TL’den 64.000.000 TL’ye çıkarıldığı, arttırılan 56.000.000TL’lık kısmın 7.300.000 TL’lik kısmının davacının annesi tarafından, 32.800.000TL’lik kısmının ise davacının babası tarafından «taahhüt» edildiği, davacının annesi ve babası tarafından taahhüt edilen sermaye toplamı 40.100.000TL olup davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin tutarının da 40.100.000 TL olduğu, bu durum davacının babasının kendisine ait hisse senetlerini eşi olan .....’na «teslim» etmek suretiyle devrettiği gibi bir izlenim doğurmakta ise de davacının annesinin sadece kendisine ait 7.300.000 TL’lik payına ilişkin rüçhan haklarını kullanıp, öz kaynaklardan yapılan sermaye artırımı sonucunda kendi payına düşen «bedelsiz» hisse payları ve temettüleri aldığı, vefat edene kadar da şirket esas sermayesindeki %11,4063 oranını muhafaza ettiği, esas sermayenin 32.800 TL’lık kısmına tekabül eden bedelsiz paylar ve temettülerin de davacının babası tarafından alındığı, «hazirun cetvelleri» incelendiğinde davacının annesi ve babasının ayrı ayrı pay sahibi sıfatıyla genel kurullara katıldıkları bu durumun davacının annesinin vefatına kadar sürdüğü, davacının annesi, davacının babasına ait payları devralmış olsa idi «pay sahipliği sıfatı» sona eren babanın genel kurullara katılmasının mümkün olmayacağı, davacının babasından devraldığı paylara isabet eden bedelsiz payları ve temettüleri de davacının annesinin almış olması gerektiği, somut olayda böyle bir durum bulunmadığı, davacının annesinin davacının babasının paylarını devralmadığı, sadece hisse senetlerini kasada birlikte muhafaza ettikleri, davalı şirketin pay («hisse) senedi» basılmasına ilişkin «yönetim kurulu» ya da genel kurul kararı bulunmadığı gibi hisse senetlerinin davalı şirketteki tüm pay sahiplerine «dağıtıldığına» ilişkin bir tutanak ya da aynı mahiyette bir belge de olmadığı, pay sahiplerinin davalı şirket genel kurullarına hisse senetlerini «ibraz» etmek suretiyle katıldıklarına ilişkin de delil bulunmadığı, davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin davalı şirkete karşı hukuken geçerli olmadığı …
Bu itibarla mahkemece, dava dilekçesi ve davacı vekilinin 26.11.2012 tarihli dilekçesinin içeriği ile dava konusu hisse senetlerinin «hamiline yazılı hisse senedi» olduğu hususu hep birlikte nazara alınıp davacının «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri uyarınca işbu davayı tek başına açıp açamayacağı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan işin esasının yazılı gerekçelerle sonucu bağlanması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · hamiline yazılı hisse senedi · iştirak halinde mülkiyet · veraset ilamı · icazet · mirasçılık · hamil · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, diğer «mirasçıların» davaya katılmasının («icazet» vermeleri) sağlaması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacıya uygun bir süre vermesi gerekir.
Bu itibarla mahkemece, dava dilekçesi ve davacı vekilinin 26.11.2012 tarihli dilekçesinin içeriği ile dava konusu hisse senetlerinin «hamiline yazılı hisse senedi» olduğu hususu hep birlikte nazara alınıp davacının «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri uyarınca işbu davayı tek başına açıp açamayacağı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan işin esasının yazılı gerekçelerle sonucu bağlanması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dosyada mevcut «veraset ilamı» örneğinden ....’nun «mirasçısı» olarak eşi.... kızları olan davacı ve .....nun kaldığı anlaşılmaktadır.
Eş.... ... ise dosyada mevcut «veraset ilamı» örneğine göre 09.08.2005 tarihinde vefat etmiş «mirasçı» olarak davacı ve dava dışı....nu bırakmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3081 E. 2019/7864 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece baba ... için 2.875,20 TL, anne ... için 4.839,74 TL «maddi tazminat» ile baba ... için 10.000,00 TL, anne ... için 10.000,00 TL, ..., ..., ... ve ... her bir kardeş için 2.500,00’er manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
-
Borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5173 E. 2021/4480 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · geçersiz sözleşme · geçersizlik
Benzer bu kararda… nin yapılamaması nedeniyle davacı tarafından dava konusu senedin davalıya verildiği, KTK uyarınca araç satışlarının noter tarafından yapılması gerektiği, bu hususun «geçerlilik şartı» olduğu, «geçersiz sözleşme» uyarınca herkesin aldığını geri vermesi gerektiği, davalının geçersiz sözleşme nedeniyle kendisine verilen senet bedelini davacıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle dav …
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10842 E. 2018/4832 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:destekten yoksun kalma tazminatı · karine · rücuen tahsil · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dosya masrafı · maddi tazminat · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ölenin ana babasına SGK tarafından ölüm geliri bağlanmadığından rücuen «maddi tazminat» talep edilemeyeceği, tazminat davalarındaki «masrafların» poliçe «teminatı» dışında kaldığı, manevi tazminat taleplerinin ise poliçe kapsamında kaldığı, alacağın miktarının tesbitinin yargılamayı gerektirdiği, davalının ancak ödediği manevi tazminat kalemini talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kablune, takibin 56.000,00 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, ölenin desteğinden yoksun kaldıkları iddiasıyla anne-baba ve kardeşlere işveren sigortalı davacı tarafından ödenen tazminatın İnşaat ...Sigorta Poliçesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalı sigortacıdan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Yargılama sonucunda ödenen manevi tazminat yönünden dava kabul edilirken «destekten yoksun kalma tazminatı» yönünden yazılı gerekçe davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa 22.06.2018 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da açıklandığı gibi desteğin, anne-babaya fiilen destek olduğu «karine» olup, destek ilişkisinin varlığı yönünden SGK tarafından gelir bağlanma şartının aranmasına da gerek yoktur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6012 E. , 2016/2053 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19/11/2013 gün ve 2012/815 - 2013/561 sayılı kararı bozan Daire'nin 22/01/2015 gün ve 2014/2225 - 2015/882 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin annesi olan ...
03. 11.1994 tarihinde vefat ettiğini, murisin banka kasasından çıkan davalı şirkete ait hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin miras hissesi oranında 26.07.2011 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu hisse senetlerinden kaynaklanan hakların kullanılması ile ilgili olarak davalı şirkete gönderilen ihtara yanıt verilmediğini, murisin ölümünden beri söz konusu hisse senetlerine dayalı hiçbir hakkın kullanılamadığını ileri sürerek, davacının annesinin davalı şirkette gerek kendisine ait gerekse mirasen intikal eden tüm hisselerinin tespitine ve davacıya teslimine, banka kasasından çıkan ve davacıya teslim edilen hisselerle beraber davacının murisine ait yine davalı şirketin hisseleri ile birlikte tüm hisselerin tamamı üzerinden, bu hisselere dayalı olarak bu hisse senetlerinden doğan haklarla ilgili bugüne kadar yapılmış olan bedelsiz sermaye artışlarından gelen bedelsiz payların ve buna dayalı bedelsiz hisse senetlerinin tespiti ve teslimine, kasadan çıkan hisseler ve bu hisselerden doğan tüm hisse senetlerine isabet eden kar paylarının ait olduğu dönemden geçerli olmak üzere banka reeskont faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacının sahip olduğu hisselere ve bunlardan doğan hisselere dayalı olarak bedelli sermaye artışları dolayısıyla sahip olunan rüçhan hakları miktarının tespitine ve rüçhan hakları bedellerinin ödenmesi için davacıya süre verilmesine, bunlara dayalı hisse senetlerinin teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.11.2012 tarihli dilekçesi ile harç tamamlanarak dava değerini 30.000 TL olarak açıklamıştır.
Davalı vekili, davacının dayandığı hisse senetlerinin müvekkili şirketin sermayesinin 64.000.000 TL'ye çıkarılması sonrası basılmış olduğu anlaşılan ve hiçbir zaman dağıtılmamış, kullanılmamış, ekonomik değer olarak değerlendirilmemiş geçersiz belgeler /-
olduğunu, davacının murisinin ölüm tarihine kadar şirket ortağı olup genel kurullara katıldığını, pay oranını tüm sermaye artışlarına karşın sabit kaldığını, dağıtılan kar paylarından adına isabet eden tutarı tahsil ettiğini, bu süreçte dava konusu hisse senetlerini kullanmayarak bunların değerinin ve geçerliliğinin olmadığını kabullendiğini, bir hatıra olarak saklamış olabileceğini, dayanılan belgelerdeki kar payı kuponlarının şirkete verilmemiş olmasına rağmen kar paylarının alınmış olmasının da bunu gösterdiğini, şirkette hiçbir ortağın hisse senedi ile işlem yapmadığını, davacı da hem kendi payı hem de mirasen intikal eden paylar nedeniyle ortak olup annesinin ölümünden önce ve sonra şirkette hisse senedi ile işlem yapılmadığını bildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 16.04.1986 tarihinde yapılan sermaye artırımı ile şirketin sermayesinin 8.000.000 TL’den 64.000.000 TL’ye çıkarıldığı, arttırılan 56.000.000TL’lık kısmın 7.300.000 TL’lik kısmının davacının annesi tarafından, 32.800.000TL’lik kısmının ise davacının babası tarafından taahhüt edildiği, davacının annesi ve babası tarafından taahhüt edilen sermaye toplamı 40.100.000TL olup davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin tutarının da 40.100.000 TL olduğu, bu durum davacının babasının kendisine ait hisse senetlerini eşi olan ...’na teslim etmek suretiyle devrettiği gibi bir izlenim doğurmakta ise de davacının annesinin sadece kendisine ait 7.300.000 TL’lik payına ilişkin rüçhan haklarını kullanıp, öz kaynaklardan yapılan sermaye artırımı sonucunda kendi payına düşen bedelsiz hisse payları ve temettüleri aldığı, vefat edene kadar da şirket esas sermayesindeki %11,4063 oranını muhafaza ettiği, esas sermayenin 32.800 TL’lik kısmına tekabül eden bedelsiz paylar ve temettülerin de davacının babası tarafından alındığı, hazirun cetvelleri incelendiğinde davacının annesi ve babasının ayrı ayrı pay sahibi sıfatıyla genel kurullara katıldıkları bu durumun davacının annesinin vefatına kadar sürdüğü, davacının annesi, davacının babasına ait payları devralmış olsa idi pay sahipliği sıfatı sona eren babanın genel kurullara katılmasının mümkün olmayacağı, sadece hisse senetlerini kasada birlikte muhafaza ettikleri, davalı şirketin pay (hisse) senedi basılmasına ilişkin yönetim kurulu ya da genel kurul kararı bulunmadığı gibi hisse senetlerinin davalı şirketteki tüm pay sahiplerine dağıtıldığına ilişkin bir tutanak ya da aynı mahiyette bir belge de olmadığı, pay sahiplerinin davalı şirket genel kurullarına hisse senetlerini ibraz etmek suretiyle katıldıklarına ilişkin de delil bulunmadığı, davacının annesine ait kasadan çıkan hisse senetlerinin davalı şirkete karşı hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20/01/2015 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı ...vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı.... vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı.... vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 25/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/236571100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz