Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15361 E. 2016/1799 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuz sorumluluk↗ müterafik kusur↗ zamanaşımı defi↗ ceza zamanaşımı↗ kusur oranı↗ kâr mahrumiyeti↗ taşıyıcı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ yasal faiz↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 28.10.2003 tarihinde davalı ...'ın kondüktör olarak görevli olduğu Kaynarca tren istasyonunda trenin durduğu, davacının trenden inerken montunun kapanan kapıya sıkıştığı, ilerleyen tren tarafından sürüklenerek yaralandığı, tren kapılarının kondüktörden gelen hareket işareti ile makinist mahallinden kumanda ile kapatıldığı, davacıya atfı kabil kusur bulunmadığı, davalı kondüktör ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 98.475,19 TL maddi tazmnat ile 5.000 TL manevi tazminatın 28.10.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ..., davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı ...'ye ait trende meydana gelen kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı kondüktör ...'ın tam kusurlu olduğu, davalı ...'nin ise kusursuz sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 806'ncı maddesinin ilk fıkrası "Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükelleftir.", ikinci fıkrası ise "Yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları taşıyıcı tazmin eder. Yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalan kimseler dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat istiyebilirler. Şu kadar ki; taşıyıcı, kazanın kendisine veya yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde bu iki haldeki tazminattan kurtulur" şeklinde düzenlenmiş olup mahkemenin, davalı ...'nin kusursuz sorumlu olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Ayrıca, 28.10.2003 günü meydana gelen kaza ile ilgili olarak davacı, aynı gün emniyet amirliğinde verdiği ifadede "Tren istasyonunda inmek isterken önümüz kalabalıktı, daha bizler inmeden tren hareket etti, ben de hareket halindeki trenden inmek için ayağımı dışarı attım, ancak ayağım kaydı ve tren ile peron arasına düştüm" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece, kusur konusunda görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğu gibi ceza mahkemesince belirlenen kusur oranının da hukuk mahkemesini bağlamayacağı nazara alınarak olayın vuku şeklinin tam olarak açıklığa kavuşturulması, davacının yukarıdaki beyanının müterafik kusur teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalı ...'ın tam kusurlu, davalı ...'nin ise kusursuz sorumlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Mahkemece, aktüerya hesabı için görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince ... yaşam tablosu uygulanmak suretiyle değil... isimli tablo ve sistem üzerinden hesaplama yapılması da doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Davalı ... vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defiinde bulunulmuş, mahkemece, ceza zamanaşımı nedeniyle bu defii reddedilmiştir. Ancak olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 459/1. maddesi uyarınca davalı ...'ın mahkumiyetine karar verilmesi ve ıslah tarihi olan 24.12.2014 tarihinde 765 sayılı TCK'nın 102. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin dolmuş bulunması nazara alındığında ıslah tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığı gözetilmeksizin yazılı şekilde zamanaşımı defiinin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, davalı ... yararına bozmayı gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7053 E. 2023/3589 K.
Ortak:kusur · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 28.10.2003 tarihinde davalı ...'ın kondüktör olarak «görevli» olduğu Kaynarca tren istasyonunda trenin durduğu, davacının trenden inerken montunun kapanan kapıya sıkıştığı, ilerleyen tren tarafından sürüklenerek yaralandığı, tren kapılarının kondüktörden gelen hareket işareti ile makinist mahallinden kumanda ile kapatıldığı, davacıya atfı kabil «kusur» bulunmadığı, davalı kondüktör ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 98.475,19 TL maddi tazmnat ile 5.000 TL manevi tazminatın 28.10.2003 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kusur» konusunda görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğu gibi ceza mahkemesince belirlenen «kusur oranının» da hukuk mahkemesini bağlamayacağı nazara alınarak olayın vuku şeklinin tam olarak açıklığa kavuşturulması, davacının yukarıdaki beyanının «müterafik kusur» teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile davalı ...'ın tam kusurlu, davalı ...'nin ise «kusursuz sorumlu» olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Davalı ... vekili tarafından «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı» defiinde bulunulmuş, mahkemece, «ceza zamanaşımı» nedeniyle bu defii reddedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8138 E. 2016/3104 K.
Ortak:kusur oranı · kâr mahrumiyeti · taşıyıcı · yasal faiz · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 28.10.2003 tarihinde davalı ...'ın kondüktör olarak «görevli» olduğu Kaynarca tren istasyonunda trenin durduğu, davacının trenden inerken montunun kapanan kapıya sıkıştığı, ilerleyen tren tarafından sürüklenerek yaralandığı, tren kapılarının kondüktörden gelen hareket işareti ile makinist mahallinden kumanda ile kapatıldığı, davacıya atfı kabil «kusur» bulunmadığı, davalı kondüktör ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 98.475,19 TL maddi tazmnat ile 5.000 TL manevi tazminatın 28.10.2003 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından «mahrum» kalan kimseler dahi uğradıkları zararlara karşılık «taşıyıcıdan» tazminat istiyebilirler.
Mahkemece, «kusur» konusunda görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğu gibi ceza mahkemesince belirlenen «kusur oranının» da hukuk mahkemesini bağlamayacağı nazara alınarak olayın vuku şeklinin tam olarak açıklığa kavuşturulması, davacının yukarıdaki beyanının «müterafik kusur» teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile davalı ...'ın tam kusurlu, davalı ...'nin ise «kusursuz sorumlu» olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dosya bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu alındığı, raporda ...nun «kusur oranın» %75 TCDD işletmesinin kusur oranının ise %25 olduğunu bildirdikleri, kusur oranları tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile davacı ...
Dairemiz uygulamaları ve 6103 sayılı Kanun'un 2/1-a maddesi gereğince, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 806. maddesi uyarınca, «taşıyıcı», yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükelllef olup yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından «mahrum» kalan kimseler uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat isteyebileceklerdir.
Davalı işletmeye izafe edilen «kusur», Dairemize yansıyan başkaca dava dosyalarında yolcunun hareket halindeki trenden inmek yahut hareket halindeki trene binmek isterken meydana gelen ölümlü yahut yaralamalı vakalarda benimsenmiş «kusur oranına» uygun olmakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müteveffa yolcuyu hareket halindeki trenden atlamaya iten saikin, davalı işletmenin her biri olayın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zilyetlik · sözleşmenin ihlali · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda2- Dava, demiryolu ile yolcu «taşıma sözleşmesinin ihlali» nedeniyle yolcunun öldüğü iddiasına dayalı olarak yolcu yakınları olan davacıların manevi tazminat istemine ilişkindir.
… n müteveffa yolcuda, aniden gelişen olayın oluşturduğu tehevvür ve paniğin etkisinin sınırlı olacağı, yolcunun TMK'nın 981. maddesinde anlamını bulan kuvvet yoluyla «zilyetliğini» koruma gayretine girişmeyeceği yahut bunu daha ölçülü yapabilecek bir psikoloji içerisinde olacağı, hareket halindeki trenden atlamak gibi tedbirsiz ve talimata ay …
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12636 E. 2010/4128 K.
Ortak:taşıyıcı · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 28.10.2003 tarihinde davalı ...'ın kondüktör olarak «görevli» olduğu Kaynarca tren istasyonunda trenin durduğu, davacının trenden inerken montunun kapanan kapıya sıkıştığı, ilerleyen tren tarafından sürüklenerek yaralandığı, tren kapılarının kondüktörden gelen hareket işareti ile makinist mahallinden kumanda ile kapatıldığı, davacıya atfı kabil «kusur» bulunmadığı, davalı kondüktör ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 98.475,19 TL maddi tazmnat ile 5.000 TL manevi tazminatın 28.10.2003 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 806'ncı maddesinin ilk fıkrası "Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükelleftir.", ikinci fıkrası ise "Yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları «taşıyıcı» tazmin eder.
Yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından «mahrum» kalan kimseler dahi uğradıkları zararlara karşılık «taşıyıcıdan» tazminat istiyebilirler.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamına göre, trenle yolculuk sırasında tren dışından açık arazide trene taş atılması durumunda ülkenin iç güvenliğini teminle «görevli» İçişleri Bakanlığı'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın pasif dava «ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
TTK'nun 806 ncı maddesine göre «taşıyıcı» her türlü tedbiri alarak yolcuları sağ ve salim olarak, gidecekleri yere ulaştırmakla yükümlüdür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · pasif husumet · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, yazılı gerekçelerle «pasif husumet» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamına göre, trenle yolculuk sırasında tren dışından açık arazide trene taş atılması durumunda ülkenin iç güvenliğini teminle «görevli» İçişleri Bakanlığı'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın pasif dava «ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18629 E. 2014/4051 K.
Ortak:kusur oranı · taşıyıcı · kusur · görevli mahkeme · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 28.10.2003 tarihinde davalı ...'ın kondüktör olarak «görevli» olduğu Kaynarca tren istasyonunda trenin durduğu, davacının trenden inerken montunun kapanan kapıya sıkıştığı, ilerleyen tren tarafından sürüklenerek yaralandığı, tren kapılarının kondüktörden gelen hareket işareti ile makinist mahallinden kumanda ile kapatıldığı, davacıya atfı kabil «kusur» bulunmadığı, davalı kondüktör ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 98.475,19 TL maddi tazmnat ile 5.000 TL manevi tazminatın 28.10.2003 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kusur» konusunda görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğu gibi ceza mahkemesince belirlenen «kusur oranının» da hukuk mahkemesini bağlamayacağı nazara alınarak olayın vuku şeklinin tam olarak açıklığa kavuşturulması, davacının yukarıdaki beyanının «müterafik kusur» teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile davalı ...'ın tam kusurlu, davalı ...'nin ise «kusursuz sorumlu» olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 806'ncı maddesinin ilk fıkrası "Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükelleftir.", ikinci fıkrası ise "Yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları «taşıyıcı» tazmin eder.
Benzer bu karardaBu sebeple, «taşıyıcının» hareket halindeki trenin kapısının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda «kusur oranı» araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde varsayıma dayalı bir değerlendirme ile «kusur tespiti» yapılan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… nen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun %20, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 43.256.73 TL «maddi tazminatın» olay tarihi olan 01.04.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan «avans faizi» ile davalıdan tahsiline; manevi tazminat konusunda ise, davacının sosyal ve mali durumu, «maluliyet oranı», «kusur» durumları göz önüne alınarak, davacının çektiği ve çekeceği elem ve ızdırabın biraz olsun dindirilmesine matuf değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, takdiren 21.50 …
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kendi iddiasına göre bindiği trende etrafını saran tanımadığı kimselerle münakaşa ve kavgaya girişmesi üzerine bağırıp yardım isteme çağrılarına, trendeki «görevliler» tarafından duyulmaması nedeniyle kimsenin yardımına gelmemiş olduğu iddiasının gerçek olduğu hususunun mantıki ve kabul edilebilir olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maluliyet oranı · kusur tespiti · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… nen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun %20, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 43.256.73 TL «maddi tazminatın» olay tarihi olan 01.04.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan «avans faizi» ile davalıdan tahsiline; manevi tazminat konusunda ise, davacının sosyal ve mali durumu, «maluliyet oranı», «kusur» durumları göz önüne alınarak, davacının çektiği ve çekeceği elem ve ızdırabın biraz olsun dindirilmesine matuf değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, takdiren 21.50 …
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu sebeple, «taşıyıcının» hareket halindeki trenin kapısının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda «kusur oranı» araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde varsayıma dayalı bir değerlendirme ile «kusur tespiti» yapılan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15361 E. , 2016/1799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.03.2015 tarih ve 2004/464-2015/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ..., davalı .... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... istikametine giden trenden Kaynarca durağında inerken kapıların birden kapandığını, montunun kapıya sıkıştığını, 400 metre sürüklendiğini, davalıların ağır kusuru ile yaralandığını ileri sürerek şimdilik 20.000 TL manevi, 80.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 24.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden talep sonucunu 98.475,19 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı ..., davacının son anda trene binmek isterken kazanın meydana gelmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, olayın tamamen davacının kusurundan meydana geldiğini, yolcuların inişini ve binişini kontrol ettikten sonra düdükle işaret verdiğini, kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davacının son anda trene binmek isterken düşmesinin kuvvetli muhtemel olduğunu, olayın tamamen davacının kusurundan doğduğunu, müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 28.10.2003 tarihinde davalı ...'ın kondüktör olarak görevli olduğu Kaynarca tren istasyonunda trenin durduğu, davacının trenden inerken montunun kapanan kapıya sıkıştığı, ilerleyen tren tarafından sürüklenerek yaralandığı, tren kapılarının kondüktörden gelen hareket işareti ile makinist mahallinden kumanda ile kapatıldığı, davacıya atfı kabil kusur bulunmadığı, davalı kondüktör ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 98.475,19 TL maddi tazmnat ile 5.000 TL manevi tazminatın 28.10.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ..., davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı ...'ye ait trende meydana gelen kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı kondüktör ...'ın tam kusurlu olduğu, davalı ...'nin ise kusursuz sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 806'ncı maddesinin ilk fıkrası "Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükelleftir.", ikinci fıkrası ise "Yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları taşıyıcı tazmin eder. Yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalan kimseler dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat istiyebilirler. Şu kadar ki;
taşıyıcı, kazanın kendisine veya yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde bu iki haldeki tazminattan kurtulur" şeklinde düzenlenmiş olup mahkemenin, davalı ...'nin kusursuz sorumlu olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Ayrıca, 28.10.2003 günü meydana gelen kaza ile ilgili olarak davacı, aynı gün emniyet amirliğinde verdiği ifadede "Tren istasyonunda inmek isterken önümüz kalabalıktı, daha bizler inmeden tren hareket etti, ben de hareket halindeki trenden inmek için ayağımı dışarı attım, ancak ayağım kaydı ve tren ile peron arasına düştüm" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece, kusur konusunda görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğu gibi ceza mahkemesince belirlenen kusur oranının da hukuk mahkemesini bağlamayacağı nazara alınarak olayın vuku şeklinin tam olarak açıklığa kavuşturulması, davacının yukarıdaki beyanının müterafik kusur teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalı ...'ın tam kusurlu, davalı ...'nin ise kusursuz sorumlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Mahkemece, aktüerya hesabı için görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince ... yaşam tablosu uygulanmak suretiyle değil... isimli tablo ve sistem üzerinden hesaplama yapılması da doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Davalı ... vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defiinde bulunulmuş, mahkemece, ceza zamanaşımı nedeniyle bu defii reddedilmiştir. Ancak olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 459/1. maddesi uyarınca davalı ...'ın mahkumiyetine karar verilmesi ve ıslah tarihi olan 24.12.2014 tarihinde 765 sayılı TCK'nın 102. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin dolmuş bulunması nazara alındığında ıslah tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığı gözetilmeksizin yazılı şekilde zamanaşımı defiinin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, davalı ... yararına bozmayı gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... Genel Müdürlüğü ve ... yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... Genel Müdürlüğü yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/236465500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz